mÜhendİslİk ekonomİsİ kararlari -...

Click here to load reader

Post on 05-Sep-2019

1 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

  • 1

    1. MÜHENDİSLİK EKONOMİSİ KARARLARI

    Mühendis Mustafa Aydın fakültede okurken staj yapmaya çok önem veriyordu ve bir

    mühendisin ciddi anlamda staj yapmadan mezun olduğunda iş hayatında büyük sıkıntılar

    çekeceğini düşünüyordu. Kendisi son üç yıldır, orduya silah üreten ve önemli teknolojiye sahip,

    AR-GE sistemini çok iyi kurmuş Beta İnce İmalat A.Ş. de stajını yapmıştı. Karadan havaya ve

    karadan karaya atılan kısa ve orta menzilli füzeler üzerinde şirketin yaptığı çalışmalar kendisini

    çok ilgilendiriyordu. Bu konuda kendisi doğrudan projeye dahil edilmese de kendi gayretleriyle

    bazı bilgiler edinmişti. Teorik anlamda mükemmelliğe erişmeden pratik hayatta istenen

    başarının elde edilemeyeceğini görmüştü.

    Okuldan mezun olunca iki elektrik, birer makine, yapı, kimya, imalat, metalürji mühendisi ile iki

    tasarımcı ve bir işletmeci arkadaşıyla Ortaklar Makine İmalat Şirketini Büyük Sanayi'de

    kiraladıkları bir atölyede kurdular. Her bir ortak şirkete beşer milyar lira sermaye koymuştu. Bu

    arada ordudan mali ve teknik teşvik de aldılar. Doktora ve yüksek lisans hocalarıyla da devamlı

    irtibat halindeydiler ve önemli fikirler alıyorlardı. İki yıllık geceli, gündüzlü bir çalışma

    sonucunda 53 kilometre menzilli karadan havaya ve karadan karaya atılabilen güdümlü bir füze

    projesini geliştirdiler. Dört adet prototip füze imal edildi. Bir aylık bir adaptasyon çalışmasından

    sonra bunların F-16 uçaklarında kullanılabilmesi sağlandı. Karadan karaya füze için geliştirilen

    atış sistemi basit olmasına rağmen etkin kullanıma sahipti.

    Ordu, ilgiliyle bu projeyi takip ediyordu. Bu azimli ve gayretli gençler çok önemli bir konuyu

    başarmışlardı. Denemeden önce silah uzmanları projeleri incelediler ve denenmeye değer

    buldular. Gerçekten her iki füze tipi de son derece başarılı ve sadece 0,73 metre sapmalı olarak

    hedefleri vurmuşlardı. Ordu mensupları çok heyecanlandılar ve az imkânlarla gençlerin ne

    büyük başarılara imza atabileceklerini, bunun ancak hedef tespiti, inanç, azim ve çalışmayla

    olabileceğini, bu gençlerin her zaman yanlarında olduklarını vurguladılar.

    Artık hedef bu füzelerin tahrip gücünü yükseltmek, sıfır hedefli hale getirmek ve orta-uzun

    menzillilerini ve çok amaçlı kullanılabilecek tiplerini imal etmek safhasına gelmişti. Bunun için

    büyük yatırıma, elemana, organizasyona ve sisteme ihtiyaç vardı. Firmanın büyüklüğü ne

    olacaktı? Fonlar nereden sağlanacaktı, şirketin halka açılması nasıl olacaktı? Ordunun katkıları

    ve destekleri ne olacaktı? Başka bir şirketle ortak olmak neler sağlayabilirdi? Ordunun siparişleri

    tamamlanınca, milli güvenliği ilgilendiren bu füzeler, dışarıya nasıl satılabilecekti? Bu yatırımın

    veremliliği ne olacaktı? Patent durumu ne olacaktı? Daha onlarca soru!.. Sıra bunları

    cevaplandırmaya ve önemli, en uygun (optimal) kararların alınmasına gelmişti. Her bir kararın

    arkasında bir harcama vardır ve yapılan her harcamanın bir getirisi olmalıdır ve bu proje

    ekonomik midir?

    Sonuç olarak Mustafa Aydın ve arkadaşları büyük bir inançla çok önemli bir projeyi

    gerçekleştirdiler. Şimdi gerçek üretim safhasına sıra geldi. Laboratuvar çalışması gerçek

    fabrikasyona dönüşmeden imalat yapmak ve ekonomik olmak mümkün olmaz. Üretim ordu için

    uygundur, dışarıya satılabilir ve döviz girdisi sağlanabilir. Dış dünyada acımasız bir rekabet

  • 2

    mevcuttur. Ordunun desteği ve siparişleri olmadan başarılı olunması ve hayatta kalınması

    mümkün değildir. Acaba üretilen füzeler ordu açısından da ekonomik midir? Milli ekonomiye

    ne ölçüde bir dolar tasarrufu sağlayacaktır? Ekonomik değilse nasıl ekonomik hale getirile

    bilinir? Durum şirketin ortakları, yani şirkete sermaye sağlayanlar açısından ne olacaktır?(Not:

    Şirket sanaldır.)

    1.1. Ekonomik Kararlar

    Mühendis daima bir ekonomik çerçeve içerisinde hareket eder. Dünyayı bir bütün olarak nazara

    aldığımızda karşımıza dünya ekonomisi çıkar. Dünya ekonomisi Amerikan, Japon, Alman, Rus,

    İtalyan, Türk v.b. milli ekonomilere bölünmüştür. Her milli ekonomi diğer bir milli ekonomiden

    büyüklük, gelişmişlik, teknolojik seviye, sermaye birikimi, emeğin kalitesi, verimlilik, tabii

    kaynaklara hâkim olma, ihracat, ithalat, kişi başına düşen milli gelir, gelir dağılımı, iç ve dış

    borçları, sektörlerinin yapısı, vergi sistemi v.b. konularda farklılık gösterir. Milli ekonomiler;

    gelişmiş ekonomiler, gelişmekte olan ekonomiler ve az gelişmiş ekonomiler olarak da gruplara

    ayrılır. Bütün ekonomiler daima bir büyüme süreci içerisindedirler, canlı ve hareketlidirler.

    Büyüme oranlarının farklılığı gelecekte ekonomilerin sıralamasını değiştirir. Gelişmiş

    ekonomilerin dünya ekonomileri içerisindeki payları büyüktür.

    Milli ekonomilerde sanayi, enerji, tarım, ulaşım, sağlık, hizmetler v.b. sektörlerden oluşur. Bu

    sektörler de alt sektörlere ayrılır. Mesela sanayi sektörü; oto üretim sanayii, dayanıklı tüketim

    malları sanayii, üretim makineleri sanayii v.b. guruplara ayrılır. Sektörler üretimin tipine göre

    sınıflandırılır.

    Sektörler teknik bir üretim birimi olan işletmelerden meydana gelir. İşletmeler; mal ve hizmet

    üretmek üzere kurulan teknik birimlerdir. İşletmeler hukuki açıdan; tek şahıs işletmeleri, şahıs

    ortaklıkları (adi şirket, kolektif şirket, adi komandit şirket), sermaye ortaklıkları (anonim şirket,

    holding şirket, hisseli komandit şirket, limitet şirket, kooperatif şirket) olarak

    düzenlenmişlerdir. Bunları kanun koyucu farklı şekilde düzenlemiştir.

    Mühendis ise; işletmelerde görev alan, mal veya hizmet üretiminde teknik yönü ağırlıklı olan

    kişidir. Her bir mühendisin bir uzmanlık sahası vardır ve bu da almış olduğu eğitime sıkı sıkıya

    bağlıdır. Mühendis elindeki kıt kaynakları en ekonomik (iktisadi) şekilde kullanarak üretimde

    bulunmak durumundadır. Bu durumda şekil 1.1’de görüldüğü gibi, mühendis ekonominin bir

    dişlisi, bir üretim birimi, önemli bir noktasıdır. Ekonomide milyonlarca mühendis farklı

    sahalarda çalışmaktadır, amaçları mal ve hizmet üretmektir. Mühendis sadece üretimde

    bulunmaz, üretimi yöneten kişi olarak da bazı durumlarda şirket yönetiminde görev alır. 1980’li

    yıllara kadar şirket yöneticileri genellikle mühendis kökenliydi. 2000’li yıllardaysa işletme ve

    endüstri kökenliler ağırlık kazandı. Mühendisin ekonominin neresinde durduğunu şekil 1-1’de

    gösterebiliriz.

    Mühendisin çalışmaları; Mustafa Aydın ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalardan çok da farklı

    değildir.

  • 3

    Yeni bir tesis kurmak,

    Yeni bir üretim hattı tasarımlamak ve gerçekleştirmek,

    Yeni bir mamul üretimini gerçekleştirmek,

    Tesisin yenilenmesi,

    Yenileme yatırımlarının yapılması,

    Tevsii, modernizasyonu,

    Yeni üretimlerin devreye konulması,

    Verimlilik çalışmalarının yapılması,

    Hareket ve zaman etütleri,

    Çevre, kalite, ar-ge çalışmaları

    Yeni mamul tipleri geliştirilmesi,

    Hizmet içi eğitim v.b.

    çalışmalar da mühendisin iştigal konulan içerisine girer.

    Sekil 1.1. Mühendis ve ekonomi

    Bu nevi mühendislik çalışmaları bir firmada, bir makine seçiminden, bir tezgâh alımından

    v.b.’den çok daha önemli ve karmaşıktır. Bir makine ve tezgâh alınması firma için az miktarda

    bir yatırımı gerektirir. Fakat bir tesisin kurulması, bir hattın dizaynı vb. büyük miktarda parayı,

    enerjiyi ve zamanı gerektirir. Yapılacak bir yanlış seçim ve alınacak hatalı bir karar firma için çok

    acı sonuçları ortaya koyar. Eğer seçilen projenin talep tahminleri yanlış ve hatalıysa, tesisin

    cesameti (büyüklüğü) yanlış seçilmişse, teknoloji seçimi isabetsiz yapılmışsa ve örgüt yapısı iyi

    kurulamamış ve kalifiye elemanlar sağlanamamışsa firma için hiç de hoş olmayan sonuçlar

    doğuracaktır.

    Görüldüğü gibi, alınan ekonomiklik kararları firmalar için hayati ehemmiyete sahiptir.

    Firmaların bulundukları sektörde başarılı olmalarına veya sektörden silinmelerine neden olur.

    Kaynakların israfı hem ortaklara ve hem de milli ekonomiye zarar verir. Uluslararası rekabette

    kaynaklarını iyi kullanan ülkelerin ekonomileri daha hızlı bir gelişme seviyesine ulaşır ve o ülke

    vatandaşlarının refah seviyeleri arttığı gibi gelecekte yapacakları yatırımlar için sermaye

    birikimleri de artar. Bu sebeple mühendisin, kendi sahasında uzman olmasının önemli olması

    kadar, ekonomik davranması da önemlidir.

    Alman Ekonomisi

    Firma

    Mühendis Sanayi Sektörü

    Amerikan Ekonomisi

    Türk

    Ekonomisi

    Japon Ekonomisi

  • 4

    1.2. Mühendisin İşletmedeki Rolü

    Ülkemizin büyük kuruluşlarından Koç Holding, Sabancı Holding, Eczacıbaşı ve diğerleri ilk

    kurulduklarında birer şahıs işletmesi olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Mesela Koç Holding

    Ankara Ulus’ta 1930’lu yıllarda bir bakkaliye olarak kurulmuş ve Şükrü Koç’tan sonra oğulları,

    kızları, damatları ve nihayet torunları bugünkü Koç Holding’i ve onun çatısı altında toplanan

    onlarca firmayı kurmuşlardır. Sabancı Holding’in kurucusu Hacı Sabancı'da o tarihlerde

    Adana’da bir pamuk tüccarı olarak hayata atılmış ve bugün oğullarının ve torunlarının, onlarca

    şirketi bünyesinde toplayan bir holdingleri vardır. Eczacıbaşı’nın da kuruluşu pek farklı değildir.

    Dünyanın en büyük bilgisayar şirketlerinden olan ve varlıkları yüz milyarlarca doları bulan Apple

    Computer, Sun Microsystems, Microsoft Corporation’un da kuruluşları 1970’Ii yıllarda genç

    üniversite öğrencileri tarafından apartman garajlarında veya bodrumlarında başlamış ve bu gün

    itibariyle dünyanın en büyük şirketleri arasına girmişlerdir. Genellikle bir firma şahıs işletmesi

    olarak başlar ve sonra şahıs veya sermaye şirketi haline gelir. Burada kısaca üç işletme tipi

    kısaca tanıtılacaktır.

    1.2.1. Firma Organizasyon Tipleri

    Bir mühendisin içinde bulunduğu veya sahibi olduğu organizasyonun* yapısını ve hukuki

    durumunu bilmesi önemlidir. Şahıs işletmesi olarak genelde kurulan bir firma biraz büyüyünce

    adi ortaklık haline gelir veya doğrudan ticaret kanununa tabi ortaklıklardan birisi haline

    dönüşür. Ortaklar birleşerek böyle bir süreci kısaltabilirler ve doğrudan şirketlerini kurabilirler.

    Bu sebeple aşağıda başlıca karşımıza çıkan üç organizasyon tipi kısaca tanıtılacaktır. Bunların

    her birisinin kendisine göre avantajı veya dezavantajı vardır.

    Şahıs İşletmeleri

    Eğer bir kuruluşun sadece bir sahibi varsa bu bir şahıs işletmesidir. Firma sahibi varlığından bir

    bölümünü firmasına sermaye olarak koyar ve dolayısıyla aktiflerinin tek sahibi olur. Firma sahibi

    nasıl aktiflerinin sahibiyse aynı zamanda borçlarının da sahibidir ve borçlarından dolayı sınırsız

    sorumludur. Şahıs işletmesinin kurulması kolaydır ve fazla masraf ve formalite gerektirmez.

    Firma sahipleri gelirleri sebebiyle gelir vergisine tabidirler. Firmasını istediği zaman tasfiye

    edebilir, satabilir, başka bir şirket şekline bulacağı ortaklarla çevirebilir veya miras olarak

    murislerine kalır. Şahıs işletmeleri kanunların şirketlere tanımış olduğu bazı muafiyet, teşvik ve

    kolaylıklardan yararlanamazlar. Buna karşılık küçük esnaf muaflığından yararlanabilirler.

