muratpasaram.meb.k12.trmuratpasaram.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/07/19/967821/... · web...

of 140 /140
GÜVENLİ OKUL PROJESİ Okullara Güvenli Ortamın Sağlanmasına Yönelik Koruyucu ve Önleyici Tedbirlerin Artırılması Strateji ve Eylem Planı ve Uygulama Kılavuzu 2017 - 2018 1

Author: others

Post on 30-Sep-2020

0 views

Category:

Documents


0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

GÜVENLİ OKUL PROJESİ

Okullara Güvenli Ortamın Sağlanmasına Yönelik

Koruyucu ve Önleyici Tedbirlerin Artırılması

Strateji ve Eylem Planı ve Uygulama Kılavuzu

2017 - 2018

Antalya

Eylül 2017

Hazırlayan

Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Şubesi

İlimizde; geleceğimizin teminatı çocuklarımızın eğitim yoluyla kendisi ve çevresiyle barışık bir birey olarak hayata hazırlanması, “ Yaşam Boyu Sıfır Şiddet ” sloganının her yaşta birey tarafından içselleştirilerek okul güvenliğinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan “Güvenli Okul Projesi” 8. Yılında okul içinde ve okul dışında kesintisiz ve geliştirilerek uygulanmaktadır.

İl olarak hedefimiz;

Okul içi ve dışı güvenliğin geliştirilmesi için verilmekte olan kurumsal desteklerin arttırılıp işbirliğinin üst düzeyde geliştirilmesi,

Eğitim yoluyla her yaşta vatandaşımızda farkındalık oluşturularak, bireysel ve toplumsal düzeyde güvenlik bilincinin / duygusunun geliştirilip arttırılması,

Bir marka olan şehrimizin okul güvenliği konusunda yapmış olduğu çalışmalar ile örnek, öncü bir il olmasını sağlamaktır.

Projenin hedefine en kısa sürede ulaşması dileklerimle, teşekkür ediyorum.

Münir KARALOĞLU

Antalya Valisi

Çocuklarımızın ve gençlerimizin; milli, manevi, ahlaki ve kültürel değerlerine sahip, milletimizi, vatanımızı seven, evrensel değerlere bağlı, insan haklarına saygılı, Dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden, kendisine ve çevresine güven duyan, hayat boyu öğrenmeyi kendisine ilke edilmiş, araştıran, sorgulayan, çok yönlü düşünebilen yeniliklere açık bir şekilde yetiştirilmesini,

Eğitim yolu ile şiddet ve unsurları hakkında her yaşta farkındalık oluşturularak, okul içi ve dışının çok daha güvenli hale getirilmesini,

Akademik başarının yanı sıra; sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılımın arttırılmasını hedeflemekteyiz.

Bu hedeflere ulaşmada özveri ile çalışan, katkı sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum.

Yüksel ARSLAN

İl Milli Eğitim Müdürü

İÇİNDEKİLER

Sayfa No

BÖLÜM I

Giriş……………………………………………………………..…………………..…..…...11

Tarihçe………………………………………………………….…………………………...11

Hukuki Dayanak…………………………………………………………………………….12

Projenin Genel Amacı………………………………………………………………….…..13

Gerekçeleri..…………………………………………………………………………….…..14

Temel Yaklaşımlar……………………………………………………………………….…15

Müdahale Alanları…………………………………………………………………………..16

Güvenli Okul Projesinin Bir Eğitim Öğretim Yılı İçerisinde İşleyiş Süreci….…………21

Kuramsal Çerçeve (*)………………………………………………………………………23

Şiddet Davranışının Nedenleri…………………………………………………………….25

Okul Güvenliği ……………………………………………………………………………...30

İlgili Kurumlar, Sorumluluklar ve Yasal Yükümlülükler …………………………………31

Şiddettin Önlenmesinde Strateji ve Metotlar………………….…………………………36

Önleme Eğitim Programları………………………………………………………………..39

Ebeveynlere Yönelik Önleme Programları……………………………………………….39

Çocuklara Yönelik Önleme Çalışmaları………………………………………………….40

Çocuklarla Çalışan Meslek Elemanlarının Önleme Konusunda Eğitilmeleri………....42

Olumlu Gelişimin Desteklenmesi………………………………………………………….42

MEB Çocuğa Yönelik Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılmasına İlişkin Çalışmalar… …..45

MEB Tarafından Yürütülen Önleme Çalışmaları (2006-2010)…………………………46

BÖLÜM II

Güvenli Okul Projesi İl Eylem Planı Uygulama Usul ve Esasları İle

Kurumsal Görev Başlıkları …………………………………..………….……….. …..….57

Kurullar, Görev Tanımları ve Çalışma Takvimi…………………………….……… …...58

Antalya Valiliği Güvenli Okul Projesi İl Yürütme Kurulu……………….…..…….….…58

Görev Tanımı Çerçevesi………………………...…………………………58

Güvenli Okul İlçe Yürütme Kurulu (Kaymakamlık)……….……………….……. .……..59

Görev Tanımı Çerçevesi……………………………………………….…………..59

İl Yürütme Kurulu Üyesi Kurumlar Tarafından Oluşturulacak

Alt Kurullar / Komisyonlar/ Çalışma Grupları / Ekipler……………………..……….…..61

İl Milli Eğitim Müdürlüğü Eylem Planı ve İl MEM

Yürütme Kurulu (Alt Kurul).………………………………………………………..61

İl Milli Eğitim Müdürlüğü Yürütme Kurulunun Görevleri………. ...….…62

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Yürütme Kurulu (Alt Kurul)………..…..…..63

Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) Yürütme Kurulu……… ….......68

Okul Kurum Müdürlükleri / Okul Yürütme Kurulu…………….….. .……69

Kaynakça ve Okunması, İncelenmesi Önerilen Bazı Kaynaklara Ait Liste……….….75

Diğer Kurum Eylem Planları Projeleri…………………………………………………….79

İl Emniyet Müdürlüğü….………………………………….………....………….….....

İl Jandarma Komutanlığı…………………………….……………..………....………

Akdeniz Üniversitesi……………………………………………...............................

Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü……………………………………..…….....

Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü…………………………….………..…….

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü…………………….………………...……

Halk Sağlığı Müdürlüğü………..…………………………………………….…….….

İl Sağlık Müdürlüğü………..……………………………………….…………….……

Belediye Başkanlıkları…………………….…………………..….…………….…….

Büyükşehir Belediyesi……………..…………………….…..…….……….…

Aksu Belediyesi……………………..……………………….…….…………..

Döşemealtı Belediyesi………………..………………………..……………..

Kepez Belediyesi……………………..…………………….…….…….……..

Konyaaltı Belediyesi………………………………………..…….….………..

Muratpaşa Belediyesi…………………...…………………………...………..

Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü…………………..………………………………...………….

İl Müftülüğü……………..………………………………..………………………..…………..

Ekler:……………………………………………………………………….………….……..81

İzleme Değerlendirme ve Denetim Formu……………………………………………….82

İlçe MEM / Okul Eylem Planı Şablon Örneği……………………….…..…….…….…..83

Antalya Valiliği Güvenli Okul Projesi

(İl Yürütme Kurulu Çalışma Takvimi (2017–2018) …………….………..…..….……87

İlçe Yürütme Kurulu (Kaymakamlık) Çalışma Takvimi ……….……………..…....…..89

Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Güvenli Okul Projesi

Strateji Ve Eylem Planı Çalışma Takvimi (2017–2018) ….…………….…..…...….91

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü / İlçe MEM Yürütme Kurulu (İlçe Alt Kurul)………………93

Okul / Kurum Müdürlükleri / Okul Yürütme Kurulu……………..…………..…….……97

ANTALYA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

GÜVENLİ OKUL PROJESİ

GİRİŞ

İlimizde; geleceğimizin teminatı çocuklarımızın eğitim yoluyla kendisi ve çevresiyle barışık bir birey olarak hayata hazırlanması, “ Yaşam Boyu Sıfır Şiddet ” sloganının her yaşta birey tarafından içselleştirmesi amacıyla “Güvenli Okul Projesi ” 8. Yılında okul içinde ve okul dışında kesintisiz ve geliştirilerek uygulanmaktadır.

Bu bağlamda projemizin okul içi ve okul dışında uygulanması ve geliştirilmesi sürecine;

İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, 19 İlçe Belediye Başkanlıkları başta olmak üzere Akdeniz Üniversitesi, İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü, ÇİM, AMBAUM, Gençlik ve Spor Hizmetleri İl Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü, gibi resmi kamu kurum ve kuruluşların yanı sıra ATSO, Servisçiler Odası ve diğer STK’lar kendi görev alanlarına giren konularda kurumsal destek vererek çalışmalarımıza katkılar sağlamaktadır.

TARİHÇE

İlimizde; okul ve çevresinin kapsamlı ve planlı olarak güvenli hale getirilmesi, şiddet ve şiddete neden olan konularda farkındalık oluşturularak öğrencilerimizin bir bütün olarak geliştirilmesi konusu ilk kez 2008 yılında yapılan kapsamlı bir araştırma sonucunda ulaşılan bulgular dikkate alınarak ilk eylem planı “Okullarda Güvenli Ortamın Sağlanması (OGOS)” projesi adı altında ilk plan hazırlanıp uygulama süreci başlatılmıştır.

Bu bağlamda, İlimizin kendine has özellikleri (sosyal, kültürel, ekonomik ve coğrafi) dikkate alınarak, il / ilçe ve okul bazında yapılacak çalışmaların / temaların / görev tanımlamaların genel çerçevesi çizilmiş,

Bu çerçeve; ilçe ve okul eylem planları ile yerelleştirilerek, özgünleştirilmiş; şiddetin önlenmesi konusunda hedef kitlede bilgi ve bilinçlenme sağlanarak, kurumsal işbirliği ve koordinasyon arttırılıp projenin sürdürülebilirlik noktasında farkındalık oluşturulmuştur.

Ayrıca; bu proje kapsamında uzun yıllar özel çalışma alanı olarak ele alınıp işlenen “Madde Bağımlılığı ile Mücadele” ve “İhmal ve İstismar” konuları 2013 yılından itibaren; bağımsız, özgün projeler olarak ele alınıp uygulanmaya başlanmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında 22.12.2016 tarihinde imzalanan "Okullarda Güvenli Ortamın Sağlanmasına Yönelik Koruyucu ve Önleyici Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İşbirliği Protokolü” kapsamında; OGOS Projesi revize edilerek 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılında uygulanmak üzere “Güvenli Okul Projesi” geliştirilmiştir.

HUKUKİ DAYANAK

1) 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu.

2) Başbakanlık 2006–17 nolu Genelge (Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler.)

3) Başbakanlık 2006–26 Nolu Genelge.

4) MEB Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı (2006–2011+).

5) TBMM Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğilimi ile Okullarda Meydana Gelen Olaylar ile İlgili Meclis Araştırma Komisyon Raporu.

6) Antalya Valiliğinin 05.10.2007 tarihli ve 3043 sayılı emirleri.

7) MEB Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğünün; 21.01.2009 tarihli ve 2009-9 Nolu Genelgesi.

8) MEB ÖERH Genel Müdürlüğünün 27.09.2012 tarihli ve 3888 sayılı yazıları.

9) İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 18.09.2012 tarihli 2012/54 Bakanlık Nolu Genelgesi.

10) İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 22.10.2013 tarihli ve -22013/14 Bakanlık Nolu Genelgesi.

11) MEB ÖERH Genel Müdürlüğünün 15.09.2014 tarihli ve 3938012 sayılı yazısı (2014-20 Nolu Genelge).

