the perceptions of shy and non-shy students

Click here to load reader

Post on 23-Oct-2021

2 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

The Congeneric Test Theory and The Congeneric Item Analysis:243 Ankara University, Journal of Faculty of Educational Sciences, year: 2007, vol: 40, no: 1, 243-268
The Perceptions of Shy and Non-Shy Students
Emine DURMU *
ABSTRACT: The purpose of the present study is to describe the
perceptions of Shy and Non-Shy Students. Two questionnaire were
used. Shyness Scale and an open-ended questionnaire. The shyness
scale was given to the students and the second questionnaire was
given to subjects to gather their perceptions about themselves. The
study is descriptive one. Subject is of 225 university students
attending the Faculty of Educational Sciences of Ankara University.
SPSS was used for statistical analysis. The results of the analysis of
Chi-Square indicated that 36.0 % of the subjects with high scores from
the shyness scale, perceive themselves as shy person. On the other
hand, 2.0 % of subjects with low scores describes themselves as “shy”
in the questionnaire. 85.7 % of subjects with high scores declared they
want to join an interpersonal group programs 14.3 % of the students
with low scores did not want to join to this kind of group programs.
Results were interpreted and discussed according to the relevant
studies in the literature and future suggestions were made.
Key Words: Shyness, shy and non-shy, perception personality
trait, university student
SUMMARY
Purpose and Significance. Psychological surveys find that substantial numbers of people regard themselves as shy (Zimbardo,1975). The paucity of research in the past owes much to the domination of the study of
* Dr. Inonu University. Faculty of Education. edurmus@inonu.ed.tr
Emine DURMU 244
individual differences in social behaviour by theories that prioritized the personality traits of extraversion and neuroticism, neither of which captures what is commonly understood by shyness. The neglect was perhaps more apparent than real, in that many of the concerns expressed by shy people were addressed in the psychological literature but were labelled in diverse ways, for example as reticence, social skills deficits or, more recently, social phobia.
The aim of this study is to describe the perceptions, related shyness, of the students, who are shy and not shy. For that reason it was applied shyness scale to the students and with the scale open-ended questions were asked in order to describe the perceptual level of their shyness.
Methods. The aim of the present study is to describe the Perceptions of Shy and Non-Shy Students About Shyness. Two questionnaire were used. 1. Shyness Scale and 2. An open-ended questionnaire. The shyness scale was given to the students and the second questionnaire was given to subjects to gather their perceptions about themselves. The study is descriptive one. Subject is of 225 university students attending the Faculty of Educational Sciences of Ankara University. In the scale revision/construction sample of 326 college students the alpha coefficient of internal consistency reliability for the 20-item shyness scales was .94 (m = 51.8; sd = 13.6) and it correlated .96 with the original Cheek & Buss 9-item shyness scale. Shyness scala was revised by Güngör (2001). Shyness scala used in the research was a 20-item Likert-type revised shyness scala with 5 point response format. In terms of retest reliability, the coefficient was calculated as .83 and tha Cronbach Alpha coefficient regarding the internal reliability consistenciy as .91. In testing the validity of the shyness scala, the homogenous scales validity measure and self-evaluatin inventory in the social suations was utilized as sub-scales and its computed results have displayed relatively high correlation of .78.
Results and Discussion. The study is descriptive one. Subject is of 225 university students attending the Faculty of Educational Sciences of Ankara University. SPSS was used for statistical analysis. The results of the analysis of Chi-Square indicated that 36.0 % of the subjects with high scores from the shyness scale, perceive themselves as shy person. On the other hand, 2.0 % of subjects with low scores describes themselves as “shy” in the questionnaire. The result of this research shows that, students, with high shyness level, percept themselves more negatively (36% shy, 34.7% lonely, 29.8% avoid, 21% touchy, 19.4% excitable), 85.7 % of subjects with high score declared they want to join an interpersonal group programs 14.3 % of the students with low scores did not want to join to this kind of group programs. Results were interpreted and discussed according to the relevant studies in the literature and future suggestions were made.
Utangaç Olan ve Olmayan Örencilerin Alglar 245
Utangaç Olan ve Olmayan Örencilerin Alglar
Emine DURMU *
Aratrma betimsel bir çalmadr. Aratrma Ankara Üniversitesinde
örenimini sürdürmekte olan 255 örenci üzerinde yaplmtr.
