kongre kitap

of 122/122

Post on 15-Jan-2017

289 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    1

    NDEK LER

    NYAZI

    DZENLEME KURULU

    KONGRE B L MSEL PROGRAMI

    KONU MA ZETLER

    SZEL B LD R LER

    POSTER B LD R LER

    3

    5

    6

    12

    41

    65

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    2

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    3

    De erli Meslekta lar m z,

    Trkiye ocuk ve Gen Psikiyatrisi Derne i taraf ndan dzenlenen ve Necmettin Erbakan

    niversitesi, Meram T p Fakltesi ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim

    Dal n n ev sahipli ini yapt 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar

    Kongresi, 9 - 12 Nisan 2014 tarihleri aras nda Konya Dedeman Otel Kongre Merkezinde

    yap lmaktad r.

    Bu seneki tema "Genomdan Terapilere" olarak belirlenmi tir. Seilen bu tema, ocuk ve

    ergen ya grubunda grlen ruhsal sorunlar n s n fland r lmas , etiyolojisi ve tedavileri ile

    ilgili yeni yakla mlar n tart lmas n amalamaktad r.

    Drd uluslararas olmak zere 74 bilim insan n n katk lar ile bilimsel niteli i yksek bir

    program olu turulmu tur: 6 Konferans, 8 al ma Grubu, 15 Panel, 3 Kurs, 3 Uzmanla

    Bulu ma ve 3 Olgu Tart malar . Ayr ca 40 szel olmak zere 128 bildiri sunumu

    gerekle tirilecektir.

    Ulusal Kongre Bildiri Kitab , bu seneden itibaren ocuk ve Genlik Ruh Sa l Dergisinin

    Ek Say s olarak yay nlanacakt r. Ayr ca Trkiye ocuk ve Gen Psikiyatrisi Derne i

    taraf ndan dzenlenen Y ll k Toplant lar n duyurular n tek adres zerinden takip

    edebilirsiniz: www.cocukergenkongre.com

    Sizleri, Nisan 2014de Mevlanan n ehri Konyaya misafir ediyor olmaktan byk mutluluk

    duyuyor, tm kat l mc lar iin keyifli bir Ulusal Kongre olmas n umuyoruz

    Do. Dr. Sabri Hergner

    Necmettin Erbakan niversitesi

    Meram T p Fakltesi

    ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar A.D.

    Prof. Dr. Ayla Aysev

    Trkiye ocuk ve Gen Psikiyatrisi Derne i

    Kongre Dzenleme Kurulu Ba kan

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    4

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    5

    Onur Kurulu

    Prof. Dr. Muzaffer eker

    Necmettin Erbakan niversitesi Rektr

    Prof. Dr. Fsun uhadaro lu

    Trkiye ocuk ve Genlik Psikiyatrisi Derne i

    Kongre E ba kanlar

    Do. Dr. Sabri Hergner

    Necmettin Erbakan niversitesi, Meram T p Fakltesi

    ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar A.D.

    Prof. Dr. Ayla Aysev

    Trkiye ocuk ve Genlik Psikiyatrisi Derne i

    Kongre Dzenleme Kurulu Ba kan

    Kongre Sekreteri

    Do. Dr. Ayhan Bilgi

    Sayman

    Prof. Dr. Fatih nal

    yeler

    Prof. Dr. Ayla Aysev

    Prof. Dr. Fatih nal

    Prof. Dr. Fsun uhadoro lu

    Prof. Dr. Mge Tamar

    Do. Dr. Koray Karabekiro lu

    Do. Dr. brahim Durukan

    Yerel Dzenleme Kurulu

    Do. Dr. Sabri Hergner

    Do. Dr. Ayhan Bilgi

    Yrd. Do. Dr. Sava Y lmaz

    Yrd. Do. Dr. mer Faruk Aka

    Yrd. Do. Dr. Serhat Trko lu

    Uzm. Dr. Arzu Hergner

    Uzm. Dr. Ahmet Yar

    Dr. mit I k

    Dr. Rukiye olak Sivri

    Dr. Saliha K l n

    Dr. Burak A kel

    Dr. Necati Uzun

    Dr. zlem Karakaya

    Dr. Esra Ho o lu

    Psk. Glin Naltekin

    Psk. Sevin Gnayd n

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    6

    9 N SAN 2014 AR AMBA

    TURKUVAZ SALON TURUNCU SALON BEYAZ SALON

    13:00 14:30 PANEL 1 - PRODROMAL PS KOZ ALI MA GRUBU 1 ALI MA GRUBU 2

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Burak Baykara

    Prodromal Psikoz Nedir? Ne De ildir?

    Do. Dr. Burak Baykara

    Prodromal Psikoz Belirtileri izofreni iin ngrc mdr?

    Uzm. Dr. Gonca zyurt

    Psikotik Bozukluklarda Yksek Risk Gruplar ve Tedavi Yakla mlar

    Do. Dr. Ne e Fi

    F Z KSEL HASTALI I OLAN OCUKLAR VE A LELER LE

    ALI MAK

    Prof. Dr. mran Tzn

    OCUKLARDA FKE-SALDIRGANLIK LE BA A

    IKMA VE SOSYAL BECER E T M

    Prof. Dr. Tmer Trkbay

    14:30 14:45 KAHVE ARASI

    14:45 16:15

    PANEL 2 T K BOZUKLUKLARINDA TEDAV

    YAKLA IMLARI

    PANEL 3 - M ZA VE PS KOPATOLOJ

    ALI MA GRUBU 3

    Oturum Ba kan : Do. Dr. brahim Durukan

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Emine Zinnur K l

    GEL M VE RUHSAL SA LIK DE ERLEND RMES (DAWBA)

    TANILAMA ARACININ KULLANIM E T M

    Yrd. Do. Dr. Onur Burak Dursun

    Do. Dr. Taner Gvenir

    (Kat l m 30 ki i ile s n rl d r)

    Tik Bozukluklar nda Farmakoterapi

    Yrd. Do. Dr. Mehmet Fatih Ceylan

    Miza ve Anksiyete Bozukluklar

    Prof. Dr. Emine Zinnur K l

    Tik bozukluklar nda Al kanl Tersine evirme Terapisi

    Uzm. Dr. Koray Kara

    Miza ve Duygulan m Bozukluklar

    Do. Dr. zlem zcan

    Tik bozukluklar na E lik Eden Durumlarda Farmakoterapi

    Do. Dr. brahim Durukan

    Miza ve Ba lanma Bozukluklar

    Do. Dr. Didem ztop

    Tik Bozukluklar nda Ay r c Tan

    Yrd. Do. Dr. Murat Yce

    Miza ve Davran m Bozuklu u

    Do. Dr. Ayhan Bilgi

    16:15 17:15 KONFERANS 1 OLGU TARTI MALARI 1 OLGU TARTI MALARI 2

    ANNEN N EMZ RD D L:

    ANA D L

    Prof. Dr. Cem Kaptano lu

    ERGEN PS K YATR S NDE VAKA RNEKLER

    Prof. Dr. Emine Zinnur K l

    OCUK VE A LEYLE YAS ALI MAK

    Prof. Dr. Behiye Alyanak

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    7

    17:30 19:00 AILI PROGRAMI

    AILI KONU MALARI

    AILI KONFERANSI:

    Prof. Dr. Mim Kemal ke A k, Dans, Tasavvuf

    D NLET :

    Ali Bekta Mesneviden

    Hikmet Kayalc Ney

    10 N SAN 2014 PER EMBE

    TURKUVAZ SALON TURUNCU SALON BEYAZ SALON

    07:30 08:45

    UZMANLA BULU MA 1

    LK GR ME: TERAPT K B R FIRSATA DN TRLEB L R

    M ?

    Prof. Dr. Yank Yazgan

    SZEL B LD R LER 1 SB1 - SB10

    Oturum Ba kan : Do. Dr. zalp

    Ekinci

    Nrogeli imsel Bozukluklar

    SZEL B LD R LER 2 SB11 - SB20

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Ka an

    Grkan

    Y k c Davran Bozukluklar

    09:00 10:30

    PANEL 4 - DSM- 5 OCUK VE ERGEN PS K YATR S NE NE

    GET RD ?

    PANEL 5 - HASTA OCUKLARIN HAKLARI NASIL

    KORUNUR?

    ALI MA GRUBU 4

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Mcahit ztrk

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Bengi Semerci

    WECHSLER LEKLER NEY LER, UYGULAMANIN OLMAZSA OLMAZLARI NELERD R? SONULAR

    NASIL YORUMLANMALIDIR? WISC-RDAN WISC-IVE

    Dr. Kln. Psk. lkiz Alt no lu Dikmeer

    Prof. Dr. Glsen Erden

    ocuk Psikiyatrisi A s ndan DSM-5e Genel Bir Bak

    Uzm. Dr. Sebla Gke

    ocuk Hasta Haklar n Ailelere ve Okullara Kar Kim Savunacak?

    Prof. Dr. Bengi Semerci

    Y k c Duygudurumu Dzenleyememe Bozuklu u

    Prof. Dr. Mcahit ztrk

    Tarihsel Srete De i en ocuklar in zel Gereksinim Raporu

    Uygulamalar

    Yrd. Do. Dr. aziye Senem Ba gl

    Asperger mi? Toplumsal leti im Bozuklu u mu?

    Do. Dr. Evren Tufan

    Hasta Haklar Uygulamalar Bak A s ndan ocuk Haklar

    Av. Jlide I l Ba atur

    Y k c Davran Bozukluklar Kapsam nda Yeni Bir Tan : Aral kl

    Patlay c Bozukluk

    Do. Dr. Ay e K l aslan

    Klinik Uygulamada Hasta Haklar n n Gzetilmesi

    Prof. Dr. Runa dil Uslu

    10:30 11:00

    KAHVE ARASI

    POSTER TURU 1 (PB1 - PB22)

    Tart mac lar: Do. Dr. Ne e Fi , Do. Dr. Didem

    ztop, Do. Dr. Burcu zbaran, Do. Dr. zlem zcan

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    8

    11:00 12:30

    PANEL 6 OCUK VE

    ERGENLERDE ADL PS K YATR K DE ERLEND RME

    PANEL 7 DUYGULARIN NROB YOLOJ S

    ALI MA GRUBU 5

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Ay e Avc Oturum Ba kan : Do. Dr. Ayhan

    Cnglo lu

    OCUK VE ERGENLERDE UYKU SORUNLARINA YAKLA IM VE KOLAY

    UYGULANAB L R YNTEMLER

    Do. Dr. Sabri Hergner

    Prof. Dr. Ay e Arman

    Do. Dr. Ay e K l aslan

    stismar Olgular n Psikiyatrik De erlendirilmesi, Genel ve Ay r c

    zellikler

    Do. Dr. Gonca Gl elik

    Utanma

    Do. Dr. Ayhan Cnglo lu

    Gvenir Bilgiye Ula ma; Haf za Trleri ve Do ru Soru Sormak

    Do. Dr. Ay egl Yolga Tahiro lu

    Korku

    Do. Dr. Koray Karabekiro lu

    Adli Raporlama ve zlem; Olgu rnekleri, Zor Olgular n Ynetimi

    Prof. Dr. Ay e Avc

    ekingenlik

    Yrd. Do. Dr. Murat Yce

    znt

    Uzm. Dr. zhan Yal n

    12:30 13:30 LE YEME YE L SALON

    13:30 15:00

    PANEL 8 - AT LLA TURGAY DEHB PANEL : DEHBYE TRK YEDEN

    YAKLA IM

    PANEL 9 OT ZMDE GENET KTEN TEDAV YE

    KURS 1

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Eyp Sabri Ercan

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. zgr Yorb k

    YEME BOZUKLU UNDA ERGEN LE ALI MAK

    Prof. Dr. Janet Treasure

    (Kurs ngilizce olup simltane eviri yap lmayacakt r)

    Trkiyede DEHB Epidemiyolojisi

    Uzm. Dr. Taciser Uysal

    Otizmde Genetik

    Uzm. Dr. Caner Mutlu

    DEHB Tan s nda retmen ve Ebeveyn Bilgi Farkl l klar n Nas l

    De erlendirmeliyiz?

    Uzm. Dr. Ay egl Selcen Gler

    Otizmde Epigenetik

    Prof. Dr. zgr Yorb k

    DEHB ve Otizm Birlikteli inde la Kullan m

    Uzm. Dr. lku Akyol Ard

    Otizmde Hedefe Dnk Tedaviler Ne Kadar Umut Verici?

    Do. Dr. Ka an Grkan

    DEHBde Alt tiplerin oklu Beyin Grntleme, Genetik ve Bilgisayarl

    Nropsikolojik Test Bataryas yla Kar la t r lmas

    Prof. Dr. Eyp Sabri Ercan

    15:00 15:30

    KAHVE ARASI

    POSTER TURU 2 (PB23 - PB44)

    Tart mac lar: Do. Dr. Goncagl elik, Do. Dr. Koray

    Karabekiro lu, Do. Dr. Ay egl Tahiro lu, Do. Dr. A.