12) MEB ÖERH Genel Müdürlüğünün 29.06.2015 tarihli ve 6709501 sayılı yazısı.

13) MEB Müsteşarlık 17.09.2015 tarihli ve 90849597-10.07-E.9367301 sayılı yazı.

14) MEB ÖERH Genel Müdürlüğü 18.12.2015 tarihli ve 13075438 sayılı yazısı.

15) Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü 2017 Mali Yılı Performans Programı.

16) Milli Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında 22.12.2016 tarihinde imzalanan "Okullarda Güvenli Ortamın Sağlanmasına Yönelik Koruyucu ve Önleyici Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İşbirliği Protokolü”.

17) İçişleri Bakanlığının 2017-3 (2017-23) Nolu Genelgesi.

18) Antalya Valiliğinin 08/09/2017 tarihli ve 2017/02 sayılı İdari Yaptırım Tebliği.

19) MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03.10.2017-15712539 Sayılı yazısı.

20) Antalya Valiliği İl Yazı İşleri Müdürlüğünün 12.10.2017 tarihli ve 40027 sayılı yazısı.

PROJENİN GENEL AMACI

Türk Milli Eğitimi Sisteminin Genel Amaç ve İlkeleri Doğrultusunda;

-İl düzeyinde okullarda güvenli ortamın sağlanmasına yönelik koruyucu, önleyici çalışmaların planlanması, koordine edilmesi, uygulanması, izlenmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi,

-Güvenli eğitim ortamı ve çevreyi sağlayacak yönetim süreçlerinin işletilmesi,

-Bireylerde eğitim yolu ile farkındalık oluşturularak, günlük yaşam becerilerinin geliştirilmesi,

-Okulların fiziki yapılarının güvenlik anlamında iyileştirilmesidir.

GEREKÇELERİ

Öğrencilerin eğitim-öğretim etkinlikleri bütünlüğü içinde; gelişimini olumsuz etkileyen okul içi ve dışı etmenlerin en az indirilmesi veya ortadan kaldırılması, başta öğrenciler olmak üzere; öğretmenlerin ve anne babaların şiddet konusunda farkındalık / yeterlik düzeylerinin ve tehditlere karşı güvenli ortam bilincinin geliştirilmesi ile doğrudan ilintidir.

Eğitim kurumlarında her türden rehberlik çalışmalarının etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi, okul içi ve dışındaki okulla ilgili yaşanan sorunlara erken müdahale edilerek büyümeden çözülmesine yönelik gelişimsel, koruyucu yaklaşımların benimsenip uygulanmasına ve kurumların hedeflerine ulaşmasına büyük katkılar sağlayacaktır.

Yönetimsel süreçler eğitim ortamlarında şiddetin önlenmesi ve azaltılmasında, eğitim ortamları ve çevresindeki ilişkiler ile uygulamaların yapıcı, onarıcı, barışçıl ve destekleyici hale getirilmesinde temel belirleyicidir. Bu nedenle eğitim ortamlarında şiddetin önlenmesi ve şiddete etkili müdahale konusunda yönetimsel süreçlerin etkili bir şeklide işletilmesi gerekmektedir.

Güvenli eğitim ortamının sağlanması konusunda ele alınan öğrenci, öğretmen, aile, yakın çevre gibi unsurların uyumlu ve eşgüdüm içinde çalışması için yönetimde kalıcı ve benimsenmiş yönetim anlayışının güçlendirilmesi kurum iç dinamikleri açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle okul çalışanları ve öğrencilerin güvenli bir ortamda bulunmaları için, paydaşlarla işbirliği ve koordinasyon sağlanması, güvenlik tehditlerinin önceden tespit edilerek önlenmesi, ortaya çıkabilecek her türlü olumsuzluk için gerekli tedbirlerin ciddiyetle alınması hususunda okul idareleri birinci derecede sorumludur.

Eğitim kurumlarının içerisinde bulundukları toplumun bir parçası olduğu gerçeğinden yola çıkılarak, geliştirilecek politikaların, uygulanacak program ve hizmetlerin yürütülmesinde her kademeden ve görev alanından yöneticiler/ sorumlular arasında söylem ve eylem birliğinin bulunması güvenli eğitim ortamının sağlanması açısından önemlidir.

TEMEL YAKLAŞIMLAR

1- Bilgiye Dayalı Yönetim Anlayışı: Uygulamalara rehberlik edecek bilimsel, güncel ve güvenilir veri toplanması, çalışmalarda bu verilerden yararlanılması,

2- Çoklu Kurumlar ve Çoklu Disiplin Yaklaşımı: Tüm çalışmaların katılımcı yaklaşım ve işbirliğine dayalı anlayışla gerçekleştirilmesi,

3- Bütüncül Yaklaşım: Güvenli eğitim olgusunun etki alanının çok geniş olması nedeni ile müdahaleler yönetim süreçleri, öğretmen, öğrenci, okul, aile ve çevreyi kapsayacak bir yaklaşımla ele alınması,

4- Gelişimsel Yaklaşım: Bireyin zihinsel, duygusal, sosyal-psikolojik, fiziksel olarak kapasitesine uygun gelişim gösterebilmesi için planlı, esnek, ardışık PDR hizmeti sunulup her alanda gelişimlerinin sağlanması. Üst düzeyde öğrenme ve kendini gerçekleştirme konularında desteklenmesi,

5- Önleme Koruma ve Müdahale Yaklaşımı: Eğitimin her kademesinde temel önleme çalışmaları öncelikle ele alınacak, şiddetten doğrudan veya dolaylı etkilenen çocuk ve gençler için koruma ve müdahale çalışmaları yürütülecektir,

6- Kapasite Artırımı: Altyapı, Eğitim, Materyal, Eğitsel Yönetim, öğretmen / yönetici / öğrenci / ailenin kapasitesinin arttırılması,

7- Sürdürülebilir Hizmet: Bilimsel, gerçekçi, model geliştirme, kurumsal, mali ve politik önlemler. Hedefe dayalı planlar,

8- İzleme ve Değerlendirme Çalışmaları: Çalışmaların etkinliğinin izlenmesi, değerlendirilmesi, değerlendirme sisteminin oluşturulması ve sürekli iyileştirme geliştirme çalışmalarının yapılması,

Bu çalışmada temel yaklaşımları oluşturmaktadır.

MÜDAHALE ALANLARI

1-YÖNETİM SÜREÇLERİ

Amaç

· Güvenli (okul içi ve dışı) eğitim ortamlarını sağlayacak yönetim süreçlerinin işletilmesi.

· Farkındalığın arttırılması.

· Standart sağlanması.

· İşbirliği, koordinasyon ve bilgi paylaşımının arttırılması.

Stratejiler

· Bilgiye dayalı yönetim anlayışının güçlendirilmesi,

· Kurumların stratejik planlara işlenmesinin sağlanması,

· Örnek modeller oluşturulması ve yaygınlaştırılması,

· Personel eğitimlerinin sürekli hale getirilmesi,

· Katılımcı ve işbirliğine dayalı yönetim anlayışının güçlendirilmesi,

· İzleme ve değerlendirme sistemin oluşturulması,

· Proje/Etkinlik/çalışmaların yürütülmesidir.

Çıktılar

· Bilgiye dayalı yönetim uygulamaları,

· Güvenli okul ortamının sağlanmasında işlevsel örgütlenme modeli,

· Güvenli okul ortamının sağlanmasında işlevsel etkili iletişim ağı,

· Eğitim verilen personel sayısı,

· Yapılmış proje ve etkinlik sayısıdır.

2-ÖĞRETMENLER VE YÖNETİCİLER

Amaç

· Öğretmenlerde ve yöneticilerde empatik anlayışın geliştirilmesi,

· Okul güvenliğinin geliştirilmesi için bireysel ve kurumsal bazda işbirliği ve destek sağlanması konusunda farkındalık oluşması,

· Olumlu disiplin yöntemleri hakkında bilinçlenmeleri / geliştirilmeleri / örnek model olmalarıdır.

Stratejiler

· Okul güvenliğinin geliştirilmesi ile ilgili yerinde denetim ve kontrollerin sağlanması,

· Eğitim, materyal eğitsel yönetim desteği saptanarak öğretmen ve yöneticilerin kişisel ve mesleki gelişimlerinin sağlanması,

· Örnek model davranışların geliştirilmesi / yaygınlaştırılması /ödüllendirilmesi,

· Hayat boyu öğrenme / kendini geliştirme konusunda farkındalık oluşturulmasıdır.

Çıktılar

· Olumlu disiplin yöntemlerini kullanan öğretmen ve yönetici,

· Öğrenciler üzerinde etkin denetim ve gözetim sağlayan öğretmen ve yöneticiler,

· Mesleki motivasyon ve iş doyumu arttırılmış öğretmen ve yöneticidir.

3-ÖĞRENCİ

Amaç

· Öğrencileri bedenî, zihnî, ahlâkî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştirmeyi, demokrasi ve insan haklarına saygılı olmayı, çağımızın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlamak,

· Öğrencilerde şiddet davranışının önlenmesi ve azaltılmasında farkındalık oluşturulması,

· Her türlü terör ve yasa dışı radikal gruplara karşı korunması,

· Öğrencilerin sorunlarına yardımın yanı sıra, onların kişilik ve sosyal gelişimlerine ve olgunlaşmalarına destek olmak,

· Kendini tanıyabilme, bireysel hedeflerini belirleyebilme, yeteneklerini geliştirebilme, bunları kendisinin ve toplumun yararına kullanabilme konularında farkındalık oluşturmak,

· Kendine ve çevresindekilere güven duygusunu geliştirmek,

· Öğrencilerin öz güven, öz denetim ve sorumluluk duygularının geliştirilmesini,

· Planlı çalışma alışkanlığı edinebilme,

· Serbest zamanlarını etkin ve verimli değerlendirebilmedir.

Stratejiler

· Program ve projelerin eşgüdüm içerisinde yürütülmesi, bütünsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi ve deneyimlerin paylaşılması,

· Temel önleme, koruma ve müdahale hizmetlerinin tüm öğrencilere ulaştırılması,

· Özellikle sorunun oluşmamasına yönelik gelişimsel, koruyucu yaklaşımın esas alınması, sorunlara erken müdahale,

· Sosyal, Kültürel ve Sportif Etkinliklerin arttırılması ve öğrencileri bu alana yönlendirme,

· Öğrencilerin özellikle yetenekleri doğrultusunda spor ve sanat dallarına yönlendirilerek, okullarda spor ve sanat dallarında öğrencilerin kolaylıkla ulaşabileceği fiziki ortamın sağlanması / arttırılması,

· Demokratik yurttaşlık bilincini geliştirebilecek eğitim uygulamalarının, hayatın tüm alanlarına yayılarak yapılacak çalışmaların okul içi ve okul dışı etkinlikleri içermesi,

· Hayat boyu öğrenme konusunda farkındalık oluşturulmasıdır.

Çıktılar

· Şiddet davranışı konusunda farkındalıkları geliştirilmiş,

· Korunma, baş etme ve azaltılmaya yönelik beceri kazanmış,

· Madde bağımlılığından korunma ve ihmal ve istismardan korunma konusunda bilinçlendirilmiş,

· Terör ve yasa dışı radikal gruplara katılıma hayır diyen,

· Sosyal, Kültürel ve Sportif etkinliklere katılan,

· Akademik başarı grafiği yükselen,

· Bireysel farklılıklara saygılı; farklı görüş, düşünce, inanç, anlayış ve kültürel değerleri hoşgörü ile karşılayabilen,

· Kendini tanıyabilme, bireysel hedeflerini belirleyebilme, yeteneklerini geliştirebilme, bunları kendisinin ve toplumun yararına kullanabilen öğrenci.