Aratrma verilerinin istatistiksel analizi SPSS ortamnda Kay-Kare
Testi (Chi-Square Tests) ile yaplmtr. Aratrma sonucuna göre
utangaçlk ölçeinden yüksek puan alan örencilerin %36.0s
kendilerini utangaç olarak alglamaktadrlar. Bu oran utangaç olmayan
örencilerde ise %2.0tür. Utangaç örencilerin %85.7 kiileraras
ilikilerini gelitirmek amacyla grup programlarna katlmay
istediklerini ifade etmilerdir. Buna kan utangaçlk puan yüksek
olan örencilerin ancak %14.3si bu tür programlara
katlmayacaklarn ifade etmilerdir. Aratrma sonuçlar
alanyazndaki çalmalar nda yorumlanm ve öneriler
sunulmutur.
alglanan kiilik özellii, üniversite örencisi.
GR
meziyet saylan utangaçlk (shyness), günümüzde kiileraras ilikileri
etkileyen önemli etmenlerden biridir. Utangaçlk bakalarnn bulunduu
* Dr. nönü Üniversitesi, Eitim Fakültesi edurmus@inonu.ed.tr
Ankara Üniversitesi Eitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, yl: 2007, cilt: 40, say: 1, 243-268
(Jones, Briggs ve Smith, 1986). Zimbardo (1977) utangaçl, toplumsal bir
rahatszlk olarak tanmlamaktadr. Zimbardoya göre bireyin utangaçl,
toplumsal beceri eksikliklerinin bir yansmas olmaktan çok, toplumla
bütünleme çabalarnn etkisi altnda kalan davranlar olarak
yorumlanmaktadr.
ortamlara katlmada baarszlk olarak ifade etmektedir. Kagan ve dierleri
(1988) çalmalarnda utangaçl özellikle yeni durumlar, yeni insanlar ve
nesnelerle karlaldnda korku ve isteksizlik gösterme olarak
tanmlamaktadrlar. Bir baka tanma göre Utangaçlk; içe dönük olmayan
insanlarda, bakalarndan kaçma eilimini içermektedir (Stein ve Walker,
2001). Psikoloji alannda özellikle son yllarda yaplan aratrmalarda sözü
edilen utangaçlk az konuan, sosyal yetenekleri olmayan ve zaman zaman
da sosyal fobik olarak nitelendirilen bir kavram olarak ele alnmaktadr
(Crozier, 2001). Baz insanlarda utangaçlk problemi sosyal bir durumda
düündüklerini söyleyebilmenin bile sknt yaratmas halidir. Baz bireylerin
bu skntl durumlar fiziksel görüntülerine de yansmaktadr. Baz
bireylerde büyük ya da küçük oranda kayg, yüz kzarmas gibi fiziksel
belirtilerle birlikte görülebilir.
Utangaçlkla ilgili 1975 ve 1995 aras yirmi yllk dönemde yaplan
çalmalar deerlendiren Cardduci ve Zimbardo(1995), utangaçln
nedenleri, sonuçlar ve birey üzerindeki etkileri ile ilgili sonuçlar aadaki
gibi özetlemektedirler;
Utangaçlk oran 1975den 1995e kadar % 40dan % 48e çkmtr.
Bu sonuç utangaçln toplumda görülme orannn büyük oranda
arttn göstermektedir.
deildir ya da utangaç olduunu gizlemektedir.
Az oranda utangaçlk hastalk derecesinde ortaya çkmaktadr.
Baz bireyler utangaçla yatkn olarak dosalar bile, bu sonuç bizi
utangaçln kaltsal olduu sonucuna götürmemektedir.
Pek çok birey utangaçlk özelliini, olumsuz yaam deneyimleri ile
kazanmaktadr.
Utangaçl en az yaayan milletin srailliler olduu savunulmaktadr.
Utangaç Olan ve Olmayan Örencilerin Alglar 247
Utangaçl belirleyen temel faktörlerden biri “övgünün kültürel
biçimi” dir. Bir dier neden de “çocuklar suçlama eilimi” olarak
karmza çkmaktadr.
yaam ve kariyer geliimi açsndan büyük bedelleri vardr.