    Evren Tufan

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    9

    15:30 17:00

    PANEL 10 BEBEK RUH SA LI I

    PANEL 11 - SOSYAL B L VE

    EMOSYON TANIMA KURS 1

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Koray Karabekiro lu

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Burcu zbaran

    YEME BOZUKLU UNDA A LE LE ALI MAK

    Prof. Dr. Janet Treasure

    (Kurs ngilizce olup simltane eviri yap lmayacakt r)

    0-4 Ya Dneminde Anne-ocuk li kisinin Gzlemsel De erlendirilmesi

    Do. Dr. Koray Karabekiro lu

    Yeme Bozukluklar ve Sosyal Bili

    Do. Dr. Burcu zbaran

    Fetal Maternal Ruh Sa l ve Perinatal Psikososyal Faktrler

    Uzm. Dr. Tuna ak

    Alkol ve Madde Ba ml l nda Sosyal Bili ve

    Emosyon Tan ma

    Do. Dr. Zeki Ync

    Anne Bebek Ba lanmas ve Perinatal Risk Etmenleri

    Yrd. Do. Dr. mer Faruk Aka

    Dikkat Eksikli i ve Hiperaktivite Bozuklu unda Sosyal Bili ve

    Emosyon Tan ma

    Yrd. Do. Dr. Sezen Kse

    0-4 Ya Dneminde Psikiyatrik Ba vuruyu Belirleyen Psikososyal

    Faktrler

    Dr. Zehra Babada

    17:00 19:00

    GENEL KURUL

    11 N SAN 2014 CUMA

    TURKUVAZ SALON TURUNCU SALON BEYAZ SALON

    07:30 08:45

    UZMANLA BULU MA 2

    NROGEL MSEL BOZUKLUKLARDA ZOR VAKALARA YAKLA IM

    Prof. Dr. Nahit M. Mukaddes

    SZEL B LD R LER 3

    SB21 - SB30

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Neslihan Emiro lu

    Duygudurum ve Kayg

    Bozukluklar

    SZEL B LD R LER 4

    SB31 - SB40 Oturum Ba kan : Prof. Dr. Aynur

    Akay

    Konsltasyon Liyezon ve Adli Psikiyatri

    09:00 10:40

    K L KONFERANS

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Neslihan Emiro lu / Do. Dr. Sabri Hergner

    ocukluk Dnemi Duygudurum Bozukluklar nda Besleyici Mdahaleler

    Prof. Dr. Mary Fristad

    Yeme Bozuklu u iin Hastal k Basamaklar Kavram

    Prof. Dr. Janet Treasure

    10:40 11:10 KAHVE ARASI

    POSTER TURU 3 (PB45 - PB66)

    Tart mac lar: Do. Dr. Burak Do angn, Do. Dr. brahim

    Durukan, Do. Dr. I k Karakaya, Do. Dr. Burak Baykara

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    10

    11:10 12:00

    KONFERANS

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Nahit Motavall Mukaddes

    Geli imsel Ba lant Bozuklu u olarak Otizm

    Prof. Dr. Jan Buitelaar

    12:00 13:00 LE YEME YE L SALON

    13:00 14:30 KURS 2

    PANEL 12 - GNMZ SA LIK S STEM NDE ERSAH UZMANLIK E T M

    PANEL 13 - NROGEL MSEL BOZUKLUKLARDA ENDOFENOT PLER

    DUYGUDURUM BOZUKLUKLARINDA

    PS KOSOSYAL YAKLA IMLARR

    Prof. Dr. Mary Fristad

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Sha Miral

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Birim Gnay K l

    Sa l k Uygulamalar n n Getirdikleri

    Prof. Dr. Levent Kayaalp

    Dikkat Eksikli i Hiperaktivite Bozuklu unda Endofenotipler

    Prof. Dr. Birim Gnay K l

    Nas l bir ERSAH uzman hedefliyoruz?

    Prof. Dr. Mge Tamar

    zel Okuma Gl nde Endofenotipler

    Do. Dr. Sennur Zaimo lu

    E itim Srecinde Glkler ve Gl Ynlerimiz

    Uzm. Dr. Gonca Engin

    Otizm Spektrum Bozukluklar nda Endofenotipler

    Uzm. Dr. Betl Mazlum

    Neler Yapt k? Neler Yapmal y z?

    Prof. Dr. Sha Miral

    14:30 15:00

    KAHVE ARASI

    POSTER TURU 4 (PB67 - PB88)

    Tart mac lar: Do. Dr. zden neri, Do. Dr. Ebru Kltr, Do. Dr. Ayhan Bilgi, Do. Dr. Ay e K l aslan

    15:00 16:30 KURS 2 ALI MA GRUBU 6 ALI MA GRUBU 7

    DUYGUDURUM BOZUKLUKLARINDA

    PS KOSOSYAL YAKLA IMLARR

    Prof. Dr. Mary Fristad

    TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLU UNDA

    DE ERLEND RME ve B L SEL DAVRANI I

    YAKLA IMLAR

    Do. Dr. I k Karakaya

    NROPS KOLOJ K DE ERLEND RME,

    NROPS KOLOJ K TESTLER ve OCUK PS K YATR S

    PRAT NDE KULLANIMI

    Do. Dr. Aylin lden Kokar

    Uzm. Dr. Betl Mazlum

    16:30 17:30 UZMANLA BULU MA 3 OLGU TARTI MALARI 3

    YETERL L K KURULU TOPLANTISI

    ET K

    Do. Dr. Osman Elbek

    Prof. Dr. ahbal Aras

    KEND NE ZARAR VERME DAVRANI INA YAKLA IM

    Do. Dr. Burak Do angn

    Uzm. Dr. Saltuk Dnmez

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    11

    17:30 18:30 KOM SYON TOPLANTILARI

    AKILCI LA KULLANIMI

    19:30 GALA YEME

    YE L SALON

    12 N SAN 2013 CUMARTES

    TURKUVAZ SALON TURUNCU SALON YE L SALON

    08:30 09:45

    PANEL 14 SOSYAL KAYGI BOZUKLU UNDA TEDAV

    YAKLA IMLARI PANEL 15 - ANNE - BABALIK

    VE OCUK RUH SA LI I ALI MA GRUBU 8

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Ebru Kltr Oturum Ba kan : Do. Dr. zlem

    Gencer

    OT ZMDE DE ERLEND RME ve TEDAV

    Prof. Dr. Jan Buitelaar

    Sosyal Kayg Bozuklu unda Psikofarmakolojik Yakla mlar

    Do. Dr. Ebru Kltr

    Anne - Babal k ve ocu un Ruhsal Geli imine Etkisi

    Do. Dr. Aylin zbek

    Sosyal Kayg Bozuklu unda Psikodrama Uygulamalar

    Do. Dr. zden neri

    Anne - Babal k E itimleri ve Topluma Etkisi

    Do. Dr. Fatma Varol Ta

    Sosyal Kayg Bozuklu unda Bili sel Davran Yntemler

    Uzm. Dr. Selcen Esenyel

    Anne - Babal k E itimi ve Ruhsal Bozukluklara Etkisi

    Do. Dr. zlem Gencer

    09:45 10:00

    KAHVE ARASI

    10:00 11:30

    UYDU SEMPOZYUMU (YE L SALON)

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Eyp Sabri Ercan

    Prof. Dr. Russell Barkley

    Yrtc lev ve zdenetim Bozuklu u Olarak Dikkat Eksikli i ve Hiperaktivite Bozuklu u

    (Jannsen taraf ndan desteklenmektedir)

    11:30 12:00

    DL TREN - DE ERLEND RME - KAPANI

    12:00 17:00

    D KKAT EKS KL H PERAKT V TE BOZUKLU U KURSU (YE L SALON)

    Prof. Dr. Russell Barkley

    Dikkat Eksikli i Hiperaktivite Bozuklu unda Kan ta Dayal Tedaviler

    la Tedavileri ve Ebeveyn Dan manl

    Erken Dnemde Srekli Tedavi

    Dikkat Eksikli i Hiperaktivite Bozuklu unda Duygunun nemi

    Tan ve Tedaviye Etkisi

    (Jannsen taraf ndan desteklenmektedir)

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    12

    KONU MA ZETLER

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    13

    PANEL-1: Prodromal Psikoz

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Burak Baykara

    9 Nisan ar amba

    13:00 - 14:30

    Prodromal Psikoz Belirtileri izofreni in ngrc mdr?

    Uz. Dr. Gonca zyurt

    Dokuz Eyll niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Gnmzde psikiyatrik bozukluklar n ortaya k n nlemek giderek daha da nem kazanm t r. Psikotik bozukluklar psikiyatirk bozukluklar iinde en fazla yeti yitimine sebep olan bozukluklard r. Psikozu ngrmek ve nlemek izofreni ara t rmalar n n en nemli alan n olu turmaktad r. Prodromal dnemde psikotik bozukluklar tan mak; erken tan , erken tedavi, biyolojik belirtelerin tan mlanmas , psikoza giden srecin anla lmas , belki de prodromal dnemde tan n p olas psikotik bozuklu a gidi i nlemek a s ndan ok nemlidir. ocukluk ve ergenlik dneminde psikotik belirtilerin ortaya kmas ola an biyopsikososyal geli imin etkilenmesine de sebep oldu undan prodromal belirtileri tan mak daha da nem kazanmaktad r. Bu konuda yap lan en nemli ve en son al malardan biri olan, The European Prediction of Psychosis Study (EPOS)-Avrupa Psikozu ngrme al mas nda; ultra-high-risk (UHR)-ok yksek risk veya the basic symptombased criterion cognitive disturbances (COGDIS)- bili sel bozulma kriterine ba l temel belirtiler gz nne al narak psikoz iin yksek risk alt nda bulunmu ya ortalamas 23.05.2 olan 245 ki i Avrupadaki 6 merkezde al maya dahil edilmi ve 18 ay boyunca izlenmi tir; izlem sonunda psikoza gidi oran %19 olarak bulunmu tur. UHR ve COGDISin kombine edilmesine ek olarak pozitif belirtiler, bizar d nce, uyku bozukluklar , geen y ldaki i levselli in ve e itim y llar n n de erlendirilmesi ile de bir ngrme modeli olu turulmu tur ve bu modelin pozitif prediktif de eri %83,3 olarak tespit edilmi tir ki bu tan do rulu u a s ndan ok iyi bir sonutur. Kuzey Amerikada 8 merkezin kat lmas ile 2008 de yap lan Prediction of Psychosis in Youth at High Clinical Risk: A Multisite Longitudinal Study in North America al mas nda 2,5 y l boyunca prodromal dnem tan kriterlerini ta yan, ya ortalamas 18.14.6 olan 291 ki i al maya dahil edilmi tir. izofreni iin fonksiyonel bozulmaya sebep olmu genetik risk, al lmad k d nce ieri inin yksek seviyede olmas , paranoya/ phecili in fazla olmas , sosyal i levselli in ciddi bozulmas , madde kullan m yks de i kenlerinin ikili ve l kombinasyonlar n n eklenmesi ile prodromal dnem tan kritelerinin ngrdrcl nn pozitif prediktif de eri %68den %80e ykselmi tir. Maki P ve ark (2013) taraf ndan yap lan al mada 1986 kuzey Finlandiya do umlu 6274 ki inin kat ld Kohort al mas nda 2003-2008 y llar aras nda Finlandiyadaki hastane kay tlar incelendi inde 23 (%0,4) ki inin psikotik bozukluk nedeniyle, 89 (%1,4) ki inin de psikotik olmayan psikiyatrik bozukluklar nedeniyle hastaneye ba vurdu u tespit edilmi tir. Psikotik bozuklu u olanlar n (n=23) %35inin ba kalar ile ileti ime gemede zorluk ya ad ; yine %30unun da ergenlik dneminde sosyal ie ekilme belirtilerinin oldu u bulunmu tur. Psikotik olmayan psikiyatrik bozukluk nedeniyle hastaneye yat r lanlarda (n=89) bu belirtilerin oran s ras yla %10 ve %13 olarak bulunurken hastanede yatarak psikiyatrik tedavi almayan olgularda yani kontrollerde (n=6162) s ras yla %9 ve %11 olarak tespit edilmi tir. Psikotik bozuklu u olanlarla psikotik olmayan psikiyatrik bozuklu u olanlar aras nda ve yine kontrol grubu aras nda sosyal ie ekilme belirtileri a s ndan anlaml fark saptanm t r (p

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    14

    Psikotik Bozukluklarda Yksek Risk Gruplar ve Tedavi Yakla mlar

    Do. Dr. Ne e Perdahl Fi

    Marmara niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Herhangi bir birey, zay f psikotik belirtilerin ya da tekrarlay c k sa sreli psikotik belirtilerin varl , ya da genetik ykllk ve i levsellikte gerileme (ki ide izotipal ki ilik bozuklu u ya da birinci derece akrabalar nda psikotik bozukluk tan s olmas ko ulu ile) ltlerinden birini kar lad nda psikoz iin yksek risk grubunda kabul edilmektedir. Yksek risk grubundaki bireylerin bir y l iinde psikoza gei oranlar n n yakla k %40 oldu u belirtilmektedir. Mevcut bilgilerimize gre; psikozda tedaviye erken ba laman n daha iyi prognozla ili kili oldu u d nlmekte ve elde edilenpsikofarmakolojik ve nrogeli imselbilgiler, izofreni iin koruyucu olabilecek giri imler zerine ilgiyi artt rmaktad r. Ancak gerek izofreni geli tirebilecek bireylerin ve prodrom dneminin tan mlanmas , gerek hangi a amada tedavinin ba lanaca , gerekse tedavinin niteli i ve sresi zerinde tam bir fikir birli i olu mam t r. Halen ara t rmalar devam etmekte olup, genel kan duygudurum ve kayg belirtileri nplandaysa duygudurum dzenleyicileri ve antidepresanlar n; izofreniye ait e ik alt belirtiler iin de antipsikotiklerin tercih edilmesi ynndedir. Bu sunumda, bahsi geengenel bilgiler nda, psikoz iin yksek risk gruplar n n tan mlanmas ve tedavide yer alan gncel bilgilerin tart lmas amalanm t r.

    ALI MA GRUBU 2 9 Nisan ar amba

    13:00 - 14:30

    ocuklarda fke-Sald rganl k le Ba a kma ve Sosyal Beceri E itimi

    Prof. Dr. Tmer Trkbay

    GATA ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    ocuklarda fke ve sald rganl k; miza glkleri yan nda sosyal-ileti imsel yetersizlikler, aile ii at malar n ve ocuk yeti tirmedeki yetersizlikler ile tutum yanl lar n n sonucu geli ebilmektedir. Erken ocukluk dneminde ocu un mizac na uygun olarak duygular n dzenlemesinin retilmesi, ya anan ileti imsel glkler kar s nda ebeveynin sorun zme konusunda iyi model ve k lavuz olmas , sosyal becerilerin geli tirilmesi ile arkada edinme ve akran ili kilerini dzenlemede yeterlilikler kazand rma fke ve sald rganl n ynetilmesinde nemli koruyucu etmenlerdir. E er fke ve sald rganl n kayna psikopatolojiler ile ili kili ise psikoteraptik yakla mlar n uygulanmas ve gerekirse psikotrop ilalar n kullan lmas na sal k verilir.

    ocuklarda fke ve sald rganl kla ba a kma; olumsuz duygunun peki mesinin nne geilebilmesi iin erken ya larda ba lanmal d r. Erken ocukluk dneminde okul ncesi e itimde g duygularla ba a kmada duygular n tan nmas ve kabul edilebilir ekilde ifade edilmesine ynelik sosyal beceri e itimleri ve Ben Sorun zerim gibi problem zme stratejilerinin retilmesi ocuklara ileti im yeterlilikleri kazand r r. Daha byk ocuklarda fke ve sald rganl kla ba a kmada bili sel davran terapilerin yararlar yads namaz dzeydedir. li kilerde otomatik olarak ortaya kan gerekd sa l ks z emalar zerine al lmas ve bunlar n ya ama

    aktar lmas gereklidir. ocuklarda fke ve sald rganl kla ili kili psikopatolojilerin tan nmas ve bini ik bozuklar n ay rt edilmesi etkili tedavi yakla mlar n n geli tirilmesi ynnden nemlidir. al ma grubunda fke ve sald rganl kla ba a kmada daha ok bili sel ve davran yakla mlar ve sosyal beceri e itimi zerinde durulacakt r.

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    15

    PANEL-2: Tik Bozukluklar nda Tedavi Yakla mlar

    Oturum Ba kan : Do. Dr. brahim Durukan

    9 Nisan ar amba

    14:45 - 16:15

    Tik Bozukluklar nda Farmakoterapi

    Yrd. Do. Dr. Mehmet Fatih Ceylan

    Y ld r m Beyaz t niversitesi T p Fakltesi

    Tik bozukluklar ocukluk a nda s ka grlen nropsikiyatrik bozukluklardand r. Tikler ani, k sa, aral kl , istemsiz veya yar -istemli motor ve vokal tiklerden olu ur. Tik bozukluklar genellikle 5-6 ya lar nda ba lar ve erkeklerde 4 kat daha fazla grlr. Genellikle tikler ba , boyun ve st ekstremitelere yerle mi lerdir. Tik bozukluklar tourette sendromu, kronik tik bozuklu u, gelip geici tik bozuklu u ve ba ka trl adland r lamayan tik bozuklu u eklinde s n fland r l r. Bunun haricinde streptokokla ili kili tiklerin s ka grld , PANDAS bozuklu unu da syleyebiliriz. Bu grup hastal klarda kaudat nukleus ve putamene kar antikorlar saptanm t r. Tik bozukluklar n n etyopatogenezisi tam olarak ayd nlat lamam t r ancak beyinde bazal gangliyonlar, kortiko-striatal ve talamo-kortikal anormalliklerin rol oynad na ynelik gl kan tlar mevcuttur. Birok al mada zellikle bazal ganglionlarda artm dopaminerjik aktivite sulanmaktad r. Hastal n tedavisinde do ru te his yani ay r c tan lar n ekarte edilmesi ve komorbid psikiyatrik rahats zl klar nemlidir. Tedavide ilk a amada ocuk ve aile hastal k konusunda bilgilendirilmesi gereklidir. Hafif tiklerin grld olgularda genellikle ila tedavisi nerilmemektedir. Bulgular ocu un okul ba ar s n , ki isel ili kilerini ve ya am kalitesini etkilemeye ba lad nda, farmakoterapi ncelikli tedavi yntemidir. Tedavide ana ama, tiklerin tamamiyle kaybolmas de ildir ve bu o u zaman gerekle meyebilir. Amac m z, ocu un bu tiklerden dolay duydu u rahats zl k hissi ve utanc en d k seviyede tutacak ekilde tiklerin kontroln sa lamak olmal d r. Hastalar belirtilerinin tedavisi iin uzun sre ila tedavisi almak zorunda kalmakta ve bunun yan s ra pek ok ila yan etkisi ile kar la maktad rlar. Tik bozukluklar n n tedavisinde Dopamin-2 (D2) reseptr blokaj etkisi gl olan atipik (risperidon, aripiprazol, olanzapin, ziprasidon) ve tipik (haloperidol, pimozid) antipsikotik ilalar s kl kla kullan lmaktad r. Bunun haricinde alfa 2 reseptr agonostleri (klonidin, guanafasin), antiepileptik ilalar (levetiracepam, topiromat) yap lan al malarda hastal n tedavisinde faydal bulunmu tur. Son dnemlerde Trans Manyetik Stimlasyon (TMS) tekni i ile talamik ekirdeklerin yksek frekansta uyar lmas n n tiklerde nemli lde azalmaya yol at saptanm t r. Buna ek olarak yap lan al malarda bili sel davran terapilerinde tedavide etkin oldu u belirtilmi tir. Tik bozukluklar nda dzenli bir ya am, aile ve okul deste i, stesin azalt lmas ve dzenli egzersizler koruyucu faktrlerdendir. Tiklerin s kl kla grld PANDAS bozuklu unda ise tedavide depo penisilinler ve antipsikotik ilalar kombine olarak kullan lmaktad r. Tik bozukluklar yla dikkat eksikli i hiperaktivite bozuklu u, obsesif kompulsif bozukluk ve anksiyete bozukluklar s kl kla birlikte olabilir. Komorbit durumlar ya am kalitesini byk lde etkiler ve tedaviyi zorla t rmaktad r. Bu gibi durumlarda komorbid hastal klar n ayr ca tedavisi gerekmektedir ve birden fazla medikasyon uygulanmaktad r. Sonu olarak tik bozukluklar tedavi edilmedikleri takdirde ya am kalitesini d ren nropsikiyatrik bozukluklardand r.

    Tik Bozukluklar nda Ay r c Tan

    Yrd. Do. Dr. Murat Yce

    Ondokuz May s niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Tikler yakla k olarak ocuklar n % 1inde grlen; genellikle yz ve vcudun st k s mlar nda ortaya kan k sa sreli, ani hareketlerdir. Tik bozukluklar na s kl kla dikkat eksikli i hiperaktivite bozuklu u, obsesif kompulsif bozukluk ve zel renme bozukluklar e lik etmektedir. Tiklere benzeyen di er t bbi durumlar bazen tan karma as na neden olabilir. Tiklerin di er t bbi durumlarla birlikte giden davran lardan (r: Huntington hastal , Lesch-Nyhan sendromu, Sydenham koresi, Wilson hastal gibi) ya da herhangi bir maddenin do rudan etkileri nedeniyle ortaya kan davran lardan (r: nroleptikler) ay rt edilmesi gerekir. T bbi ve ailesel yk, hareketin yap s , ritmi ve harekete etki eden durumlar n gz nnde bulundurulmas do ru tan n n konmas na yard mc olabilir. Bu sunumda tiklerle kar abilecek durumlar ele al nacak olup klinik pratikte ay r c tan hakk nda bilgiler verilecektir.

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    16

    PANEL-3: Miza ve Psikopatoloji

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Emine Zinnur K l

    9 Nisan ar amba

    14:45 - 16:15

    Miza ve Duygulan m Bozukluklar

    Do. Dr. zlem zcan

    nn niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Hipokrattan bu yana psikopatolojiler ve miza aras ndaki ili ki bilinmesine ra men bu ili kinin niteli i net olarak ayd nlat lamam t r. Duygulan m ve duygulan m dzenlenmesindeki bireysel farkl l klar olarak tan mlanan miza, biyolojik temellere dayan r ancak ana babal k becerileri gibi evresel etmenlere de duyarl d r. Uzunlamas na ve e zamanl yap lan birok al ma depresyon ve bipolar bozukluk gibi duygudurum bozukluklar ile miza ili kisini ortaya koymaktad r. Miza ve duygudurum bozukluklar aras ndaki ili ki de i ik modeller erevesinde tart labilir. K r lganl k modeline gre miza zellikleri ocuklarda duygudurum bozukluklar n n geli imi iin yatk nl k olu turabilir. Bu durumda risk olu turan miza zellikleri psikopatolojik durumdan daha farkl olarak grlr. Spekturum modeli boyutsal yakla m kullanarak duygudurum bozukluklar n miza zelliklerinin en u noktas olarak tan mlar. Bir ba ka bak a s ise miza zelliklerinin var olan bozuklu un grngsn, gidi i ve prognozunu etkileyebilece ini ileri srmektedir. Skar modeli ya anan duygudurum bozukluklar n n ocu un mizac nda etkileyerek de i tirdi ini ileri srer. Rothbart ve arkada lar pozitif duygulan m (positive emotionality, PE), negatif duygulan m (negative emotionality,NE) ve istemli kontrol (effortful control, EC) olarak temel miza boyutu tan mlamaktad r. NE korku, fke ve znt gibi olumsuz duygulan mla karakterize iken, PE haz veren, doyum sa layan duygulan m ile ili kilidir. stemli kontrol daha az bask n olan bir tepkiyi gsterebilmek iin bask n bir tepkiyi bast rabilme becerisi olarak tan mlan r. stemli kontrol becerisine sahip bir birey isteyerek dikkatini bast rabilir, aktive edebilir veya de i tirebilir ve bu yzden sonradan a a kan duygusunu de i tirme ve ayarlama potansiyeline sahiptir. Psikopatoloji ve miza aras ndaki ili kiyi inceleyen al malar, depresyon gibi ie at m bozukluklar n n ortaya kmas nda yksek NE ve d k PE dzeyini vurgulamaktad r. Gnmzde ocuk, gen ve eri kinlerde duygudurum bozukluklar n n tedavisi ve miza ili kisi ilgi eken bir konu olarak kar m za kmaktad r. Duygudurum bozukluklar n n tedavisinde miza zellikleri, tedavi seimi ve etkinli ini ngren bir de i ken olabilece i gibi uygulan tedavilerde mizac yeniden ekillendirebilir. Bu alanda yap lan al malar depresyonu olan eri kin hastalar zerine odaklanm olup, ocuk ve gen hastalar ve di er duygudurum bozukluklar ile yap lan al malar s n rl d r. Duygudurum ve miza aras ndaki ili kinin anla lmas bu bozukluklar n etiyolojisi, alt tipleri, tedavi, prognoz ve nlenmesi konusunda nemli katk lar sa layacakt r. Miza ve Ba lanma Bozukluklar

    Do. Dr. Didem Behice ztop

    Erciyes niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Miza ve ba lanma aras ndaki ili ki literatrde hem kavramsal hem metodolojik ba lamda yer almaktad r. Bir dizi ara t rmac mizac n ba lanman n tiplerinin belirlenmesinde gl bir rol oynad n ve mizac n yabanc durum testinde ayr lma s ras nda ocu un davran lar na katk da bulundu unu tart maktad r. Ara t rmac lar n baz lar ise erken ocukluk dneminde ba lanma tiplerindeki farkl l klar n daha ok bak m verenin davran lar na ba l oldu unu, mizac n bebe in ba lanmay ortaya karan davran lar n yo unlu unda ve s kl nda etkili oldu unu ileri srmektedirler. Ba lanma teorisyenleri mizac n bebe in stresle kar la t bir durumda ebeveyni nas l arad yla ili kili oldu unu, bak m verenin yan t verme biiminin ise ba lanman n kalitesiyle ili kili oldu unu belirtmi lerdir. Metodolojik olarak miza ve ba lanma aras ndaki ili kiye yabanc durum testinde bak ld nda mizac n bebe in ayr l a verdi i yan t s ras ndaki stresin dzeyini gsterdi i ancak ba lanman n as l belirleyicisinin annenin yan t olabilece i tart lmaktad r. Son y llardaki ara t rmalar bebeklerin mizasal zeliklerinin gvenli ve gvensiz ba lanma ayr m n belirleyemeyece ini ileri srm ve baz ara t rmalarda da ba lanma alt gruplar nda yer alan bebeklerin miza zelliklerine bak ld nda bir fark olmad gsterilmi tir. Ara t rmac lar mizasal zelliklerin ba lanman n gvenli ve gvensiz alt tiplerini ayr m yla ili kili olmaktan ziyade, gvenli veya gvenli ba lanman n nas l ifade edildi iyle ili kili oldu una dikkati ekmektedir. Tm bu tart malar dikkate al nd nda bebe in mizac n n annenin yan tlar n , bu yan tlar nda anne-bebek aras ndaki ba lanma ili kisinin kalitesini etkiledi ini syleyebiliriz.

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    17

    Mizac n tepkisel ba lanma bozuklu unun (TBB) klinik grnmyle ili kisi olmamas na ra men, TBBna ba l ortaya kan klinik belirtiler miza zelli i olarak tan mlanabilmektedir. Oysa ki bu belirtiler tamam yla ocu un ya ad bak m deneyimleriyle ili kilidir. TBBda miza muhtemelen parental faktrlere kar ya koruyucu ya da zedelenebilirli e katk da bulunan dzenleyici bir faktr olarak rol oynamaktad r.

    Miza ve Davran m Bozuklu u

    Do. Dr. Ayhan Bilgi

    NE Meram T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dal

    Empati yoksunlu u, pi manl k ve sululuk duymama ve s ya da yetersiz duygulan m ile giden kat ve duygusall ktan uzak miza zelliklerinin davran m bozuklu u geli imi a s ndan risk faktr oldu u grlmektedir. Bu miza zelliklerine ikincil olarak geli en davran m bozuklu u olgular nda belirgin dzeyde emosyonel ve davran sal disregulasyon bulunmaktad r. Kat ve duygusall ktan uzak miza zelliklerinin davran sal inhibisyonun yoklu u, daha iddetli davran m problemleri, di er insanlar n olumsuz duygular n i lemleyememe, cezaland rmaya duyars zl k, uyaran aray ve proaktif agresyon ile ili kili oldu u bildirilmektedir. Ayr ca miza zelli i olarak yksek yenilik aray ve d k zarardan ka nma puan olan bireylerin de davran m problemleri a s ndan risk alt nda oldu u bildirilmektedir. Bu sunumda davran m problemlerine neden olan miza zellikleri ve yap sal faktrler gzden geirilecektir.

    AILI KONFERANSI: A k, Dans, Tasavvuf

    Prof. Dr. Mim Kemal KE

    9 Nisan ar amba

    17:45 - 18:30

    Modernite, hatta onun 21. Yzy l versiyonu olan postmodernite Kresel Toplumun sadece tketiciye indirgenen insan n giderek st rap verici biimde yaln zla t r yor, yabanc la t r yor ve yozla t r yor. Ve kayg a dedi imiz bu dnemin ayd nlar soruyor : Uygarla man n neresindeyiz? Neleri yitirdik?

    Tezimiz; insan n metafiziksel derinli ini yitirdi idir. Bize gre gnmz insanl n n varolu sal ikilemlerinin, amazlar n n, k sacas tm bunal mlar n n kayna buradad r. Oysa ki, bundan nce ilkel, hatta vah i dedi imiz geleneksel toplumlarda insanlar mzik ve dans ile ki isel dinginliklerini ve toplumsal birlikteliklerini, uyum iinde birarada ya ayabilme maharetini gsterebilmi ler; mutlu ( olmay /) kalmay bilmi lerdi. Mzik, ticarile meden salg lad mistik titre imlerin esrar ile halklara dinginli in temel harc olan ke f-i a k n metodolojisini retmi ti. Portelere a k n ruhsall n nak etmi tik. nsana, do aya ve ( seni ) yaradana/ya atana a kt bu

    Trkler, aynen ba ka milletler gibi, mzi in terapik ve tedavi edici vasf n anlam ve amanizmden slamiyete de in hem bilimsel, hem de uygulamal biimde uygarl k tarihine mal etmi lerdir. amanlar, a klar ve abdallar OrtaAsyadan Anadoluya muazzam bir kltr miras b rakm lard r, arkalar nda. slam tasavvufu ise a k imi her ne var ise alemde inanc ile medenile mek iin a k n, edebin , terbiyenin nemini vurgulam t r. A k n eti i ve esteti i zikir diye an larak, daha yksek bir ruhsal tekamle talip olanlara e itim diye verilmi tir. te, bu ba lamda Hz. Mevlana bir zirve olarak kabul edilmelidir. Sema, elbette bir dans de ildir, ibadettir. inde bulundu u ruhsal ykseli in grsel, ifadesi ile te yandan evrensel bir mesaj ta makta ve insano luna tam da bugn ihtiyac oldu u bir dnemde kendisiyle bar arak uygarla labilece inin yolunu / yntemini gstermektedir.

    Mevlana Celaleddin Rumi A k n Velisidir. yle ki, o sema ile insan n Allah na hayranl k duygular n n, a ka dn mesiyle, sevgilide ve sevgide yok olu u anlatmaktad r. Sema ile mirac na varan o ki inin idrak ndaki de i im onun yarat lana kar sevgi ve sayg dolu olmas n sa layacakt r ve o yeni alg lama biimi ile halka hizmet edecektir. Bo una sylememi Mevleviler : Sema sefa, cana ifa, ruha g dad r. Bu nameler insan n bedeninin, beyninin ve gnlnn a kla dans n mjdelemektedir.

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    18

    PANEL-4: DSM-5 ocuk ve Ergen Psikiyatrisine ne getirdi?

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Mcahit ztrk

    10 Nisan Per embe

    09:00 - 10:30

    ocuk Psikiyatrisi A s ndan DSM-5e Genel Bir Bak

    Uz. Dr. Sebla Gke

    Erenky Ruh ve Sinir Hastal klar Hastanesi, ocuk ve Ergen Psikiyatrisi

    2013 y l nda yay nlanan DSM V ( Amerikan Psikiyatri Birli i Ruhsal Bozukluklar Tan sal ve statistiksel El Kitab n n Be inci bask s )te ocuklar n ya ad ruhsal bozukluk belirtilerinin ve deneyimlerinin daha a k olarak kapsanmas planlanm t r. Ayr ca ocukluk a ruhsal bozukluklar n eri kin dnemde grlen ruhsal bozukluklar ndan izole etmek yerine geli imsel bak a s ilegeli im a amalar n n etkileri vurgulanarak s n flanmaya al lm t r. Klinisyenler ve ailelerin ocuklarda gzlemledi i belirtileri kapsayan DSM IVte bulunmayan iki yeni ruhsal bozukluk DSM Vte tan mlanm t r. Sosyal leti im Bozuklu u ( SiB ) Szel ve szel olmayan ileti im alan nda d k bili sel kapasite ile tan mlanamayacak dzeydesre en zorlukla karakterizedir. ocukta al c ve ifade edici dilde ve kar l kl ileti im kurmada zorluk gzlemlenmektedir. Y k c duygudurumreglasyon bozuklu u (YDRB) da DSM V te yeni eklenen bozukluklardan biridir. inde bulunulan durumla hem iddet hem sre bak m ndan uygunsuz dzeyde ciddi ve tekrarlayan fke patlamalar ile karakterizedir. Bu fke patlamalar n n ortalama ayda 3 ya da daha fazla ve 1 y l a k n sredir grlyor olmas gerekmektedir. Baz bozukluklar ise DSM Vte yeniden tan mlanm t r. Otizm Spektrum Bozukluklar DSM IVte Otistik Bozukluk, Asperger Sendromu, ocukluk a Desentegratif bozuklu u ve ba ka trl adland r lamayan yayg n geli imsel bozukluk tan lar alt nda 4 kategoride tan mlanmakta iken ara t rmac lar Otizm Spektrum Bozuklu u tan s n nklinik ve bilimsel olarak daha do ru ve tutarl bir ekilde kullan laca n ngrm lerdir. Bu sebeple DSM V te tek kategori alt nda toplam lard r. Dikkat Eksikli i/Hiperaktivite Bozuklu unun (DEHB) DSM IVte 7 ya ndan nce ba lamas nko ul iken DSM Vte 12 ya s n r kabul edilmi tir.

    Y k c Duygudurumu Dzenleyememe Bozuklu u

    Prof. Dr. Mcahit ztrk

    Hasan Kalyoncu niversitesi Psikoloji Blm

    Son on y lda ba ta Amerikada olmak zere ocuk psikiyatrisi kliniklerinde bipolar bozukluk tan ve buna ba l olarak da tedavi oran ndaki art hayli dikkat ekiciydi. Klinisyenler taraf ndan as l tart lan ise, bipolar bozuklu un ocukluk dnemi semptomlar n n eri kin dnemden farkl olup olmad ynndeydi. Mood de i iklikleri olan ocuklar n bir k smi bipolar bozukluk tan ltlerini kar lar iken, di er k sm bu ltleri kar lam yordu. Bu nedenle DSM 5 de, yo un, episodik olmayan irritabilite ve a r uyar lm l k hali oldu u halde, bipolar bozuklu un temel belirtilerinden olan s n rlar belirgin kabarm ve irritabl duygudurum periyotlar bulunmayan ocuklarda y k c duygudurumu dzenleyememe bozuklu u tan s konmas gerekti i bildirildi. Uzunlamas na yap lan al malar sonucunda genlerdeki episodik olmayan irritabilitenin, eri kinlik dnemindeki bipolar bozukluktan daha ok, anksiyete ve unipolar depresyon ile ilintili oldu u iddia edildi. Yine bu al malarda; y k c duygudurumu dzenleyememe bozuklu u olan ocuklar n ailelerinde, bipolar bozukluk tan s alanlara gre daha az say da bipolar bozukluk yks oldu u bildirildi.

    Y k c duygu durumu dzenleyememe bozuklu unda szel ve/veya davran sal biimde ortaya kan ve yo unluk ya da sre a s ndan byk lde orant s z olan, yineleyici, a r fke patlamalar sz konusudur. Haftada ya da daha ok kez ortaya kan fke patlamalar , ocu un geli im dzeyine uygun de ildir. Bu fke patlamalar aralar ndaki duygudurum, neredeyse her gn, srekli olarak abuk k zma ya da k zg nl k gsterme ile belirlidir ve bu durum ba kalar nca rahatl kla gzlenebilir. Bu tan , ilk kez 6 ya ndan nce ya da 18 ya ndan sonra konmamal d r. Ayr ca majr depresyon bozuklu u, dikkat eksikli i/a r hareketlilik bozuklu u, davran m bozuklu u ve madde kullan m bozukluklar gibi di er bozukluklarla birlikte konabilirse de, kar t olma, kar gelme bozuklu u, aral kl patlay c bozukluk ya da iki ulu bozuklukla birlikte konamaz. Belirtileri, hem y k c duygudurumu dzenleyememe bozuklu unun, hem de kar t olma, kar gelme bozuklu unun tan ltlerini

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    19

    kar layan ki ilere yaln zca y k c duygudurumu dzenleyememe bozuklu u tan s konur. Ki i, daha nce bir mani ya da hipomani dnemi geirmi se, y k c duygudurumu dzenleyememe bozuklu u tan s konmamal d r. Klinisyenler iin en nemli sorunlardan biri y k c duygudurumu dzenleyememe bozuklu u ile bipolar bozukluk aras ndaki ay r c tan d r. Burada zellikle zerinde durulan nokta, s n rlar belirgin mood ve bununla e zamanl olarak geli en davran ve bili sel de i im periyotlar gzlemlemedike, bipolar bozukluk tan s konmamas eklindedir. Y k c duygudurumu dzenleyememe bozuklu unun tedavisi konusunda ok az say da al ma vard r. Hospitalize hastalarda lityumla yap lan bir al mada lityumun yaral oldu u bildirilmi tir. Dikkat eksikli i hiperaktivite bozuklu u ile komorbit durumlarda stimlan tedavisinin etkili oldu u ynnde bir al ma vard r. Medikal tedavinin irritabilite zerine etkili oldu u varsay m ile klinisyenler taraf ndan antidepresanlar, mood dzenleyiciler ve ikinci ku ak antispiskotikler tedavide kullan lan psikofarmakolojik ajanlardand r. uras kesindir ki, y k c duygudurumu dzenleyememe bozuklu u henz ok yeni bir tan kategorisidir. Sre iinde yap lacak ara t rmalar, klinik deneyimler ve bilimsel tart malarla tan geerlili i ve tedavi protokol konusunda mesafe kat edilecektir.

    Asperger mi? Toplumsal leti im Bozuklu u mu?

    Do. Dr. Evren Tufan

    Abant zzet Baysal niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    DSM-5 tan sistemi ierisindeki Otistik Spektrum Bozuklu u (OSB) tan kategorisi DSM-IV-TR de Yayg n Geli imsel Bozukluklar (YGB) kategorisi ierisinde yer alan Otistik Bozukluk, Asperger Bozuklu u ve BTA-Yayg n Geli imsel Bozukluk tan lar n iermektedir. DSM-5te OSB tan s iin gerekli semptom gruplar 2 gruba indirilmi tir. Bu gruplar; toplumsal ileti im ve etkile imde kal c eksiklikler ve k s tl , tekrarlay c , davran , ilgi ve etkinlik rntlerini iermektedir. kinci semptom kmesi ierisine duyusal belirtiler eklenmi ve semptomlar n erken ocuklukta olmas gerekti i (ancak toplumsal talepler k s tl kapasiteleri a ana kadar tam olarak belirginle meyebilece i) bildirilmi tir. DSM-5 ltleri ile zellikle kk ya lardaki ocuklar n, k z ocuklar n ve Asperger Bozuklu u tan s n alanlar n s n flanmas nda sorunlar ya anabilece ine ili kin bulgular yznden; DSM-5 metninin son halinde DSM-IV-TR ltlerine gre tan lar n n net oldu u durumlarda (DSM-5 ierisindeki OSB ltlerini kar lamasalar da) Otistik Bozukluk, Asperger Bozuklu u ve BTA-Yayg n Geli imsel Bozukluk tan l ocuk ve ergenlere OSB tan s n n konmas gerekti i bildirilmi tir (APA 2013). Ancak belirtilen de i iklik geici bir zmdr ve klini e yeni ba vuran ve sadece DSM-5 ltlerine gre de erlendirilen olgular n tan s n de i tirebilir. DSM-5 ierisinde ilk kez tan mlanan Toplumsal leti im Bozuklu u (T B) tan s da DSM-IV-TR ierisinde YGB olarak tan mlanan ocuklar, zellikle k s tl ve tekrarlay c davran rnts gstermeyenlerin s n flanmas n de i tirebilir. Bu sunumda lkemiz ve yurt d ndan veri setlerinin analizleri ile Asperger Bozuklu u ve T B tan lar aras ndaki gei meler tart lacak ve ara t rma nerileri payla lacakt r.

    Y k c Davran Bozukluklar Kapsam nda Yen B r Tan : Aral kl Patlay c Bozukluk

    Do. Dr. Ay e K l naslan

    stanbul niversitesi, stanbul T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Aral kl patlay c bozukluk (APB) yak n zamanda yay mlanan DSM-Vin Y k c bozukluklar, drt denetimi ve davran m bozukluklar blmnde yer almaktad r. APBdeki temel belirtiler yineleyici davran patlamalar n ierir ve bu patlamalar s ras nda gsterilen sald rganl n dzeyi, k k rtman n (provakosyon) ya da psikolojik tetikleyici etkenlerin neden olabilece ine gre byk lde orant s zd r ve ba ka bir fiziksel veya psikiyatrik hastal k ya da madde kullan m ile ili kili de ildir. Bu patlamalar nceden tasarlanm de ildir ve ki inin sosyal, mesleki ve ki iler aras i levselli inde belirgin bir s k nt ya yol aar. Bu dnemler insanlara, hayvanlara, e yalara ynelmi szel ya da fiziksel iddet ile sonulanabilir ve o u hasta gnlk i ve ki isel ya amlar nda bozulma bildirirler. Genel poplasyonda eri kin ya grubunda APBnin ya am boyu s kl Amerikada %4-7, Japonyada %2.1 ve Irakta %1.7 olarak bildirilmi tir. Ergen ya grubundaki s kl ara t ran bir al mada ise %7.8lik bir oran bildirilmi tir. Geriye dnk bildirimler APBnin tipik olarak ocukluk ya da ergenlik dneminde ba lad n gstermektedir. APBin etyolojisinde ocukluk travmalar gibi psikososyal nedenlerin yan s ra genetik faktrler ve serotonin, noradrenalin ve dopamin gibi e itli nrotransmitter sistemlerindeki

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    20

    dzensizlikler gibi biyolojik nedenlerinde rol oynad bildirilmektedir. Bu bozuklu un ay r c tan s nda alkol ve madde intoksikasyonu, antisosyal ve borderline ki ilik bozukluklar , genel t bbi duruma ba l ki ilik de i iklikleri ve davran m bozuklu u gibi agresyonun bir belirti olarak yer ald hastal klar yer al r. Hastal k genellikle inat bir seyir izler ve belirgin bozulmaya yol asa da ve tedavi iin klini e ba vurma oranlar te birden daha d ktr. APB duygudurum, anksiyete ve madde ile ili kili bozukluklar gibi di er psikiyatrik hastal klarla yksek dzeyde komorbidite gsterir. APBnin tedavisinde placebo kontroll tek al mada fluoksetin plasebodan daha etkili bulunmu ancak olgular n ancak %44nde yan t grlrken, %29u tam remisyona girmi tir. Di er al malarda ise duygudurum dengeleyici antiepileptik ilalardan valproat ve levetirasetam n yan s ra e itli seici geri al m inhibitr antidepresanlar n etkinlikleri de erlendirilmi ancak yeterli etki gsterilememi tir. Gnmzde APB tedavisi iin FDA n onaylad bir ila bulunmamaktad r. la d tedavi yntemlerinden Bili sel Davran terapinin etkili oldu una ynelik kk randomize kontroll bir al ma mevcuttur. APBda etkin tedavi stratejilerinin belirlenmesi iin ok say da al maya ihtiya duyulmaktad r. Bu sunumda APBnin tan sistemleri iinde bugne kadar geli imi, tan ltleri, epidemiyolojisi, nedenleri ve tedavi yakla mlar gzden geirilmeye al lacakt r. Travma Sonras Stres Bozuklu u (TSSB) iin 6 ya ncesinde grlen klinik ara t rmalara dayal , belirtilere geli imsel perspektiften bakan yeni bir alt tip tan mlanm t r. DSM Vte yer alan zgl renme Bozuklu u ise okuma, matematik, yaz l renme bozuklu u olarak ayr lmam olup genel akademik becerilerde bozulmay ieren tan mlama yap lm t r. Yeme bozukluklar ise DSM IVte ilk olarak bebeklik, ocukluk ve ergenlik a nda tan konulan bozukluklar ba l alt nda yer al rken DSM Vte beslenme ve yeme bozukluklar ba l alt nda s n fland r lm t r. PANEL-5: Hasta ocuklar n Haklar Nas l Korunur?

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Bengi Semerci

    10 Nisan Per embe

    09:00 - 10:30

    ocuk Hasta Haklar n Ailelere ve Okullara Kar Kim Savunacak?

    Prof. Dr. Bengi Semerci

    Bengi Semerci Enstits

    ocuk haklar ve hasta haklar kavramlar n n lkemizde tart l r konular yenidir. ocuk hastalar n hakalr konusunda e itli uluslararas kurulu lar n haz rlad klar temel kurallar bulunmaktad r. Ancak bu haklar ocuklar n sa l k hizmeti alabilmesi, al nan sa l k hizmetinin zarar verici olmamas , hastane bak m gibi konular iermektedir. Yani hasta ocu un haklar n daha ok sa l k sistemi inde korumaya ynelik giri imlerdir. Ayn zamanda temel olarak ailenin ve ya na gre ocu un tedavi zerinde karar verme hakk savunulmaktad r. ocuklar n tedavi edilmesi gereken bir psikiyatrik sorunlar oldu u zaman tedaviye ili kin karar ailenindir. Ancak ocu un almas gereken tedaviyi red etme, tedaviyi srdrmeme sonras nda olu an sorunlarda ailenin sorumlulu u konusu a k de ildir. Geri yasal vasisi olarak ocuk haklar bildirgesine gre ocu a gereksinimi olan sa l k hakk n n korunmas ailenin grevidir. Ancak aile bu grevi yapmad zaman yap lmas gerekenler tart lmal d r. ocu un belirgin ihmal ve istismar oldu u zaman bildirme zorunlulu u vard r. Tedaviyi red etme ya da srdrmeme nedeni aile hakk nda i lem yap lmas s k rastlanan bir sre de ildir. Bu srede hekimin rol ve sorumlul unun nerede ba lay p bitit i tart larak, karar verilmesi gereken bir durumdur. Hasta ocu un evresi sadece sa l k kurumlar ndan ve aileden olu mamaktad r. E itim hakk tm ocuklar n oldu u gibi hasta ocuklar n da temel haklar ndand r. Ancak genel olarak e itime ula amayan hasta ocuklar n yan s ra, okulda sorunlar nedeni ayr mc l a, e itimden uzakla t r lma abas na maruz kalan ocuklar n varl da yads namaz. zellikle psikiyatrik sorunlar nedeni ile okullarda e itim hakk ndan yoksun kamaya kadar uzanan ayr mc l k ve zorbal kla kar la an ocuklar n haklar n n korunmas nas l yap lacakt r? o u kez hasta ocu un devam etti i okul ve tedavi eden hekim kar kar ya kalmaktad r. Hekimin bu konudaki sorumluluklar ve yapabilecekleri di er tart lmas gereken nemli bir konudur.

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    21

    PANEL-6: ocuk ve Ergenlerde Adli Psikiyatrik De erlendirme

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Ay e Avc

    10 Nisan Per embe

    11:00 - 12:30

    stismar Olgular n n Psikiyatrik De erlendirmesi, Genel ve Ay r c zellikler

    Do. Dr. Gonca elik

    ukurova niversitesi T p Fakltesi, ocuk Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Cinsel istismar n uzun dnem geli imsel etkileri ocuk ve ergen ya grubunda yo un olarak ara t r lmakla birlikte halen yeterince bilinememektedir. stismara u rayan ocuklar n, travmatik olay takip eden hangi zaman diliminde ve ne trde bir ruhsal belirti gsterece ini belirleyen etkenler, ocu un geli imsel dzeyine, ya na, cinsiyetine ve genetik zellikleri gibi bireysel yatk nl klar na, istismarc n n kimli ine, istismar n sresine, evresel ve kltrel zelliklere ba l olarak de i ebilmektedir. zellikle istismara u rayan ocuklarda, istismar an ndaki ya dnemine zg belli beyin blgelerindeki yap sal de i ikliklerin varl , nrogrntleme al malar nda desteklenmektedir. stismar n do as gere i, ma durun psikiyatrik de erlendirmesinin yap labilmesi iin hastan n aile yap s , gemi ya am dngsndeki glkler ve ailenin -zellikle annenin- ba etme dzeneklerinin yeterince anla lmas gereklidir. Bazen rastlant sal bir istismar bildiriminin alt ndan ku aklar boyu sregelen ba ka bir istismar ya ant s bile ortaya kmakta, tm bu sreler iinde yaln zca ma durun ruhsal de erlendirmesine odaklanmak yetersiz kalabilmektedir. Ayn istismar olay na maruz kalm bireylerin ruhsal tepkilerinin olduka farkl olabilece i de gzlenmektedir. Baz ocuklar bu zorlay c olay ile ba edebilmekteyken di erleri uzun y llar sren yo un ruhsal bozukluklar sergileyebilir (thin-skull hypothesis). Bunda ocu un miza zellikleri, istismardan ba ms z nceki ruhsal bozukluklar n varl da belirleyici olabilmektedir. zellikle Dikkat Eksikli i Hiperaktivite Bozuklu u (DEHB) tan s olan ocuk ve ergenler hem travma maruziyetine hem de travma sonras herhangi bir ruhsal bozukluk karmaya daha yatk nd rlar. Son dnemlerde DEHB ve Travma Sonras Stres Bozuklu u (TSSB)nda kar l kl ailesel kmelenme grld de belirtilmektedir. Benzer biimde o u TSSB olgusu, a r uyar lm l k ve abuk fkelenme gibi belirtiler nedeni ile DEHB, z tla ma ve davran m bozuklu u tan s almakta ve travmaya ba l semptomlar yeterince tedavi edilememekte, mevcut klinik tablo daha da karma k hale gelebilmektedir. Bununla birlikte adli srecin getirdi i ykmllkler, hekimi bu olgular n ilk de erlendirilme a amas ndan klinik izleme kadar geni bir alanda zorlamaktad r. stelik cinsel travma sonras nda ruhsal bozulman n o anki muayenede saptanmam olmas , ma durun ileride gsterebilece i ruhsal bozukluklara travman n ne derece etkisinin olabilece i tek bir psikiyatrik gr me ile ngrlememektedir. Erken ocukluktan bu yana sregelen kronik istismar n kognitif olarak yorumlanmas ve anla lmas , kendilik fark ndal n n belirginle ti i ergenlik dnemine rastlamakta ve klinik tablo bu ya dneminde olduka karma k ve grltl bir hal almaktad r. Son y llarda, istismar n sadece anksiyete ve depresyon gibi bozukluklar d nda agresyon, self mutilasyon, ki iler aras ili kilerde ciddi ve kal c sorunlar, cinsel drt denetiminde glkler gibi belirtilerle seyredebilece ini belirten Kompleks Travma Sonras Stres Bozuklu u kavram da gndeme gelmi tir. Klinik deneyimimize gre Kompleks TSSB daha ok uzun sreli ve aile ii istismarlarda gzlenmektedir. zetle istismar olgular n n de erlendirilmesi, kesitselden ziyade interaktif ve dinamik bir srete daha sa l kl olacakt r. Bu anlamda ocuk ve ergen istismar olgular na geli imsel a dan yakla lmas ve TSSB tan ltlerinin geli imsel bak a gre dzenlenmesi, hem klinik hem de adli a dan daha i levsel olabilir.

    Gvenir Bilgiye Ula ma; Haf za Trleri ve Do ru Soru Sormak

    Do. Dr. Ay egl Yolga Tahiro lu

    ukurova niversitesi T p Fakltesi ocuk Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Tm psikiyatrik uygulamalarda oldu u gibi adli olgularda temel ilke ncelikle yeterli gven ili kisi kurmakt r. Bu yap lmadan do rudan istismar gibi konu mas ve dinlemesi zor bir konuda sorular ynlendirilmesi ileti imi zorlar. Hekim, polis, hkim gibi otorite kabul edebilece i bir eri kinin sorusu kar s nda, kk ocuklar n o u gerek cevaptan ok kar dakinin ne duymak istedi iyle ilgilenirler. Dahas bulduklar cevab grsel imaj ieren biimde hayal ederlerse, bu sanki gerek bir olay gibi haf zada depolanabilir. Gr menin ba nda mmkn oldu unca a k ulu, ynlendirici olmayan ve serbest a r ma izin veren genel sorular ile kendili inden kan

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    22

    bilginin kesilmeden al nmas ok nemlidir. Kapal ulu, evet-hay r biiminde cevaplanacak sorular gr menin ba nda kullanmak, ula lacak bilginin gvenirli ini etkiler. Bu amala; ocu un szlerini tekrarlama, aktifgeribildirim ve yans tma teknikleri kullan l r. Daha sonra Olayla ilgili gereken ayr nt lar n renmek iin tan mlay c sorular kullan l r (kim-ne-nas l-nerede-ne zaman). Gerekte, kapal ulu sorular asla kullan lmaz diye bir ey de yoktur. Pek ok deneyimli gr meci, a k ulu sorularla tm olay hi yorum yapmadan sonuna kadar dinledikten sonra, anla lmaz buldu u noktalara dnp kapal ulu sorular ustal kla kullan r ve gvenilir bilgilere k zedelemeden ula abilir. S k Yap lan hatalar: Zamirler- li kiler: Kafa kar t r c ifadeler (Amcan n byk k z n n o lu) yerineisimleri kullan lmak daha gvenilirdi. Olumsuzluk Ekleri: Bir cmlede birden ok olmamal (neden gitmedi inizi sylemedi mi?). Edebi Konu mak:ocuklar anlamad klar cmleyi tekrarlama e ilimindedirler.Zaman-Sre:Zaman eri kinlerden farkl tarif ederler (Kkken oldu; kk??). Saat-dakika sorular n cevaplayamazken, tatil, TV program n n v.b. olayla ili kisini daha iyi a klarlar. Gn-hafta-ay-y l gibi kavramlar do ru bildirilmeleri beklenmez. S kl k-Say :ocuklar say sayabilse de say larla ilgili kavramlar tam olmayabilir. Ka kez? Yerine sorulmas gereken: bir kez-birden ok olmal d r.Tekrar Dnmek-Toparlamak:Daha nce konu ulan konuya tekrar dnmek zordur. Anlamad m bir yer kald , tekrar dnmek istiyorum gibi a ka ifade edilmesi kafa kar kl n azaltacakt r.Tan mlar: ocuklar nas l grnyordu gibi sorulara boy, kilo, sa rengi ile ilgili cevaplar verebilirler. Kk ocuklar di erlerinin ocuk, abi, byk oldu unu ay t ederler; ya l -byk tan mlar da grecelidir. Yer-Pozisyon: ocu un tan m anlad ndan emin olunmal d r. Ayr ca ocuklar n co rafi tan mlarla ilgili bilgileri s n rl d r; sormaktan ka nmak gerekir. Bellek Trleri ve Muayenesi: Olay etraf nda dnerken kan bilginin tutarl l na gereklik halkas denir, elde edilen bilgi ne kadar tutarl ise o kadar gvenilirdir. Soru tiplerinin hangi bellekle ilgili oldu u bilinmelidir. Adli gr melerde nemli olan temel bellek tr vard r. Geri a r lan Bellek:en gvenilir bilgileri sunan bellek tipidir. Uzun ve spontan yk olarak kar. Hatalar azd r ve s kl kla unutulan-ihmal edilen ayr nt lard r; gvenirli i azalmaz.Araya girmek, soru sormak, ynlendirmek, geri a r lan belle i bozan hatalar n en s k grlenleridir. Fark nda Olunan-An msanan Bellek: Bilginin gvenirli i d k/orta dzeydedir. Seenekli onay-redsorular kullan l r, cevap k sad r. Her zaman geri a r lan ve fark nda olunan belle e ili kin sorular birbiri ard na kullan lmal d r. Sorularla li kili Bellek: Gvenirli i en d k bilgi kayna d r. Kapal ulu sorularla kan bellek, ynlendirme ierir. Bellek muayenesinin gvenirli i, hatal sorular ve tekrarlayan muayeneler nedeniyle s kl kla etkilenir. Yalanc bellek izleri gerek bellek an lar kadar gl an msanma e ilimindedir. Yani hatal soru-muayene nedeniyle bellek hatalar olu unca bunu geri evirmek yada gerekten ay rmakolas l k d d r. o u C olgusunda maddi delil ve grg tan yoktur ve tek delil ocu un anlatt klar yani belle idir. Bu durumda gvenilir bilgi alma ocu u koruman n tek yolu olabilir.

    Adli Raporlama ve zlem; Olgu rnekleri, Zor Olgular n Ynetimi

    Prof. Dr. Ay e Avc

    ukurova niversitesi T p Fakltesi ocuk Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    ocuk ve ergenler bir suun faili ya da kurban olarak adli srelerin iinde yer alabilirler. ocuk ve ergen sulularda ruhsal bozukluk varsa sululuk ya da suun kurban olma kavramlar tart maya a kt r. rne in, bir ocu un su davran na e ilim yaratan ruhsal bir bozuklu u varsa, ancak bu bozukluk alg lama ve bili sel dzeylerde etkilenme yapm yorsa; kk olay n fariki ve mmeyyizi olabilir. Yine de k e sulu ve ceza ehliyeti tam demek yanl olabilir. Bu olgular n o u, asl nda y llard r sregelen ve kolayca tedavi edilebilecek bir ruhsal bozuklu a sahiptir. Tedavi edilmemesi halinde su i leyece i yzlerce bilimsel al ma taraf ndan, on y llar nce, tart mas z biimde ortaya konmu tur. Bu bilgi birikimine ra men; mevcut sistem bu ocuklar fark etme grevini yerine getirmemi iken, aile ocu u tedavi ettirmeyip sa l k hakk n ihlal etmi iken, mevcut sistem aileyi e itme-bilinlendirme grevini ihmal etmi iken, mevcut sa l k sistemleri tedavi arayan aile-ocuklara bile yetmezken, bu ocuklar n sulu mu yoksa kurban m oldu u tart may a kt r. Su ma duru ocuklar n de erlendirilmesi a amas nda ocuk ve ergen psikiyatri uzmanlar ndan beklenen; olaya ba l etkilenmesinin belirlenmesidir. Geli imsel zellikler-Olay Alg lama Becerisi: ocuklar cinsel istismara u rad nda bunun ne anlama geldi ini kavrayamayabilir. zellikle kk ocuklar, sadece istismar de il, hemen her konuda eri kinlerin verdi i tepkiye bakarak bir olay n iyi-kt oldu una karar verirler; istismar sevgi gsterisi, oyun, ayr cal k zannedebilirler. Bu durumda dzenlenecek adli raporlarda etkilenme olmamas n n nedenin alg layamama oldu u a ka belirtilmelidir. Alg lama-Normaller-Normlar: stismar ya ant lar , zellikle kk ya ta ba layan, sre en ve aile ii zellikte ise, ocuklar n cinsellik ve istismar ile

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    23

    ilgili konular de erlendirilmeleri iin beklenen normal kavramlar ve yarg lar zedelenebilir. Bir ocuk-ergen fuhu urne inden yola karsak; kk genellikle ya ad son olayla ilgili gnderilmi tir, ancak son olay(lara) ba l hibir ruhsal belirti beklenmez. Ancak byle bir olguya ruh sa l bozulmam t r demek yine de yanl olacakt r. Gerekte, ya ad son olay eskiden beri devam eden travmatik ya ant lar n sadece bir halkas d r; bu olgularda ruh sa l gere i (olay ) de erlendirme yetene ini, kendini koruma ve davran n ynlendirme becerisini ciddi ve kal c olarak etkilenmi ; topluma tekrar uyum ans n elinden alacak ciddi i lev kayb n ierecek biimde bozulmu oldu undan, son olay n buna ne lte katk yapt na karar verilemez. Ruhsal Belirtiler: Adli srelerde ruh sa l yla ilgili sorular; etkilemenin geli imsel, sosyal, e itim, aile ili kileri, kendine bakma-koruma, benlik alg s ... gibi alanlar n bir/bir ka nda ciddii lev kayb yap p yapmad bak a s yla cevaplanmal d r. Ancak kayb a r olsa da, klasik tan -s n fland rma sistemlerinde bunun tam kar l olmayabilir. Klinik uygulamalar nda, tan s n fland rmalar n n kat kal plar n kullanmaks z n, i lev dzeyine gre karar vermeye al k n uzmanlar iin istismar olgular n tan kal b iine sokmaya al mak di er bir glktr. Bilimsel ara t rmalarda standart sa lamak amac yla km olan klasik s n fland rmalar klinik uygulamalarda kullan l bulunmazlar. Adli olgular n de erlendirilmesinde bu s n fland rman n i lev dzeyi ile ilgili bulgular n nne gememesine dikkat edilmelidir. As ls z Bildirim: Gnmzde de erini yitirmi olan ensest fantezidir, gerek ya amda rastlanmaz gr gibi, bunun yerini alan bir ocuk istismardan bahsediyorsa kesinlikle do rudur gr nn de yanl oldu u ortaya konmu tur. Gerekte, ocuklar n as ls z bildirimde bulunmas nadirdir. Ancak eri kinlerin etkisi ile davranabilir, ynlendirme ile as ls z bildirimde bulunabilirler. As ls z bildirim phesivarsagz nnde bulundurulmas gereken en nemli etmen ya t r.Kk ocuklar kendisine birka kez sylenen eyi hayaller; sonra bu hayali gerek sanabilirler: bunun yarataca travmatik etki gerek istismardan farks zd r. As ls z bildirim ncelikle ergen olgularda gz nnde bulundurulmal d r. Ergenler, ba ka nedenle k zg n oldu u ebeveyni cezaland rmak, zgrlk kazanmak, drtsel davranma e ilimleri nedeniyle as ls z bildirimde bulunabilirler. Buna ra men as ls z bildirim ergenler aras nda bile nadirdir (tm bildirimlerin %2-5i). neriler/nlemler: Adli-psikiyatrik raporlar n olguya zel neri ve nlemleri iermesi idealdir. zlem ve tedaviye gereksinimi olan ma durlar iin, mahkemeye sa l k tedbirinin al nmas nerilebilir. Aile ortam ile ilgili riskler, e itim hakk n n engellenmesi, ya am tehdidi gibi durumlar n varl nda, bak m, bar nma, koruma, ayni-nakdi yard m... gereksinimlerinin vurgulamas adli srelere destek verebilir.

    PANEL-7: Duygular n Nrobiyolojisi

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Ayhan Cnglo lu

    10 Nisan Per embe

    11:00 - 12:30

    Utanma

    Do. Dr. Ayhan Cnglo lu

    GATA ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Duygu; uygun a r mlar yapt racak bir uyarana tepki olarak ortaya kan bili sel alg lama ve de erlendirme, d avurumcu motor davran , subjektif his, fizyolojik uyar lma ve amaca ynelik davran lar n n tamam n kapsamaktad r. Utanma; insanlarda sinir sisteminde kendine has bir nron ate leme rnts olan ve do u tan var olan 9 duygudan bir tanesidir. Utanman n iselle tirilmesinin aile iinde olmas gereken olumlama-tasdik etme geni olarak adland r lan srecin eksikli inden kaynakland iddia edilmektedir. Bu teorideki geni sorumluluk, samimiyet/yak nl k ve uygun ba ml l k olu turmaktad r. Aile ili kilerinde bu nden biri eksik oldu unda ki i utanma hissetmekte ve bu duyguyu iselle tirmektedir. Utan k saca iinde bulunulan durumdan kurtulmak isteme durumudur. Utanma s ras nda aktif olan nrolojik yap lar: Utanma sa hemisferik limbik srelerle ba lar, zellikle de anlam karma grevine sahip olan amigdala teti i eken yap d r. Amigdala rtk belle in yerle ti i yer olup zellikle ya am n ilk y llar na ait kay tlar n bulundu u tek yerdir. Korku an nda tetiklenen bu devre en ba ta otonom sinir sistemi zerinden bedensel tepkileri ortaya koyar. Burada sempatik sinir sistemi (SSS) ile parasempatik sinir sistemi (PSS) aras ndaki dengede PSS bask n gelirse korkunun ard ndan gelen ikinci duygu utanmad r. SSS ile PSS aras ndaki denge yan nda orbital medial prefrontal korteks duygu dzenlenmesinde aktif rol oynamaktad r. En nemli grevi de d ar dan gelen uyar lara de er bimektir. Orbital medial prefrontal korteks SSSni bask layarak ve PSSni aktive ederek grevini yapmaktad r. Burada PSS bask nl abart l seviyelere kt nda ki i iin ac veren s k nt l ki iyi izole eden bir ka nma-utanma

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    24

    duygusu iine ekilmektedir. Utan duygusunu kal c hale gelmesinde otonom sinir sisteminin bir paras olan adrenal bezlerden strese tepki olarak stres hormonlar (ba l ca da glukokortikoidler) etkin rol oynamaktad r. Stres uzun sreli oldu unda uzun sre stres hormonlar na maruz kalan hipokampal hcreler atrofiye u ramaktad r. Hipokampus rtl belle in yeni bilgilerle e le tirilmesinde hayati greve sahiptir. Burada utanc a klamaya ynelik ileri srlen bir iddia da hipokampal atrofiye ba l olarak kay tlardaki ayr nt lar azald ndan eksik bilgilerle hatal e le tirmeler yap ld ve belirgin stres iermeyen ortamlarda da ki ilerin utanma davran sergiledi i ve neden byle davrand klar n anlamland ramay p ba a kma becerileri geli tirememeleridir. Bu sunumda yukar daki teoriler ve yap lm olan fMRI al malar nda utanman n nrobiyolojisinde yer alan beyin yap lar gzden geirtilecektir.

    Korku

    Koray Karabekiro lu

    Ondokuz May s niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Korku tehlikeye kar verilen ruhsal tepkidir ve ki iyi tehlikeye kar haz rlayan h zl bir alarm sistemidir. Fiziksel, davran sal, emosyonel olarak ki iyi tek bir amaca, korunmaya odaklar. Ki inin tehlikeden kamas na ya da tehlike ile sava mas na yol aar. Korku, beniz sararmas , a z kurumas , kalp ve solunum h zlanmas gibi belirtileri olan karma k bir duygudur. Klinik olarak korku fobilere e de erdir, duygusal alarm sistemini harekete geirerek bireyin iyilik halinin devam n sa lamay hedefler. Korku, kama, ka nma davran veya panik benzeri cevaplar tm memeli trlerinde ortakt r. Bir kemirgenin daha nce korku uyand ran bir uyaranla kar la t kafese girmekten ka nmas ile fobik bir hastan n daha nce panik atak ya ad kprden tekrar gemek istememesi benzerdir. Daha nce elektrik okuyla e le tirilmi sesi duyan kemirgenin kalp at m h z ve kan bas nc n n art , solunumunun h zlanmas , glukokortikoid sal n m ; korku veya panik atakta grlen otonomik fonksiyonlara benzemektedir.

    Korku ile ilgili ko ullanm uyaran n duyusal girdisi n talamustan geerek amigdalan n lateral ekirde ine transfer edilir. Bu yak n bir tehlike durumunda emosyonel cevab n h zl verilmesi a s ndan nemlidir. Bu h zla ula an bilgi amigdalay kortikal merkezden gelecek i lenmi bilgiye haz rlar. Her iki yolak da lateral nukleusta, s kl kla tek nronda birle ir. Bu bilgi daha sonra, bazolateral ekirdek ve aksesuar bazomedial ekirde e ve merkezi ekirde e gelir. Amigdalan n merkezi ekirde i ise, bilginin yay lmas nda merkezi rol oynar ve otonomik, davran sal cevaplar dzenler. Bu sunumda, ko ullu- ko ulsuz uyaran, ba lamsal ko ullanma-korku, sava ya da ka yan t , korku ve anksiyetenin nrobiyolojisinde yer alan beyin yap lar , korku ve anksiyetenin olu umundaki beyin yap lar n n ili kileri ve korkunun nroendokrin dzenlenmesi gibi ba l klar k saca gzden geirilecektir.

    ekingenlik

    Yrd. Do. Dr. Murat Yce

    Ondokuz May s niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    ocuklarda ekingenlik s k kar la lan ve sosyalle me zorluklar na neden olabilen bir problemdir. Kagan ve arkada lar ekingenli i bilinmedik bir olaydan ba lang ta ka nma ve/veya uzam davran sal inhibisyon olarak tan mlam lard r. Onsekiz ayl k ocuklar n % 15 inde davran sal inhibisyon paterni tan mlanm t r. Kk ocuklardaki bu durumun yeti kinlik dneminde ciddi psikolojik yetersizliklerle giden a r anksiyete, sosyal ka nma ve izolasyon, panik bozuklu u ve duygudurum bozukluklar ile ili kili oldu u bulunmu tur. Ara t rmac lar ekingenli i olan ocuklar n evreye kar olu turduklar davran sal cevaplar ayarlama bak m ndan genetik ve biyolojik farkl l klar n n oldu unu ileri srm lerdir. Ancak bu cevab en ok belirleyen faktrn ne oldu u konusu hala belirsizli ini korumaktad r. Bu sunumda ocuklarda ekingenlik ile ilgili yap lm nrobiyolojik al malar ele al nacakt r.

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    25

    znt

    Dr. zhan Yal n

    Bak rky Ruh ve Sinir Hastal klar E itim ve Ara t rma Hastanesi ocuk ve Ergen Psikiyatrisi Klini i

    Duygular belli beyin blgelerinin i levleri ile de il belli blgeler aras ndaki nral a lar n fonksiyonlar ve etkile imleri ile ekillenir. Tan mlanan be temel duygu; fke, korku, i renme/tiksinti, mutluluk ve zntdr. Beyinde duygular n nroanatomisindeki temel blge amigdalad r. Amigdala d nda insula, st ve n temporal blgeler, prefrontal korteks, hipokampus, beyin sap ve bazal ganglionlar duygular n ortaya kmas nda nem arz ederler. nsula znt ile de ili kili olsa da daha ok tiksinti/i renme, korku ve fke gibi negatif duygularla daha yak ndan ili kilidir. Korku ve fke duygusu daha ok travma sonras stres bozuklu u, i renme/tiksinti ise obsesif-komplsif bozuklukla yak ndan ili kilidir. Duygular ile ili kili al malar bundan dolay daha ok korku ve i renme/tiksinti zerine odaklanm t r. Mutluluk ve znt zerine yap lan nrobiyolojik al malar daha az say dad r. znt ile ilgili al malar yapmak fke, i renme/tiksinti ve korku zerine yap lan al malardan daha zordur nk znt daha bireysel ve znel bir duygudur ve otobiyografik bellekle daha yak ndan ili kilidir. renme/tiksinti ve korku yaratan uyar lar ise daha az heterojendir. znt ile ilgili al malar daha ok izofreni, otizm, bipolar bozukluk, depresyon, travma sonras stres bozuklu u olan bireyler ya da yak nlar nda mutsuz yz ifadeleri ile tetiklenmi fonksiyonelli i len al malardan olu maktad r. Bu sunumda bu al malara de inilecekse de daha ok znt nrobiyolojisi zerinde durulacakt r. Hem depresyon, hem de geici, k sa sreli zntde subgenual singulat, hem de sa prefrontal kortekste aktivite de i iklikleri olur. Majr depresyonda daha ok sub/pregenual singulat korteks, supragenual n singulat korteks, insula, dorsolateral ve ventrolateral prefrontal kortekste, geici ve k sa sreli zntde ise daha ok entorhinal korteks, ventromedial ve dorsomedial prefrontal korteks, sol ventrolateral ve sol dorsolateral prefrontal korteks, subkallosal singulat, posterior singulat korteks, sub/pregenual singulat kortekste aktivite de i iklikleri olur. Kronik depresyon ve k sa sreli zntde aktivite farkl l klar n n benzer beyin blgelerinde gzlenmesi ilgintir. Bu sunumda zntnn nroanatomisi, nrobiyolojisi, psikonroendokrinolojisi, yas-kay p nrobiyolojisi, frustrasyon, znt ve depresyon nrobiyolojisi farkl l klar zerinde durulacakt r.

    ALI MA GRUBU-5: ocuk ve Ergenlerde Uyku Sorunlar na Yakla m ve Kolay Uygulanabilir Yntemler

    10 Nisan Per embe

    11:00 - 12:30

    Okul ncesi ocuklarda Uyku Sorunlar ve Uygulanabilir Yntemler

    Do. Dr. Sabri Hergner

    N.E.. Meram T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Uyku sorunlar okul ncesi dnemde s k grlen (% 10 20) bir durumdur ve genellikle davran sal uykusuzluk grlr. Bu ya grubunda uyku dzeninin sa lanmas gn ii hareketlilik, i tah, dikkat ve duygulan m gibi di er alanlara da etki etti inden psikiyatrik de erlendirme s ras nda mutlaka sorgulanmal d r. Uyku sorunlar ile ilgili anamnez almada uyku gnl kullan m kolay bir yntemdir. Ayr ca ocu un bir gnlk dzeninin aile ile birlikte gzden geirilmesi mutlaka nemlidir. Tedavi yakla m olarak uyku al kanl klar , uyku hijyeni, kademeli sndrme ve uyku e itimi uygulanabilir yntemlerdir. Bu sunumda olgu rnekleri zerinden uyku sorunlar nda de erlendirme ve mdahale anlat lacakt r.

    lk retim a ocuklar nda Uyku Sorunlar na Geli imsel Bak ve zm nerileri

    Prof. Dr. Ay e Rodopman Arman

    Marmara niversitesi ocuk Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    lk retim a ocuklar nda uyku dzeni, bir nceki geli im dnemine gre yeni bir boyut kazan r. 9-10 saatlik deliksiz kaliteli bir uykunun, ocu un dinlenmesi ve ertesi gne haz rlanmas kadar bili sel beceriler zerine etkisi de olduka nemlidir. Akademik beklentilerin yan s ra teknolojik aralar n ve ekran maruziyetinin de bu geli im dneminde s ka kar m za kt n ve uyku hijyenini olmusuz etkiledi ini gzlemlemekteyiz. Bu sunumda; ilk retim ya ndaki ocuklar n uyku dzeni, dneme zg geli imsel uyku de i iklikleri yan nda

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    26

    parasomni ve dissomni tablolar (r: Psikiyatrik tablolara e lik etmekle birlikte az tart lan huzursuz bacak sendromu, periyodik ekstremite hareket bozuklu u, vb.) gzden geirilecektir. Yan s ra, uyku problemlerinin e lik etti i psikiyatrik ve/veya t bbi bozukluklar (DEHB, gastrointestinal refl, yayg n geli imsel bozukluklar, zihinsel engellilik, Tourette Bozuklu u, kayg bozuklu u, depresyon, vb) zerinde durulacakt r. 7-12 ya ocuklar nda uyku dzeni ve kalitesinin bozulmas halinde dikkat edilmesi ve h zla ele al nmas gereken ipular ile pratik zm nerileri ve t bbi yakla mlar payla lacakt r.

    Ergenlerde Uyku Bozukluklar ve Klinik Yakla m

    Do. Dr. Ay e K l naslan

    stanbul niversitesi, stanbul T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Ergenlikte meydana gelen biyolojik, psikolojik ve kltrel de i iklikler uyku/uyan kl k dngsn etkiler. Ergenler, ergenlik ncesi dneme k yasla daha fazla uykuya ihtiya duyarlar, yava dalga uykusu ve REM dnemine gei sreleri k sal r ve uyku faz gecikmesine daha e ilimli hale gelirler. Ek olarak okul ba lang saatlerinin erken olmas , uyku dzenlenmesi ile ilgili ebeveyn denetiminin azalmas , okul sonras al ma, sosyal aktivite ve media kullan m uyku sresini daha da k salt r, uyku paternini bozar ve ergenleri a r uykululu a e ilimli k lar. Uykunun bozulmas bili sel i lev dzeyini ve performans olumsuz biimde etkiler, duygusal dzenlemede yetersizlik, fiziksel sa l kta bozulma, davran problemleri ve madde kulan m ili kilidir. Ergenlerde uyku problemleri s kl kla literatrde insomnia olarak tan mlanm ve uykuya ba lama ve srdrmede glk, erken uyanma ve dinlendirici olmayan uyku olarak gruplanm t r. Kesitsel epidemiyolojik al malarda ergenlerin %6 ile %13.9un uyku problemleri bildirmi tir. Ayr ca okul anketlerinde son 6-12 ayda ergenlerin %11 ile %16.5inin s k, %23 ile %38inin ara s ra olan uyku problemleri bildirmi tir. Ayr ca insomnia d nda sirkadien ritim bozukluklar ve hipersomni denilen a r uykululuk da ergenlerde s k bildirilen durumlard r. Bu sunumda ergende uykunun zellikleri, insomni, parasomni ve a r gndz uykululu u ile gecikmi uyku faz ile ilgili literatr gzden geirilecek ve tedavi yakla mlar zetlenecektir.

    PANEL-8: Atilla Turgay DEHB Paneli: DEHBye Trkiyeden Yakla m

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. Eyp Sabri Ercan

    10 Nisan Per embe

    13:30 - 15:00

    Trkiyede Dikkat Eksikli i ve Hiperaktivite Bozuklu u Epidemiyolojisi

    Taciser Uysal

    rnak Devlet Hastanesi

    Epidemiyolojik al malar belirli bir hastal n toplumda da l m n ve bu hastal kla ili kili faktrleri inceler. Hastal klar n erken tan ve tedavisine ynelik sa l k stratejileri geli tirmede toplum sa l na nemli yararlar sa layan epidemiyolojik verilere ihtiya duyulmaktad r. Btn ynleriyle t pta en iyi ara t r lm bozukluklardan biri olan Dikkat Eksikli i ve Hiperaktivite Bozuklu unun epidemiyolojisi konusunda da tm dnyada olduka fazla say da ara t rma yap lm t r. Bugne kadar yap lan al malarda Dikkat Eksikli i ve Hiperaktivite Bozuklu u s kl nda co rafik blgelere gre farkl l klar oldu u d nlse de bu farkl l klar n temelde metodolojik zelliklerden kaynakland belirtilmi tir. Bu sunumda Trkiyede Dikkat Eksikli i ve Hiperaktivite Bozuklu u epidemiyolojisi konusunda yap lan al malarda saptanan bulgular payla lacakt r. DEHB tan s nda ebeveyn ve retmen bilgi farkl l klar n nas l de erlendirmeliyiz?

    Uzm. Dr. Ay egl Selcen Gler

    Klinik pratikte DEHB tan s , ebeveyn ve retmenden al nan bilgi ile bak mverenlerle yap lan klinik gr me ve ocu un klinik gzlemi ile konmaktad r. Epidemiyolojik al malarda alt n standart, ebeveyn ve retmenin doldurdu u de erlendirme leklerini bir araya getirmek ve tan kriterlerine gre yap land r lm bir gr me yapmakt r. Bu yntem hem yorucu hem pahal d r. Alternatif yakla m, imkna gre, ebeveyni veya retmeni veya her ikisini birden temel alarak tan ya ula maya al makt r. Ebeveynin de retmenin de kendine zg

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    27

    perspektifi ve yakla m sebebiyle ve her de erlendiricinin kendi ortam na zg artlar sebebiyle, her ikisinden al nan bilgi, DEHB a s ndan yksek risk ta yan ocuklar belirlemede daha isabetli olacakt r. Toplum-temelli al malarda ebeveyn ve retmen de erlendirmeleri aras ndaki korelasyon zay f-orta derecededir. Her iki de erlendirici de tan sal e i in zerinde olan benzer oranda ocu u belirliyor olsa da, de erlendiriciler taraf ndan DEHB olarak belirlenen ocuklar rt memektedir. Ebeveyn ve retmen taraf ndan doldurulan formlar DSM kriterleri temel al narak haz rlanm t r. levsel bozulma DSM-IV kriterlerinde yer almas na ra men, ebeveyn ve retmenin doldurdu u formlarda i levsel bozulma hakk nda bir de erlendirme bulunmamaktad r. Bu de erlendirme formlar daha ziyade belirti say s ve iddeti ile ilgili bilgi vermektedir. Olgu tan m nda yaln zca belirti say s n temel alan yakla mlar ile belirlenen DEHB yayg nl k oran , olgu tan m nda belirti say s ve i levsel bozulman n birlikte yer ald yakla mlara gre daha yksek kmaktad r. De erlendiricilerin kim olmas gerekti i hakk ndaki karara ek olarak yaln zca belirti say s na m (DSMye dayal lekler), belirti say s ve i levsel bozulmaya gre mi de erlendirme yap laca na dair seim, olgu tan m n ve ruh sa l hizmeti ile ilgili ihtiyac n nas l yorumlanaca n etkileyecektir. Bu sunumda, stanbuldaki bir okul rnekleminde DEHB a s ndan risk ta yan ocuklar n belirlenmesi ve DEHB yayg nl k tahmini iin, ebeveyn ve retmen de erlendirmelerinin entegrasyonuna ynelik farkl yakla mlar anlat lacakt r.

    DEHB ve Otizm Birlikteli inde la Kullan m

    Uz. Dr. lk Akyol Ard

    ocukluk a nrogeli imsel bozukluklar iinde nemli bir yer tutan dikkat eksikli i hiperaktivite bozuklu u (DEHB) ve yayg n geli imsel bozukluklar (YGB) o u zaman birbirlerinden net s n rlarla ayr lamayan psikiyatrik problemlerdir. YGB gncel DSM-5 kriterlerine gre otizm spektrum bozukluklar (OSB) ba l alt nda incelenmektedir. Semptomlar s kl kla e zamanl olarak bulunan bu klinik durumlar n tedavisi de zerinde ara t rmalar n hala srd bir aland r. Planlanan sunumda OSB ve e lik eden DEHB nun tedavi seeneklerinin yan s ra metilfenidat yan t n n CES-1 enzim polimorfizmiyle ili kisi gncel literatr e li inde tart lacakt r.

    PANEL-9: Otizmde Genetikten Tedaviye

    Oturum Ba kan : Prof. Dr. zgr Yorb k

    10 Nisan Per embe

    13:30 - 15:00

    Otizmde Genetik

    Uzm. Dr. Caner Mutlu

    Bak rky Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sa l ve Sinir Hastal klar Hastanesi

    Otizm, ileti imde bozukluk, s n rl ilgiler ve tekrarlayan davran rntleri ile karakterize heterojen nrogeli imsel bir bozukluktur. DSM-V ile birlikte ayr bir tan grubu olmaktan kar larak yayg n geli imsel bozukluklar n tm Otistik Spektrum Bozukluklar (OSB) olarak tan mlanm t r. Epidemiyolojik al malar, son 10 y lda OSB prevelans n n %1lere kadar ykseldi ini ortaya koymaktad r. Erkeklerde k zlara gre 4 kat daha fazlad r. Kal t labilirli i yakla k %90 olup al malar ok say da geni ieren karma k bir kal t m varsay m n desteklemektedir. OSB olgular n n o unda neden bilinememekte ancak %25e kadar genetik bir etken saptanabilmektedir. Bu etkenler, nronal geli imi e itli a amalarda etkileyen tek gen hastal klar , mikroskobik olarak grnr ve submikroskopik kromozom anomalileri, ve metabolik ara t rmalardaki bulgular iermektedir. Genetik kan tlar, zellikle sinaps dzeyinde disfonksiyona i aret etmektedir. Bu sunumda, OSBde yap lan genetik al malarda elde edilen son bulgular nda gncel bir gzden geirme yap lacakt r.

    Otizmde hedefe dnk tedaviler ne kadar umut verici?

    Do. Dr. Ka an Grkan

    Ankara niversitesi T p Fakltesi ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Otizm Spektrum Bozukluklar (OSB) etyolojisi ok heterojen olan ve zgn nedensellik ili kisi iinde etkin bir t bbi tedavi yntemi henz bulunamam olan bir nrogeli imsel bozukluk grubudur. ocuk ve aile a s ndan

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    28

    ok y k c sonular olabilen bu durumlar n ekirdek belirtileri baz ocuklarda zaman ierisinde baz davran sal mdahalelerle de i im gsterse de, bu de i imin sebepleri henz yeterince anla lamam t r ve bu belirtiler zerinde etkili t bbi tedavi yntemlerinin ara t r lmas na devam edilmektedir. Otizmin etyolojisinde zellikle genetik etkiler ok belirgin olmas na kar l k genetik temelli bir tedavi ynteminden sz etmek u an iin mmkn grnmemektedir. Ancak son y llarda Frajil X Sendromu (FXS) gibi genetik etyolojisi kesin olarak belirli olan ve OSB ile s k olarak bir arada bulunan bozukluklar n OSB etyolojisinin daha iyi anla lmas na ve hedefe dnk tedavilerin bulunmas na yol aabilece i ileri srlmektedir. FXS X kromozomunun uzun kolunun distalinde yer alan frajil X mental retardasyon geni-1 (FMR1)in 5 ucundaki tam mutasyona (200n zerinde CGG tekrar ) ba l olarak geli en bir genetik sendromdur. Bu mutasyon FMR1in hipermetilasyonuna ve genin transkripsiyonunun susturulmas na yol aar ve sonucunda geli en FMR1 proteini (FMRP) eksikli i hcre iinde ve sinapslarda pek ok i levin de i mesine neden olur. FXS tedavisinde denenen hedefe dnk tedaviler FMRP kayb na ba l olarak geli en bu nrobiyolojik sonular n geri dndrlmesi d ncesinden hareket ederek geli tirilmi tir. FXS tedavisinde etkili oldu una dair yay nlar n gn getike artt matriks metalloproteinaz-9 inhibitrleri (minosiklin), lityum, metabotrobik glutamat reseptr (mGluR) blokerleri, mTOR inhibitrleri ve GABA agonistleri gibi ilalar bu konuda umut verici olarak grlmektedir. Bu geli melerin potansiyel bir uygulama alan da OSB tedavisidir. nk FXS ile birlikte OSB ok s k grlmektedir (FXS olan ocuklarda %60lara kadar OSB bildirilmektedir) ve OSB ile FXSin grlen pek ok nrobiyolojik anormallikler ortakt r. Sinaptik plastisitede anormallikler, beyin ba lant lar nda sorunlar, mitokondriyel i lev bozukluklar , GABA ve glutamat dengesizlikleri ve bu i levlerle ili kili genlerde anormallikler s kl kla her iki durumda da bulunmaktad r. Ayr ca izofreni, depresyon ve bipolar bozukluk gibi nrogeli imsel anormalliklerle ili kili bozukluklar n yan nda OSBlerde de FMRP dzeylerinin d k oldu u bildirilmektedir. Bu ba lamda FXS tedavisinde kullan lan hedefe dnk tedavilerin OSBde de denenmesine ba lanm t r ve n bulgular olumludur. mGluR antagonistlerinin OSB hayvan modellerinde stereotipileri azaltt bildirilmi tir. Di er yandan zellikle fareler zerinde yap lan al malar hedefe dnk tedaviler a s ndan heyecan uyand rsa da, u ana kadar klinik al malarda ortaya konan sonulardaki ba ar k s tl d r. Bir GABA agonisti olan arbaclofen ve glutamat antagonisti olan memantin OSBli ocuklarda denenmi sosyal alanlarda geli me sa layabilece i grlm tr. Glutamat agonisti olan D-sikloserinin otizmde sosyal sorunlar azaltabilece i; nronal proliferasyon ve sinaptik plastisitede rol oynayan oksitosinin de OSBli ocuklarda etkili olabilece i ile ilgili yay nlar ortaya kmaya ba lam t r. GABAB agonisti arbaklofenin otizmde irritabiliteyi azalt c ve sosyal eksiklikleri geli tirici bir etkisinin olabilece i gsterilmi tir. Dendritik dallanmalar artt rma potansiyeli olan minosiklinin de otizmli ocuklarda nrotrofik byme faktrlerini etkileme yoluyla merkezi sinir sisteminde de i iklik yapmas na ra men davran sal lmlerde bir de i iklik olu turmad n bildiren bir kk al ma yay nlanm t r. u ana kadar dramatik tedavi edici etkilerle kar la lmam olsa da bu al malar OSBde zgn tedavi hedeflerinin bulunmas a s ndan zerinde al maya de er grnmektedir. al malar devam ettike tedavi hedefi olabilecek yeni dzeneklerin varl ortaya kmaktad r.

    PANEL-10: Bebek Ruh Sa l

    Oturum Ba kan : Do. Dr. Koray Karabekiro lu

    10 Nisan Per embe

    15:30 - 17:00

    0-4 Ya Dneminde Anne-ocuk li kisinin Gzlemsel De erlendirilmesi

    Do. Dr. Koray Karabekiro lu

    Ondokuz May s niversitesi T p Fakltesi, ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Psikopatoloji geli iminde erken ocukluk dnemi deneyimlerinin, zellikle de bebe in birincil bak m verici ile etkile imin niteli inin nemi uzun y llard r vurgulanmaktad r. Ancak bu dnemdeki anne-ocuk etkile imi ile ilgili kuramlar o unlukla geriye dnk desene sahip ara t rmalara ve kuramsal modellere dayanmaktad r. Yirminci yzy l n ikinci yar s nda anne-bebek etkile imini nesnel ltlere gre incelemeye ynelik yap land r lm de erlendirme yntemleri geli tirilmeye ba lanm t r. zellikle Bowlbynin ba lanma teorisi zerine odaklanan Ainsworth bebeklerde temel ba lanma rnts (a:ka ngan, b:gvenli, c: ikircikli) tan mlam t r. Bu tan mlamada yabanc durum (strange situation) yntemi de erlendirme arac olarak kullan lm t r. Daha sonralar anne-bebek etkile imini daha ayr nt l gzlemlemek iin video kay tla izlenen yar -yap land r lm bir inceleme yntemi olan Crowell gzlemi geli tirilmi tir. Tm bu yntemler standart bir

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    29

    de erlendirme yntemi ile anne-bebek aras etkile imi ve ba lanma rntsn incelemeyi kolayla t rm t r. Ancak anne-bebek aras etkile imin ieri inde yer alan unsurlar n ve etkile imin farkl boyutlar n n puanlamas d nlmemi tir. Ayr ca etkile im sadece bir btn olarak ele al nm ve bu ili ki ve etkile ime annenin ve bebe in birbirinden ayr bireysel katk s ele al nmam t r. Bu nedenle gnmzde erken dnemde anne-bebek etkile iminin daha ayr nt l olarak puanland , geerli ve gvenilir yntemlere halen gereksinim vard r. Bir n-al mada, 1-2 ya lar ndaki bebeklerle anneleri aras ndaki etkile imin niteli inin laboratuar ortam nda incelenmesi ve etkile imin yap ta lar n n puanlanmas na dayal zgn bir yntemin (anne-bebek etkile imi ok eksenli de erlendirme [ABEED]) geerlik ve gvenilirli i ara t rmas n n ilk bulgular n n sunulmas hedeflenmi tir. Bu al mada, 20 preterm do umlu (ort:16.634.0 [12-24] ayl k; 10 k z, 10 erkek) ve 20 term do umlu (ort:16.854.4 [12-25] ayl k; 11 erkek, 9 k z) 40 ocuk ve annelerinden olu maktad r. Anneler Annelik Ayr lma Anksiyetesi le ini (AAA), Ebeveynlik Tutumlar n Ara t rma le ini (ETA) ve K sa 1-3 Ya Sosyal Duygusal De erlendirme le ini (K1/3SDD) doldurmu lard r. ki klinisyen birbirinden ba ms z olarak Ebeveyn-Bebek li kisi Global De erlendirme le ini (EB GD) doldurdu ve bir yap land r lm de erlendirme yntemi olan Marmara Anne-Bebek Etkile imi Gzlemi (MABEG) (serbest oyun, yap land r lm oyun, ayr lma-birle me) video kay tlar ndan ABEED puanlamas n yapt . ABEEDin i tutarl l mkemmel dzeyde bulunmu tur (Cronbach skorlar : Klinisyen A anne:0.94, bebek:0.95, toplam:0.94; Klinisyen B anne:0.94, bebek: 0.92, toplam: 0.94). Ki iler aras gvenilirlik skorlar yeterince iyi ile mkemmel aras nda bulunmu tur (anne, Spearmans rho:0.33, p

  • 24. Ulusal ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Kongresi 9 12 Nisan 2014 / KONYA

    30

    oldu unun gsterildi i bu al ma do um sonras depresyon ve infantil koli in nlem ve tedavi ba lam nda sadece anne ve bebe i ilgilendiren durumlar olmak yerine aile ili kili durumlar olarak ele al nmas n n daha uygun olaca n destekler niteliktedir.

    Anne Bebek Ba lanmas ve Perinatal Risk Etmenleri

    Yrd. Do. Dr. mer Faruk Aka

    Necmettin Erbakan niversitesi Meram T p Fakltesi ocuk ve Ergen Ruh Sa l ve Hastal klar Anabilim Dal

    Ba lanma kuram na gre, bebe in ya am n n ilk y llar nda bebek ile bak mverenin yo un etkile imleri sonucu bak mveren-bebek ba lanmas gerekle ir. Erken dnemdeki bu etkile imler ve anne-bebek ba lanmas bebe in kendisi ve di erleri ile ilgili temsilleri olu turmas na katk da bulunur ve bu temsiller ya am n n ilerleyen dnemlerinde di er insanlarla gerekle ecek olan etkile imlerin ve ba lanmalar n temelini olu turmaktad r. Ayr ca anne-bebek ba lanmas n n niteli i bebe in sosyal ve duygusal geli imi iin ok nemli bir etmen olarak kabul edilmektedir. Yak n zama