    Ortaklıklar

    Ortaklıklar şahıs işletmelerine benzerler, en büyük farkları sahiplerinin birden fazla olmasıdır.

    Ortaklar kendi aralarında bir sözleşmeyle ortaklığı kurarlar, bu sözleşmede şirketin sermayesi,

    ortakların hisseleri, kar-zarar payları, sorumlulukları belirtilir. Türk Hukuk sisteminde ortaklıklar

    Borçlar Kanunu 525 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiştir. Ortaklar arasında yazılı bir

    sözleşme yapılmamışsa hak ve sorumluluklarda eşit haklara sahip olduğu kanunda belirtilmiştir.

    Ortaklıkların tek şahıs işletmelerinden daha üstün yönleri vardır. Genelde sermayeleri daha

  • 5

    yüksektir. Ortaklar kendi sorumlulukları çerçevesinden karlarını artırmaya ve daha isabetli

    kararlar almaya çalışırlar. Finans kurumlarından şahsi ve ayni kefalet yoluyla daha çok kredi

    kullanabilirler. Kurulması basit ve kolaydır. Gerekli izinler alındıktan sonra maliyeye verilecek

    bir mükellefiyet bildirim talebiyle kuruluşu tamamlanır. Benzer vergi bildirimini, tek şahıs

    işletmeleri ve diğer şirketler de yapmak mükellefiyetindedirler.

    Ortaklıkların en büyük dezavantajı bütün ortakların müteselsilen ortaklık borçlarından dolayı

    sorumlu olmalarıdır. Firma borçlarından doğan sorumluluk, üçüncü şahıslarla özel bir anlaşma

    yapılmadan, ortaklar arasında paylaşılamaz. Bir ortak hem kendisine düşen ve hem de diğer

    ortaklara düşen borçları ödemek zorundadır. Sonra diğer ortaklar için istirdat davası açabilir.

    Ortaklardan birisi ölürse diğer ortaklar ve ölen ortağın mirasları şirkete devam edebilirler, ölen

    ortağın miras payı başka bir ortağa devir edilebilir. Şirket her zaman için ortaklarca tasfiyeye,

    satışa, hukuki şeklinin değişmesine tabi tutulabilir. Ortaklar gelir vergisi mükellefidirler. Bugün

    birçok küçük firma adi ortaklık şeklinde faaliyet göstermektedir.

    Şirketler

    Türk Hukuk sisteminde ticaret şirketleri Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kollektif

    şirketler ile adi komandit şirketler şahıs şirketleri olup ortaklarının kanun karşısındaki

    sorumlulukları ve hakları adi ortaklara benzer. Bazı yönlerden farklılık da gösterir ve bu hususlar

    Ticaret Kanunu’nda belirtilmiştir. Bu şirketlerin ticaret unvanları ticaret siciline kaydedilmiştir.

    Ortakların sorumlulukları şirket borçlarına karşı sınırsızdır. Şirket ortakları gelir vergisi

    mükellefidirler. Adi ortaklığın daha gelişmiş şeklidir.

    Sermaye şirketleriyse hisseli komandit şirket, limitet şirket, anonim şirket, holding şirket ve

    kooperatif şirketlerdir. Sermaye şirketlerinde ortaklar, yöneticiler ve sorumluluk ayrılmıştır. Bu

    şirketlerde ortakların şirket borçlarından doğan sorumlulukları koydukları sermaye ile sınırlıdır.

    Özellikle halka açık anonim şirketlerin hem sermayeleri çok büyüktür ve hem de ortakları

    binlerle ifade edilebilir. Şirket yöneticileri genellikle ortaklardan farklı şahıslardan oluşur. Bir

    ortak şirkette yönetici sıfatıyla görev alabilir. Şirkette yönetici olması ortaklık haklarında bir

    avantaj sağlamaz. Yöneticiler genellikle profesyonel şahıslardan oluşur.

    Sermaye şirketleri firmaların hukuki formasyonlarının en gelişmiş şeklidir. Bunlardan anonim

    şirketler ve holdingler (bir anonim şirket tipi) hisse senedi ve tahvil ihraç ederek büyük

    sermayeleri bünyelerinde toplarlar. Ortaklar hisse senetlerini almak suretiyle şirkete kolaylıkla

    ortak olabilirler ve istedikleri zaman da borsada paraya çevirmek suretiyle ortaklık haklarını

    başka birisine satabilir. Şirket kurumlar vergisine tabidir. Ortakların hisse senetlerini

    devretmesinden sağladıkları karlar ise muafiyet sınırları dışında menkul sermaye iradı sayılır.

    Sermaye şirketlerinin dezavantajlarıysa kurulmalarının pahalı olması, birçok hukuki kayıta tabi

    olması ve halka açık olanların ve sayılanların Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olmalarıdır.

    Büyük yatırımlar bu kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Bugün Türkiye’de firmaların yaklaşık

    % 90 ortaklık ve tek şahıs işletmesinden oluşur. % 10’uysa Ticaret Kanunu’na tabi şirketlerden

    oluşmaktadır.

  • 6

    1.2.2. Mühendislik Ekonomisi kararları

    Bir firmada mühendisin ne gibi rolü vardır, görevleri nelerdir? Firmada hangi özel görevler ve

    konular mühendislere tahsis edilir ve firma kârlarını maksimize etmek için hangi araçlar ve

    teknikler kullanılır?

    Bugün firmalarda mühendisler bir imalat hattının kurulmasından, projeden tam sorumluluktan

    pazarlamaya ve finansa kadar bütün konularda görev yapmaktadırlar. Bununla beraber biz

    amacımızı mühendislik projelerine bağlı muhtelif ekonomiklik kararlarıyla sınırlandırmaktayız.

    Yani bu projelerin ekonomik yönden uygulanabilir olup olmadıkları konusunu araştırıp, karar

    verme yöntemleri üzerinde duracağız.

    Sanayi üretiminde mühendis hemen, hemen üretimin bütün yönleriyle ilgilidir. Mamullerin

    prototiplerinin hazırlanması, hammadde temini, kontrolü, üretim hatlarının kurulması, bunların

    düzenlenmesi ve ayarları, üretim için gerekli organizasyonların yapılması, kalite kontrolü,

    verimliliğin artırılması, ambalajlama ve pazarlamaya kadar bütün işlemlerin düzenlenmesi ve

    yürütülmesi mühendisin yakın ilgi sahasına girer ve bunlardan mühendis sorumludur.

    Neredeyse üretimle ilgili kararların %80-90’nı mühendislik kararlarını gerektirir.

    Mühendis firmaya tahsis edilen sermaye, binalar, işletme sermayesi ve diğer aktiflerin etkin

    kullanımı üzerinde durmak zorundadır. Ayrıca üretim için gerekli makine-teçhizatın alınması,

    yenilenmesi, modernizasyonu, üretimden çıkarılması, bunlarla ilgili yeni satın almalar veya

    tasarlanarak imalatı başlıca mühendislik konularıdır. Bütün bu faaliyetlerini, mühendis,

    ekonomiklik sınırları içerisinde yapmalıdır.

    Firmanın yatırımlarıyla ilgili geleceğe ait tahminler ve gerekli planların hazırlanması, nakit

    akımlarının tahmini ve bunlarla ilgili sapmaların tespiti ve analizi de mühendisin görevleri

    arasındadır.

    Burada ekonomik davranmaktan kasıt; aynı görevi görecek muhtelif alternatifler arısından en

    ekonomik olanının veya karlı (verimli) olanın seçilmesidir. Eldeki iktisadi kaynakların en uygun

    (optimal) şekilde kullanılarak optimum getirinin (verimin) elde edilmesidir. Yanlış bir

    makinenin, tesisin, üretim sisteminin, teknolojinin, kuruluş yerinin, personelin, ambalaj tipinin,

    müşteri yapısının, pazarlama yapısının seçimi firma için belki de iflasına sebep olacak sonuçları

    doğuracaktır. Mühendis bu konuda yapılabilecek en büyük gayreti, itinayı göstermek ve hata

    yapmamak mecburiyetindedir.

    Türk Ekonomisi sık sık krize düşmekte ve bu krizlere hazırlıksız veya kriz politikası olmayan

    firmalara ağır maliyetler ödetmektedir. Bu sebeple mühendis teknik bilgisi ve mühendislik

    ekonomisi yanında genel ekonomi, para-banka, dış ticaretle ilgili ekonomik konuları ve kriz

    yönetimini de bilmek durumdadır.

    1.3. Büyük Ölçekli Mühendislik Projeleri

    Kamu için yeni üretimle ilgili fabrikaların kurulması, bunların üretime geçmelerine kadar olan

  • 7

    süreç büyük ölçekli mühendislik projelerini kapsadığı gibi, bir firmaya ait yeni bir ürün geliştirme

    projeleri de ayları, hatta yılları alarak bu tip projeler gurubuna girer. Pazarlama araştırma

    bölümü rakiplerin mamullerinin durumunu, piyasada tüketicilerin isteklerini, piyasanın gidişini

    ve doğabilecek ihtiyaçları göz önüne alarak bir yeni mamul dizaynını Ar-Ge bölümünden

    isterler. Onlar bu isteği nazara alarak bir mamul geliştirme, test etme projesi hazırlarlar. Bu

    projenin geliştirilmesi büyük bir ekip çalışmasını ve uzun bir çalışma sürecini gerektirir. Elde

    edilen mamuller piyasada test edilir ve kabul gören mamul/mamuller için üretim hatları kurulur

    ve yeni ürünler piyasaya çıkar. Bu projeler büyük paralara ihtiyaç gösterir. Firmaların canlı

    kalabilmesi, piyasada sürükleyici olabilmeleri ve büyüyebilmeleri için mamul geliştirme ve

    teknoloji elde etme projelerinin hayati önemi vardır.

    Bugün büyük firmaların satış hasılatlarının % 1 ila l0'nu arasında bir rakamı araştırma-geliştirme

    projelerine ayırdıklarını bilmekteyiz. Türkiye’deki firmaların genelde böyle projeleri pek yok

    gibidir. Bu politikalar bizim hep dışarıdan teknoloji ithal eden ülke konumuna gelmemize sebep

    olmaktadır. Teknoloji ithal etmek hem pahalı olmakta ve hem de düşünen mühendis tipini

    yetiştirmemizi önlemektedir. Ayrıca dış ülkelerle rekabette, rakip ülkeler bize göre daha üstün

    bir teknolojiyle karşımıza çıktıklarından, ihraç şansımız azalmakta ve teknoloji rantından istifade

    etmemiz imkân dışına çıkmaktadır. Devletin, teknoloji üretmek için göstermiş olduğu gayretler

    de sistem bozukluğu sebebiyle, istenen randımanı verememekte ve israfa sebep olmaktadır.

    Üzülerek ifade edelim ki üniversitelerimizin de bu konuda büyük suçları ve yetersizlikleri vardır.

    Büyük ölçekli projeler firmaların finansal tabloları üzerinde gider artırıcı etkiye sahiptirler. Eğer

    yapılan çalışmaların sonucunda başarılı olunmuşsa elde edilecek hasılatlar önceki masraflara

    değmektedir. Aksi halde şirketlerin kârları azalmakta fakat araştırma tecrübeleri artmaktadır.

    Bir müddet sonra bunların birçoğunun şanslarının lehe döndüğü görülmektedir. Firma yeni

    projelerde başarılı olmuşsa kârları yükselmekte, bu gelişme hisse senetlerinin piyasa

    değerlerine yansıdığı için onların fiyatları ve dolayısıyla şirketin piyasa değeri artmakta böylece

    ortakların zenginliği çoğalmaktadır.

    Ortaklar da riski minimize edebilmek için sermayelerini bir şirketin hisse senetleri yerine birden

    çok şirketin hisse senetlerine yatırmakta ve bir portföy oluşturarak risklerini minimize etmeye,

    ortalama getirilerini yükseltmeye çalışmaktadırlar.

    1.4. Önemli Mühendislik Ekonomisi Kararları

    Firmalarda birçok konuda mühendislik ekonomisi kararlarının alındığını daha önce söylemiştik.

    Orta ve büyük boy firmalarda daima bir proje araştırma ve geliştirme bölümü bulunur. Bu

    bölüm aktif bir şekilde yeni fikirleri, yeni projeleri, yeni şans imkânlarını ve teşebbüsleri araştırır

    ve önemli olanları uygulamaya koyar. Genellikle bu projeleri şu bölümler adı altında

    sınıflandırabiliriz: a) Makine- teçhizat ve üretim prosesi seçimi, b) Makine-teçhizat yenileme, c)

    Yeni ürün geliştirme ve kapasite artırımı, d) Maliyetleri azaltma, e) Servis geliştirme projeleri.

    Bu sınıflama yönetime bazı kilit soruları sormak imkânını sağlar: Mesela kullanılan bu makine-

    teçhizat yeni üretim seviyesini sağlayabilecek mi? Firma bu yeni yatırımı yapacak finansal

    kaynağa, bilgi ve maharete, yeteneğe sahip midir? Yeni proje yeni teknik personelin eğitimini

  • 8

    sağlamakta mıdır? Bunlar ve benzeri sorular uygun görülmeyen projelerin ayıklanmasını

    sağlayacaktır. Sıra ile bu projeleri açıklayalım.

    1.4.1. Makine-Teçhizat ve Proses Seçimi

    Bir mühendisin en çok karşılaşacağı ve ekonomiklik analizi yapacak sahalardan birisi budur.

    Firma belirlediği amaç için hangi makineleri, tesisatı, teçhizatı ve üretim tekniğini seçmelidir?

    Projenin amacı belirlendikten sonra bu işi görecek makineler, tezgâhlar, tesisler, teçhizatlar ve

    üretim yöntemleri arasından en ekonomik ve kar sağlayacak olanın seçilmesi mühendisin

    önemli görevleri arasında yer alır. Alınacak bu makinenin tezgâhın, teçhizatın, tesisatın

    mühendislik açısından amaç için yeterli olması projenin teknik yönünü oluşturur. Bu seçimden

    sonra bu alternatifler arasından en ekonomik olanının seçilmesi bir ekonomiklik kararıdır.

    Mühendis bu analizi de yapmak durumundadır. Aynı şey proses seçimi için de geçerlidir.

    Mesela otomobillerde kullanılan devridaim pompası için iki üretim tekniğinin incelenmesi

    gereksin. Yapılan araştırmalara göre şu bilgiler sağlansın:

    A tekniği (Milyon TL) B tekniği

    Tezgâh yatırımından birim başına düşen 5,3 8,9

    Hammadde 20,0 20.0

    İşçilik 13,6 12,5

    Diğerleri 5,3 3,1

    Bu metotlardan hangisi seçilecektir? Hangi metot ileride daha da geliştirilebilir ve maliyetler

    azaltılabilir? Hangisinde kalite daha üstündür? Bütün bu sorulardan sonra bu iki teknikten

    uygun görülen seçilecektir?

    1.4.2. Makine-Teçhizat Yenilenmesi

    Mühendislik ekonomisi çalışmalarının önemli bir bölümünü de eskiyen, yıpranan ve ekonomik

    yönden yeterliliğini kaybeden makine-teçhizatın yenilenmesi problemleri oluşturur. Mesela 10

    yıl önce alınan bir tezgâhın bugün yenilenmesi veya büyük tamir-bakımdan geçirilerek bir süre

    daha kullanılması gündeme gelebilir. Bunlardan hangisine karar verilmelidir? Talebin artması

    sebebiyle üretim hattının genişlemesi gerekmektedir. Eski tezgâh saatte 500 birim üretirken

    yeni tezgâh 1.500 birim üretmektedir. Mevcut eski tezgâhlardan mı alınmalı yoksa yeni bir

    tezgâh alınarak eski tezgâh üretimden kaldırılmalı mıdır? Mesela Konya Çimento Fabrikasındaki

    döner fırın sistemi gözden geçirilmiş kapasitesinin küçüklüğü ve eski model olması sebebiyle

    yenilenmesinin büyük enerji kaybına sebep olacağı görüldüğünden yeni bir döner fırın inşasına

    ve eski fırın için küçük bir tamir-bakım yapılarak, büyük fırının bakımı dönemlerinde

    kullanılmasının uygun olduğuna, karar verilmiştir. Gerçekten büyük fırın eski fırının üç katı

    kapasiteye sahip olduğu için, yüksek olan enerji giderlerinden, önemli ölçüde tasarruf

    sağlamakta ve ekonomik olmaktadır. Analizler de bunu göstermektedir.

  • 9

    1.4.3. Yeni Ürün Geliştirme ve Kapasite Artırma

    Yeni ürün geliştirme iki şekilde karşımıza çıkar: Bunlardan birincisi hiç olmayan bir ürünü

    geliştirmek, İkincisiyse mevcut bir ürünü geliştirerek daha yeni bir versiyonunu bulmaktadır.

    Yeni ürün geliştirme uzun vadeli Ar-Ge projeleriyle birlikte yürütülür ve büyük harcamaları

    gerektirir. Mevcut ürünleri geliştirmek de yine Ar-Ge projelerine bağlı olmasına rağmen yeni

    ürün geliştirme kadar hem uzun zaman almayabilir ve hem de daha az masraflı olabilir.

    Firmanın gelirlerini artırabilmesi ve sağlıklı büyüyebilmesi için her iki aktivite de gereklidir.

    Firmanın satışlarının artması durumunda gerekli talebi mevcut kapasite karşılayamaz hale

    gelirse bu takdirde kapasite artırımı gündeme gelir ve bu yeni bir projedir. Ya mevcut makine-

    teçhizat, üretim hatları tamamıyla değiştirilir veya ilave yatırımda bulunularak gerekli

    genişleme ve kapasite artırımı sağlanır. Bunların her birisi bir ekonomiklik çalışmasını gerektirir.

    1.4.4. Maliyetleri Azaltma

    Firmanın başlıca faaliyetlerinden birisi de mevcut üretim masraflarını mümkün olduğu ölçüde

    azaltarak karlarını yükseltmesi ve rekabet gücünü artırmasıdır. Bu proje ya basit, yarı otomatik

    makine-teçhizatı daha otomatik hale getirmek, bilgisayar kontrollü sistemleri uygulamak veya

    daha gelişmiş teknolojileri kullanmakla veya daha büyük kapasiteli sistemlerin kurulmasıyla

    gerçekleşir. Ayrıca hizmet içi eğitimle kişilerin verimliliğinin artırılması, zaman ve hareket

    etütleri çalışmaları, emek yoğun projeler yerine teknoloji yoğun projelerin uygulanması, toplam

    kalite kontrolü projeleri birim başına üretim maliyetlerini azaltan projelerdir ve her birisi

    ekonomiklik çalışmalarını gerektirir.

    1.4.5. Servis Geliştirme Projeleri

    Buraya kadar olan bütün ekonomiklik kararları üretimle ilgilidir. Halbuki ekonomik hayatta

    servis hizmetleri de çok önemlidir. Gerek sanayideki ve diğer sektörlerdeki taşıma

    servislerinden tutunuz da tamir-bakım servislerine, büro hizmetleri, yönetim, pazarlama,

    muhasebe-finansman hizmetleri, bilgisayar hizmetleri, sağlık, adalet, emniyet, eğitim, yemek,

    temizlik v.b servislere kadar her hizmetin bir parasal yönü bulunduğu için her birisi de

    mühendislik ekonomisi çalışmasını gerektirir. Burada amaç hizmeti yeterli, kaliteli ve en

    ekonomik şekilde gerçekleştirecek alternatifi seçmektir.

    1.5. İşletmeyle İlgili Kısa Dönemli Ekonomik Kararlar

    Buraya kadar gözden geçirdiğimiz muhtelif mühendislik ekonomisi kararlan uzun dönemli

    stratejik yatırım kararlarını ifade etmektedir. Yapılacak yatırımların nakit girişleri bir yılın

    ötesine iki, üç, ... n yıla uzanır. Yatırım tutarı da oldukça yüksektir. Tabiatıyla bir fabrika yatırımı

    düşünülüyorsa bu milyonlarca doları ve karşılığında trilyonlarca Türk lirasını bulur. Yapılacak

    yatırım bir makine alımı, bir servisin seçimiyse harcamalar daha küçük boyutlu olacaktır.

    Hâlbuki işletme devamlı bir mal ve hizmet üretimi sürecini yaşar. Bir üretim seviyesinde

    mühendis üretimin şekli, makinelerin ve teçhizatın yerleştirilmesi, hammadde temini, üretimle

    ilgili hazırlık işlemlerin yapılması, personelin seçimi ve organizasyonu, defolu üretimin

  • 10

    azaltılması, mamullerin ambalajlanması ve satış yerlerine sevkiyatı, firmaya finans sağlanması

    gibi birçok konuda karar almak durumundadır. Alınan bu kararların etkisi bir günlük, bir aylık,

    maksimum bir yıllık bir süreyi alır. Bunlar gelir elde etmek için yapılan gelir getirici faaliyetlerdir

    ve uzun dönemli yatırım faaliyetlerinden farklıdır.

    Sanayi testereleri üreten Ergin Kesici Aletleri Limitet Şirketimin yıllık cirosu 700 milyar lira ve

    maliyetleri toplamı 625 milyar lira olsun. Mühendis Mehmet Güneş alınacak hammaddeden ve

    kullanılan enerjiden %12 tasarruf sağlasın ve personelin verimliliğini de % 8 oranında artırsın.

    Ortalama maliyet tasarrufu % 10,78 oranında gerçekleşsin. Bu durumda 75 milyarlık eski kara

    ilaveten (625x0,1078) 57,375 milyarlık bir kar daha ortaya çıkacaktır ki toplam kar 142,375

    milyar liraya ulaşacaktır. % 10,18 oranındaki maliyetlerdeki tasarruf karlarda %76,5 oranında

    bir artış meydana getirmiştir. Mühendis firmada gelir harcamalarının dahi ne derece önemli

    olduğunu yakinen bilmek durumundadır.

    Bir firmada faaliyet gösteren bir mühendis kendisine daima şu soruları sorarak cevaplandırmak

    zorundadır:

    1. Ben ne yapıyorum, görevim nedir?

    2. İşlerimi işlem merkezleri halinde nasıl gruplandırabilirim?

    3. Bu işimi daha verimli daha rasyonel nasıl yapabilirim, her işlem merkezindeki maliyetleri

    ve sonra da toplam üretim maliyetini aşağıya nasıl çekebilirim?

    4. Rakiplerimin benden üstün ve zayıf tarafları nelerdir? Ben zayıf taraflarımı nasıl

    giderebilirim?

    5. Ürettiğim mamulleri nasıl geliştirebilirim ve yeni ürünleri imalat hatlarına nasıl

    koyabilirim? Optimal teknolojiyi ve üretim hattını kurabildim mi?

    6. Toplam kalite ve teknik kalite konusunda yeterli miyim?

    7. Firma içinde ve üretimde bilgi akışını ve geri beslemeyi, kontrolü sağlayabildim mi?

    8. Müşteri taleplerini ve ihtiyaçlarını en uygun noktada karşılayabiliyor muyum?

    Ambalajım, reklam programlarım yeterli midir?

    9. Firmada iş barışını, çalışanlar arasında demokratik-katılımcı yönetimi gerçekleştirebildim

    mi?

    10. Firmaya yeterli ölçekte kar sağlayabiliyor mu? Firma bir büyüme sürecini kazanmış

    mıdır?

    11. Firma geçmiş yıllardan daha iyi durumda mıdır?

    Görüldüğü gibi bu sorular bir mühendisin ve dolayısıyla bir firmanın başarısının veya

    başarısızlığının temelini teşkil edecek boyuttadır. Mühendis yukarıda yer alan soruları artırabilir

    ve kendi anayasasını ortaya koyabilir. Böylece yapacağı her iyileştirme, her tasarruf firmanın

    karlarını çok daha yüksek oranlarda artırır. Mühendis firmayla ilgili üretim programını da

    hazırlamalıdır. Burada Maliyet- Hacim ilişkileri son derece önemlidir.

    1.5.1. Maliyet-Hacim İlişkileri

    Bir firmanın üretim hacminin değiştirilmesi, şu veya bu şekilde, birim başına üretim

  • 11

    maliyetlerinin değişmesine sebep olur. Bu sebeple tırmanın maliyet davranışlarını tespit

    edebilmek için ölçülebilir bir hacim veya faaliyetin durumuna göre hâsıl olacak maliyetleri bir

    indeks halinde belirlememiz gerekir. Mesela bu indeks birim mamul, ton, kullanılan işçilik-

    makine saati, kullanılan direkt işçilik saati, kullanılan kilovat saat, harcanan zaman, kilometre,

    vb. olabilir. Eğer biz firmayla ilgili bir hacim indeksi tesis edebilirsek kendimize şu soruyu

    sorabiliriz: Bu hacim indeksindeki değişmelere karşılık maliyetler (giderler) nasıl değişecektir?

    Bunun için firmada meydana gelen, hepimizin bildiği, maliyet sınıflandırılmasını hatırlatmakta

    fayda vardır:

    Sabit maliyetler (Fixed Costs)

    Bir firmada üretime bağlı olmaksızın meydana gelen ve üretim olsa da olmasa da değişmeyen

    giderlere sabit maliyetler denir. Ayrılan amortismanlar, zamana bağlı işçilikler, emlak vergileri,

    sigorta giderleri, kiralar, genel giderler bu tip maliyetlerin başlıcalarını teşkil eder. Üretim 1.000

    birim veya 5.000 birim olmuş bu giderler değişmez. Ancak kapasite artırılırsa bu takdirde yeni

    kapasiteye göre sabit maliyetlerin belirlenmesi gerekir. Temel mahiyetteki bu giderler firmanın

    faaliyeti için asgari giderleri oluşturur.

    Değişken Maliyetler (Variable Costs)

    Üretimle artan ve azalan, üretim olmadığı zaman olmayan giderlerdir. Birim başına direkt işçilik,

    hammadde, enerji ve diğer giderlerin değişken kısımları bu guruba girer. Genellikle bu giderler

    doğrusaldır, fakat bazı üretimde bu doğrusallığın kaybolduğu ve eğrisel hale döndüğü

    görülmektedir.

    Toplam Maliyetler (Total Cost)

    Bir firmada sabit giderler ile değişken giderlerin toplamı toplam giderleri verir. Değişken

    giderlerin üretim hacmine bağlı olarak değişmesi sebebiyle toplam giderler de benzer eğilimi

    gösterir ve üretim hacmi artıkça toplam maliyetler de artar. Firma hazırlayacağı bir üretim

    indeksi sayesinde hangi üretim hacminde ne kadar toplam maliyet ortaya çıkacak önceden

    tespit edebilmek şansına sahiptir. Böylece üretimin ve satışların nakdi boyutlarını görmek

    imkanını elde eder.

    Ortalama Birim maliyeti (Average Cost)

    Sabit ve değişken maliyetler bir dönem ve üretim miktarıyla açıklanabilir. Biz sabit ve değişken

    giderleri toplamını toplam maliyetler olarak ifade ettik. Bu durumda belirli bir sürede üretilen

    mal ve hizmetler için yapılan toplam maliyetleri, üretilen mal ve hizmet birimine bölersek, birim

    başına maliyeti buluruz.

    Sabit maliyetler üretim hacmiyle ters orantılı olarak değişirler. Yani üretim miktarı ne ölçüde

    artarsa birim başına sabit maliyet payı o ölçüde azalır, değişken maliyetlerse aynı kalır. Diğer

    bir ifadeyle üretim miktarı artıkça birim başına düşen üretim maliyeti azalır. Sadece bazı

    üretimlerde bunun eğrisel olduğunu ve bir noktaya kadar birim başına üretim artarken

    ortalama maliyetin azaldığını ve ondan sonra arttığını bilmek durumundayız.

  • 12

    Marjinal Maliyet (Marginal Cost)

    Üretime ilave edilen son birimin maliyeti bize marjinal maliyeti verir. Mesela 200 birim

    üretirken son bir birim daha üretime koyarak 201 birimlik bir üretim planladınız. 201ci birimin

    yani son bir birimin maliyetine marjinal maliyet denir. Bazen üretimde marjinal maliyet bir birim

    için değil de son beş birim, son on birim v.b. şekilde hesaplanır. Bu durumda üretime sokulan

    son partinin maliyeti bize marjinal maliyeti verir.

    Özet olarak bir örnekle bahsedilen bu gider fonksiyonlarının pratik izahını yapalım.

    Toplam Gider Fonksiyonu (TC) =100 + 50Q – 11Q2 +Q3 olsun.

    Marjinal Gider (MC), δTC/δQ =50 – 22Q + 3Q2 olur.

    Ortalama Değişken Gider (AVC) = TVC/Q = 50 – 11Q + Q2 olur.

    ÖRNEK:

    Toplam Gider Fonksiyonu, TC(Q) = 1000 + 50Q + 10Q2 olarak verilmiştir.

    Bu toplam gider fonksiyonunda:

    Sabit Giderler, FC = 1000 ve

    Değişken Giderler, VC = 50Q + 10Q2

    Ortalama Gider, AC = TC(Q)/Q = 1000/Q + 50 + 10Q olur.

    Marjinal Gider, MC = 50 + 20Q olur.

    MC = AC olduğu yerde Ortalama Giderin (AC eğrisinin) minimum olduğu yerdir. Buna göre

    Ortalama Giderin minimum olduğu üretim miktarı;

    1000/Q + 50 + 10Q= 50 + 20Q

    Q = 10 birim

    1.5.2. Başabaş Analizleri (BBNq)

    Bir firmada kara geçiş noktasındaki üretim ve satış miktarını bulmak son derece önemlidir.

    Firma hangi noktada kara geçeceğini ve hangi üretim ve satış miktarında ne kadar kar elde

    edebileceğini, bu noktadaki satış hacmi ile toplam maliyetlerini ve birim başına maliyetini

    bilmesi onun üretim planının temelini teşkil eder. Bir dereceye kadar daha ileriye giderek firma

    elde edeceği brüt karı, finansman giderlerinin gerektirdiği satış miktarını da bulabilir.

    Başabaş analizlerini bulabilmek için kar denklemini yazalım:

    K = p.Q - ( S + d.Q ) (1.1)

    Burada;

    K : Kar

    p : Birim satış fiyatı

  • 13

    Q : Satılan miktar

    S : Sabit giderler

    d : Birim değişken giderler

    Başabaş noktasında kar sıfır olacağı için 1.1 nolu denklemi sıfıra eşitleyelim ve Q’ya göre

    denklemi düzenleyelim. Bu durumda Q başabaş noktasındaki üretim miktarı Qb olur.

    K= p.Q - (S +d.Q ) = 0

    Qb = S / (p - d) (1.2)

    1.2 nolu denklem bize firmanın hangi üretim miktarında kara ulaşmaya başlayacağını

    göstermektedir. Eğer 1.2 nolu formüldeki sabit giderleri Si olarak yazar ve i=1, 2, .., n olursa bu

    takdirde sabit giderlere ilaveten brüt kar, finans giderleri vb. kapsayan başabaş noktası bulunur.

    Biz satış hasılatı açısından başabaş noktasını bulmak istersek 1.3 nolu formülü yazabiliriz.

    Qh = Si / 1 – d/p (1.3)

    1.1 nolu formül kullanılarak üretim hacmi veya 1.3 nolu formül kullanılarak satış hasılatı

    açılarından kar indekslerine ulaşmak mümkündür. Ayrıca S+d.Q eşitliği kullanılarak maliyet, p.Q

    eşitliği kullanılarak satış hasılatı indekslerinin de düzenlenmesi sağlanabilir. Böylece herhangi

    bir mamul miktarında toplam maliyet, toplam hasılat ve toplam kar bulunabileceği gibi, bunlar

    o noktadaki mamul sayısına bölünerek birim başına maliyet, birim başına hasılat ve birim başına

    karlar da bulunabilir ve bunlar tablo haline getirilebilir.

    1.2 ve 1.3 nolu formülleri esas alan başabaş grafiği şekil 1.1’ki gibi olur. Bir örnek üzerinde

    maliyetleri ve indeksin nasıl hazırlandığını gösterelim:

    Şekil 1. Başabaş grafiği

  • 14

    Örnek 1: Ergin Kesici Aletleri Limitet Şirketi, 300 br/yıl üretim kapasitesine sahiptir ve 2017 yılı

    için 200 birimlik testere üretimi planlasın. Bir testere 35.000 ₺’ye satılsın. Bu üretim

    programıyla ilgili olarak sabit ve değişken giderler şöyle olsun:

    Sabit Giderler (₺)

    Yönetim giderleri (sabit kısmı) : 400.000

    Pazarlama giderleri (sabit kısmı) : 60.000

    Genel imalat giderlerinin sabit kısmı : 250.000

    Değişken Gederler (₺/birim)

    Direk hammadde : 15.000

    Direkt işçilik : 6.250

    Enerji : 1.750

    Genel imalat giderleri (değişken) : 2.500

    Yönetim giderleri (değişken) : 500

    Pazarlama (değişken) : 1.000

    TOPLAM : 27.000

    Bu şirketin başabaş noktası ne olacaktır, 200 birim satarsa toplam karı nedir? Şirket 125 milyar

    lira brüt kar sağlamak isterse kaç birim üretip satmalıdır'? Lütfen maliyet-hacim tablosunu

    hazırlayınız ve grafiğim çiziniz.

    Çözüm için 1.2 nolu formülü kullanırız. Formülde S= 710.000 ₺, satış fiyatı p=35.000 ₺ ve birim

    başına değişken gider d=27.000 ₺ olduğuna göre,

    𝑄𝑏 =710.000

    35.000 − 27.000= 88,75 𝑏𝑖𝑟𝑖𝑚

    Görüldüğü gibi 88,75 birim testere üretilip satılırsa kar sıfırdır. Aynı sonuca 1.1 nolu formül

    uygulanarak da ulaşılabilir.

    K= 35.000 x Q - (710.000 +27.000 x Q) = 0

    ve denklem Q ya göre çözülürse;

    Qb=88,75 birim

    elde edilir. 200 birim satılırsa toplam karı 1.1 nolu denkleme göre 890.000 ₺ hesaplanır. Şirket

    125 milyar lira kar sağlamak isterse Si= 710.000 + 1.250.000 =1.960.000 ₺ olur ve bu karı da

    sağlayacak üretim ve satış miktarı 1.2 nolu denkleme göre 245 birim olur.

    Biz bir firmada başabaş noktasındaki kapasite kullanım oranını (KKO) bulmak için 1.4 nolu

    formülü kullanırız:

    𝐾𝐾𝑂 =Q𝑏𝑘𝑄𝐾

    Burada 1.250.000 ₺ brüt karı da sağlayacak kapasite kullanım oranı,

    KKO = 245/300 = % 81,6

    olarak hesaplanır.

  • 15

    Maliyet-Hacim-Kar tablosu aşağıda yer almıştır.

    Tablo 1.1. Ergin Kesici Aletler Limitet Şirketi Maliyet-Hacim-Kar Tablosu

    Üretilen ve Satılan Miktar

    Sabit Giderler

    T. Değişken Giderler

    Toplam Giderler

    Satış Hasılatı

    Kar veya Zarar

    Birim Maliyet

    1 2 3 4 5 6 7

    0 710,000 0 710,000 0 -710,000

    25 710,000 675,000 1,385,000 875,000 -510,000 55,400

    50 710,000 1,350,000 2,060,000 1,750,000 -310,000 41,200

    75 710,000 2,025,000 2,735,000 2,625,000 -110,000 36,467

    88.75 710,000 2,396,250 3,106,250 3,106,250 0 35,000

    100 710,000 2,700,000 3,410,000 3,500,000 90,000 34,100

    125 710,000 3,375,000 4,085,000 4,375,000 290,000 32,680

    150 710,000 4,050,000 4,760,000 5,250,000 490,000 31,733

    175 710,000 4,725,000 5,435,000 6,125,000 690,000 31,057

    200 710,000 5,400,000 6,110,000 7,000,000 890,000 30,550

    225 710,000 6,075,000 6,785,000 7,875,000 1,090,000 30,156

    250 710,000 6,750,000 7,460,000 8,750,000 1,290,000 29,840

    275 710,000 7,425,000 8,135,000 9,625,000 1,490,000 29,582

    300 710,000 8,100,000 8,810,000 10,500,000 1,690,000 29,367

    Tablodan üretim arttıkça değişken maliyetlerin, satış hasılatının arttığını ve 88,75 birimden

    sonra kara geçildiğini görmekteyiz. Üretim miktarı arttıkça birim başına maliyetler de azalır.

    Mesela 50 birim üretildiğinde birim başına maliyet 41.200 ₺/birim, üretim mesela 200 birim

    olduğunda birim başına maliyet 30.550 ₺/birim’e düşmektedir. Aynı durumu grafikte de

    görmekteyiz.

    Şekil 1.2. Ergin Kesici Aletler Ltd. Şti. başabaş grafiği

  • 16

    Çok Çeşitli Mamul Bulunması Halinde Başabaş Hesapları

    Yukarıda yer alan kar-hacim ilişkileri bir veya çok az mamul için uygulanabilir. Yüzlerce ve hatta

    binlerce mamul satan firmalarda bu hesapların yukarıdaki sistemle çözülmesi zordur. Bunun

    için son derece önemli olan 1.5 nolu formül geliştirilebilir.

    BBNH=S/Kb (1.5) Burada;

    Kb : Brüt kar

    S : Sabit giderler

    Mesela ADSE’nin sabit giderleri toplamı bir dönem için 210 milyon lira ve brüt kar oranı (marjı)

    da % 14 olsun. Bu durumda firmanın giderlerini karşılayabilmesi için başabaş noktası hasılatını

    veren satış tutarı,

    BBNH = 210 X 106 / 0,14 = 1,5 x 109 lira olmalıdır.

    Eğer ADSE ayrıca brüt 500 milyon lira kar beklerse şirketin bu karı da sağlayan satış tutarı

    5.071.428.571 ₺ olacaktır.

    Maliyet Hacim İlişkileri ve Kısa Süreli Kararlar

    Maliyet-hacim ilişkisi birçok mühendislik uygulamasına temel teşkil edebilir. Yukarıda

    görüldüğü gibi;

    a. Hangi-üretim satış aşamasında kara geçileceğinin belirlenmesinde ilave sabit giderler

    olduğu zaman bunları da karşılayacak satış miktarının tespitinde,

    b. Verilen bir sürede hangi miktarda üretimin yapılıp satılacağının belirlenmesinde,

    c. İstenen karı hangi üretim - satış miktarının sağlayabileceğinde.

    d. Mevcut üretim metodunun değiştirilmesi ve alternatif üretim metotlar, arasında seçim

    yapılması durumunda en düşük üretim maliyetini veren metodun seçilmesinde,

    e. Hangi üretim kapasitesine ulaşıldığında hangi makine-teçhizat vb. üretim vasıtalarının

    yatırımının yapılmasının uygun olacağının belirlenmesinde.

    f. İmal et - satın al veya kirala alternatifinin seçiminde.

    g. Firmaya ait satış ve fiyatlama politikalarının tespitinde.

    h. Herhangi bir üretim-satış miktarında ne kadar nakde ve yabancı paraya ihtiyaç olduğunun

    belirlenmesinde, maliyet hacim ilişkileri kullanılır.

    Örnek 1.2: Karayazılı Kollektif Şirketi otomobiller için çelik jant imal etmektedir. Jantlar belirli

    kalınlıktaki saçlardan iki metotla kesilmekte ve maliyetler farklı olmaktadır. 1.000 üretimlik bir

    parti için her iki metoda ait giderler şöyledir:

  • 17

    Jantların tanesi 600 ₺ satılırsa her iki metodun başabaş noktası üretimi nedir ve hangi metodun

    seçilmesini tercin edersiniz niçin?

    Birinci metoda göre başabaş noktası 519,88 birim ve ikinci metoda göre 514,71 birimdir.

    Burada otomatik jantın maliyetinin birim başına 8 ₺ daha düşük olduğu ve otomatik metodun

    seçilmesinin isabetli olacağı görülmektedir.

    Yarı Otomatik Otomatik

    Sabit Giderler Qb_YO = S = 519.88

    Yönetim giderleri (sabit kısmı) : 90,000 90,000 (b-d)

    Danışmanlık : 30,000 22,000

    Amortisman : 50,000 63,000 Qb_O = S = 514.71

    TOPLAM (S) : 170,000 175,000 (b-d)

    Değişken Gederler

    Direk hammadde : 150,000 120,000 Kar_YO = p.Q - (S +DG ) = 157,000

    Direkt işçilik : 50,000 35,000 Kar_O = p.Q - (S +DG ) = 165,000

    Enerji (Elektrik) : 73,000 105,000

    TOPLAM (DG) : 273,000 260,000

    TOPLAM MALİYET (TM) : 443,000 435,000

    BİRİM MALİYET : 443 435

    Başabaş Qb : 519.88 514.71

    Satış Fiyatı (p) : 600

    Üretim Miktarı (Q) : 1,000

    Tutar (TL)

    (TL)

    1. MÜHENDİSLİK EKONOMİSİ KARARLARI1.1. Ekonomik Kararlar1.2. Mühendisin İşletmedeki Rolü1.2.1. Firma Organizasyon TipleriŞahıs İşletmeleriOrtaklıklarŞirketler

    1.2.2. Mühendislik Ekonomisi kararları

    1.3. Büyük Ölçekli Mühendislik Projeleri1.4. Önemli Mühendislik Ekonomisi Kararları1.4.1. Makine-Teçhizat ve Proses Seçimi1.4.2. Makine-Teçhizat Yenilenmesi1.4.3. Yeni Ürün Geliştirme ve Kapasite Artırma1.4.4. Maliyetleri Azaltma1.4.5. Servis Geliştirme Projeleri

    1.5. İşletmeyle İlgili Kısa Dönemli Ekonomik Kararlar1.5.1. Maliyet-Hacim İlişkileriSabit maliyetler (Fixed Costs)Değişken Maliyetler (Variable Costs)Toplam Maliyetler (Total Cost)Ortalama Birim maliyeti (Average Cost)Marjinal Maliyet (Marginal Cost)

    1.5.2. Başabaş Analizleri (BBNq)Çok Çeşitli Mamul Bulunması Halinde Başabaş HesaplarıMaliyet Hacim İlişkileri ve Kısa Süreli Kararlar

    Word Bookmarksbookmark0bookmark1bookmark2bookmark3