4-EĞİTİM ORTAMI VE ÇEVRESİ

Amaç

· Eğitim ortamının fiziksel ve sosyal çevresinde her türlü riskin azaltılması ve önlenmesi,

· Okul içi /dışı güvenlik konusunda standart oluşturmak, bu standartları geliştirmektir.

Stratejiler

· Eğitim ortamları ve çevresinin güvenliğin sağlanması,

· Eğitim ortamlarının sosyal ve fiziksel çevresi ile bütünleşmesini sağlayacak eğitimde niteliği arttıracak okul gelişim modellerinin yaygınlaştırılması,

· Eğitim ortamı ve çevresinde olumsuz grup ve kişilerin yapılanmasının engellenmesi,

· Diğer sektör, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılması,

· Fiziki ortam iyileştirmesidir.

Çıktılar

· Cazibe merkezi haline gelmiş eğitim ortamları,

· Güvenliği arttırılmış eğitim ortamı,

· Eğitim ortamları çevresinde öğrenciler tarafından erişebilir sosyal etkinlik mekânları,

· Fiziki güvenlik konusunda hazırlanmış öngörülmüş standartlardır (okul bahçe düzenlemesi, güvenlik kamerası, kapı güvenliği, nöbet talimatı, denetim talimatı vb.).

5-AİLE

Amaç

· Güvenli eğitim ortamı sağlanmasında ailenin katkısının arttırılması,

· Çocuklarına karşı dışarıdan gelebilecek radikal ve yasa dışı yapılandırmalar hakkında bilinçli ailedir.

Stratejiler

· Güvenli eğitim ortamı sağlanmasında etkin işbirliğinin sağlanması,

· Güvenli eğitim ortamı sağlanmasında bilinçlendirilmesine yönelik eğitim çalışmalarının sürekli hale getirilmesi,

· Hayat boyu öğrenme konusunda farkındalık oluşturulmasıdır.

Çıktılar

· Çocuk yetiştirmede şiddeti disiplin aracı olarak düşünmeyen aile,

· Eğitim ve sosyo ekonomik açıdan güçlendirilmiş aile,

· Okul etkinliklerine katılan aile,

· Radikal ve yasa dışı yapılandırmalar hakkında bilinçlendirilmiş ailedir.

GÜVENLİ OKUL PROJESİNİN BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İÇERİSİNDE İŞLEYİŞ SÜRECİ

1. Bir yıl öncesi çalışmaların bir bütün olarak değerlendirilmesi, geliştirilmesi / ekleme veya çıkarma yapılması gereken temaların belirlenmesine yönelik çalışma sürecinin başlatılması (Haziran-Eylül arası).

2. Okul içi mekânların fiziki güvenlik durumunun artırılması (Yıl içinde ve özellikle Haziran-Eylül ayları arasında)

3. Güvenli Okul Projesi İl Eylem Planı, usul ve esaslar, çalışma takvimi ve veri toplama formunun geliştirilmesine yönelik sürecin başlatılması (Temmuz-Eylül arası).

4. Öncelikli okulların ve bölgelerin Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı ile İl/ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ve koordinesinde belirlenmesi (Eylül ).

5. Güvenli Okul Projesi İl Yürütme Kurulunun oluşturulması (Eylül).

6. Güvenli Okul Projesi İl Eylem Planının, Çalışma takviminin ve veri toplama formunun İl Yürütme Kurulunda veya alt komisyonlarda görüşülüp değerlendirilmesi ve geliştirilmesi (Eylül-Ekim).

7. Güvenli Okul Projesi İl Eylem Planının il düzeyinde uygulanmasına dair Valilik Onayının alınması (Eylül-Ekim).

8. Güvenli Okul Projesi İl Eylem Planının; 19 İlçe Kaymakamlığı ile tüm resmi kurum ve kuruluşlara gönderilmesi (Eylül-Ekim).

9. Güvenli Okul Projesi İlçe Yürütme Kurullarının Oluşturulması (Eylül-Ekim).

10. İlçe Güvenli Okul Projesi Eylem Planlarının; ilçenin mevcut durum ve ihtiyaç analizi sonuçları esas alınarak RAM ve ilgili kurumlar İşbirliğinde hazırlanması (Eylül-Ekim).

11. İlçe Eylem Planına bağlı olarak okul eylem planlarının; Güvenli Okul Projesi Okul Yürütme Komisyonları tarafından, okulun mevcut durum ve ihtiyaç analizi sonuçlarına göre hazırlanması ve onaylanması (Ekim).

12. Güvenli Okul Projesi İl / İlçe / Okul Eylem Planları kapsamında yapılan çalışmaların yerinde izlenmesi, denetlenmesi ve geliştirilmesi ile ilgili mekanizmaların oluşturulup harekete geçirilmesi (Ekim).

-Psikososyal Acil Müdahale ile Krize Müdahale Ekiplerinin oluşturulması.

-RAM Rehberlik Ekiplerinin oluşturulması.

-İlçe MEM ÖERH İzleme ve Değerlendirme Ekibinin oluşturulması.

-Maarif Müfettişlerinin görevlendirilmesi.

13. Her dönemin sonunda; okullardan ve ilçe bazında yapılan çalışmaların derlenip Güvenli Okul Projesi İl/ İlçe Yürütme Kurulları tarafından değerlendirilmesi, geliştirilmesi gereken yönler hakkında ilçelerin / okulların/ kurumların bilgilendirilmesi (Ocak-Şubat / Haziran-Temmuz) m

14. Eğitim Öğretim yılının sonunda yapılan çalışmaları Güvenli Okul Projesi İlçe / İl Yürütme Kurulu tarafından bir bütün olarak değerlendirilmesi (Haziran veya Temmuz).

15. Güvenli Okul Projesi İl Eylem Planının geliştirilmesine yönelik yeni sürecin planlanarak başlatılmasıdır.

KURAMSAL ÇERÇEVE (*)

Bu çalışmanın temel hedeflerinden birisi Türk Milli Eğitimi Sisteminin Genel Amaç ve İlkeleri doğrultusunda; İl düzeyinde okul güvenliğine yönelik koruyucu, önleyici çalışmaların planlanması, koordine edilmesi, uygulanması, izlenmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesidir.

Bu bağlamda güvenli bir ortamın oluşturulmasında; öncelikli olarak bireyin sağlıklı gelişiminin desteklenmesi, korunma konusunda eğitim yoluyla farkındalık oluşturulup günlük yaşam becerilerinin geliştirilmesi, bireyi ve ortamı tehdit eden şiddet ve benzeri unsurların belirlenip bu unsurların azaltılması veya ortadan kaldırılmasına yönelik bir dizi çalışma yapılmasını gerekli kılmaktadır.

Güvenli bir ortamı bozmaya yönelik en önemli etmen “şiddet” ve şiddeti doğuran unsurlardır.

Şiddet tanımları incelendiğinde dar anlamıyla şiddetin; insanların bedensel bütünlüğüne karşı dışarıdan yöneltilen, sert ve acı verici bir edim olarak ele alındığı görülmektedir.

Türk Dil Kurumu’nun tanımlamasında ise şiddet “1- Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik, 2-Karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma, 3-Kaba güç, 4-Duygu ve davranışta aşırılık (...)” olarak betimlenmektedir.

Şiddettin türleri incelendiğinde ise şiddetin biçimine göre adlandırma veya anlamlandırma yapıldığını görmekteyiz Örneğin; Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, simgesel şiddet, meşru simgesel şiddet, yapısal şiddet, dolaylı-dolaysız şiddet, görünür-görünmez şiddet vb. Tüm bu adlandırmalar, anlamlandırmalar; yer yer kesişebilen veya birbirine eklenebilen farklı gerçekliklere işaret eder.

Bu tanımlamalardan hareketle şiddeti; “farklı nitelik ve türlerde güç ve baskı uygulayarak insanların (elbette diğer canlı ve/veya cansız varlıklara da yönelik olabileceği de düşünülerek) bedensel, ruhsal ve/veya çevresel açılardan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümü olarak” adlandırmak mümkündür.

Dünya Sağlık Örgütü’nün ele alıp incelediği şiddet tanımında “bireyin kendisine, başkasına, belirli bir topluluk veya gruba yönelik yaralama, ölüm, fiziksel zarar, bazı gelişim bozuklukları veya yoksunluk ile sonuçlanabilen, tehdit ya da fiziksel zor kullanma” olarak ifade edilmiştir.

Bu tanımından yola çıkarak Dünya Sağlık Örgütü’nün (2002) hazırlamış olduğu raporda, şiddet üç bölümde ele alınmıştır:

1-Kendine Yöneltilmiş Şiddet; İntihar davranışı ve kendine zarar verme olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İntihar davranışı, intihara yönelik düşünceleri, intihar girişimlerini ve intiharları içerirken, kötüye kullanım ise kendini kesme, yaralama, ihmal vb. davranışları içermektedir.

2-Kişilerarası Şiddet: Fiziksel, cinsel ve psikolojik olabileceği belirtilerek iki kategoride incelenmiştir. İlki genellikle evde, aile ve yakın kişilerle ilgili olan; çocuk istismarı, yaşlıların istismarı ve eş ya da yakın ilişkideki kişiyle ilgili olan şiddet türü iken ikincisi sokak, okul, iş yeri, hapishane ve yaşlı bakımevleri gibi yerlerde karşılaşılan, toplumda herkese karşı olabilen şiddet türüdür.

3-Kolektif Şiddet; Sosyal, politik ve ekonomik olmak üzere kendi içinde üç bölümde incelenmiştir.

İlk olarak sosyal şiddetin, organize gruplarca yapılan nefret suçları, terörist saldırıları ve suç örgütlerince yapılan şiddeti içerdiği belirtilmiştir. İkinci olarak politik şiddet ile savaş ve bununla ilgili şiddet içeren anlaşmazlıklar ifade edilmiştir. Üçüncü olarak ise ekonomik şiddet büyük gruplarca yapılan ekonomik kazanım amaçlı, ekonomik etkinliği bozma, gerekli hizmetlere ulaşımı engelleme ve ekonomik bölünme, ayrımcılık yaratma gibi saldırıları içerdiği belirtilmiştir (TBMM, 2007: 20).

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımladığı şiddet türlerinin yanı sıra Meyer ve Farrell (1998) bir araştırmasında dört şiddet türünden söz etmektedir (akt. Uysal, 2003: 9). Bunlar:

Durumsal şiddet; fakirlik, alkol ve uyuşturucu madde kullanma, akran baskısı ve silahlara kolaylıkla ulaşma gibi özel durumsal faktörler sonucu gelişen şiddet türünü tanımlar.

İlişkisel veya kişilerarası şiddet; adölesan (ergen) nüfusun büyük bir bölümünü etkileyerek ilişki içinde bulunduğu bireylerin kişilerarası tartışmalarından doğan şiddet türünü ifade eder.

Yağmacı şiddet; anti sosyal davranış şeklinin bir parçası olarak veya kazanç sağlanması için suç işlenmesiyle oluşan şiddet türünü belirtir.

Psikopatolojik şiddet; ağır psikolojik travma ve sinir sistemi bozuklukları sonucu ortaya çıkan davranışların oluşturduğu şiddet türünü açıklar.

