selÇuk Üniversitesiisamveri.org/pdfdrg/d00198/1997_7/1997_7_tavukcuoglum.pdf · ravayan'a naklen...

of 23/23
. . . ..• ll t•. ----.J SELÇUK ÜNiVERSiTESi iLAHiYAT FAKÜLTESi DERGiSi Yll:1997 7

Post on 21-Jun-2021

0 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

----.J
Prof. Dr. Mehmet AYDIN
ÜYELER Prof. Dr. e rafettin GÖLCÜK Prof. Dr. smet KAY AOGLU
YA YIN SEKRETERi Yrd. Doç. Dr. Galip ATASAGUN
Dergide Yaynlanan Eserlerin Sorumluluu Yazariarna aittir.
KAPAK TASARIMI Yrd. Doç. Dr. Ahmet Saim ARITAN
D ZGi DZGEV
I. HAYATI
Asl ad Abdüsselam b. Said Habib et-Tenuhi olan Sahnun (H.l60/776)
Kayravan doumlu olup, Ebu Abdullah Muhammed ismiyle de anlr. Babas
Said orduda asker olarak görevli iken, am elvanndaki Humus'tan Kav­
ravayan'a naklen gelmitir. Sahnun'a çok cevval zekasndan dolay keskin na­
zarl, canl ve hafif bir kuun adndan alnarak kendisine "Sahnun" lakab ve­
rilmitir.
Sahnun, ilk tahsiline Kavrayan'da balam ve ö~enimine devam etmek
için Tunus'a giUnitir. Oradan Enes b. Malik'in talebeleri nezareti altnda tahsil
görmek için Kahire'ye gelmi, (1) burada Malik'in mümtaz ögrencilerinden
olan Abdurrahman b. Kasm, bn Vehb ve Eheb'le birlikte ders görmü, Ab­
durrahman b. Kasm'dan fkh dersi almtr. mam Malik'in Muvatta'n be­
raberinde Msr'a getiren Sahnun, hocas Abdurrahman b. Kasm'la üzerinde
çalm, Sahnun daha geni bilgiler isteyince, ona bizzat Malik'i dinlemek için
neden seyahate çkmad~ sorulmu, o da fakirligin buna engel oldu~nu söy­
lemitir. Sahnun, Abdurrahman b. Kasm'dan (ölm.H.191/806) ders görmesi
ve mam Malik'in Muvana'n okumas neticesinde, Maliki mezhebinin tesiri
altnda kalm ve bu mezhep Kuzey Afrika'ya ve Endülüs'e onun vastasyla
yaylmtr.
O, Abdurrahman b. Kasm, Eheb ve bn Vehb ile birlikte Hac farizasn ifa etmek üzere Hicaz'a gitmitir.Daha sonra Medine ve Suriye'yi ziyaret ederek
Malik'in talebelerinden fkh dersi görmütür.
(*) s.O. Ilahiyat Fakültesi, Din E~itimi Anabilim Dal. (1) lbn Hallikan, Vefeyatü'I·Ayan, lll, s. 180·182, Beyrut, ts.; Brockelmann, Sup. 1, 299.
268 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tavukçuoglu
bn Sahnun, H.233 ylnda hükümdar Muhammed b. Aleb tarafndan
yaplan Kadlk teklifini bir yl boyunca reddetmi ve nihayet H.234 yl Ra~
mazan aynda kabul etmitir. Sahnun, hükümdaro ne hediyelerini, ne de üc~
retini almtr. Fakat o, ahsi maratlar ile, memurlarnicini müslüman ol~
mayanlardan alnan cizye yardm ile ödemitir. Rahatsz edilmeden kadlk
vazifesini yerine getirmek için, Kavrayan'da camiin yanna yaplm bir odas
vard. Buraya yalnz davaclar ile ahitlerini kabul ediyordu (2). hk ilerinden biri bütün gayri sünni frkalar camiden çkarmak oldu. Zira o tarihte Kav~
rayan'da pek çok frka vard. Cami için muntazam bir bir imam tayin eden ilk
kimse o oldu. O zamana kadar Kad'nn evinde muhafaza edilen rehine bu~
raklm eyalar için, ehrin itimada ayan ahsiarna teslim eden ilk Kad yine
bni Salnun olmutur.
Sahnun, kad olarak herkese çok terbiyeli ve nazik muamele etmitir. Bir
meseleye cevap verdii zaman, son derece dikkatli ve ihtiyatl davranmtr.
Çünkü bu hususta acele cevaplarn nifak ve fesada sebep olacan iddia eder~
di.
Sahnun. H.234 ylnda ald kadlk görevini ölünceye kadar devam et~
tirmitir (2). Davalarda taratlarn birbirlerine laf atnalarna müsaade etmezdi. Allah'tan bakasna yemin etmesinler diye talak ve atak'a (köle azad etmek)
yemin edenleri te'dip ve ta'zir ederdi(*).
Sahnun hakknda yazlm Ebu1 Arab'n (Muhammed b. Ahmed b.
Temim'in) "Menakb Salnun ve Siyretuhu ve Ebeduhu" isimli bir eseri vardr (3).
ILESERLER
H.191(807) de Kayravan'a tekrar dönen Sahnun, Maliki Mezhebini
yaymaya balamtr (4). mam Malik'den 20 yl ders okuyan, Maliki fkhru en
iyi bilen Msr'l Abdurahman b.Kasm'n "el Müüdevvene" adl eserini, Sah~
nun genileterek Endülüs'te yaymtr. Hocas Abdurrahman b. Kasm Müc~
(2) Hayrettin ez-Zirikli, ei-A'Iam Kamus ve Teracim, IV, 5. Bask, Beyrut, 1980, s. 5. (*)Osman Keskio{Jiu, Fkh Tarihi ve Islam Hukuku, Ankara 1980, ss. 115-117. (3) Hayrettin ez-Zirikli, a.g.e., IV, s. 5.
/bni Sahnun'un Adabu'l-Muallimin'i Ourine Bir Çalma 269
tehid-i mulak decesine ermi bir zattr. &et b. Frat (ölm.H.213/828) mam Malik'in fikhtaki ictlhatlanm Kuzey Afrika'da, M~bde yaym, bu fetvalan
tertip olunarak ei-Müdevvene adl fkh kitabn meydana getirmitir. Bu eser
Malik'in Muvatta'na dayanmakla olup, Maliki fkhn yanstmaktadr.
Salnun'un geni bir ekilde erhetmi oldu~u el Müdevvene, Kahice'de
biri muhtasar ve di~eri mufassal olmak üzere 8.1324-1325 (1905-1906) yal­
arnda iki defa baslnu, biri büyük boyda dört cilt, di~eri küçük boyda 16 cüz
halindedir.
Salnun'un bu eseri çabucak mücaat edilmeyecek kadar hacirnli ol­
duundan, Ebu Muhammed Abdullah b. Ebi Zeyd (ölm.H.386/996) tarafndan
ihtisar edilmitir. "Muhtasaru'l-Müdevvene" adn tayan bu bulasa bir çok
defalar baslnutr. Bu eseri pek çok kimse de erh etmitir. Bunlar arasnda
Salnun'un o~lu Muhammed de vardr.
Salnun, Müdevene'sinde en çok tesadüf edilen meseleler hakknda Ab­
durrahman b. Kasm'a sorular sorarak bÜ eseri geniletmitir. bni Kasm ile
Salnun'un zeka ve anlaylan bu eserde açkça göze çapar. &er çok kolay
okunan açk bir dille yazlnu, erheden ve üstadnn deltasn tetkik etmek için
emin bir eserdir. Daha sonra bu eser Fas'da Ebu Meymun tarafndan ders kitab
olarak okututmutur (5).
2.Adabu'l-Muallimin
slam dünyasnn il k e~itim nazariyecilerinden biri olan bn Sahnun, el­
Cahz'n (ölm.H. 258/869) ça~dadr. Hicri 3. asr gibi erken dönemlerde
eitim ve öretime dair görüler ileri süren Sahnun, bu konuda müstakil yazl
eser veren ilk slam eW,timcilerinden kabul edilir (6). slam dünyasnda belirli
bir eitim nazariyesini yanstmaktan çok, ögüt türünde olan kitaplar Hz. Pey­
gamber döneminden sonra çok yaygnlanutr. Ancak eitim ve ö~retim fa­
aliyetlerinin sistemli ve organizeli bir ekilde yaygnlamas slam Me­
deniyetinin gelimesiyle paralellik arz etmektedir. bn Salnun'un eitim -
öretimle ilgili sistemli ve organizeli olmasa bile, eitim -ö~tim faaliyetlerini
(4) Brockelmann, a.g.e., 1, 299. (5) Brockelmann, a.g.e., 1, 300. (6) Mehmet Da!)- H. Rait öymen, Islam E!)itim Tarihi, 1. Bask, M.E.B., Ankara 1974,
s. 14; lbrahim Canan, Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, Ankara 1980, s. s.
270 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tavukçuolu
düünen ve bu konuda görü belirten ilk egitim nazariyedierinden birisi olmas nedeniyle önemli bir ahsiyettir. O'nun Adabu1 -Muallimin adl eseri, ilk defa Hasan Hüsnü Abdulvehhab tarafndan Tunus'ta h.1348/(1931)'de ne­
redilmitir. Daha sonra Ahmet Fuat el-Ehvani'nin "et-Terbiye fi'l·slam ev et· Ta'lim f Re'y el-Kabisi" isimle eserle birlikte 1955'te Kahire'de baslmt (7).
bni Suhnun'un bu küçük hacimli risal~i 7 sahifeden olumaktadr. Bu ri­ salesinde o günkü egitim dünyasnn kar karya olduu çeitli sorunlar ele alr. Kendisi fakih olduu için, sorunlar daha ziyade slam Hukuku açsndan inceler ve Hz. Peygamber'in uygulamalarndan ve hadis-i eriflerinden örnekler sunar ve delillendirerek çözmeye çalr.
H. 403 ylnda vefat eden el-Kabisi'nin "er·Risaletu'l-Mufassale Li­
Ahvali1-Müteallimin ve Ahkami'l-Muallimin ve'l·Müteallimin" isimli eserine Salnun'un bu risalesi kaynak vezifesi görmütür.
Ad§bu'l-Muallimin'de geçen konular on balk altnda verilmektedir. Biz de bu balk alUnda verilen muhtevay özetlemeye çalUk. Muhtevay özetlerken Salnun'un nsalesinde belirttigi Hadislerin tahrici tarafmzdan yaplm ve dip­ notlar halinde gösterilmitir. Müellifin kullandg Hadisler Kütüb-ü Tis'a'dan taranmtr. Burada bulunmayan Hadislerin tahrici için ilk kaynaklara atfda bulunan tm kaynaklara ve onlar için hazrlanm fihristiere müracaat edilmitir.
Salnun'un kulland Hadislerin 4'üne belirttigirniz bu Hadis Li­
teratüründe rastlayamadk. Rastlayamadmz bu Hadisler ve baz kavramlarla ilgili açklamalar dipnotlarda (çev.notu) eklinde gösterilmitir. Bu çalma bO­ yunca yararlanlan kaynaklarn listesi son ksmda Bibliyorafya halinde ve­ rilmitir.
l.KUR' AN-I KERM ÖGRETM
Bu ksmda Kur'an öretim ve örenimini tevik eden Hadisler öyle bir sralama ile verilmektedir
a."Sizin en üstününüz Kur'an' örenen ve öretendir."
(7) Ahmet Fuat ei-Ehvani, et-Terbiye fi'l-lslam ev et-Ta'lim fi Re'yi'I-Kabisi, isimli esere mülhak olarak verilmitir. ss. 351-367, Kah i re 1955; Abdulemir emseddin, el­ Fikru~-Tebevi' inde lbn Sahnun ve'I-Kabisi, ss. 53-71, Beyrut 1985.
lbni Sahnun'un Adabu'l-Muallimin'i O zerine Bir ÇalJna
b."Sizin en hayrlnz Kur'an' ö~renen ve ö~retendir." (8)
c."Allah baz kavimleri Kur'an'la yüceltir." (9)
271
e."nsanlar arasnda Allah'n sevgili kullan vardr. Onlar Kur'an hafizlar ve Allah'n gösteriten uzak, ibiasl ve samimi kullardr. (ll)
f."Kur'an yedi harf üzere nazil olmutur, Kur'an'dan okuyabildi~iniz kadarn okuyunuz. (12)
g."Kur'an' gere~ gibi okuyan kimse için bir ehit sevab vardr." (13)
h."Kur'an genç yata ö~enilmelidir. Çünkü Kur'an o yataki kimsenin kan ve etiyle karr. Yetikinli~inde Kur'an' srarla ö~enmeye çalan ve onu okumay brakmayan kimse için de iki ecir vardr. (14/1) ·
bn Salnun burada bir para~af açarak Fitr suresinin 32. ayetini zik­ retmektedir: "Biz Kur'an' kullannz arasnda seçtigirniz kimselere miras olarak braktk."
Bu ayet-i kerimeden sonra bni Mesud'un u görüüne yer ve­ rilmektedir ..... Kur'an'n nesilden nesile aktarlmas, dagtlmas, nakJedilmesi, alm satmnn yaplmas gerekir, böyle olmazsa AHal'n kitabnn says azalr.
Bunlardan en önemlisi ö~etmenlerdir. O, çoculdar e~tir. bilgi verir, buna karlk ücret alr. ayet ögretmenler olmasayd insanlar okuma-yazma bil­ meyen cahillerden olurdu.
Daha sonra Ata ve Sa'd b. Malik'in, Kur'an ö~etimi için kazanç elde
(8) Buhari, Fedail'ui-Kur'an 6; Tirmizi, Sevabu'l Kur'an 5; lbn Mace, Mukaddime 6.
(9) Müstim, Müsafirin 269; Darimi, F. Kur'an 9; lbn Mace, Mukaddime 6; Hanbel, ll/ 337.
( O) Müslim, Hac 487, 488; Tirmizi, Hac 2; Nesei, Hac 6; lbn Mace, Fiten 33, Menasik 3.
(1) Darimi, F. Kur'an 33, AOya 13; HanbeiiiV127, 128, 242; lbn Mace, Mukaddime 16.
(12) Buhari, Fedail'il Kur'an 12, 3; Buhari, Husumat 4. (3) Kenzu'l Ummal, C.l, Hadis no: 239. (4/) Kenzu'l Ummal, c. , Hadis no: 2381.
272 Yrd Doç. Dr. Mustafa Tavukçuolu
etmenin kötü görülmedigi, bu taktirde ögeetmenin Kur'an' ögeetmesi ve hat­ mettirmesi gerekir, eklindeki kanatlarn belirten Sahnun, bunun, kendi za­ mannda ülkesindeki uygulama ekli oldugunu belirUnektedir. (14/2)
2. ÇOCUKLAR ARASINDA ADALETL ÖGRETM
Salnun, Bu konuda Enes b. Malik'den rivayet edilen u Hadis-i erifi nakletmektedir: "Kendisine üç örenci teslim edilen bir öretmen, zengin ö­ rencilerle fakirleri, fakirlerle zenginleri birlikte eitip ~it ekilde öretmezse, k­
yamet gününde görevini kötüye kullanan hainlerle birlikte muamele göriir" (15).
Müellif, örencilere ücretle tayin edilip de eit davranmayan öretmeni,
zalim ö~retmen tipi olarak nitelendirmektedir. (16)
3.ÖG RENMEK GAYESiYLE YAZILAN AVETLER SL ME LE LGL DAVRANILAR
Örenci, Kur'an ayetlerini ( 17) levhalardan, yazl olduu yerlerden aya­ yla silerse, ögeetmende bu hareketi umursamaz ise, o ögi"etmen Allah'n hu­ zuruna vardnda, o zaman da Allah onu umursamaz olur, eklindeki Enes'in u görülerine yer vermektedir: Rait Halifeler döneminde ögeetmenlerin ya­ nnda, içinde bez kaftan ykanan bir temizlik kab (iccfule) bulunurdu, tüm ço­ cuklar hergün nöbetl~e temiz su getirirler ve o kaba dökerlerdi. Levhalar, ya­ zlar o suyla silerler, yerde bir çukur kazar suyu o çukura dökerler ve o çukur suyu emerdi. Ayetlerin yazld levhalar ayaklarla silinmez, yalayarak si­ linebilir, mendil ve benzeri eylerle silinir. Ayet olmayan yazlar ayakla sil­ menin bir sakncas yoktur.
Bu konunun son paragrafnda brahim en-Nehai'nin u görüü vardr:
Kiinin dudagnda ve elbisesinde mürekkeb görülmesi muruvettendir, onu sil­ mek maksadyla yalamasnda saknca olmadna dair delil vardr. (18)
(14/2) Ahmet Fuad ei-Ehvani'nin eserine mülhak olarak verilen lbni Sahnun'un Adabu'I-Muallimin'i, ss. 351-352. ·
(15) Hadis'in mertu olarak rivayeti varsa da, lbn Abbas'a nisbetle mevkuf olmas daha kuwetlidir. Bkz: lbn Arrak, Tenzihü'-eria, 1, s. 253 (çev. notu).
{16) lbn Sahnun, a.g.e., s. 353. (17) Burada örnek olarak Vak'a 56/80, Hakka 69/43 ayetleri verilmektedir. (18) lbni Sahnun, a.g.e., ss. 353-354 (Müellif bu görüü belirtirken söz konusu delili
zikretmemitir. Çev. notu).
4 .EGTMDE CEZA
Ö~retmenin bir ö~renciyi dövme olay üzerine bni Abbas'dan u Hadis-i erif nakledilmektedir: "Ümmetimin en kötüleri, fakiriere ve zavalblara kar sert davranan, kabalk eden, yelimiere de en az merhamet eden çocuklann ö~retmenleridir." (19)
Ö~rencinin menfaatinden dolay ö~retmen ö~renciye vurursa, bunda sa­ knca yoktur, bu da ö~enciye vurma bakrnndan 3 ten fazla olamaz .. Ancak çocuk birine eziyet etti~ taktirde, bundan fazlasna babas müsade ederse, izin verirse 3 ten fazla vurulabilir. ögrencinin fazla oyun oynamasndan, bo ve faydasz eylerle u~ramasndan dolay ögeetmen çocu~a vurabilir, o da 10'u geçemez. Kur'an okumay ö~enrne konusunda Ise, çocu~a vunna ekli 3 da­ yaktan fazla olmaz (20). Kur'an ögretirninde 3 ile, Kur'an dndaki eylerle en çok 10 ile niçin srnrlandnlmaktadr, diye soruldu~unda, 10, cezada nihai noktadr ve bu konu u Hadis-i erltere dayandnlmaktadr: "Sizden birinize, had cezas dnda 10 dan fazla vurulmaz." (21)
Çocu~a üç dayak vurulabilir, bundan fazla olursa kyarnette ksas ya­ plr." (22)
"Kiinin çocugtnu egitmesi sadaka vermesinden daha hayrldr." (23)
Said b. Müseyyeb gibi ilim ehli de ceza, suçla orantl, suça uygun ve suç miktarnda olmaldr, eklinde görü bildinnektedlrler. (24)
(19) Bu hadis mevzudur. O~lunun okuldan a~layarak geldi~ini gören Sa'd b. Tarif (IINIII. asr) onun ö~retmeni tarafndan dövüldü~ü için a~ladOn öfrenince çok hiddetlenmi ve "V allahi ben imdi mu allimieri rezil edece{Jim." diyerek lkrime ve lbn Abbas tarkyla gelen bu hadisi uydurmutur. Bkz.: Kefu'I-Hafa, ll, Hadis No: 1542; lbn Arrak, T enzihu'-eria, 1, s. 253; lbn Cevzi, K. Mevzuat, , ss. 222-223 (Çev. notu).
(20) Kur'an ö~retiminde çocuklara bütün metodlar uygulandktan sonra netice al­ narnyacak olursa ancak üç defa vurulabilece~i görüünde olanlar, Cebrail (A.S.)'n Hz. Muhammed (S.A. V.)'ml üç defa iddetle s kmasna ba~lamaktadrlar; Süheyli, er-Ravd'üi-Unf, 1, 272; lbn Ebi Cemre, Behcetü'n·NOfus, 1, s. 15, lbn Ku­ teybe, Uyunu'I-Ahbar, ll, s. 167 (Çev. notu).
(21) Darimi, Hudud, 97; Hanbel, 111/466, IV/45; Buhari, ei·EdebO'I·MOfred. (22) Bibliyo~rafyada zikretti~imiz hadis literatüründe bu ekliyle bir hadise rast­
lanamamtr (Çev. notu). (23) Ahmed b. Hanbel bu hadisin senedinde bulunan Nash' zayf olarak ni­
telendirmitir (V/96). Tirmizi'ye göre ise garibtir. Bkz. Elbani, Silsiletü'I-Ehadis ed-Daife, IV, Hadis No: 1887 (Çev. notu).
(24) lbni Sahnun, a.g.e., ss. 354-355.
274 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tavukçuollu
S. KUR'AN-I KERM' HA TM KONUSUNDA ÖGRETMENN GÖREVLER
Salnun burada Kur'an'n bütününden baka bireyde hatim ge­
rekmed.igini belirterek, hatlm yapacak kiinin maddi imkanlanndan da söz et­
mektedir. O, bir gün veya günün bir ksmnda ögtencilere izin verme konusunda
titiz davranarak, daha fazla izin için ögtencilerin babalar veya velilerinin mü­
sadesinin gerektlgine iaret ederek, ögt'etmenin ücretli olmasna dikkat çek­
mektedir.Çünkü ögtetmen velilerin ücretli çalarudr.
ögrencinin ögeetmenine bayram, hatim ve benzeri günler dnda birey hediye etmesini uygun görmemekte, ancak dier zamanlardaki hed.iyeler, ba­
basnn izniyle olursa kabul edilmektedir.
Hatim konusunda öretmen, aylk veya senelik belli bir ücretle ögretim
yapyorsa hüküm böyledir. Eer öretmesi herhangi bir arta bagl olmayp,
verileni alp verilmeyeni de istemiyorsa ögeetmen diledigini yapabilir. ög­
rencllerin vellleri, ögeetmenin çocuklar ihmal ettigini bildikleri takdirde, veliler
isterlerse ona birey verirler, dilerlerse vermezler (25).
6. BAYRAMDA ÖGRETMENE HEDYE VERLMES
ögrencilerin, öretmeni n ücretinin üzerinde bireyle veya hediye He mü­
kellef tutulmas uygun deildir, kötü görülmütür, haramdr. Ancak istemeden
hediye ederlese veya örfte-adette bilinen eyleri verirlerse haram olmaz, ö­
renciler hediye vermezlerse de doru deildir. Kendisine bir ey hediye edil­
diinde örencileri bo brakmas da doru deildir. Çünkü onlar bo b­
rakmak, bu takdirde hediyeyi gerektirir, bu da kötü görülmütür. (26)
7. ÇOCUKLARlN ZNL OLMASI GEREKEN ZAMANLAR
Sahnun, örencilere Ramazan Bayramnda 1 veya üç gün Kurban Bay­
ramnda ise 3 veya 5 gün izin verilmesinin uygun olaca kanaatini ta­
maktadr.
Sahnun, Örencilerden birinin dierini çarmaya gitmesinin doru ol-
(25) lbni Sahnun, a.g.e., ss. 355-356. {26) lbni Sahnun, a.g.e., ss. 356.
f {.
/bni Sahnun'un Adabu'l-Muallimir'i O zerine Bir Çalma 275
mayaca~ ancak çocuklarn velileri veya babalan bu konuda muvafakat gös­ teriderse yapabilecei kanaatini tamaktr. Çünkü örenci dersten geri kalacak
olursa, çocuk bu konuda megul edilmez. Öretmen çocuklarn okula ge­ lecekleri ve gidecekleri zaman bizzat kendisi tayin edip kontrol etmeli, yoklama yapmal ve gelmeyenleri velilerine haber vennelidir.
Öretmenin çocuklardan birini dier çocuklan dövmesi konusunda yet­ kili klmas iyi deildir. Fakat öretmen Kur'an' bilen ve batneden bir çocugu dier çocuklara bakan olarak seçebilir, çünkü o öretimini tamamlamtr, ö­ retime ihtiyac yoktur. Bunda bir saknca gönnemektir. Bu yetimi örencinin bir çocua yardm etmesi, yetimesi konusunda çocuun rnenfaati içindir, veya çocuun babas bu konuda izin verir. Öretmen bilgi yönünden kendisi gibi dirayetli olmak artyla, kendine yardm edecek birini ücretle tutar ve bu ii
kendisi bizzat yüklenmelidir. (27)
8. ÖGRETMENN ÇOCUKLARLA LGLENMES
Öretmenin çocuklar brakp da bir eyle megul olmas, baka birisiyle konumas uygun deildir. Ancak onlara ders vennedii zamanlarda onlar gö­ zeterek konumasnda, onlarla sohbet etmesinde bir saknca yoktur.
Hatim esnasnda "Eflam" (28) vardr, bu, o zamann insanlarmn yapm olduu bir adettir ki, birbirlerine meyve ikearn ederler. Sahnun bu hususun uygun bir hareket olmadm belirterek Peygamberimizin böyle bir davran yasakladn ifade eder. Öretmenin asli görevi örencileri eitmektir.Bu ba­ kmdan öretmen tüm vaktini örencilere hasredip çok çalacak, adeta kendini çocuklara adayacaktr. Ders venne zamanlannda ö~tmenin cenaze narnazna gitmesi doru deildir.Çünkü öretmen örettii karlnda ücret al­ maktadr.Bu nedenle asU görevini brakp ~naze narnazna veya hasta ziyaretine
(27) lbni Sahnun, a.g.e., s. 356·357. (28) Eflam: Harflerden müteekkil ksaltlm bir kelimedir. Bakara suresinin ba­
langcndaki ( ,.J 1 ) e lif lam mim gibidir. Veya ( ~ ~ l ) dan yanl yazlm olabilir. Fakat bu adet Kayravan'da ve umum ~frika memleketlerinde yaplmamaktadr. H. Hüsnü Abdülvehhab'n söyledi~i gibi, bu adetin baka yer­ lerde yürürlükte oldu~unu bilmiyoruz. Biz onun bu sözüne uymuyoruz. Belki de ( r':Ai. ) ma nispetle (. r)l.i~l ) veya ( ;")1..&.~1 ) dr, veya Kabisi'nin risalesinde olduQu gibi ( lb ~1 ) dr, hissedir. (Bu açklamalar A.F. e1·Ehvani'ye ait olup, kanaatimilee eflam kavram, ül­ kemizde baz yerleim bölgelerinde "Perembelik" diye tabir edilen adetin bir baka ekildeki tezahürü olabilir. (Çev. notu).
276 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tavukçuotlu
gidemez.Ancak bir ie mutlaka gitmesi gerekiyorsa veya bakmak zorunda ol­ duu kimselerin cenazesi olursa bu durum müstesnadr.
Öretmen, çocuklarn belirli bir bilgi düzeyine ulamalann sa~­ lamaldr.Ögrenci serbest braklmal (29) onlara bamsz çalma imkan da tannmaldr. Bu durum çocuklarn menfaati ve çkarlar içindir. Çünkü bu ö­ rencileri yetitirmeye yönelik hareketlerdendir.
Öretmenin çocuklara 3 den fazla dayak vuramayacagn tekraren belirten Sahnun, ayet vurmas gerekirse de örencinin bana ve yüzüne vu­ ramyacana dikkat çekmektedir. Eer çocu~un iaesi arkasndan okula gön­ deriliyorsa, örencinin bu iaeyi yemesine öretmeninengel olmas da doru deildir. Öretmenin örencilerle megul olmad zamanlarda kendisi ve ba­ kalar için kitap yazmasnda bir saknca yoktur. Örencilerle megul olmad zamanlarda böyle ilerle megul olmas kendisinden beklenen bir davrantr. Ancak örenciler öretmenle beraber olduu müddetçe öretmenin bu ileri
yapmas doru deildir.
Çocuun bir bakasna kitap ve yaz yazmas ii, çocuu yetitiren ey­ lerdendir. Öretmenin çocuklara metamatii de öretmesi gerekir. Fakat ö­ retmen buna mecbur deildir, ancak bu konuda art koulursa mecburdur. Bu­ nunla beraber iir, hikaye, Arapça yaz ve tüm gramer kurallarn gönüllü olarak öretmesi, kendini bunlar öretmeye mecbur hissetmesi gerekir. Öretmen Kur'an'n gramer yönünden tahlilini de öretmelidir, çocua bu lazmdr.
Kur'an', güzel yazy, güzel okumay, vakf yerlerini öretmenin örenciye öretmesi lazmdr. Öretmenin müstehcen olmayan, ahlaki bozmayan Arap iiri ve edebiyatn da öretmesinde saknca yoktur. Öretmenin bunlan öretmesi de mecbur deildir.
Öretmenin bildii güzel kraatlardan, okuma usullerinden özellikle Nafi kraatn çocuklara da öretmesi gerekir, eer kötü görülmemise bunun d­ ndaki kraatlar da öretmesinde saknca yoktur. Sahabenin okuduu her k­ raat okutabilir..
(29) Bu kelime Kabisi'nin risalesinde )Jf..~ olarak okundu, bu okuyu daha güzeldir. ( ;;.JJ'.. ~ )'den maksat, örencinin bo olduu veya kendisine uygun düen zamanlarda öretmenden ders okumas kastedilmektedir. (Çev. notu).
lbni Sahrun'un Adabu'l-Muallimir'i O zerine Bir Çaltma 277
Öretmeni n ders yapaca bir mekann, okulun olmas gerekir. Öretmen örettiklerini kontrol edip okuttunnal ve Kur'an'n okuoaca belli bir vakit
tespit etmelidir. Perembe günü veya Çaramba akam gibi bir vakit tayin et­
melidir. Öretmen Cuma gününde çocuklara izin verir, bu, ö~etnenlerln yap­
t bir i olup kendileri bundan dolay ayplanmamlardr.
Çocuklar istedikleri takdirde, öretmenin onlara hatiplik öretinesi de
gerekir. Ö~etmenin Kur'an' lahn (30) üzere öretinesi doru görülen bir
davran deildir. Çünkü Kur'an'n elhan üzere okunmasrun caiz olmad
mam Malik'in görüü olarak ifade edilmektedir. Öretinenin "Tahbir" (31)'i­
güzelletirerek okuma çabasm-ö~etnesini de do~ bulmayan Malik, Tahbir
teanniyi gerektirir, bu ise iddetle yasaldannutr.
Öretmen çocuklara edepli olmay da öretmelldir. Çünkü Allah, ço­
cuklara nasihat etmeyi, onlarn kötülüklerden korunmalarru, hakka hukuka ri­
ayet etmelerini öretmeyi, öretinenin üzerine vacip klmtr.
Öretmen sabahn erken saatinden günein batna kadar ilimle megul olmahdr. Çocuklardan bazlarmn bazlarna yaz yazdrmasnda ve öretmenin
bunlar kontrol etmesinde bir saknca yoktur. Çünkü bu oruann yarannadr,
öretmen de onlarn irnzalarru incelemelldir. Çocuun Kur'an'n yazmasm ve
tahlilini öreninceye kadar bir sureden dier bir sureye geçmesi doru deildir.
Ancak örencilerin ve1ileri bu konuda öretnene kolaylk (32) gösterirse, çocuk
o sureyi geçebilir. Eer çocuklarn babalan yoksa, veli veya vasi tarafndan
öretmenin ücreti veriliyorsa onlarn da babas gibi öretmene kolaylatnDa
yetkisi vardr. Veli ve vasi tarafndan öretnene verilen ücret çocuun malndan
olursa, çocuun bir sureden dier bir sureye geçmesi konusunda, veli veya
vasinin kolayiatrma hakkm kullanmas do~ deildir. Baba, öretminin üc­
retini çocuun malndan verirse de durum yine böyledir.
(30) Lahn: Okuma hatalar (Çev. notu). (31) Tahbir-hibre: Lugatta Kur'an kraat esnasnda sesi güzelletirmektir, sesin çok
çok güzel olmasdr, (Zebidi, Tae el Arus). "Ben Kur'an okurken dinlediriini bil­ saydim, senin için kraat daha güzel okurdum." hadisinde sesin güzellirJi ve hislendirici olmas kasdediliyor. (lbn Esir, Nihaye, 1, s. 226). H. Hüsnü Ab· dülvehhab'n yorumu öyledir: Bu kavramla kasdedilen, lafzda okuma hatas vardr. Kur'an' okuyanlarn, okurlarkan hata etmeleri üzerinde durulmutur.
(32) Buradaki kolaylatrmadan maksat, babann veya velinin çocuk için ö~retmene "çocuk bu sureyi artk biliyor, baka bir süreye geçsin" demesidir (Çev. notu).
278 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tavukçuoglu
Eger ögi"etmenin yalnz giyecek ve nafakasna yetecek kadar mal varsa, diger ihtiyaçlarn karlayamyorsa ögi"enci kendi malndan ögi"etmenin bu ih­ tiyaçlarn karlayabilir .
.... ögretnenin kendi ihtiyac için çocuklan saga-soa göndermesi dogru degildir. Çocuklar 7 yan doldurduklar vakit, ögeetmenin bu çocuklara Namaz kln! demesi lazmdr. Bu konuda erkek-kz arasnda bir ayrm yoktur. ög­ retmenin çocuklara abdest almay ve namaz klnay ögeetmesi lazmdr, çünkü
bu onlarn dinidir. Namazlailgili bütüngerekli kurallan ögretmelidir. ÖgTetmen, çocuklara dua ögi"etimini de bizzat yaptrmal, Allah sevgisini ögtencilerine ög­ retmelidir. ögeetmenin hacet namaziarna da çocuklan getirmesi yerinde bir ha­ reket olur. Ktlk gören Yunus A.s'mn kavminin, çocuklaryla birlikte duaya çkmalar, buna örnek olarak verilmektedir.
ögretmenin Rasulullah S.A. V.min sünnetlerini de ögTetmesi gerekir. Hristiyan çocuklarna Kur'an'n ögretilmesi dogru degildir.
ögretmenin Abdestsiz olarak ayetleri yazmasnda, çocugun ergenlik ya­ na ulamadan da ayetleri örenmek maksadyla abdestsiz olarak okumasnda bir saknca yoktur. ögretmen, öretmek, ögrenci ögrenmek gayesiyle yapyorsa da durum böyledir.Çocuk, Kur'an'a ancak abdestli olarak do­ kunur.ögreninceye kadar çocua ögretmen böyle emretmelidir.Çocuklar cenaze ve dualarn da ögrenmelidir.ögretimde öretmen çocuklara eit dav­ ranmaldr ...
Birinin yolda giderken Kur'an okumas ho görülmez, ancak ezberinde bulunan ayetleri yolda giderken okuyabilir.
Öretmenin Kur'an'daki secde ayetleri lle ilgili hükümleri ögrenenerine öretmesi de kendisinden beklenen bir husustur.
Sahnun, ögeetmenin erkek ve kz örencileri birbirine karurarak okut­ masn ho görmez, çünkü bu onlarn ergenlik dönemlerinde bozulmaianna sebep olabilir. Öretmen çocuklarn bakalarna kötülük yapmamasn öütler. Çocuklardan biri dierini cezalandrrsa, buna ögtetmen göz yummaz. Ço­ cuklardan bazlar dierlerini ikayet babnda çekitirecek olursa, ögretmen, örencilerin bu sözlerine itibar etmez, ögeetmenin böyle davranmas bir hükme dayanmak demek degildir. Sahnun, çocuklarn yaralama ve kat konusundaki
lbni Sahnun'un Adabu'l-Mual/lmin'i Ozerine Bir Çal~ma 279
ahitlllderine pek çok arkadanun cevaz verdigini duydum, bu nasl olur? ola­ maz, diye kanaatini belirtmektedir. (33)
9. ÜCRETLE ÖGRETMEN TAYN
ögeetmenin Kur'an' çocuklara ögeetmesi hususunda, belli bir ücret veya aylkla anlama yaplnusa, ö~retmene ücret verilmesi gerekir. Kur'an'n hep­ sini ezberleyen çocuk, Kur'an' yüzünden okuyan çocu~a nazaran ö~etmene daha çok ücret vermesi lazmdr.Kendisine yazdrlan ibareyi çoak oku­ yamyorsa, bilmlyorsa ve Kur'an' da okuyamyorsa, bu takdirde ö~retmene ücret ödenmez. Bu husus bilindi~nde öretmen öretimden el çektirilir ve ce­ zalandnlr. ögretmenin bu konudaki gevekli~i ve ilunali ortaya çknu olur ... .
Öretmen belirli bir yll~na ücretle tutulduunda, çocuk hastalarur veya babas misafirii~e. seyahate götürtirse, çocuk okula ister gitsin, isterse git­ mesin, babas ögt"etmenin ücretini vermesi lazmdr. Çocuk öldü~ takdirde, geri kalan zamandaki ücret babadan sakt olur. Baba ölürse, ücretin geri kalan babadan düer, kalan ksm çocu!tJn malndan ödenir ....
Ö~reUnenin ücreti çocu~n velisinin maddi durumuna göredir. Bu ko­ nuyla ilgilenen tecrübeli kimseler bu hususta bir miktar tesbit ederler. Ö~­ rennenin kendi tbtiyaçlann temin eden birisi yoksa, zaruri ihtiyaçlanru almak üzere al-verie gitmesinde; çocuklarn ögtetmene ihtiyaçlan olmad~ va­ kitlerde, çocuklarn kendi aralannda birbirlerine imla yazdrmalar ve kitap okumalan gibi zamanlarda, öretrnenin ilimle megul olmasnda bir saknca yoktur. ..
Bakara suresinin üçte birini çocuk örenmise, öretmene ücret verilmesi lazmdr. Örenci öretmeninin yannda okuduklarndan sorumludur. oku­ madklanndan sorumlu de~ildir. Ö~retmen verdi~ dersi ögeenelden ister, ver~ mediini istemez ...
Çocuklara ücretle öretmen tutulur da, ö~en ö1ürse, aralanndaki ücret sözlemesi hükümsüz olur. Bunun gibi Çocuklardan biri ölürse, o ço­ cu~un hissesine düen miktann geri kalan da düer. Babann yd boyunca, ço­ cu~nu ö~retmene göndernesi gerekir, göndermedlgi takdirde de öretmenin ücretini tam olarak ödemesi lazmdr. (34)
(33) lbni Sahnun, a.g.e., ss. 357-362. (34) lbni Sahnun, a.g.e., ss. 362-365.
280 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tavukçuolu
10. KUR'AN'IN, FlKlH KiTAPLARININ V.B.'NN KRAYA VERLMES
Mushafn satlmasnda, onu okumak için kiralannasnda bir saknca yoktur.Mademki mürekkep, kagt, i, satlyor, mushafn da satlmasnda bir beis yoktur. Çünkü Hz. Osman zamarnnda Mushaf yazp ve satanlar vard, Medine'de hiç kimse bu ii kötü görmüyor ve kar çkmyorlard. Fkh ki~ taplannda da durum ayndr. Okuma cihetinden istifade edilir, kiralayan kimse okumak suretiyle ondan faydalarur, kraatn mülkü olmaz. Dolaysyla fkh ki­ taptan da alrup satlabildigi gibi kiralarunasnda da saknca görülmemitir.
Bir kimse çocuklara Kur'an' ögeetmesi için, öretmeni belti bir zamana kadar veya bir aylna ücretle tutabilir. Kur'an'n yars, dörtte biri veya be­ lirlenen bir yer için de ücretle öretmen tutabilir.
Belirli bir grup çocuk için bir yllna ö~etmen tutulursa, çocuklann velileri, öretinenin yerinin kirasn vermeleri lazmdr. Birisi ögretmeni, belirli bir grup çocua kira ile tuttuunda, o çocuklarla beraber baka çocuklarada ö­ retmesi, öretmen için uygun olur. Di~er çocuklar okutnas öretmeni megul edip, anlama yapt çocuklan n eitimine engel oluyorsa, bu takdirde esas olan anlama yapt çocuklarla ilgilenmesi gerekir ....
Öretmenin çocuklara ebacad, yani bo eyleri öretnesi doru deildir. Bunlann örencilere öretilmesi haramdr. Ebacad, cahilliyye devrinde arap kültürüne girmi, eytarun isimlerindendir. Veya Fars meliki Sabur'un erkek çocuk1arrun isimlerinin yazlmasdr. Onlar o zamanda bu isimleri yazmlardr. Sahnun, burada bni Abbas'tan u Hadisi nakl~er: "Bir kavim yldzlara bakp ebacad yazyor, bunlar iyi ve hayrl iler deil, bo eylerdir. Onlann hayrda nasipleri yoktur." (35)
Öretmenin, örencilerine asayla veya tahtayla vurmasna izin ve­ rilmemitir .... Sahnun, burada dayak atan öretnen~e ilgi1i keffaret, kasame ve diyet gibi konulan ayrntl bir ekilde irdelemekte ve slam Hukukundaki kar­
lldanyla öretmene muamele yaplmas gerektigine iaret etmektedir.
Endülüs ulemasndan bazlar iir, nahiv, feraiz, ve fkh ö~etimi için
(35) Bibliyografyada zikretti~imiz Hadis literatOrunda bu ekliyle bir Hadise rast­ lanamamtr (Çev. notu).
lbni Sahnn'un Adabu'l-MilOUimin'i Ozerire Bir Çal§ma 281
ücretle ö~retmen tutulmasnda saknca olmadgru ve bunun da Kur'an gibi
uygun oldu~unu belirttiler. Malik ve arkadalar bu hususu iyi gönnediler. Bu
nasl Kur'an'a benzetilir, Kur'an sonu olan bir hedeftir, di~er ilimler ise sonu
olan bir hedef de~ildir. Fkh ve ilim ihtilaf edilen bir eydir. Kur'an ise ken­
disinden üphe edilmeyen Hak'ur_ Fkh Kur'an gibi ezberlenmez, O, Kur'an'a
da benzemez, onun hedefi de yoktur, sonu da yoktur. (36)
Muhammed b. Salnun'un "Adabu'l-Muallimin" kitab tamamland.
Allah'n rahmetini ve faziletini ümit eden Ubeydullah bunu kendisi için
yazd,istinsah etti. Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Ahmed el-Berri
el-Muradi.
Unda aniatlmaya çallan konular, bugünkü modern e~itim anlaynn hemen
hemen tüm alt birimlerini, ewtim-ö~etim süreçlerini kapsamaktadr. Ne var ki,
girift hale gelmitir. Bunun tek nedeni, alannda yazlnu ilk eser olmas ne­
deniyle konular miistakil olarak ilenememitir. Konudan konuya hemen ge­
çilerin görülmesi dikkati çeknektedir. ögreunen ve öyenci ile ilgili hü­
kiimlerin verilmesinde de slam hukukuna riayet edildi~i Sahnun'un, özellikle Maliki mezhebinin görülerini yansrug görülmektedir.
slam dünyasnn dewik yerlerinde ögretimin böylesine ayrnuh bir e­ kilde kurallara baglanmas, ayn konularn farkl artlada ele alrup incelenmesi,
ar~tnna ve inceleme konusu olmas slam aleminde egitim degeri ve pedagojik
yönü agr basan çalmalarn çok erken b~ladgimn bir göstergesidir. Sal­
nun'un iledi~i konulan kendisinden sonra gündeme getiren ve daha aynntl bir
ekilde inceleme konusu yapan Caluz (ölm.255/869) da Risalet'ill Mullimin
isimli eserinde, "Öyeunenlik meslei ve öyetmenin vasflar, Çocuk ewtimi,
Kalem-yaz-kitap, edebiyat, iir, eiber, ibadet, ticaret ve ücretle egitim-ö~etim"
(37) gibi temel konular ilemitir. Cahz'dan sonra egitim ve ögretmenlerle ilgili
görülerini dile getiren ve kendisine 'Muallim-i Sani' ünvan verilen Farabi
(36) lbni Sahnun, a.g.e., ss. 365-367. (37) Muammer Ipek, ei-Cahz'n Risaletü'I-Muallimin Adl Eseri Üzerinde Bir In­
celeme, S.Ü. Sosyal Bil. Enst. (Yaynlanmam Yüksek Lisans Tezi}, Konya 1993, ss. 20-57.
282 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tavukçuolu
(ölm.339/950) üç tür e~itlciden söz eder. Aile reisi, aile içindekilerin, ö~etmen, çocuk ve geçlerin, devlet bakan da milletinin e~itimcisidir. (38) Daha sonra Kabisi (ölm.403/I014) de er-Risalet'ül Mufassala ... isimli eserinde Salnun'un büyük ölçüde etkisinde kalarak O'nun ele ald konular üzerinde zihin yor­ mutur.Kabisinin Risalesinde ele ald~ konular ise öyledir."Kur'an' ö~­
retmenin ve ö~renmenin önemi, ö~renip de unutanlarn durumu, ezberleyip tekrar etmenin ehemmiyeti, ayakta, binek üstünde, yaya, çar pazarda, ha­ mamda Kur'an okumann durumu, Kadnlarn Kur'an ve di~er bilimleri ö~­ renme sorunu, ö~retmen-örenci ilikileri, öretmenin ücreti, çocuklarn e~i­ timi, öretmenin davran tarz, ö~encilerin tatil zamanlar, öretmene verilecek hediyeler, öretmenin yerine vekil brakp brakamayaca meselesi, birkaç ö­ retmenin birlikte çalmas, okulun baka yere nakli, eitimde dikkat edilecek hususlardr." (39)
Kabisi'den sonra gelen bn Miskeveyh (ölm.421/1030) Tehzibü'l-Ahlak isimli eserinin bir bölümünü çocuk ve gençlerin e~itimine aynyor ve ahlaki ni­ teliklerin insanlara sonradan kazandnld~m, yani insann e~itilebilir bir varlk oldu~unu ve ahiakn olgunlaabiliceini ifade ediyor. (40)
Sahnun'un ele ald~ konular daha sitemli hale getiren ve aynntlar üze­ rinde zihin yoran bir baka e~itimci ise bn Sina'dr (ölm.428/1036). Kendisine 'Muallim-i Salis' ünvan verilen bn Sina'nn Tp bilimine katklar yannda, ahlak ve fazilet e~itimine ilikin görüler belirtmesi, bilim ve çocuk e~itimine büyük önem vermesi ile e~itim ve ö~etimin de~iik türlerinden bahsetmesi ( 41) bu alanda disiplinlerin yava yava sistemli hale geldiinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
slam aleminde bu konular üzerinde ayn tempo ile daha da aynntl bir ekilde inceleme ve ilerleme olabilseydi, çok daha ileri pedagojik aamalara
ulam olurdu. Bu geleneksel eitim anlay iJeri aamalara ulaamadan med­ reselerin kuruluuna kadar devam etmitir. slam medeniyetinin gelimesine
(38) Geni bilgi için bkz. Farabi'nin Üç Eseri, Çev. Hüseyin Atay, Ankara 1974; Fa­ rabi'de Devlet Felsefesi, Bayraktar Bayrakl, Istanbul 1983; Farabi, ei­ Medinetü'I-Fadla, çev. Nafiz Danman, lstanbul1956.
(39) Ahmet Fuat ei-Ehvani, et-Terbiye fi'l-lslam ev at-Ta'lim fi Ra'yi'I-Kabisi, isimli eserde bu risala mülhak olarak verilmitir, Kahira 1955, ss. 265-347.
(40) lbn Miskeveyh, Tehzibü'I-Ahlak, Kahira 1329, ss. 3-35. (41) Yahya Akyüz, Türk E~itim Tarihi, 2. bask., Ankara 1985, ss. 21-27.
lbni Sahnun'un Adabu'I-Muallimin'i Ourine Bir Çallma 283
paralel olarak gelien medreseler zamanla kendisini yenileyemedi~ için ih­ tiyaçlara cevap veremez hale gelmitir. Modem eAitim anlay ile geleneksel e~itim anlayru bir noktada uzlatnp yeni gelimelere ve de~melere kar, beliren ihtiyaçlan gidermede eitim tarihimizde alacamz çok ders ve ibeetler vardr. Eitim tarihimizdeki bu tecrübeler iyi bilinirse, modem eitim an­ laymzda öz benliAinizin temellerine dayal ileri metodlar gelitirilebilir.
GünümUz eitim düüncesinde, toplumlann gelimesi ile insan ihtiyaçlar artm ve hayat standard da yükselmitir. Bu geliim beraberinde, mesleklerin zenginilAini ve derinlemesine uzmanl getirmitir. Uzmanlklarn zaman içe­ risinde bu kadar zenginlernesi ve derinlik kazanmasrun temelinde, insann ft­ rau ve toplurnun geliimi ile ihtiyaçlanrun artmas ve seviye kazanm~ yat­ maktadr. ( 42)
Kaliteli ve seviyeli bir eitimin sürdürebilmesi için, insana doyurucu ve do~ru bilgiler verecek uzman kimselere her zaman ihtiyaç duyuldugt bir ger­ çektir. Günümüzde eAitim disiplinleri, artk insanlan ya gruplarna göre ö­ retim metodu gelitirmeye yönelmitir. Programlar bu srurl alana göre dü­ zenlenmekte, öretmenler de bu programlara uygun bir eitimden
geçirilmektedir. Bütün bunlar her disiplinin bir uzmanlk alaru oldugunun bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Bu düünceden hareketle Salnun'un ele ald konulann hepsi zamanla eitim bilimleri içinde bir disiplin olmu ve gü­ nümüzde de bu disiplinlerin her biri bir uzmanlk alan haline gelmitir.
BBLYOGRAFY A
A.J. Wensinck, el-Mu'cemu1-Müfehres li elfaz'l-Hadisi'n-Nebevi, I-VIII, Çar Yay. stanbul 1988.
Abdurrahman b. Ali b. Muhammed b. Ömer bnu'd-Deyba e-eybani e­ afii, Temyizü't-Tayyib mine1-Habis fima yeduru ala Elsineti'n­ N as mine'l-Hadis, 1. bas. Kaltire 1324.
Abdurrauf el-Münavl~ Feydu'l-Kadir erhu'l-Camii's-Sair, I-VI, 1. bas. Kaltire 1356/1938.
(42) Bayraktar Bayrakl, "Kur'an- Kerim'de Din Adam Kavram•, Din E{litimi Ara­ trmalar Dergisi, Say: 1, Istanbul 1994, s. 147.
284 Yrd Doç. Dr. Mustafa Tavukçuollu
Abdülemir emseddin, el-Fikru't-Terbevi 'Inde bn Salnun ve1-Kabisi, Bey-
rut 1985.
Ahmed Ziyaeddin Gümühanevi, Ramuzu'l-Ehadis, stanbul 1275.
Ahmet Fuat el-Ehvanl, et-Terbiye fi'l-slam ve et-Ta'lim fi Re'yi'l-Kabisi,
Kahire 1955.
neti'I-Akvali ve'l-Efal, I-XVI, thk. Bekri Hayyani, Saffet es­
Seka, 5. bas. Beyrut 1405/1985.
Bayraktar Bayrakl, "Kur'an- Kerim'de Din Adam Kavram", Din Eitimi
Aratrmalan Dergisi, Say : 1, stanbul1994, ss. 147-162.
Bayraktar Bayrakl, Farabi'de Devlet Felsefesi, istanbul- 983.
Bedreddin Ebu Abdullah Muhammed b. Abdullah ez-Zerkei, el-Leali1-
Mensura fi'I-Ehadisi'I-Mütehira, thk. M. Abdülkadir Ata, . bas.
Beynt 1406/1986.
Ebu Abdu1lah el-Hakim en-Neysaburi, el-Müstedrek ale's-Sahihayn, I-IV,
Beyrut, ts.
bas. stanbul 1992.
Ebu Abdullah Muhammed b. Yezid el-Kazvini bn Mace, Sünen, 1-11, thk,
M. Fuad Abdülbaki, stanbul 1992.
Ebu Abdurrahman Ahmed b. uayb en-Nesal, Sünen, I-VIII, stanbul
1992.
Ebu'l-Ferec Abdurrahman b. Ali b. el-Cevzi el Kurai, el-Mevduat, I-III, A. Muhammed Osman, . bas. Medine, 1386/1966.
Ilmi Salnun'un Adabu'l-Muallimin'i Ozerine Bir Çal§ma 285
Ebu1-Hasen Ali b. Muhammed ibn Arrak el-Kinani, Tenzihu'-eriati1- Merfua ani1-Ehadis1'-eniati1-Mevdua, 1-11, thk. A. Abdullah Muhammed es-Sddk, 2. bas. Beyrut 140111981.
Ebu1-Kasm Abdurrahman b. Abdullah b. Ahmed b. Ebi'I-Hasen el-Hasam es-Süheyli, Ravdu'l-Unffi Tefsiri's-Siyre en-Nebeviyye, I-IV, Msr 1971-1973.
Ebu Cafer Muhammed b. Amr b. Musa b. Hammad ei-Ukayli el-Mekki, Ki­ tabu'd-Duafa'il-Kebir, I-IV, thk. Abdulmuti Emin KaJ'aci, 1. bas. Beyrut, ts.
Ebu Davud Süleyman b. E'as es-Sicistani, Sünen, I-V, 2. bas., stanbul 1992.
Ebu isa Muhammed b. sa b. Sevra et-Tirmizi, Sünen, 1-V, thk. A. Mu­ hammed akir, 2. bas. istanbul 1992.
Ebu Muhammed Adullah b. Abdurrahman Da rimi, Sünen, I-11, thk. A. Haim Yemani el-Medeni, stanbul 1992.
Ebu Muhammed Abdullah b. Sa'd b. E bt Cem re, Behcetü'n-Nüfus, I-IV, Msr 1348.
Ebu'l-Hüseyn Müslim b. el-Haccac el-kueyri en-Neysaburi, el-Camiu's- Sahih, 1-111, thk. M. Fuad Abdülbaki, 2. bas. stanbul 1993.
Farabl, el-Medinetü'l-Fadla, çev. Nafiz Danman, stanbul 1956.
Farabi'nin Üç Eseri, Çev. Hüseyin Atay, Ankara 1974.
Hayreddin ez-Zirikli, el 'Alam Kamus Teracim, I-VIII, 5. bas. Beyrut 1980.
bn Esir Muhammed ei-Cezeri, en-Nihaye fi Garibi'I-Hadis ve'l-Eser, thk. T. Ahmed ez-Zavi-M. Muhammed Tanahi, 1-V, 1. bas. Beyrut 1963.
bn Hacer Ahmed b. Ali el-Askalani, e1-Metalibu1-Aliyye bi Zevaidi1- Mesanidi's-Semaniyye, I-IV, thk. Habiburrahman el-Azami, Beyrut, ts.
286 Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tavukçuollu
bn Hallikan, Ebi Abbas emseddin Ahmed b. Muhammed. Vefayatu­ Ayan, thk. hsan Abbas, I-VIII, Beyrut 1977.
bn Kayym ei-Cevziyye, el-Menaru'l-Miinif fl's-Sahih ve'dD-Daif, Çev.
Muzaffer Can, istanbul1992.
Beyrut 1986.
bn Miskeveyh, Ebu Ali Ahmed b. Muhammed, Tehzibü'l-Ahlak ve Tat­
ruru'l-A'rak, Kahire, 1329.
et-Terbiye fi'I-slam' içinde), Kahire 1955.
brahim Canan, Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, Ankara 1980.
smail b. Muhammed ei-Acluni el-Cerrahi, Kefu'l-Hafa ve Muzilu'l-lbas amme'-tehera mine'l-Ehadis ala Elsineti'n-Nas, 1-11, Kahire, ts.
el-Kabisi, Ebu'I-Hasen Ali b. Muhammed b. Halef el-Kayravani, er­ Risaletu'l-Mufassala li Ahvali'l-Müleallimin ve Ahkarni'l­
Muallimin ve'l-Müteallimin, (el-Ehvani'nin et-Terbiye fl'l-slfun' içinde), Kahire 1955; Bu risalenin çevirisi için bkz: Süleyman Ate-H. Rait Öymen, slamda Ö~retmen ve Örenci Mü­
nasebetlerine Dair Geni Risale, A.Ü. ilahiyat Fak. Yay. Ankara
1966.
Malik b. Enes, el-Muvatta, I-II, thk. M. Fuad Abdi.llbaki, 2. bas. s~bul 1992.
Mehmet Da~-H. Rait Öymen, slam E~tim Tarihi, . bas. M.E.B. Ankara,
1974.
Ent., Konya 1993.
. bas. Beyrut 1405/1985.
Muhammed Nasruddin Elbani, Silsiletu'l-Ehadisi's-Sahiha ve ey'In min Fk.hlha ve Fevaidiha, 1-V, 4. bas., Beyrut 1405/1985; Sil­ sile:ü'l-Ehadisi'd-Daife ve1-Mevdua ve Eseruhe's-Seyyi' fl'I­
Ümme,I-IV, 5. bas., Beyrut 1405/1985.
Nureddin Ali b. Ebi Bekr ei-Heyseml, Mecmau'z-Zevaid ve Menbau1-
Fevaid, 1-X, 2. bas. Beyrut 1967.
Nureddin All b. Muhammed b. Sultanel-Herevi Molla Allyyu'I-Karl, ei­
Esraru'l-Merfua fl'l-Ahbari1-Mevdua, thk. M. Lütfi es-Sebbag,
2. bas. Beyrut 1406/1986; el-Masnu' fl Marifeti1-Hadisi1-
Mevdu, thk. Abdülfettah Ebu Öudde, 1. bas. Halep 1389/1969.
Osman Keskiogu, Fkh Tarihi ve slam Hukuku, Ankara 1980.
Yahya Akyüz, Türk Egitim Tarihi, 2. bask, Ankara 1985 ..
ez-Zebidi, Ebu'l-Feyz Murtaza Muhammed b. Muhammed, Tacü'l-Arus min
Cevahiri'l-Kamus, 1-X, Beyrut, ts.