Utangaçlk, zaman zaman birey için yaamsal öneme sahip
olabilmektedir.
önerilmektedir.
Garda (2000) göre utangaç birey, çounlukla kaygldr ve sosyal
durumlarda, özellikle de yeni karlat sosyal durumlarda çekingendir.
Bakalarnn dikkatini çekebilecek davet ya da deerlendirilme olaslnn
olduu benzeri sosyal ortamlarda daha kaygl ve çekingen davranr.
Utangaç birey içedönük deildir. Utangaç birey bakalarn etkilemek,
onlarla olmak ister ama bunu korkularndan dolay yapamaz. Kii
gösterisiz bir biçimde, istemedii halde yalnz olmay tercih eder. Garda
göre aadaki özellikleri tayan bireylerin utangaç olduklar söylenebilir.
Kalabalkta olmaktan holanmamak, zamann büyük bölümünü internet
banda geçirmek, yeni biri ile tanmakta sknt yaamak, bakalar ile
konumakta güçlük yaamak, gün boyu televizyon karsnda uzun zaman
geçirmek, bir grupta iken herkesin kendisine baktna inanmaktan dolay
endielenmek, örenci ise, snfta sorulan sorular bildii halde yantlamakta
tereddüt etmek ve insanlara bir eyler sormaktan korktuu için vazgeçmek.
Bu özelliklerden en az ikisini tamak utangaç olmakla ilgili önemli ipuçlar
vermektedir.
deillerdir. Tutarl bir biçimde kendileriyle ilgili. Gerçekte utangaç olan kii
çok kaliteli ve iyi özelliklere sahip olsa bile, bu özelliklerini
gösteremeyebilir (Arends, 2000). Çok utangaç olan bireylerin bu
özelliklerinden dolay, dar çkmak, yeni arkadalar edinmek, yüzyüze
ilikiler gerektiren ve iinde yüksek sorumluluk alabilecek pozisyonlara
ulama gibi yaplabilecek eylemleri engelledii de bilinmektedir (Stein ve
Walker, 2001).
durumudur. Bir çok insan için sosyal durumlarda düündüklerini kayg
duymadan söylemek çok kolay bir davran olurken, utangaç insanlar için bu
büyük bir güçlük nedeni olabilir. Genelde insanlarda gülümseme, uygun
koullarda görülerini söyleme, iyi göz konta kurma, rahat bir beden
duruu sergileme gibi davranlar doal hali ile olur. Utangaç insanlar
doalar gerei bunlar kolaylkla yapamazlar. Henderson ve Zimbardo
(1998), utangaçln belirtilerini “bilisel belirtiler,” “psikomotor belirtiler,”
“fizyolojik belirtiler” ve “duygusal belirtiler” olarak gruplamlardr. Geri
çekilme ve pasif kalma gibi psikomotor bir belirtiye, hzl kalp at gibi
fizyolojik bir belirtinin ve bu farkndal ile ilgili ac çekme gibi duygusal
belirtilerin elik ettiini belirtmektedirler. Utangaçln belirtileri Tablo-1de
özetlenmitir.
Kendi farkndal
Sosyal etkileimler
abartl biçimde gülme
Kendisinin zayf
inançlar gelitirmesi
hissetmesi
düüncesi
Depresyon
geçirme korkusu
*(Henderson ve Zimbardo, 1998)
Utangaçlkla ilgili u an sahip olduumuz bilgilere göre yeterince utangaç olmak ya da ne kadar utangaçln uygun olduu ile ilgili bir çalma yaplmamtr. Bu duruma göre utangaç olmak ya da olmamak avantaj ya da dezavantajldr demek zordur. Utangaçlk tümüyle utangaç olan ya da olmayan bireylerin kiisel özelliklerinde sakldr.
Utangaç Olan ve Olmayan Örencilerin Alglar 249
Utangaçln Olumasnda Biyolojik Faktörler
Plomin,1984), ifade edilmesinde farkl kavramlar kullanlmaktadr. Cheess
ve Thomas (1986), utangaç çocuklar „yava snan çocuk; Caspi (1998),
„çekingen çocuk gibi benzer tanm ve kavramlarla kategorize etmitir.
Utangaçl temel bir yaradl olarak gören ve çalmalarn (1992-1999),
çounlukla çocuklar üzerinde gerçekletiren Kagan, çalmalar sonunda
elde ettii görülerini esas alan biyolojik görüü oluturmutur. Bu görü bir
çok önemli aratrmaya kaynaklk etmitir. Bu aratrmalar sveçten
Broberg, Amerika Birleik Devletlerinden Lamb, Almanyadan
Schölmerich ve ngiltereden Stevenson-Hindeyi içine alan bir grubu
kapsamaktadr (Crozier, 2001).
ar derecede utangaçln kaynann, çocuun mizacndan, yani çocuun
doutan getirdii özelliklerden, yaratlndan kaynaklanabileceini
göstermektedir. Kagana göre kendilerini utangaç olarak tanmlayan kiiler
bunun çocukluktan beri olduunu iddia etmektedirler (akt.Crozier, 2001).
Utangaçln genetik geçiini incelemek için yaplan ikizler
üzerindeki çalmalarnda Fyer ve dierleri (1993) tek yumurta ikizlerinde
utangaç davran, çift yumurta ikizlerine göre birbirine daha benzer
bulmutur. Bununla birlikte genetik katk çevresel etkenlerin rolünü
düündürecek biçimde orta düzeydedir.Örnein; “colorado evlat edinme
çalmas”nda üvey ana babann utangaçlyla, evlatlk bebeklerin
utangaçlk dereceleri arasnda çevresel etkenlerin rolünü destekler biçimde
orta düzeyde bir korelasyon bulunmutur. (akt.Türkçapar, 1996). Bu
bulgular, utangaçln genetik geçii olduu biçiminde yorumlanmaktadr.
Bu görülere göre birey çevresel etkilerden dolay utangaç deildir,
utangaçlk onun genetik geçileriyle sahip olduu bir özelliidir.
Utangaçln Olumasnda Çevresel Faktörler
Croziere (2001) göre, yaamn ilk yllarndan beri varolan utangaçlk,
çocukluk dönemindeki engellenmenin habercisidir. Utangaçln nedenleri
arasnda aile yapsnn olduu yönündeki görülerden biri de Crawfor ve
Taylora aittir. Bu aratrmaclara göre, insanlar genellikle aile davran
kalplar tarafndan yorulup biçimlendirilir. Ana-baba kendini kararllkla
ifade edemeyen kimselerse, çocuun büyüyünce silik bir insan olma olasl
yüksektir. Ayn biçimde ana-baba ar eletirici bir tavr sergileyerek
çocuu sürekli eletiriyorlarsa, çocukta kendini mükemmel görememe ve iyi
eylere layk olmad düüncesini yerletirecektir. Utangaç davranmay
utangaç ana-babalardan kolayca örenebiliriz. Çok utangaç, çok gergin ve
Emine DURMU 250
çok sinirli insanlar genelde bu davran kalbn ailenin dier üyelerine de
alarlar. Dünyaya özgüveni olan bireyler olarak gelsek bile, özgüveni
olmayan, kendini deerli ve sevilmeye layk bulmayan ana-babalarn
yetitirme yöntemi ile bu güven yok edilebilir (Crawford ve Taylor, 2001).
Utangaçlk duygusunda büyük oranda örenmenin çarm olsa da,
yasaklanma düüncesi bireyin ilk yllarnda kiilik geliimi bakmndan
önemlidir. Özellikle yaamn ilk yllarnda gösterilen engelleyici tepkiler ve
yeniliklere kar korku gibi karakteristik özellikler, bireyin yaamnn ilk
yllarnda kar karya kald engelleyici tepkilere balanabilir. Bu sonuçlar
yaamn ilk yllarnda özellikle anneye özgü nedenlerin ne kadar önemli
olduunu göstermektedir (Asendorpf ve Wilpers,1998).
Psikoanalitik Yaklamda Utangaçlk
kiilik öeleri arasndaki uyumsuzluk ve dengesizlikten kaynaklanmaktadr.
Psikoanalitik yaklam, sosyal fobinin üç temel etkeni üzerinde durmaktadr.
Bunlar; utanç yaantlar, suçluluk duygular ve ayrlma anksiyetesidir.
Utanç yaantlar: Bireyler bilinçd olarak dikkat çekme ve çevrelerinden
onaylayc tepkiler alma istei yaarlar. