pedagojik formasyon eĞİtİm bİlİmlerİne...

of 14/14
Eğitimin Felsefi Temelleri Ünite 5 1 EĞİTİM BİLİMLERİNE GİRİŞ Pedagojik Formasyon Dr. Öğr. Üyesi Yüksel GÜNDÜZ

Post on 13-Sep-2019

17 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

  • Eğitimin Felsefi Temelleri Ünite 5

    1

    EĞİTİM BİLİMLERİNE GİRİŞPedagojik Formasyon

    Dr. Öğr. Üyesi Yüksel GÜNDÜZ

  • Ünite 5

    İçİndekİler5.1. GIRIŞ ........................................................................................................................................... 3

    5.1.1. Temel Felsefe Akımlar ........................................................................................................................................ 45.1.2. İdealizm ................................................................................................................................................................... 55.1.3. Realizm .................................................................................................................................................................... 55.1.4. Pragmatizm (Yararcılık) ...................................................................................................................................... 65.1.5. Varoluşçuluk (Existentialism) ........................................................................................................................... 75.1.6. Eğitim Felsefesi ...................................................................................................................................................... 8

    5.2. TEMEL EĞITIM AKIMLARI ........................................................................................................ 95.2.1. İlerlemecilik ........................................................................................................................................................... 95.2.2. Yeniden Kurmacılık ..........................................................................................................................................105.2.3. Esasicilik .................................................................................................................................................................105.2.4. Daimicilik ..............................................................................................................................................................11

    5.3. KAYNAKÇA ...............................................................................................................................12

    EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ Dr. Öğr. Üyesi Yüksel GÜNDÜZ

  • Eğitimin Felsefi Temelleri Ünite 5

    3

    5.1. GIRIŞ Felsefe sözcüğü Yunanca “philosophia” kavramının ilk kısmını oluşturan “Philo” sözcüğü-nün kökeni sevgi anlamına gelen “Philia”dan alınmıştır. İkinci bölümünü oluşturan “Sho-pia” ise bilgi ve bilgelik anlamına gelen bir sözcüktür. Felsefe bu iki sözcüğün bir araya gelmesinden ortaya çıktığı için bilgi sevgisi, bilgi severlik veya bilme sevgisi gibi anlamlar içermektedir.

    Hem felsefe hem de eğitimin en önemli ortak özelliği, her ikisinin de genelde bilgi kavramı, bilgi arayışı ve bilgi sevgisi üzerine odaklanmış olmalarıdır. Felsefe yani bilgi sevgisi aynı za-manda bireyin arama ve öğrenme arzusuna da karşılık gelmektedir. Bilme sevgisi ve öğren-me arzusu, insanın doğayı ve kendisini anlamaya yönelik sonuçların ortaya çıkarılmasında itici güç oluşturmaktadır. İnsanın kendisini ve doğayı tanımaya yönelik arayışları ilk olarak felsefe tarafından başlatılmıştır.

    Felsefe, bilgileri kendi özel arayış yöntemleri ile arama ve ortaya koymaya yönelik zihinsel faaliyet olarak tanımlanabilir. İnsan aklının, yaratıcılığının ve mantık süreçlerinin birlikte işe koşulması sonucu yeni bilgi ortaya çıkarmayı amaçlayan felsefe, öncesi olmayan yeni açık-lamalar yapmayı amaçlar. Felsefe olay ve olgulara yönelik gözlem ve analizler sonucu yeni anlamlar oluşturmayı temel uğraşı olarak görmektedir. Felsefi arayışlarda temel konu olarak varlık sorusunu ele almaktadır. Felsefede varoluş veya varlık arayışı kapsamında, evren, eşya ve insanın nasıl var olduğuna ilişkin sorular sormakla işe başlanmaktadır. Daha sonra ise bu soruların yanıtlarının bulunmasına yönelik sürekli yeni açıklamalar yapılmaktadır. Varoluşa ilişkin sorulara yanıtlar aramak üzere düşünce üretmek ve tartışmalar yapmak tüm felsefi akımlarının ilgilendiği ortak konuların başında gelir. Hak, özgürlük, demokrasi, ahlak, din, inanç, sevgi, sanat gibi toplumsal ve bireysel yaşam ile ilgili ne varsa felsefenin konusu olmaktadır. Hayatta ve evrende bulunan her şey ve hatta insanın algı alanın dışında kalan metafizik yani insanın duyuları ve algılarını aşan tüm şeyler de felsefinin tartışma konusunu oluşturmaktadır. Felsefe bilimsel çalışmalara yol gösterecek ve dayanak oluşturacak kuram-sal alt yapının olgunlaşmasına destek olmaktadır. Felsefe ve bilim arasındaki ilişki bilimin kuramsal temelini daha güçlü hale getirmektedir.

    Felsefe eyleminin insanın şüphe duymaya başlamasıyla anlam kazandığını söylemek yan-lış olmaz. Şüphe, sunulan açıklamayla yetinmeme, var olan şeylerin olduklarından başka türlü olabileceklerini düşünme eğilimi olarak ortaya çıkar. O, merak ve hayret duygusunun tamamlayıcısı olan önemli bir faktördür. Şüphe, felsefi sorgulamayı harekete geçiren en temel güç ya da etkenlerden biridir. Şüphe eden insan, gerçekliğin göründüğü gibi olmaya-bileceğini, görünüşün gerisinde farklı nedenler olabileceğini düşünen ve dolayısıyla algısal görünüşlerin ötesine geçebilen insandır. Bilim insanı ve filozof birbirine yardımcı olabilir. Bilim insanı bazen yeni bir fikrin peşindedir ve filozof da bilimin sonuçlarıyla ortaya çıkan anlama göre aydınlanır. Bilim adamı sonuçla-rın ve bu sonuçları evrende gerçekleşmesini gözlemeye çalışır. Bilimler bilgi ortaya koyar, filozof ise bilginin ya da bilinen şeyin ne olduğu sorusunu sorar. Bilimler yasa koyar, filozo-

  • Eğitim Bilimlerine Giriş

    4

    fun ilgilendiği ise, “yasa”nın ne olduğudur. Sokaktaki insan hazdan, yarardan söz ederken, filozof, hazdan ya da yarardan ne anlaşılması gerektiğini düşünür. Aynı şekilde filozof el-bette toplumun gelişmesinde etkisi olan değerlerin neler olduğuyla ilgilenir, ama onun asıl ilgisini yönelttiği sorun, değerin kendisinin (kendisinde değerin) ne olduğunu anlamaya çalışmaktır.

    5.1.1. Temel Felsefe Akımlar Felsefi akımlar ve onların eğitime yansımalarını incelemeden önce genel anlamda felse-fenin tartışma konuları üzerinde kısaca durulması gerekmektedir. Yaptığı tartışmalara ve sorduğu sorulara bakıldığı zaman felsefi tartışmaların ağırlıklı olarak, ontoloji, aksiyoloji, epistemoloji ve mantık gibi dört temel alanda toplandığı görülmektedir.

    Ontoloji, varlık sorunu bağlamında var olanı, varoluşu ve varoluş biçimini anlama ve açık-lamaya yönelik sorular sorarak yanıtlamaya çalışır. İnsan, ruh, ölüm, varlık, yokluk, tanrı gibi kavramlar ile ilgili açıklamalar yapmak ontolojinin kapsamındadır. Varlık sorunu bağlamında gerçek varlığı arama sürecinde insanın varlığını beden ve ruh olarak ele almakta ve bunlar arasındaki ilişkiyi sorgulamaktadır. Ontoloji, var oluşun nasıl bir durum olduğu ve varlıkların nasıl sınıflandırılabileceğine ilişkin pek çok soru sormakta ve yanıtlarını aramaktadır. Ayrıca, insanın yaradılış amacı, evrendeki yeri, rolü, evrendeki olayların meydana gelme biçimi gibi konularda da tartışmalar yapmaktadır.

    Aksiyoloji (değerler sorunu veya etik), ağırlıklı olarak insan davranışlarının nedenlerini in-celer ve açıklama getirir. İnsanın, değerler, tercihler ve olaylar karşısındaki davranışlarının nedenini bulmaya çalışır. Değer algısı insana özgü bir özellik olup insana ayrıcalıklı bir du-rum sağlayan ve onu diğer canlılardan ayıran özelliklerden biridir. Bir hareketin ahlaklı olup olmadığını belirleyen özellikler nelerdir? İnsanın yaptığı eylem ahlaki mi? İnsanın ahlaki ola-rak sorumlulukları nelerdir? Bir insan için ahlaki olan diğer insanlar için ahlaki olması gerekir mi? Bireysel ve toplumsal değerler nasıl oluşur? Değer değişiminin nedeni nedir ve nasıl gerçekleşir? Değerler doğuştan gelen bazı özelliklerle etkilenmekte midir? gibi konular ak-siyolojinin kapsamında tartışılan konulardır.

    Epistemoloji (bilgi sorunu), ise bilgi sorunu bağlamında pek çok soruya yanıt aramaktadır. Bilginin ne olduğu, bilginin kaynağı, bilgi türleri, bilimsel bilginin özellikleri, bilginin nasıl doğrulanacağı, bilimsel teoriler, bilimsel yöntemin özellikleri ve uygulanışı, bilgininin niteli-ği ve bilme eylemine yönelik açıklamalarda bulunur. Bilgi türleri: Gündelik bilgi, dinsel bilgi, teknik bilgi, sanat bilgisi, bilimsel bilgi ve felsefi bilgi olarak gruplandırılmaktadır.

    Mantık, tutarlı, doğru düşünme ve akıl yürütme gibi özellikleri kapsar. Mantık, doğru düşün-me ve üretilen bilginin tutarlılığı ya da bütünlüğünü inceler. Üretilen düşüncenin ya da bil-ginin mantıksal olması demek o bilginin geçerli, doğru ya da güvenilir bilgi olduğunu gös-termez. Mantıksal olan bir bilgi genel kabullere ve bilimsel bilgiye ters olabilir. Ancak, tüm felsefi akımlar ve bilim, bilgi üretimlerinde mantıksal olmaya çalışır. Yani mantık biçimsel ve tümdengelimsel düşünebilmenin ilke ve kurallarını öğretmektedir. Mantık bilginin biçimsel

  • Eğitimin Felsefi Temelleri Ünite 5

    5

    olarak nasıl sistemleştirileceği yani akıl yürütme ile elde edilenlerin sistematik olarak nasıl ifade edileceği ile ilgilenmektedir. Mantıksal akıl yürütme sırasında tümevarım, tümdenge-lim, analoji gibi düşünme biçimleri uygulanarak sorgulamalar yapılmaktadır..

    Felsefe akımları genel olarak idealizm, realizm, pragmatizm ve varoluşçuluk başlıkları altın-da ele alınabilir.

    5.1.2. İdealizm İdealizm sözcüğünün iki farklı biçimde kullanıldığı söylenebilir: Felsefe tarihinin her çağın-da birçok düşünür tarafından temsil edilen idealizm, günlük yaşamda yüce amaçlar için kendini adama ya da adanma anlamıyla kullanılır. Eğitimde genellikle kendini gerçekleş-tirme olarak anılır. Bilgiye ilişkin görüşü, bilginin sadece aklın ürünü olduğu biçimindedir. Çünkü esas gerçek fizik evrende değil aklın içindedir. İdealist eğiticiler insan değerini çok yüksek görürler ve bunun eğitimle yükseltileceğine inanırlar. İdealist düşüncede eğitim, in-sanın zihinsel süreçlerinin geliştirilmesidir. İkinci karşılığı yani felsefi boyutta idealizm, tüm gerçekliği ruhsal ya da düşünsel sayan, tüm bilgilerimizi algı, imge ve düşünce gibi bilinç süreçlerine indirgeyen görüştür. Platon, Sokrates ve Hegel en önemli temsilcileridir. İdea-lizm, varlığın düşünceden bağımsız bir biçimde var olduğu “gerçekçiliğin”, “maddeciliğin” ve “doğalcılığın” tam karşıtı bir yerde bulunmaktadır. Bu bağlamda idealizm, bir bakıma ma-teryalist anlayışın karşıtı bir felsefe olarak yorumlanabilir. İdealizm, mutlak gerçeğin fiziksel olmaktan çok ruhsal olduğunu savunarak ruhsal bir nesne olan insanın başlıca amacının kendi doğasını anlatmak, göstermek olduğunu ileri sürer.

    İdealist felsefeye göre eğitim, genel bir yaklaşımla önceden var olan bilginin aktarılması, değerler açısından da ideal varlığa ulaşmak için idealin tekrarı biçiminde betimlenebilir. Eğitim, insanın zihinsel süreçlerinin geliştirilmesidir. Entelektüel eğitim önemlidir. Bu felse-feye göre insan, özgür iradelidir, kişi kendi düşüncelerini gözden geçirerek gerçeğe ulaşabi-lir. Eğitim; bireyi, iyi, doğru ve güzele teşvik etmeli; insanın doğuştan getirmiş olduğu kimi yetenekleri ortaya çıkarmaya çaba göstermelidir.

    İdealizmde evrensel gerçekliğe veya gerçeğin bilgisine akıl yoluyla ulaşıldığı için, idealist eğitim anlayışında öncelikle aklı böyle bir araştırmadan alıkoyan maddi engellerin ortadan kaldırılması, ruhun gözünün açılması amaçlanır. İdealist yaklaşıma göre kültürel değerleri aktaran öğretmen, öğrenciler için örnek olmak durumundadır. İdealist yaklaşımın merke-zinde konular, dersler, evrensel doğrular ve bunları öğrencilere aktaracak olan öğretmen vardır. Bu nedenle, idealist yaklaşım, program yaklaşımları içerisinde, konu merkezli yakla-şımlara girmektedir.

    5.1.3. Realizm Realizm, Türkçe’de gerçekçilik kavramıyla karşılanmakla birlikte felsefi olarak dış dünyanın bilgi ve duyularımızdan bağımsız olarak var olduğunu savunan felsefi akım biçiminde ta-nımlanır. Realizm gerçekliğin insan zihninden bağımsız olduğunun benimsenmesi, gerçek-çi tavır takınma, görünüşlerin yoldan saptıramadığı, yanılsamalara kapılmayan ve duygula-

  • Eğitim Bilimlerine Giriş

    6

    ra kaptırmayan anlayıştır. Gerçek, insan zihninin dışında yaşamda var olandır. Gerçek bilgi, insanın dışında var olagelen bireyden bağımsız bulunmaktadır.

    Realizmin eğitim alanındaki en önemli temsilcisi Aristoteles olmuştur. Onun varlık, bilgi ve değer anlayışının doğrudan bir sonucu olan eğitim felsefesi, iyi ve insana yaraşır bir hayat sürmeyi, yani insanın kendisini bilgi ve değere uygun olarak belirleme ve gerçekleştirme kapasitesi ya da potansiyelini hayata geçirmesini eğitimin en yüksek amacı yapar. Böyle bir bakış açısından yaklaşıldığında, eğitimin amacı veya okullaşmanın işlevi hayatın bilgi yo-luyla dönüştürülmesinde bulunur. Buna göre, eğitimin amacı, insanı insan yapan şey olan aklı ya da rasyonaliteyi alabildiğince geliştirmektir. Realist anlayışın eğitim kuramı, özcülük olarak geçer. Özcülük, eğitime düşen şeyin insanı akademik bilgi ve karakter gelişiminin özsel unsurlarıyla donatmak, okulun en temel misyonunun da insanlık kültürünün temel unsurlarını aktarıp korumak olduğunu savunur.

    Realist eğitimde genel amaç, bireyin topluma uyumunu sağlamaktır. Bu bağlamda yeni kuşaklara kültürel mirası aktarmak, insanı toplumsal yaşama hazırlamak, mutlu ve erdemli kılmak bu temel amacın alt amaçları olarak sıralanabilir. İçerik ve konu açısından realist felsefe öğrenci değil “konu” merkezli çalışmayı amaçlar. Realist programda konular mantıklı bir düzen içinde sınıflanarak belirli disiplinlerle verilmiştir. Nitekim okullarda disiplinlerin alt disiplinlere ayrılması realist programın bir iz düşümüdür. Realizmin eğitim programı anla-yışına göre amaç; insanın doğaya, topluma uyum sağlamasını gerçekleştirecek davranışlar olduğundan, eğitim durumları doğaya ve topluma uyum sağlamak için gerçekleştirecek davranışlar olmalıdır. Realist eğitim anlayışı da insan aklını öne alır ve konu alanını merkeze alan program anlayışını benimser. Bu durum okullarda fizik, kimya, biyoloji ve matematik vb. derslerin esas alınmasını gerektirir. Realizmin eğitim anlayışı, bireyi toplumsal gerçekli-ğe göre hazırlamayı amaçlar.

    5.1.4. Pragmatizm (Yararcılık)Pragmatizm 1859-1952 yılları arasında yaşamış ünlü filozof ve eğitim kuramcısı ve uygula-macısı olan John Dewey tarafından sistematik hale getirilmiştir. Pragmatizm, bir kavram, ilke veya görüşün anlam veya doğruluğunu pratik sonuçlarıyla belirleyen felsefe akımıdır. Pragmatizm, önyargılara, dogmatizme, otoriter uygulama ve çözümlere karşı çıkan, açık dü-şünceye, bilime, çoğulculuğa, hümanizme ve demokrasiye önem veren bir felsefi akımdır. Pragmatizm, yaşayan ve yaşamı biçimlendiren ve somut durumlarda kolaylıkla uygulanan bir felsefedir. Ayrıca bilginin faydası ile ilgili yaptığı açıklamalarda bilginin faydalarını; o bilginin sorun etkisi, günlük yaşamda işe koşulması, öğrenme sırasında önkoşul olması, bir ihtiyacı gidermesi, estetik değer taşıması gibi özellikler açısından tartışmaktır. Pragmatizm bilim ve teknolojik gelişmelerin çok hızlı biçimde ortaya çıktığı ve sanayi devriminin gerçek-leştiği, toplumların demokrasi, sosyal, askeri ve ekonomik olarak köklü değişimler yaşadığı dönemde ortaya çıkmıştır. Pragmatizm eğitim, bilimsel ve toplumsal ilerleme ve değişimin anahtarı olarak görülmektedir. Pragmatizm insanın soyut olan yönü ile değil somut yönü ile ilgilenmekte olup insanı ruhsal bir varlık değil biyolojik ve sosyal bir varlık olarak görmek-tedir.

  • Eğitimin Felsefi Temelleri Ünite 5

    7

    Bu anlayışta bireyin deneyim ve gözlemleri bilginin kaynağı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, bireyin kendisi için gerekli olan bilgiye yine kendi deneyimleri aracılığı ile ulaş-ması pragmatizmin temel ilkesidir. Pragmatizmde “yaparak-yaşayarak öğrenme”, öğrenme için temel ilke olarak kabul edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bilgi bireye faydalı olduğu ölçüde değerlidir. Yani bireyin ihtiyaçları bilginin değerini belirleyen temel ölçüt olmakta-dır. Pragmatist eğitim anlayışı geleneksel okul ve eğitim anlayışından farklıdır. Bu anlayışta “okul”un sosyal yaşamı sürdüren bir kurum olarak doğal ve sosyal çevrenin merkezinde ol-ması gerektiğini savunmuştur. Eğitimde öğrenci merkezde olduğundan öğrenciler çevre-sindeki olaylara seyirci kalmaz, öğrenciler tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi olayların içine ve dolayısıyla yaşama bizzat katılırlar.

    Pragmatizmde bilgi göreceli olduğundan, iyi, kötü, çirkin gibi değerler zamandan zamana, toplumdan topluma değişir. Bu felsefi akım, bilgi edinme ve anlamayı deneysel yaklaşımın bir ürünü olarak görür. Demokrasi ile eleştirel düşünme birbirlerini içerir. Demokrasinin ol-madığı yerde eleştirel düşünceye, eleştirinin olmadığı yerde de demokrasiye yer yoktur. Pragmatizm yapı itibariyle hümanist olup Antik Yunan felsefesinin “İnsan gerçekliğin ölçü-südür.” anlayışını benimsemiştir.

    Pragmatizm, gerçekliğin ölçüsü olarak “yarar” ve “başarı”yı kabul eden anlayıştır. Bu anla-yışa göre, bir düşüncenin doğruluğu, “yararlı” olması ya da “başarı” ve tatmin sağlaması ile ölçülür. Pragmatizme göre bütün bilgiler ve kuramlar insan yaşamını kolaylaştırmak içindir. Eğer herhangi bir kuram ya da bilgi, insanın yaşamda karşılaştığı sorunlara çözüm üretemi-yor ya da bir farklılık yaratmıyorsa hemen ondan vazgeçmelidir. Bu akıma göre, gerçeğin özü değişmedir. Değişmez bir gerçeklikten söz edilemez. Sonlanmış, bitmiş bir durum söz konusu olmayıp sürekli oluşum vardır.

    5.1.5. Varoluşçuluk (Existentialism)Varoluşçuluk insanın biricikliğini savunan bir felsefi akımdır. Yani varoluşçulukta odağa alınan, sorgulanan insanın kendisidir ve insanın varoluşu ve varoluşunun ne anlam ifade ettiğinin incelenmesi gerekir. İnsanın varoluşu bağlamında dünya ve evrendeki yerini sor-gulamaktadır. İnsan özgürdür anacak o özgürlük anlayışının insana verdiği seçme özgürlü-ğü ve bunun sonucunda seçimlerinden dolayı almış olduğu sorumluluk nedeniyle insanın özgürlüğü sınırlanmaktadır. Varoluşçuluk varoluşla ilgili yaptığı tartışmaların sonucunda Tanrıya ilişkin soruların tam yanıtlanmamasının insanı umutsuzluğa, kötümserliğe, bunaltı ve başkaldırışa götürdüğü kabul edilmektedir. Bu nedenle, varoluşçu filozoflar “varoluşçu-luk nedir?” sorusuna farklı yanıtlar oluşturmuşlardır. “Varoluşçuluk nedir?” sorusuna veri-len yanıtlarda varoluşçuluk kötümserlik, başkaldırış, özgürlük, idealizm, akıldışılık, bunalım, umutsuzluk olarak nitelendirilmektedir. Bu nedenle varoluşçuluk felsefi akımı umutsuzluk, kötümserlik, bunaltı ve başkaldırış felsefesi gibi de adlandırılmaktadır. Varoluşçuluk tam an-lamıyla bireyciliği savunurken geleneksel felsefi anlayışları küçümsemektedir.

    Varoluşçulara göre felsefe değer yaratma ve seçme eylemi olarak tanımlanabilir. Değer-lerin oluşmasında yaygın olarak var olan metafizik veya sosyolojik bakış açısı yerine insa-

  • Eğitim Bilimlerine Giriş

    8

    nın kendi tercihleri olmalıdır. İnsanın özgür olduğu düşüncesi esas olduğu için insan kendi seçimlerini kendisi yapmalı ve seçimlerinde sorumlu olması görüşü esastır. Bu durumda varoluşçuluk genel anlamda insan yaşamının özgürleştirilmesi ile uğraşmaktadır. Bu ilke yani insanın özgürleştirilmesi temel ilkesinin eğitime uygulanması gerektiğini savunan va-roluşçuluk, öğrencinin kendini gerçekleştirmesini sağlamak için farklı programlara yer veril-mesini, seçmeli derslerin zengin araç, gereç ve kaynaklar ile öğrencinin seçimine sunulması gerektiğini savunur. Öğrenci kendi öğrenmesi ve seçimlerinde özgür olduğu kadar, ken-di öğrenmesinden de sorumlu olmalıdır. Eğitim sürecinde bireyselliğe önem verilmelidir. Grupla eğitim, her kişinin gelişimini, özgürce seçimini sağlayacak şekilde düzenlenmeli ve eğitim sürecinde tartışma yöntemine ağırlık verilmelidir.

    Varoluşçuluk, insanı merkeze alan, insanın yabancılaşmasına karşı özgürleşmesini amaç edinen bir felsefi akımdır. Varoluşçu felsefeye göre eğitim bireyi yaratmalı, özgürlüğü ge-liştirmeli, bu konudaki gizli ve açık baskıları belirlemeli ve etkisizleştirmelidir. Amaç bireyin uyumlaştırılması değil, özgürleştirilmesi olmalıdır. Varoluşçular için bilgi nesnel ve kesin değildir. Varoluşçuluğa göre gerçek bilgi akılla elde edilemez, gerçeklik daha çok duyumsanarak öğrenilir. Varoluşçuluk insanın özgürlüğünü temel alır, insanın öznelliğine önem verir. Varoluşçu eğitimin en temel amacı, insanın ken-dini gerçekleştirilmesine olanak verilmesidir.

    5.1.6. Eğitim FelsefesiGerek eğitimin gerek felsefenin konusu özünde “insan”dır. İnsana psikolojik açıdan bakıl-dığında bireysel sorunların, sosyolojik açıdan bakıldığında ise toplumsal sorunların konu edinildiği görülür. Eğitim felsefesi de bu bilimlerden yararlanarak insanı geleceğe hazırla-mayı, taşımayı, geçmiş-şimdi-gelecek ekseninde yapılması gerekenleri mercek altına almayı amaçlar.

    Eğitim felsefesi, eğitim alanında yapılanların daha etraflıca tartışılması bu tartışmalar ışı-ğında eğitimsel bilgilerimizin daha da artırılması için yerleşik bilimsel standartların gözden geçirilmesi çalışmasıdır. Eğitim felsefesinin ilgi alanı, “eğitim” dediğimiz kültürel etkinliktir; amacı, eğitimin dayandığı ilke, kavram ve varsayımları aydınlatmak, amaç ve araçlarını irde-lemek, temel sorunlarını tartışmaktır. Başka bir deyişle eğitim felsefesi, eğitimin kavramsal yapısını konu alan çözümleyici bir etkinliktir; işlevi eğitimin amaç ve araçlarını belirlemek, sonuçlarını değerlendirmek değil, bunları eleştirel bir yaklaşımla irdeleyip aydınlatmaktır. Eğitime yönelik amaçlar önermek, kural ve değer yargıları koymak, eğitim felsefesinin doğ-rudan görevi değildir. Eğitim felsefesi tüm kültürel etkinlikler gibi eğitime de yön veren egemen toplumsal ideoloji veya dünya görüşünde çoğu kez üstü örtük kalan değer ve var-sayımları açığa çıkarma, yorumlama ve değerlendirme uğraşıdır. Asıl işlevi evrensel ilke ve değerler çerçevesinde eğitimi toplu ve tutarlı bir görüşe oturtmaktır.

    Eğitim felsefesi, genel anlamda eğitim politikalarına ve uygulamalarına yön veren varsayım, inanç, karar ve ölçütleri inceler, tutarlılık ve anlam yönünden kontrol eder. Eğitim sistemle-rinin temelinde yer alan insan anlayışını değerlendirir. Eğitimde kullanılacak yeni hipotezler

  • Eğitimin Felsefi Temelleri Ünite 5

    9

    oluşturmaya çalışır, insanın doğası, toplum, öğrenme gibi konulardaki felsefi ve eğitimsel yaklaşımları bir araya getirir; bunlardan bir bütün, yani bir eğitim sistemi oluşturmaya çalı-şır.

    Eğitim bilimi felsefi temelleri güçlü olan bilimlerden biri olarak gelişmesini sürdürmekte-dir. Eğitim konusu ilkçağdan günümüze kadar hemen hemen tüm felsefeciler tarafından incelenmiş bir konudur. Eğitim sürecinin “nasıl?” yürütüleceği kadar, içeriğinde “ne öğre-tileceği?” sorusu da büyük önem arz etmektedir. İşte insanoğlunun kendisini, doğayı ve evreni anlamlandırmada en büyük ateşleyicisi olan, şüphe ve merak duygusundan doğan felsefe eğitim bilimi açısından “Ne öğretilmeli?” sorusuna her dönem ve koşulda farklı ya-nıtlar üretmiştir. Bu çerçevede, her türlü eğitim faaliyetinin altında yatan felsefi bir görüşün varlığından bahsedilebilir.

    5.2. TEMEL EĞITIM AKIMLARI Temel eğitim akımları dört başlık altında toplanabilir. Bunlar, İlerlemecilik, Yeniden Kurma-cılık, Esasicilik ve Daimiciliktir.

    5.2.1. İlerlemecilik Bir eğitim akımı olarak ilerlemecilik, pragmatizmin eğitime uygulanmasıdır. Bu akım, eği-timcilerin geleneksel eğitimin aşırı formal ve sıkı disiplinine, pasif öğretime ve amaçsız egzersizlerine karsı eğitimcilerin uzun yıllar verdiği bir çaba sonunda yine eğitimciler ta-rafından geliştirilmiştir. Pragmatistlerin “Gerçeğin esası değişmedir.” görüsünü esas alan ilerlemecilik, “Eğitim devamlı olarak gelişme içindedir.” anlayışını benimsemektedir.

    İlerlemecilik akımının eğitim ilkeleri şu şekilde özetlenebilir: • Eğitim sürecinde, konular, dersler ya da öğretmen değil, öğrenci merkeze alınmalıdır.

    Çünkü eğitilecek olan öğrencidir. • Öğrenme, yaşantı yoluyla gerçekleşir. Bunun için çocukta öğrenmeye karşı ilgi uyandırıl-

    malı, onun önceki yaşantılarından yararlanılmalıdır. • Olay, olgu ve problemler öğrenciye sunulmalı, öğrencinin bunlardan sonuçlar çıkarması

    istenmelidir. Bu şekilde, öğrencinin düşünmesi, düşüncelerini değiştirip geliştirmesi ger-çekleşebilir; çünkü eğitimde bireyin neyi düşüneceği değil, nasıl düşüneceği önemlidir.

    • Eğitim sürecinde, zihnin tüm özelliklerini geliştirmek için, öğrencinin problem çözme yöntemini kullanması sağlanmalıdır. Bunun için, öğrenciye hayattan alınmış ve seviyesi-ne uygun bir problem verilmeli, bunu sınırlandırması ve problemi belirlemesi, daha sonra muhtemel çözüm yollarını üretmesi ve muhtemel sonuçları gözden geçirmesi istenme-lidir. Eğitim ortamı, yukarıda belirtilen süreci gerçekleştirecek şekilde düzenlenmelidir.

    • Okul, hayatın kendisidir. Hayattaki her türlü olgu ve olaylar eğitim ortamına getirilmeli ya da öğrenci bunlara götürülmelidir. Çünkü eğitimin görevi, öğrencinin içinde yaşadığı topluma aktif bir şekilde katılmasını sağlamaktır.

    • Eğitim ortamında teoriye değil, uygulamaya ağırlık verilmelidir. Çünkü sadece kitaptaki

  • Eğitim Bilimlerine Giriş

    10

    bilgilere bağlı öğrenci, olayların sebeplerini ve hangi sebeplerin hangi sonuçları doğur-duğunu kavrayamaz. Eğitim sürecinde ders kitabından yararlanılacaktır, fakat ders kita-bının tek kaynak olmaması gerekir.

    • Eğitim ortamı demokratik olmalıdır. Öğrencilerin ilgi duydukları olay, olgu ve konula-rı sınıfa getirmeleri, bunlar üzerinde gözlem, deney, araştırma yapmaları ve tartışmaları sağlanmalıdır.

    • Eğitim süresinde öğretmen, anlatan, açıklayan değil; aksine yol gösteren, yardım eden, rehberlik yapan, imkân tanıyan bir görev üstlenmelidir. Bunun için öğretmen, her öğ-rencinin yeteneklerini geliştirmek amacıyla, farklı seçenekleri olan zengin öğrenme ve öğretme yaşantılarını sınıfa getirmelidir. Yeniden Kurmacılığa göre, eğitimin görevi top-lumu sürekli olarak yeniden şekillendirmek ve düzenlemektir.

    5.2.2. Yeniden Kurmacılık Yeniden Kurmacılık ilerlemeciliğin devamı niteliğinde, ona bir tepki olarak doğmuş, prag-matizme dayanan bir düşüncedir. Yeniden Kurmacılığa göre, sürekli var olan gelişme ve değişmelere insanın ayak uydurabilmesi için var olma mücadelesinde bir seçim yaparak, eskiyen yıkılan değerlerin yerine yenisinin inşa edilmesi gerekir.

    Yeniden kurmacılık akımının eğitim ilkeleri aşağıdaki gibi özetlenebilir: • Öğrencilere sunulacak bilgi kesin değil, tam tersine her an değişebilecek nitelikte olmalı-

    dır. Çünkü mutlak doğru yoktur. Üstelik evrende sürekli bir değişme söz konusudur. • Eğitimde önemli olan amaçlardır. Bu nedenle, derslerin, konuların ve içeriğin amaçlara

    göre düzenlenmesi gerekmektedir. • Eğitimin görevi, toplumu sürekli olarak yeniden şekillendirmek ve düzenlemektir. Bunun

    için okul, net bir şekilde toplumu değiştirme ve yeniden düzenlemeyi sağlayacak prog-ramlar geliştirmeli ve uygulamaya koymalıdır. Toplumu değiştirmede asıl sorumluluk okula düşmektedir. Bu işte esas sorumlu kişi ise öğretmendir.

    • Sınıf ortamı demokratik olmalıdır. Eğitim amacına uygun olan her türlü düşünce, görüş ve iddia eğitim ortamına getirilmeli, öğrencilerin tartışarak sonuca ulaşmaları sağlanma-lıdır.

    • Uygulamaya ağırlık verilmelidir. Bunun için, deney, gözlem, gezi vb. gibi faaliyetler eği-tim ortamında öğrenci tarafından kullanılmalıdır.

    • Gelecekle ilgili toplumsal ve doğal sorunlar üzerinde durulmalı, öğrencilerin bu prob-lemlerle ilgili çözüm önerileri ileri sürmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca öğrenciler bu tür soru-ları sınıfa getirmelidirler.

    • Eğitim ortamında ceza kesinlikle kullanılmamalıdır. • Eğitim ortamındaki sorular, genellikle eleştirel düşünmeyi ve bilimsel yöntemi öğrencile-

    rin kullanıp kullanmadıklarını ölçecek nicelik ve nitelikte olmalıdır. Yeniden Kurmacılık akımına göre, eğitimin görevi, aranılan değer ve çözümlerin belirlen-mesi, bulunması ve uygulanmasıdır.

    5.2.3. Esasicilik Esasicilik, Türkçe’de özcülük ve temelcilik adlarıyla da anılır. Esasicilik felsefesi daha çok re-

  • Eğitimin Felsefi Temelleri Ünite 5

    11

    alist felsefeden etkilenmiştir. Eğitimin amacı, gerçek yaşamda geçerli olanların öğrencilere aktarılması yani kültürlemedir. Bir bakıma eğitim insanlığın mirası olan bilgi, beceri ve ol-guların korunması ve yeni kuşaklara aktarılması amaçlanır. Esasiciliğe göre insan toplumsal ve kültürel bir varlıktır; hiçbir bilgi ile doğuştan donanık değildir. Bu nedenle toplumsal kültürde bulunan kesin doğrular yeni kuşaklara aktarılmalı; böylece değişim, kuşaklararası çatışma önlenmeli, kültürel miras korunmalıdır. Esasiciliğe göre, eğitimin amacı gerçek ya-şamda geçerli olanların öğrencilere aktarılması yani kültürlemedir.

    Esasicilik akımının eğitim yaklaşımları aşağıdaki gibi özetlenebilir: • Eğitim sürecinde konular ve derslerin önemli olması sebebiyle, öğrenci değil, öğretmen

    merkezdedir. Kültürel mirasın temsilcisi olan öğretmen, doğru ve tutarlı bilgilere sahip-tir. Öğretmen, eğitim ortamında öğrenciye yol göstermeli ve onu sürekli denetlemelidir. Çünkü öğrenme, sıkı çalışma ve disiplin ister.

    • Eğitim sürecinde, öğretmen öğrenciye göre daha aktif olmalıdır. Önemli olan, öğrencinin istenilen davranışları kazanması değil, konuların belli bir süre içinde işlenmesidir. Bunun yanında, problem çözme ve tartışma yöntemi, yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi gerçek-leştirmeyi amaçlıyorsa, belli yaşlarda, mesleki ve teknik eğitim veren kurumlarda kullanıl-malıdır. Bu uygulamalarda da, öğretmen ve konular yine merkezde olmalıdır.

    • Öğretmen eğitim ortamında, gerektiğinde cezaya başvurmalı, otoriteyi elden bırakma-malıdır. Ayrıca öğretmen, kendi kendini kontrol etme özelliğini öğrenciye kazandırmak için, gerekirse çekinmeden zor kullanmalıdır.

    • Kitaplarda bulunmayan, derste işlenmeyen konularla ilgili sorular öğrenciye sorulmama-lıdır. Öğretmen derste işlediği konuları, kitapta yazılanları öğrencilere sormalı, öğrenciler de bu soruların cevaplarını öğrenmelidir.

    5.2.4. Daimicilik Daimicilik eğitim felsefeleri içinde en tutucu, gelenekçi ve esnek olmayan felsefe olarak bilinir. Bu görüşe göre bütün zamanlar ve toplumlarda gerçeğin yapısı değişmemektedir. Bu nedenle Daimiciler geçmişe dönerek insan doğası, gerçek, bilgi, erdem ve güzellik gibi evrenin değişmeyen görünümlerini öne çıkarırlar. Eğitimde kültürel değerlerin aktarımının son derece önemli olduğu savunulur. Daimiciliğe göre, eğitim faaliyetleri evrensel gerçek-lere uygun olarak düzenlenmelidir.

    Daimicilik akımının temel eğitim ilkeleri şu şekilde ortaya konabilir: • Sürekli bir değişim süreci içinde yaşamamıza rağmen, özde değişmeyen bazı unsurlar

    söz konusudur. Eğitim, bu değişmeyen özellikleri (edebiyat, tarih ve felsefedeki evrensel gerçekler gibi) bireylere kazandırmalıdır. Bu nedenle, eğitim faaliyetlerinin değişmeyen ve evrensel gerçeklere uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

    • Eğitim ortamı hayatın aynısı olmayacağına göre, bireyleri hayata hazırlayacak şekilde dü-zenlenmelidir. Bu çerçevede okulun asıl amacı da, toplum kültürünü yeni yetişen nesille-re sağlıklı bir şekilde kazandırmaktır.

    • Eğitim sürecinde bireylere kazandırılacak olan bilgilerin, her zaman ve her yerde geçerli-liğini koruyabilecek özelliklere sahip olması gerekir. Bu nedenle, formal eğitim sürecinde,

  • Eğitim Bilimlerine Giriş

    12

    daha çok okuma-yazma, matematik ve edebiyat öğretimine yer verilmeli, iş ve meslek eğitiminin ise iş yerlerinde gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.

    • Başta sosyal bilimler olmak üzere, farklı alanlarda klasikleşmiş temel eserler bulunmakta-dır. Eğitim sürecinde bu temel eserlerden yararlanılmalıdır.

    5.3. KAYNAKÇA

    • Akdoğan, B. (2011). Eğitime Felsefeyle Bakmak, Ankara: SOBİL Yayıncılık.• Cevizci, A. (2011). Felsefeye Giriş, Ankara: Nobel Yayınları.• Çüçen, A. K. (2003). Felsefeye Giriş, Bursa: ASA Kitabevi.• Dewey, J. (1900). School and Society, Chicago: The University of Chicago Press.• Dindar, B. (2008). Seçme Felsefe Yazıları, Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.• Doğan, N. (2003). Pragmatizmin Felsefi Temelleri, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler

    Fakültesi Dergisi, 20, 83-93.• Erkılıç, T. A. (2011). Felsefi akımlar ve eğitim, (Ed. A. Boyacı), Eğitim Felsefesi içinde s. 19-49,

    Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayını.• Erişen, Y. (2004). Eğitimin Felsefi Temelleri,İlk Günden Başöğretmenliğe, Ed.: Ş. Erçetin.Ankara:

    Asil Yayınları.• Hilav, S. (2003). 100 Soruda Felsefe, Istanbul:Koç Kültür Sanat ve Tanıtım Hiz. Tic. A.Ş.• Kale, N. (2009). Felsefiyat, Ankara: Pegem Akademi.• Kısakürek, M. A. (1982). Eğitim Felsefe İlişkileri Üzerine, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi

    Dersisi. 15(1), 67-75.• Sarıoğlu, G. (2008). Tarih Felsefesi Alanında Bir İnceleme: Varoluş Felsefesi ve Tarih

    Anlayışı,Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5(9), 223-275.• Sönmez, V. (2012). Eğitim Felsefesi, Ankara:Anı Yayıncılık.• Tokdemir, M. A. (2007). Tarih öğretmenlerinin değerler ve değer eğitimi hakkındaki görüşleri.

    Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü: Trabzon.

    • Topdemir, H. G. (2008). Felsefe, Ankara: PegemAkademi.• Üstüner, A. (2002). Eğitimin Felsefi Temelleri, Ed.: E. Toprakçı, Eğitim Üzerine (91-117), Ankara:

    Ütopya Yayınları,

  • Eğitimin Felsefi Temelleri Ünite 5

    13

  • Eğitim Bilimlerine Giriş

    14

    5.1. Giriş 5.1.1. Temel Felsefe Akımlar 5.1.2. İdealizm 5.1.3. Realizm 5.1.4. Pragmatizm (Yararcılık)5.1.5. Varoluşçuluk (Existentialism)5.1.6. Eğitim Felsefesi

    5.2. Temel Eğitim Akımları 5.2.1. İlerlemecilik 5.2.2. Yeniden Kurmacılık 5.2.3. Esasicilik 5.2.4. Daimicilik

    5.3. Kaynakça