Bemak ve Keys tarafından şiddetin kaynağı olan etkenler şu şekilde belirlenmektedir;

• Bireysel ve kişilik eğilimleri (düşüncesizce hareket etme, empati yetersizliği),

• Okul çevresi,

• Aile yapısı ve ilişkileri (ebeveynlerin zayıf bir benlik, yetersiz bir denetim ve tutarsız davranışlara sahip olmaları, ebeveynlerin aile içerisinde şiddet tutumlarını sergilemeleri veya çocuklarının uyguladıkları şiddet tavırlarına karşı bir ilgisizlik içinde olmaları),

• Akran gruplarının varlığı (bireyin kendini ispatlamak için elverişli koşullar sağlaması ve şiddet kültürünün varlığı),

• Silahlara kolay yollardan ulaşabilme imkânının olması,

• Alkol ve uyuşturucu kullanma, Şiddetin izlenerek ve taklit edilerek öğrenilmiş bir davranış olduğunu savunan bakış açısı şiddetin aynı zamanda bir öğretim tekniği olarak da kullanıldığına dikkat çekmektedir.

ŞİDDET DAVRANIŞININ NEDENLERİ

Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, kişilik faktörlerinin tek başına anti sosyal ve şiddet davranışına yol açmadığını genellikle birden fazla etmenin şiddet davranışında rol oynadığı belirtilmektedir. Nedenleri ve risk faktörlerini bilmemiz, şiddet davranışının doğasını anlamamız ve şiddete karşı koruyucu önlemleri oluşturmamız için gereklidir.

Ekolojik Modele göre; her birey içinde bulunduğu kişisel, ailesel, çevresel ve toplumsal etmenlerden etkilenir. Bu etmenler şiddet davranışının oluşması için risk oluşturur. Koruyucu faktörler de şiddet davranışı riskini arttırır. Bu faktörler kişisel deneyimler ya da çevreyle bulunan ilişkilerin azalması sonucunda ortaya çıkar.

Çevresel Faktörler; Çevresel faktörler içerisinde medyanın etkisi sayılabilir. Şiddet davranışının medyada sürekli olarak gösterilmesi ergenlerin şiddete karşı olan tutumlarında duyarsızlaşmaya neden olmaktadır.

Böylece ergenler şiddet davranışını sorunların çözümü olarak algılamakta ve şiddet davranışını normalize etmektedirler. Ekonomik durumun bozulması, işsizlik gibi sosyo-ekonomik faktörler de şiddet davranışında önemli rol oynamaktadır. Ailenin çocuğuna olan güvensizliği ve onu ihmal etmesi ya da toplum değerlerindeki değişiklik şiddet davranışının oluşması için önemli etmenler arasındadır. Büyük şehirlerde ilişki kurmadaki zorluk, yabancılaşma ve sosyallikten uzaklaşmaya yol açarak şiddet davranışının artmasına neden olabilmektedir.

Toplumsal Faktörler; Şiddet davranışının artmasını sağlayan toplumsal faktörler, uyuşturuculara ve ateşli silahlara kolay ulaşım, sosyal düzensizlik, eğitim kalitesinin düşmesi ve okul sonrası faaliyetlere imkân sağlanmaması olarak tanımlanmaktadır. Toplumda uyuşturucu ve ateşli silahların kullanım yaygınlığı artması gençlerde şiddet davranışlarının artmasına neden olmaktadır.

Şiddet faaliyetlerinin bir başka tetikçisi de toplumdaki düzensizliktir. Bu faktör yüksek suç oranları, çete faaliyetleri, barınacak yerlerin azlığı ve toplumun genelindeki bozulmayla tanımlanmaktadır.

Bu toplumlar aynı zamanda okullardaki eğitimin kalitesi ve okul sonrası faaliyet seçenekleri gibi gençlerin olumlu ve üretken gelişim deneyimlerini sağlayacak uygun kurumlardan da yoksundurlar. Eğer arkadaşları arasında şiddet ya da suç kapsamına giren davranışlar normal karşılanıyor yani kabul görüyorsa çocuk arkadaş grubuna uymak, onların beğenisini ve onayını almak için bu davranışları sergileyebilir.

Ailesel Faktörler; Yapılan araştırmalar, aile içi etkileşimin ve iletişimin bozulmasının özellikle erkek çocuklarında şiddet riskini arttırdığını göstermiştir. Çocuk istismarı ve ihmali de önemli risk faktörleri arasındadır. Net beklentilerin oluşturulamaması, yetersiz gözetim ve yönlendirme, uygunsuz, tutarsız aile disiplini de gençleri şiddet davranışlarına ve suça iten etkenler arasındadır.

Evlilikte veya aile içinde anlaşmazlık ve çatışma ve suç işleyen ebeveyn, akraba, akran ve kardeşlerin olması gençleri şiddete yönlendirebilmektedir.

Bireysel Faktörler; Araştırmalarda şiddet davranışları ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, ajitasyon ve risk alma davranışı arasında güçlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Erkek çocuklarda 06-13 yaş arası dönemdeki saldırgan davranışlar, ileriki yaşlardaki şiddet davranışlarının habercisi olma niteliğindedir.

Şiddet ve suç işlemenin erken yaşlarda başlaması, ileriki yaşlarda madde kullanımı, hırsızlık, mülke zarar verme gibi anti sosyal davranışlara yol açabilmektedir. Çocuğun okula ayak uyduramaması ve derslerinde başarısız olması da kişisel faktörler arasındadır.

Düzenli olarak okula gitmeyen 12-14 yaş arası gençlerin, ergenlikte ve yetişkinlikte şiddet davranışlarına katılma olasılıklarının yüksek olduğu görülmektedir. 15 yaşından önce okuldan ayrılmak da şiddet davranışı için büyük bir risk oluşturmaktadır.

Etkili çocuk eğitim tekniklerinin bilinmemesi nedeniyle dayak kimi ailelerde eğitim aracı olarak görülmektedir. Çocuklukta şiddet yaşayan ya da anne ve babaların sorunlarını şiddete başvurarak çözdüğünü öğrenen bireyler, yetişkinlikte de sorun çözme, iletişim kurma yöntemi olarak, şiddet içerikli davranışları benimseyebilirler (Deveci, Karadağ, Yılmaz, 2008: 353; Çetiner, 2006: 26; Avcı, 2006: 8; Öktem, 2002: 41; Utkulu vd. 2007: 46).

Bunun sonucunda ailede şiddetle karşı karşıya kalan çocuklarda şiddet, kişiliklerinin bir parçası haline gelir (Çifçi, 2006: 52). Bu nedenle anne ve babalar çocukları için birer model olduklarını unutmadan sağlıklı bireyler yetiştirmek için, öncelikle çocuklarının ruhsal, sosyal ve fiziksel gereksinimlerinin olduğunu bilmelidirler (Usta, 2009: 103).

Okullarda ise bu durum ile ilgili önleyici tedbirlerin alınması gerekir. Bunun için mevcut eğitim programlarında öğrencilerin temel psikolojik ihtiyaçlarını karşılayacak etkinliklere ağırlık verilmeli, programlar tamamlayıcı ders dışı sosyal ve kültürel etkinlikler olarak düzenlenmeli, öğrencilere başarılı olabilecekleri inancı aşılanmalıdır (Sezgin, Özok, 2006: 232).

Bunun yanında öğrencilerin problemlerinin farkına varmalarını, öfkelerini kontrol edebilmelerini, çözüm yolları üretebilmelerini ve bunlar arasında doğru seçim yapabilmelerini sağlamak, birbirleriyle uyumlu yaşayabilme becerilerini kazandırmak da şiddeti önleme açısından büyük önem taşımaktadır (Taktak, 2007: 42; Sezgin, Özok, 2006: 232).

Şiddete ilişkin korkunun giderek artış gösterdiği okullarda, suç ve şiddetten uzak ortamlar oluşturmak için öğrenci, aile, okul ve toplum bağlamında herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi, sorunun çözüm aşamasında, her sistemin kendi içinde sorumlu olduğunu ve bu sistemlerin işbirliği içinde çalışmalarının önemli bir husus olduğunu unutmamak gerekir (Kaymak Özmen, 2006: 37; Mertoğlu, 2008: 28).

Her ne kadar Cillesen (2002) şiddet davranışlarının önceden yordanması ve gözlenebilmesinin oldukça zor olduğunu ifade etse de (akt. Çetin, 2004: 15) okullarda büyük bir sorun haline gelen şiddet ve suç olaylarına oluştuktan sonra müdahale etmeyi beklemek doğru değildir. Bunun yerine okulda öğrencileri takip ederek ve erken uyarı işaretlerine dikkat ederek şiddeti önlemek daha önemlidir.

Şiddeti önlemede etkili çalışmalar gerçekleştirebilmek için, öncelikle şiddeti oluşturan ya da tetikleyen nedenlerin ele alınması gerekmektedir (Pehlivan, 2008: 9; Çobanoğlu, Şentürk, Kıran, 2008: 128).

Ayrıca okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin öğretmen ve öğrenci algılarının eğitim sisteminde kaliteyi önemli ölçüde etkilediği bilinmektedir (Ricketts, 2007: 46).

Araştırmalar, son yıllarda, çocuk ve ergenler arasında saldırgan davranışların arttığını (Webster-Stratton, 1999), okullarda şiddetin dikkat çekici bir problem olduğunu ve okul çağındaki birçok çocuk ve ergenin saldırganlık ve şiddetten dolayı mağdur olduğunu göstermektedir (Flannery ve ark., 2003).

Henüz okul öncesi dönemde birçok çocuk, karşı gelme bozukluğu ve erken başlangıçlı davranım bozukluğu tanısı almakta ve bu çocuklar, saldırgan ve yıkıcı davranışlar sergilemektedir. Saldırgan davranış, çocuk ve ergenlerin psikiyatri servislerine yönlendirilmelerinin de en yaygın nedeni olmaktadır (Griffin ve Gross, 2004).

“Okulda şiddet” kavramı; gelişme ve öğrenmeyi engelleyen, okul atmosferine zarar veren suça yönelik eylemlere ve saldırganlığa işaret etmektedir (Furlong ve Morrison, 2000).

Şiddete maruz kalmanın, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Çocukluk dönemi saldırganlığı, uzun dönemde ciddi sosyal sonuçlarla bağlantılı bir halk sağlığı problemidir (Postema, 2006).

Çocuklarda saldırgan davranışlar, yıllar boyunca devam etmek eğiliminde olup, olumsuz davranışsal, sosyal ve akademik sonuçlara yönelik riskleri arttırmaktadır.

Gelinas (2003), şiddete maruz kalmanın, çocuk ve ergenleri, anksiyete ve depresyon, fobiler, temas bozukluğu ve özellikle travma sonrası stres bozukluğu için anlamlı olarak risk altına soktuğunu bildirmektedir.

Okul çağındaki çocuk ve ergenler arasında, şiddete yönelik davranışlar yanında, alay etme ve gözdağı verme gibi zorbalık olarak tanımlanan saldırgan davranışlar da dikkat çekmektedir.

Araştırmalar, akranlarınca zorbalığa maruz kalma ile anksiyete ve depresyon, sosyal uyumsuzluk, yalnızlık ve yakın akran ilişkilerinden yoksun kalma arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermektedir (Griffin ve Gross, 2004).

Bu sorunlar, mağdur olan çocukları, psikolojik ve sosyal gelişimleri açısından risk altına sokabilmekte ve öğrencilerin kendilerini güvende hissetmedikleri ve öğrenmeye odaklanamadıkları bir okul ve sınıf atmosferi yaratmaktadır. Bu bakımdan okulda şiddet sorunu, okulların eğitimsel misyonuyla ilişkilidir (Postema, 2006).

Okul çağındaki çocuk ve ergenlerde görülen saldırganlık ve şiddet sorunu, okullarda görev yapan yönetici, öğretmen ve psikolojik danışmanları, çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışan uzmanları ve kanun koyucuları söz konusu problemleri önlemeye yönelik çabalar sergilemeye yöneltmiştir.

Okulların, küçük çocuklar için güvenli bir ortam olarak düzenlenmesi gereksinimi doğmuştur. Erken dönemdeki saldırgan davranışların sonraki yıllardaki saldırgan davranış ve eş istismarı gibi anti sosyal davranışla, aynı zamanda düşük akademik başarı ve okulu bırakma gibi akademik sorunlarla bağlantılı olduğuna dair araştırma bulgularının elde edilmesi erken önleme çabalarına olan gereksinimi arttırmıştır (Leff ve ark., 2001).

Okulda şiddetinin önlenmesi ve azaltılmasında multi disipliner bir yaklaşım sergilenmesi gerekmektedir (Begun ve Huml, 1999).

Bu bakımdan, kanun koyucular, hukukçular, emniyet görevlileri, ruh sağlığı uzmanları ile okul yöneticileri, öğretmenler ve okul psikolojik danışmanları gibi okul ortamında çalışan eğitimcilerin ortak çabaları, önleme ve müdahale girişimlerinin etkililiğinde vazgeçilmezdir. Okulların, bu konudaki potansiyel rollerinin farkında olmaları gerekmektedir; çünkü okullar, şiddeti önlemeye yönelik çalışmaların sergilenmesi için ideal ortamlardır.

Okullar öğrencilerin zamanlarının önemli bir kısmını geçirdiği ortamlar olup, aynı zamanda, diğer ruh sağlığı hizmetlerine ulaşma fırsatı bulamayan öğrenciler için yegâne ruh sağlığı hizmeti sağlayan kurumlardır. Okul psikolojik danışmanları ise bu durumdaki öğrencilerin sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen yegâne ruh sağlığı personeli olarak hizmet sunmaktadır (Aviles, Anderson ve Davila, 2006).

OKUL GÜVENLİĞİ

Okul yöneticilerinin sürekli uğraşmak zorunda oldukları çok boyutlu sorunlardan biri de okul güvenliğidir. Okul güvenliği, okul ortamı ve çevresi ile ilgili bir sorundur. Tanımlamak Gerekirse, okul güvenliği öğrencilerin ve öğretmenlerin kendilerini fiziksel, psikolojik ve duygusal bakımdan özgür hissetmeleridir (Wanat, 1996: 124).

Bir başka ifadeyle okul güvenliği, öğrencilerin kendilerini özgürce ifade edebilmeleri, öğrenmek için çalışırken öğretmenlerin ve diğer görevlilerin kendilerine yardımcı olmaları, kendilerini tehlikeden ve korkudan uzak, güvende hissetmeleridir (Dunn, 1999: 13).

Öğrencilerin kendilerinden, diğer öğrencilerden ya da çevreden kaynaklanan şiddet, saldırganlık, alkol, uyuşturucu, cinsel taciz gibi istenmeyen davranışlara karsı korunmaları, trafik, yangın, sel, deprem gibi olaylara karşı can güvenliklerinin en üst düzeyde sağlanması okulun ve dolayısıyla okul yöneticilerinin ve ilgili kurumların en önemli görevlerinden biridir.

İLGİLİ KURUMLAR, SORUMLULUKLAR ve YASAL YÜKÜMLÜLÜKLER

Türkiye’de önlemeye yönelik çalışan kurumların var olan kaynaklar ve geliştirilebilecek açılarını ele alabilmek, hem mevcut durum tespiti açısından hem de önerilecek yeni mekanizmanın dayandığı kurum ve işleyişleri açısından gereklidir.

Konuyla ilgili farklı düzeylerde devreye girerek görev alan kurumların başlıcaları; Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve onlara bağlı yerel kurumlardır.

Milli Eğitim Bakanlığı

Milli Eğitim Bakanlığı çocuklarla uzun süreli yoğun temasın bulunduğu tek bakanlıktır.

Zorunlu eğitim kapsamında çocukların uzun dönemde gelişimlerinin takibini de olası kılan eğitim sistemi çocukların gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Eğitim sistemi özellikle yoksunluk ve yoksulluk içinde büyüyen çocuklara kaliteli eğitim ve eğitici bir sosyal ortam sağlayabildiği oranda çocuklar için koruyucu faktörlerin artmasına neden olabilir. Bu yönüyle de eğitim sistemi önleme çalışmalarının temelinde yer almaktadır.

Bu bağlamda;

Önleme çalışmaları MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün çalışma alanına,

Okulların fiziki olarak güvenilir hale getirilmesi MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03.10.2017-15712539 yazıları gereği İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimlerinin (İSGB) görev alanına girmektedir.

Bünyesinde rehberlik hizmetlerini ve özel eğitim hizmetlerini örgütleyen bu yapı açısından “eğitim sisteminde eğitsel-mesleki gelişim, yönlendirme, önleme ve psikososyal müdahaleye yönelik ruh sağlığı hizmetleri, aile rehberliği, kurumsal danışmanlık, psikolojik ölçme değerlendirme yöntem ve araçlarının temini, geliştirilmesi ve dağıtımına ilişkin rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerini vermek, çeşitli eğitim tür ve kademeleri arasında rehberlik hizmetlerinin bir bütün olarak verilmesini, hizmetlerdeki yöntem ve araçların bilimsel standartlara uygunluğunun sağlanması” rehberlik misyonunu oluşturmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığının dışında; ailenin bütünlüğü ve aile bireylerinin korunmasıyla ilgili çalışmaları Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini Sağlık Bakanlığı, şiddet mağduru kişi/kişiler ya da tanıkların ifadeleri doğrultusunda yasaların yerine getirilmesini ve hukuki destek sağlanması Adalet Bakanlığı tarafından verilmektedir.

MEB ve İçişleri Bakanlığı arasındaki protokol çerçevesinde okul çevresinde güvenlik önlemleri, Valilik Makamının 08/09/2017-34708 ( İçişleri Bakanlığı 2017-3 nolu Genelgesi) Sayılı Talimatları gereği Emniyet Müdürlüğünün görev tanımı içerisinde yer almıştır.

Bu kurumların dışında başta İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gençlik Hizmetleri ve Spor Bakanlığı olmak üzere diğer bakanlık ve taşra teşkilatının kurumsal görev ve sorumlulukları bulunmaktadır.

İlgili Kurum Personelinin Sorumlulukları

Anayasamızın 20, 21 ve 22. Maddelerine göre; herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz, herkes haberleşme hürriyetine sahiptir, haberleşmenin gizliliği esastır, kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş bir hakim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kâğıtları, eşyası ve konutu aranamaz; bu eşya ile konutta bulunan eşyaya el konulamaz; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Ancak 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında; çocuklarla çalışan kurumlar ve meslek elemanları, takip ettikleri bir çocukla ilgili riskli bir durumun varlığından şüphe duymaları halinde çocuğun korunması için etkin adımlar atmak ve karar verebilmek ihtiyacıyla, çocukla çalışan diğer uzmanlardan ve meslek elemanlarından şüphe duydukları konu ile ilgili bilgi alma ihtiyacı hissedebilirler.

Ancak bu hassasiyetle yaklaşılması gereken bir konudur ve çocuğun özel hayatı ile ilgili bir bilginin paylaşılması aşağıdaki gerekçeler ile yapılırsa kabul edilebilirdir:

• Mağdur çocuk ise ve bu mağduriyetinin giderilmesi ve tedavisinin sağlanması için,

• Mağduriyete sebep olan kişi hakkında yasal işlem yapılması,

• Başka mağduriyetleri önlemek,

• Çocuğun sağlığı ve güvenliği tehlike altında ise,

• Sorunun çözümü için diğer kurumlara ihtiyaç duyulması halinde,

• Suç varsa,

• Suç konusunda açık ve yakın tehlike varsa suç işlenmesini önlemek için,

• Kişi güvenliği tehdit altında ise,

• Kendine veya başkasına zarar verme riski varsa,

İlgili Kurum Personelinin Yasal Yükümlülükleri

Görev tanımı gereği erken uyarı uygulamaları ve önleme çalışmalarını yürütmekte olan personelin konuyla ilgili yasal yükümlülükleri aşağıdaki kanun ve yönetmeliklerde tanımlanmıştır.

Madde 6 (1) Adlî ve idarî merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, korunma ihtiyacı olan çocuğu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına (ASPB) bağlı ilgili birimlerine bildirmekle yükümlüdür. Çocuk ile çocuğun bakımından sorumlu kimseler çocuğun korunma altına alınması amacıyla ASPB ilgili birimlerine başvurabilir. (2) ASPB ilgili birimleri kendisine bildirilen olaylarla ilgili olarak gerekli araştırmayı derhâl yapar.

Bu yükümlülüğü yerine getirmemek yani koruma altına alınması gereken bir çocuğun, koruma ile görevli kuruma bildirilmemesi Türk Ceza Kanunu 257. maddesi gereğince görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilir.

Madde 257. - (1) …(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da … kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) …

Adli bildirimde bulunma yükümlülüğünün ihlali, bildirim konusu olay bir istismar(cinsel veya fiziksel) olduğunda suç oluşturur. Türk Ceza Kanunu’nun 278. ve 279. maddeleri uyarınca çocuklarla çalışan doktor, hemşire ve öğretmen gibi meslek sahiplerinin adli bildirim yükümlülüğünü ihlal suçunu düzenlemektedir.

Madde 278. - (1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Mağdurun on beş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan özürlü olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.

Madde 279. - (1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İstismar durumlarında bildirim her iki bildirimi de kapsadığına dikkat edilmelidir. Dolayısıyla, duygusal, fiziksel ve cinsel istismar durumları karşısında ASPB / Kolluk kuvvetleri / Cumhuriyet Savcılığına bildirim yapılması gerekmektedir.

Bu tür durumlarla karşılaşan ya da çocuğun sergilediği belirtiler yüzünden ihmal ya da istismar şüphesi duyan farklı meslek elemanlarının taşıdıkları sorumluluk oldukça yüksek olduğu için doğru tanılama bilgisine sahip olmaları ve diğer uzmanlarla işbirliği içinde konuyu ele almaları elzemdir.

ÖNEMLİ: İhmal ve istismar şüphesi bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi için yeterlidir.

Öğrendiği suç iddiasının doğruluğunu araştırmak veya bu şüpheyi destekleyecek kanıt aramak bildirimde bulunacak kamu görevlisinin sorumluluğu değildir. Bu yükümlülüğün amacı soruşturma ve kovuşturma makamlarının suç şüphesi olan durumlardan haberdar olmasını sağlamaktır, delil toplamak ve iddianın doğruluğunu araştırmak ve iddiayı destekleyecek delilleri toplamak, soruşturma ve kovuşturma makamlarının görevidir.

Korunma ihtiyacı olan çocuğun bildirilmesi bakımından da bildirimde bulunacak kamu görevlisinden bu ihtiyacı kanıtlayacak bir sosyal inceleme yapması ve alınacak tedbiri belirleyecek derecede gerekçelendirme yapması beklenmez.

Bu yükümlülüğün amacı da çocuğu korumakla sorumlu kurumun gerekli incelemeyi başlatmasını sağlamak üzere ihtimalden haberdar olmasını sağlamaktır.

Öte yandan elbette hiç bir meslek elemanı haksız bir ihbarda bulunarak aileyi ve çocuğu zor bir sürece sokmak istemez. Ancak, şüphe uyandırması gereken bulguları incelenmeye almamak ya da gerekli yönlendirmeleri yapmamak zarar gören bir çocuğu çoğu kez kötüleşen koşullara terk etmekle eşittir.

Okul Personelinin Kurum İçi Yönlendirme Prosedürü

Öğretmenin, yoğun bir biçimde iletişimde olduğu çocukları, yakından tanıması, dikkatli olması, her türlü farklılığa karşı hassasiyetle yaklaşması neticesinde ortaya çıkan gözleme dayalı duygu ve düşüncenin, çocuğun içinde bulunduğu risklerle ilgili fikir vermesi olasılığının güçlü olduğu düşünülmektedir.

Bu bağlamda eğitimcide, çocuğun yaşamındaki koruyucu faktörlerin riskleri azaltmaya yetmeyeceği yönünde bir kanı oluşuyorsa, durumu okul içi ilgili personel; rehber öğretmen ve yöneticilerle paylaşmalıdır. Bu süreçte rehber öğretmen tarafından başlatılan prosedürün destekleyici takibini yapması da öğretmenden beklenen bir diğer sorumluluktur.

ŞİDDETİN ÖNLENMESİNDE STRATEJİ VE METOTLAR

Öncelikle, önleme çalışmaları risklerin temeline inerek nedenler ve onları oluşturan koşullar üzerine odaklanmalıdır. Bu koşullar bilimsel araştırmalarda risk faktörleri olarak bulunmuştur.

Aynı zamanda araştırmalar koruyucu faktörlerin gelişmesine yardımcı olan programların da önleme konusunda önemli bir rol oynadıklarını göstermektedirler. Yalnız bu noktada önemli olan önleme çalışmalarının, birçok kurumun ortak anlayış ve yaklaşımla çalışmasını gerektirdiği konusudur.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2006 yılında yayınladığı “Çocuklara Kötü Muamelenin Önlemesi Raporu’nda önlemeye yönelik belli şu adımlar önerilmiştir;

1. Eşgüdümlü çalışmaların sağlıklı ilerleyebilmesi için bir kurumun başkanlığında çalışmaların planlanması,

2. Risk etmenlerinin en iyi şekilde ele alınabilmesi için farklı sektörlere görev verilmesi,

3. Çocuklara yönelik kötü muamele ile ilgili epidemiyolojik bilgilerin ve önleme yolundaki girişimlerin belirtildiği mevcut durumu gösteren ulusal raporların hazırlanması,

4. Somut hedefleri, girişimleri ve göstergeleri de içeren bir eylem planı dahil olmak üzere çocuklara yönelik kötü muamelenin önlenmesi stratejisini özetleyen bir belge hazırlanması,

Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği adımlar önleme çalışmalarının bir devlet politikası olarak ele alınıp, konunun muhatap tüm ortaklarıyla birlikte ortak bir yaklaşımın benimsenip, konu ile ilgili göstergelerin izlenmesinin önemini vurgulamaktadır.

Bu tür bir yaklaşımla ülkedeki/bölgedeki risk koşullarının izlenmesi ve sunulan önleme çalışmalarının etki düzeylerinin takibi sağlanabilir.

Bilimsel çalışmalar ışığında ne tür çalışmaların hangi koşullarda etkin olduğunun belirlenmesi ve etkinliği değerlendirilmiş uygulamaların öne çıkıp yaygınlaştırılması, kaynakların kullanımı açısından da son derece önemli olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü’nün çocukların kötü muameleye maruz kalmalarına ilişkin risklerin önlenmesine yönelik şu stratejiler önerilmektedir (DSÖ, 2006, s: 38):

- Hukuk reformu ve insan hakları alanında gelişmeler sağlanması (Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin yasalara aktarımı, güvenlik ve yargı sisteminin güçlendirilmesi, sosyal, ekonomik ve kültürel hakların geliştirilmesi)

- Yarar sağlayacak sosyal ve ekonomik politikalar geliştirilmesi (erken dönem çocuk bakımı ve eğitimi, herkesin ilk ve ortaöğretime devam etmiş olması, işsizliği azaltacak ve etkilerini hafifletecek önlemler alınması, iyi sosyal koruma sistemlerinin geliştirilip uygulanması gibi hedeflerin gerçekleşmesini sağlayacak programların üretilmesi)

- Ekonomik eşitsizliğin azaltılması (yoksullukla mücadele, gelir ve cinsiyet eşitsizliklerinin azaltılması),

- Çevresel risk etmenlerinin azaltılması,

- Sığınma evleri ve kriz merkezlerini artırılması,

- Sağlık görevlilerinin risk altındaki çocukları belirleyip yönlendirebilmesi için eğitilmesi,

- Ev ziyareti programları,

- Çocuk yetiştirme eğitimi,

- İstenmeyen gebeliklerin azaltılması,

- Doğum öncesi ve sonrası bakım hizmetlerine erişimin artırılması,

-Çocukların potansiyel olarak istismarcı durumları belirleyebilmeyi ve bunlardan kaçınabilmeyi öğrenmeleri.

Bebeklik ve çocukluk döneminin ilk yıllarında uygulanan önleme çalışmaları çok büyük oranda annelere verilen hizmetler üzerinden örgütlenmektedir. Daha sonraki yıllarda ise, ebeveyn programlarına ek olarak çocuk ve gençlere yönelik programlara ağırlık verilmektedir.

Okul-Aile İletişimi

Öğretmenlerin, öğrencilerin ebeveynleri ile yakın ve sıcak bir ilişki kurmaları öğrencinin eğitim yaşantısında önemli bir rol oynayan aile-okul işbirliğini güçlendirici bir role sahiptir. Aile ile eğitim kurumu arasında kurulan bağın öğrencinin eğitim hayatının en başından itibaren etkileri görülmektedir.

Karşılıklı güven ve işbirliği içinde kurulan ilişki sayesinde aileler çocuklarının eğitimlerine daha da güçlü bir yatırım yaparlar. Ailelerin ve öğrencilerin temel ihtiyaçları içinde bulundukları koşulları daha iyi anlayarak belirlenebilir. Öğrencilerin güçlü ve zorlandıkları yönlerini tanımak öğretmenlere ışık tutar.

Tüm zaman kısıtlılıklarına karşın, zorlanan bir öğrencinin ailesi ile kurulan temas sonrasında öğrencinin durumuna dair edinilen bilgiler öğretmene öğrenciyi doğru değerlendirmesi için olanak sunarken, ailesi için de çok önemli bir köprü görevi görebilir.

Anasınıfı öğretmeninden başlayarak sınıf öğretmeni ve sınıf rehber öğretmeninin öğrencinin velisi ile yapacağı periyodik görüşmeler çerçevesinde velisi ile öğrencinin gelişimi için işbirliği yapmak üzere karşılıklı bilgilendirici bir iletişim içine girmek önemlidir.

Velisinden ailenin koşulları ve öğrencinin özellikleri hakkında bilgi almak, veliye de öğrencinin sınıftaki performansı ile ilgili bilgi vermek öğretmen-veli arasındaki temel iletişimi belirler. Erken uyarı modeli içinde öğretmen-veli ilişkisinin önemli bir yeri vardır.

Ancak diğer yandan hepimizin yakından bildiği üzere ailenin okulla iletişimini arttırmak çok kolay olmamaktadır. Yapılan etkinliklere ilgili veliler katılmakta asıl okulda olması beklenen veliler ise okula çekilememektedir.

Bu iletişimi arttırmanın en iyi yolu aile ziyaretleridir. Çocuğun küçük yaşlarından itibaren takibini yapan bir öğretmen için bu ziyaret bir sorun olmazken okul değişikliği nedeniyle hem de büyük sınıflarda öğrenim gören bir öğrencinin ev ziyareti öğretmen için çeşitli riskler taşıyabilmektedir. Böyle bir durumda okulun yerel çevresinden (ASPB ya da emniyet temsilcisi vb.) destek alınması önerilebilir.

ÖNLEME EĞİTİM PROGRAMLARI

Ebeveynlere Yönelik Önleme Programları

Gebelikten başlayarak erken çocukluk döneminde en sık başvurulan ve etkili olduğu görülen önleme çalışması ebeveynlere yönelik eğitim ve hizmetlerdir. Ebeveynlere yönelik eğitimler, ev ziyaretleri ve destek grupları en sık kullanılan metotlar arasındadır.

Ebeveynlere yönelik eğitimlerin içeriğine bakıldığında önleme açısından önemli olan temel konular çocuk gelişimi ve çocuğun özellikle olumsuz davranışlarına yapıcı tepkiler vermedir. Ebeveyn eğitim programları uzun yıllardır oldukça geniş bir uygulama alanında kullanılmaktadır. Eğitimlerin bir kısmı ev ziyaretleri esnasında, bir kısmı ise grup olarak ebeveynlerle yapılan çalışmalarda verilmektedir.

Yine erken dönem önleme çalışmaları arasında en yoğun olarak kullanılan metot ev ziyaretleri olmuştur. Bu ziyaretlerin çıkışı fiziksel olarak risk altındaki bebeklere yönelik başlamış olsa da günümüzde yoğun bir şekilde ilgi gören bir metottur. Eğitimli hemşire ya da sosyal hizmet uzmanları tarafından ev ziyaretlerinde sunulan gerek eğitim, gerek aileleri ihtiyaç duydukları hizmetlere yönlendirme (örneğin nakdi yardım kuruluşlarına, danışmanlık hizmetlerine yönlendirme) oldukça etkin işleyen ayaklarıdır.

Yapılan araştırmalar, bu tür eğitimlerin olabildiğince erken dönemden başlayarak (örneğin gebelik döneminden) çocuğun ilk yıllarını da kapsayacak şekilde planlanmasının ebeveynlerde uzun dönemdeki davranış değişikliği ve çocuktaki olumlu etkilerinin belirmesi açısından önemini göstermektedir. Ayrıca ebeveynlere grup ortamında başka ebeveynlerle konuşarak destek almalarını sağlayan destek grupları da oldukça sık kullanılan bir metottur.

Son yıllarda eğitim programlarından daha kapsamlı olan aile müdahale programları geliştirilmiştir.

Bu programlar özellikle çocukların sorunlu davranışlara kaymamaları için aile dönüştürücü nitelikte olan programlardır. Amacı, eğitim programlarından farklı olarak, birebir ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişkide var olan problemli davranış kalıpları üzerinde çalışarak, ebeveynlerin davranışlarının değişimini sağlamaktır. Bazı programlarda oldukça yapılandırılmış bir müfredat eşliğinde 6-16 oturumda çocuktaki sorunlu davranışla baş etme stratejileri ile ebeveynlik becerileri üzerinde doğrudan çalışılmaktadır. Ailelerdeki koruyucu faktörlerin artması için de uygulanan bu tür müdahale programlarının etkin olması için en az 45 saat olması gerektiği vurgulanmaktadır (Kumpfer ve Alvarado, 2003).

Etkinliği bilimsel çalışmalarla gösterilmiş aile müdahale programlarının içeriği 3 ayaktan oluşmaktadır:

1. Ebeveynlere yönelik beceri gelişimi programı,

2. Çocuklara yönelik beceri gelişimi programı,

3. Ebeveynler ve çocuklar ile birlikte tüm aileye yönelik alıştırma görüşmeleri.

Bu üçayağın eş zamanlı çalışması ile ailedeki tüm parçaların aynı zamanda değişime uğraması ve bu değişimi olumlu deneyimleyebilmeleri için gerekli ortamların sunulması söz konusudur.

Ebeveynlere çocuklarıyla terapötik oyun oynama becerisi verildiğinde, çocuk-ebeveyn ilişkisinin güçlendiği ve çocuktaki olumsuz davranışların azaldığı görülmüştür (Egeland ve Erickson, 1990).

Genel olarak etkinliğine bakıldığında, ebeveyn müdahale programlarının çocuklarda anti sosyal davranışlarda düşüşe, çocuk beceri gelişimi programlarının çocuklarda sosyal gelişimin hızlanmasına, aile beceri programlarının ise aile içinde olumlu iletişimin oluşmasına ve ilişkilerin iyileşmesine yol açtığı görülmektedir (Kumpfer ve Alvarado, 2003).

Çocuklara Yönelik Önleme Çalışmaları

Çocuklara yönelik önleme çalışmalarında amaç onların her türlü gelişimsel gereksinimlerini karşılayarak ve gerekli becerileri edinmelerini sağlayarak risklere karşı güçlenmelerine destek olmaktır. Çoğu kez eğitim sisteminin müfredatlarında yer alan bu tür beceri eğitimleriyle çocukların donanımlarının artırılması sağlanmaktadır.

Ancak unutulmaması gereken nokta, çocuklarda sağlanan değişimin kalıcı olması, çocuğun içinde bulunduğu koşullarla (aile ve çevre) ilişkilidir. Risklere yönelik sadece çocuklara belli bilinçlendirme ya da beceri eğitimi vermek, o riskler yaygın bir şekilde aile içinde ya da çocuğun çevresinde varken etkili olmamaktadır.

Alkol ya da madde kullanımı bu noktada iyi bir örnek olmaktadır. Eğer ailede aşırı alkol tüketimi ya da madde kullanımı var ise çocuklara, ebeveynlerinin bu konudaki tutumlarında değişiklik yaratılmadan, alkol ya da madde kullanımına yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapmak yeterli değildir.

Aynı şekilde, çocuğun akran grubu ya da mahallesinde aşırı alkol tüketimi ve madde kullanımı kabul gören bir davranış ise, okulda çocuklara alkol ve maddenin zararlarına yönelik eğitim vermek çok etkili olamayacaktır.

Dolayısıyla, çocuklara yönelik önleme çalışmaları planlanırken, bu çalışmaların çocuğun bulunduğu birçok ortamda da uygulanır olmasını sağlamak gerekmektedir.

Çocukların olumlu gelişimini desteklemek için oluşturulan önleme programlarında genelde aşağıda sıralanan konular ele alınmaktadır:

• Yaşam Becerileri Eğitimi

• Sosyal Beceri eğitimi

• Problem-çözme ve baş etme becerileri eğitimi

• Kendini koruma eğitimi

Bu konuların çocuklara belirli beceriler sağlayarak sağlıklı seçimler yapabilmeleri ve olumsuz davranışlar (antisosyal davranışlar, şiddet eğilimli davranışlar, alkol/madde kullanımı, okul devamsızlığı gibi) edinmemeleri için de temel oluşturduğu düşünülmektedir.

Çocuk ve gençlere yönelik temel beceri eğitimlerine ek olarak, çeşitli konularda bilinçlendirme ve önleme çalışmaları da yürütülmektedir. Yurtdışında özellikle alkol ve madde kullanımını ve ergen ebeveynliğini engellemeye yönelik programlar sıkça kullanılmaktadır.

Çoğu zaman okul sistemi içinde gerek rehberlik saatlerinde gerekse çeşitli STK’ların okul ortamını kullanarak çocuk ve gençlere bu konularda “hayır” diyebilmeyi öğretmeye yönelik çalışmalar yürütüldüğü görülmektedir.

Ayrıca okullarda yaygın bir şekilde uygulanan şiddeti önleme çalışmaları da bulunmaktadır. Bu tür olumsuz davranışları engellemeye yönelik etkin önleme çalışmaları çocukların bu davranışları göstermeye başlama yaşından oldukça önce verilmeye başlanmalıdır ki gelişimsel olarak bu davranışlara karşı açık döneme girdiklerinde çocuklar yeterince akran baskısına “hayır” diyebilir durumda olsunlar. Ayrıca, sunulan programların çocukların gelişimsel ve sosyo-kültürel özelliklerine uygun olması dikkat edilmesi gereken başka bir konudur.

Çocuklarla Çalışan Meslek Elemanlarının Önleme Konusunda Eğitilmeleri

Önleme çalışmalarının bir başka vazgeçilmez ayağı çocukla çalışan tüm meslek elemanlarının çocuklara yönelik riskler konusunda eğitilmiş olmaları, ihmal ve istismar bulgularını ve bu süreçlere yol açabilen koşulları algılayabilir düzeye gelmeleridir. Sunulan eğitimler sonucunda meslek elemanlarının sadece risklere ilişkin bulguların varlığı konusunda hassasiyet geliştirmesi yeterli olmayıp, bu kişilerin aynı zamanda gelişimi olumlu etkileyecek koruyucu faktörleri de öğrenmesi gerekmektedir.

Böylece her meslek elemanı, hem çocukların ve ailelerin koşullarını daha iyi değerlendirebilecek bir düzeye gelebilir, hem de çocuk ve ailelerle çalıştıkları kapasite içerisinde kendilerinin çocukların olumlu gelişime nasıl katkıda bulunabileceklerine dair farkındalıklarının artması sonucu davranışların dönüştürülmesi sağlanabilir.

Son olarak, çocuklarla çalışan her meslek elemanının çocuklara ilişkin risklerin farkına vardığında önleyici adımlar atmak için neler yapması gerektiği ve ilgili mekanizmalara yönelik bilgi sahibi olması son derece elzemdir.

Dolayısıyla, bu elemanların yönlendirme konusunda donanımlı olması da istenmektedir.

Olumlu Gelişimin Desteklenmesi

Önleme çalışmalarında son yıllarda yurtdışında sıkça kullanılan bir başka kavram önleyici adımlarla “olumlu gelişimin desteklenmesi” noktasıdır. Sadece risklere odaklanmak ve riskleri azaltmaya çalışmak günümüzde önleme çalışmalarında yeterli görülmemektedir. Risklerin azalması ya da ortadan kalkmasının, olumlu gelişimin mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmediği görülmüştür.

Ayrıca “Çocuğun yüksek yararının gözetilmesi” ve çocuğun “esenliğinin desteklenmesi” kavramları da yalnızca risklere yoğunlaşmayıp, olumlu gelişimi destekleyecek unsurların var olması gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Dolayısıyla, önleme çalışmalarında sadece madde kullanımı riski ya da okul terk riski kişinin gelişiminden bağımsız ele alınmayıp, daha bütünsel bir yaklaşımla, gelişmekte olan kişinin temel yaşam becerilerine (sağlıklı ilişki kurabilme, özdenetim, duygu denetimi gibi) yatırım yapılarak, riskli durumlar karşısında daha “dayanıklı” kalmaları sağlanmaktadır. Çocuğa ya da gence bütünsel bakan ve onun sağlıklı gelişimi için gereken koşulların yaratılmasına odaklanan bu bakış açısı, önleme çalışmalarını şekillendirmektedir.

Öğrencilerin yaş düzeyine göre farklılaşan içerikte “Bağımsız Yaşam Becerilerinin” geliştirilmesine dönük eğitim programlarının hazırlanması ve uygulanması gereksinimi açıktır.

Bu programlar bazen bağımsız oturumlar şeklinde tasarlanmalı, belirli risklere yönelik spesifik (madde bağımlılığıyla mücadele eğitimi gibi) olarak uygulanmalı bazen de okullarda uygulanmakta olan müfredatın içeriğine dahil edilerek fırsat eğitimine çevrilmelidir.

Amacına uygun hazırlanan programlarla;

• Çocuk ve gençlerin, kişisel ve sosyal becerilerinin arttırılmasını desteklemesi,

•Süreci yöneten uzman kişilerle, güvene dayalı iletişim kurmaları ve sürdürebilmelerinin sağlanması,

•Okul temelli olduğu için kapsamlı bir sosyal etki modeli yaratması mümkün olmaktadır.

Hazırlanan program ile çocuk ve gençlerin, eleştirel düşünme yetileri geliştirilerek yaratıcı düşünme, doğru karar verme, etkili iletişim kurma, öz-bilinç geliştirme, empati yapabilme, duygularla başa çıkabilme, doğru algı ve olumlu davranış geliştirebilme yoluyla kişiliklerini güçlendirmeleri ve dayanıklılıklarının arttırılması sağlanabilmektedir.

MEB ÇOCUĞA YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE AZALTILMASINA İLİŞKİN ÇALIŞMALAR

Aileden sonra çocukların ve gençlerin davranışlarını kontrol eden ve onları toplumsallaştırarak geleceğe hazırlayan en önemli kurum okuldur. Çocuklar zamanlarının önemli bir kısmını okul ve diğer eğitim ortamlarında (eğitim merkezleri, kurs vb.) geçirmektedirler.

BM Çocuk Hakları Sözleşmesini kabul eden her ülke, çocuklarına şiddetten arındırılmış ve kaliteli bir eğitim imkânı sunma ve “okul disiplininin insani saygınlık çerçevesinde ve sözleşme hükümleriyle tutarlı bir biçimde sağlanması” konusunda sorumluluklar yüklenmiştir.

Ancak bütün bu beklenti ve yükümlülüklere rağmen çocukların şiddete uğradığı ortamlardan birisi de okul ve eğitim ortamları olmaktadır. Çocukların okullarda maruz kaldıkları şiddet çeşitli şekillerde gerçekleşmektedir. Bu manada okullarda çocuklara karşı hem fiziksel hem de psikolojik şiddet uygulanabilmektedir.

Vurmak, kulak-saç çekmek, itmek ve benzeri şekillerde oluşan fiziksel cezalandırma ya da tehdit, aşağılama ve benzeri yollarla oluşan psikolojik cezalandırma okulda görülebilecek en yaygın şiddet türü olarak değerlendirilebilir.

Benzer şekilde, cinsiyet ayrımı, bu manada aşağılama, cinsel saldırılar ve tacizler, akran zorbalığı, fiziksel saldırı, dövüş, çetelerin faaliyetleri, gasp, okula yaralayıcı-delici-ateşli silah getirilmesi ve kullanılması, okul baskınları, kaçırmalar vb. okul ortamında çocuğa karşı şiddet türleri olarak sayılabilir.

Okul ve eğitim ortamlarında çocuğa karşı şiddet; öğretmenler, idareciler ve diğer okul çalışanlar tarafından uygulanabileceği gibi diğer çocuklar, okul dışından gelenler ve öğrenci velileri tarafından da uygulanabilmektedir.

Bu durumda okul ve eğitim ortamlarının çocukların yetişmesi ve refahı açısından vazgeçilmez mekânlar olduğu göz önünde bulundurularak okul ortamlarında şiddeti önleyici tedbirler alınmaktadır (Yalçın, 2011).

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde önleme çalışmaları özellikle Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün çalışma alanına girmektedir. Genel Müdürlük bünyesinde rehberlik hizmetlerini ve özel eğitim hizmetlerini örgütleyen bu yapı açısından “eğitim sisteminde eğitsel mesleki gelişim, yönlendirme, önleme ve psikososyal müdahaleye yönelik ruh sağlığı hizmetleri, aile rehberliği, kurumsal danışmanlık, psikolojik ölçme değerlendirme yöntem ve araçlarının temini, geliştirilmesi ve dağıtımına ilişkin rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerini vermek, çeşitli eğitim tür ve kademeleri arasında rehberlik hizmetlerinin bir bütün olarak verilmesini, hizmetlerdeki yöntem ve araçların bilimsel standartlara uygunluğunun sağlanması” rehberlik misyonunu oluşturmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı tarından; okulda şiddet, saldırganlık, zorbalık ve diğer risk faktörlerini önleme ve müdahale hizmetlerinin etkili bir şekilde yürütülebilmesi için, “Okullarda Şiddetin Önlenmesi” konulu bir genelge (Genelge No: 2006/26) yayınlanmıştır. Genelgede, sekretarya hizmetleri Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir (O.Yön.2008).

Genelge ile okul müdürlüklerine, rehber/danışman öğretmenlere ve öğretmenlere birtakım görev/sorumluluklar yüklenmiştir.

MEB TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN ÖNLEME ÇALIŞMALARI (2006-2010)

Şiddet ve Okul: Okul ve Çevresinde Çocuğa Yönelik Şiddet ve Alınabilecek Tedbirler Sempozyumu, 2006

MEB, tarafından 28-31 Mart 2006 yılında İstanbul’da uluslararası katılımlı 1.Şiddet ve Okul: Okul ve Çevresinde Çocuğa Yönelik Şiddet ve Alınabilecek Tedbirler sempozyumu düzenlemiştir.

Sempozyum süresince akademisyen ve araştırmacılar konuyla ilgili bilimsel araştırmalarını aktarmışlar, şiddetin tanımını, şiddetin türlerini, şiddetin nedenlerini ve sonuçlarını, ortaya koymuşlardır. Son gün yapılan grup çalışmalarında, okul ve çevresinde şiddeti önlemek için doğrudan öğrencilere yönelik izlenmesi gereken stratejiler, okul yönetimi ve öğretmenlere ilişkin izlenmesi gereken stratejiler, aile ve toplum düzeyinde izlenecek stratejiler, kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve yerel düzeyde izlenmesi gereken stratejiler geliştirilmiştir.

Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Çalıştayı, 2006

2006 yılı Mayıs ayında "Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Çalıştayı" yapılmış ve çalıştay ile eğitim ortamlarında şiddet olgusuna yönelik olarak ne gibi çalışmaların gerçekleştirilebileceğinin birimler tarafından dile getirilmesi, kurumların üzerlerine düşen görevlerin sınırları ve içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.

Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı Sektör Toplantısı, 2006

2006 yılı Ağustos ayında "Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı Sektör Toplantısı" yapılmıştır; 40'dan fazla kamu kurum ve kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilen çalıştay sonucunda, "Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı (2006-2011+)" ile merkezi ve yerel düzeyde gerçekleştirilmesi gereken çalışmalar belirlenmiştir.

Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı (2006-2011+) 31 Ekim 2006'da İstanbul'da "Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı (2006-2011+)"in medyaya tanıtımı ve medyaya düşen görev ve sorumluluklara ilişkin medya temsilcileri ile toplantı yapılmıştır. Dokuz akademisyenden oluşan "Danışma Kurulu", çok sektörlü şube müdürleri ve uzmanlardan oluşan "Teknik Ekip" ve karar vericilerden oluşan "Üst Kurul" oluşturulmuştur.

İllerde vali yardımcıları başkanlığında il yürütme kurulları oluşturularak il eylem planları doğrultusunda önleme odaklı faaliyetler gerçekleştirmek üzere çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Genelgesi, 2009

2009/09 numaralı "Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması" konulu Genelge ile eylem planı çerçevesinde oluşturulan il yürütme kurullarının çalışmalarını izlemek ve değerlendirmek amacıyla raporlama formatı oluşturulmuştur.

2007-2008 Ülke Raporu

Çocuk ve gençlerin risklerden korunması 2007-2008 Ülke Raporu tamamlanmıştır. Bu çerçevede, Türkiye genelinde iller bazında yapılan eğitimlerden toplam 4.936.297 öğrenci, 2.086.204 veli ve 318.450 öğretmen faydalanmıştır.

Şiddetin Önlenmesi İçin Çocuk Haklan Konusunda Bilinç Kazandırılmasına Yönelik İşbirliği Protokolü Çocuğa yönelik şiddeti engelleyecek toplumsal bir bilinç oluşturulması yönünde Milli Eğitim Bakanlığı ile Ankara Barosu iş birliğinde "Şiddetin Önlenmesi İçin Çocuk Haklan Konusunda Bilinç Kazandırılmasına Yönelik İşbirliği Protokolü" imzalanmış ve dönemin ilköğretim okullarında görevli yönetici ve öğretmenler ile velilere yönelik çeşitli eğitim faaliyetleri yürütülmüştür.

Anne-Baba Çocuk Eğitimi Projesi

Proje kapsamında özellikle aile içi şiddetin önlenmesini de içeren başta genç kız ve kadınlar olmak üzere tüm aile fertlerine eğitim verilmiştir. Öğretmen ve yöneticilere "Eğitim Ortamında Şiddetin Önlenmesi", "Aile, Toplum ve Eğitim Kurulularında Suç ve Şiddeti Önleme" vb. konularda seminerler düzenlenmiştir.

MEB Tarafından Yürütülen Önleme Çalışmaları (2010-2014)

Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı, 2010-2014 MEB tarafından hazırlanan 2010-2014 Stratejik Planı'nda, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik hedeflere yer verilmiştir. “Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı” kapsamında vaka analizi veri tabanı sonuçlarına göre anlamlı düzeyde şiddet olaylarının yaşandığı okul-kurum personelinin tamamı ile diğer okul-kurumlardaki personelin % 60‟ının 2014 yılı sonuna kadar hizmet içi eğitim almalarının sağlanması amaçlanmıştır.

Planda, güvenli ve şiddetten uzak eğitim ortamları sağlanması amacıyla toplumsal duyarlılığı artırarak, okullarda şiddet ve şiddete kaynaklık eden olay sayısının her yıl yüzde 10 oranında azaltılması öngörülmüştür. Bu kapsamda;

Şiddet ve nedenleri, iletişim yöntemleri gibi konularda eğitim faaliyetleri düzenlenerek öğrencilerin kendilerini her türde şiddet, istismar ve ihmalden korumaları konusunda bilinçlendirilmeleri,

Eğitim personeli ve ailelerin, çocuk ve insan hakları konularında bilgilendirilmeleri,

Bu konularda eğitim yöneticilerinin "çağın gereği olan tutum ve davranışlar geliştirmeleri hususunda" tedbirler almaları,

Şiddet olaylarının önlenmesi kapsamında öğrencilerin sosyal ve kültürel faaliyetlere katılımının teşvik edilmesi hedeflenmiştir.

2006/26 Okullarda Şiddetin Önlenmesi Genelgesi

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 24.03.2006 tarih ve 2006/26 sayılı “Okullarda Şiddetin Önlenmesi Genelgesi” hazırlanmıştır. Bu genelge çerçevesinde çocuk ve gençlerimizin içinde bulunduğu riskin boyutunu gerçekçi bir şekilde ortaya koymak, sağlıklı bilgiler toplamak, izlemek ve değerlendirmek amacıyla veri tabanı oluşturma çalışmaları önemsenen bir yaklaşımla sürdürülmektedir.

0-18 Yaş Aile Eğitim Programı, 2014

7 - 19 Yaş Aile Eğitimi Programı güncellenerek yeni oluşturulan 0-18 Yaş Aile Eğitim Programı’nın içine dahil edilmiştir. Revizyon sonrası 0-3, 3-6, 7-11 ve 12-18 yaşlar için olmak üzere dört modül halinde hazırlanan programa, çocuğa yönelik şiddet ve olumsuz etkilerini içeren bir oturum başlığı eklenmiştir.

Çocuğa Yönelik Şiddetin Önlenmesi Projesi 2013 /2016

Proje; AB tarafından desteklenen ve Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmüş ve 10 pilot ilde uygulanmıştır.

Projenin hedefi; çocuğun fiziksel, duygusal, sözel ve psikolojik olmak üzere şiddetin her türünden korunarak, onun yararını en üst seviyede sağlayan, güvenli ve sağlıklı bir eğitim ortamı yaratılmasıdır.

Erzurum, Elazığ, Malatya, Konya, Kayseri, Çorum, Diyarbakır, Gaziantep, Adana ve Mersin olmak üzere on ilde uygulanan proje kapsamında ulaşılmak istenen üç ana hedef var.

İlk hedef çocuğa yönelik şiddet ile ilgili önleme ve izleme hizmetlerinde kapasite güçlendirilmesi. Bu bağlamda MEB’in çocuğa yönelik şiddetin önlenmesi konusunda kurumsal kapasitesinin artırılması ve mevzuatın iyileştirilmesi çalışmaları yürütülmüştür.

Bu kapsamda, 81 il, 650 okul ve 10 bin dolayında öğrenci-öğretmen-veli-yöneticiye anket uygulanarak yürütülen bilimsel araştırmadan elde edilen bulgular, ülke çapında “çocuğa yönelik şiddet risk haritası” hazırlanmasında kullanılacaktır.

İkinci hedef dâhilinde “kendine güveni olan, yaşam becerileri gelişmiş öğrencilerden oluşan” okul modeli geliştirilmiştir.

İkinci hedef kapsamında pilot illerden seçilen 100 okulda, uygulanan eğitim programları vasıtasıyla, yaşanan şiddet olaylarının azaltılması sağlanıyor. Bu kapsamda, sınıf-branş ve rehberlik alanında görev yapan 2.500’den fazla öğretmen eğitim almıştır.

Üçüncü hedef ise aile-içi ve diğer her tür şiddet dâhil okul, dışındaki ortamlarda çocuğa yönelik şiddetin önlenmesidir.

Düzenlenen seminerler, eğitimler ve konferanslarla velilerin, STK üyelerinin, eğitimci ve eğitim dışı personel ile öğrencilerin farkındalıklarının artırılması çalışmaları yürütülmektedir. Yine bu kapsamda açılan “0-18 yaş aile eğitim programı” kurları ile de 4.000 aileye erişim sağlanmıştır.

Planlanan hedeflere ulaşmak için ayrıca, halkla ilişkiler ve tanıtım çalışmaları, eğitim ve tanıtım materyali (100.000 broşür, 10.000 kitapçık, 5.000 cd) üretimi ile dağıtımı ve 5 filmin üretimi tamamlanmıştır.

İl/ İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri aracılığı ile projenin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilirliğine ilişkin çalışmalar devam etmektedir.

Okullarda Yürütülen Çalışmalar

Çocuğa yönelik şiddetin etkin bir biçimde önlenebilmesi ve azaltılabilmesi için; öğretmenler ve eğitim kurumlarındaki yöneticiler çocuklarla yaptıkları çalışmalarda, okul içi ve dışındaki ortamlarda çocuğa karşı uygulanan şiddetin ipuçlarını, sinyallerini, belirtilerini fark edebilmeli ve bu konuda duyarlı olarak çocuğa destek olmalı ve gerekli bildirimlerde bulunabilmelidir.

Öğretmenlerin, şiddete ilişkin erken uyarı işaretlerini ve risk faktörlerini tanıyarak okul rehberlik servisine gerekli bilgilendirmeyi yapmaları; rehberlik servisinin de öğretmen ve okul yöneticileri ile koordinasyon içinde gerekli rehberlik çalışmalarını gerçekleştirmeleri şiddetin azaltılması ve önlenmesinde son derece önem taşımaktadır.

Rehberlik Servisi Çalışmaları

Öğrencilere yönelik rehberlik hizmetlerinin ortak amacı, eğitim sürecindeki bütün alanların yanı sıra, arkadaş ili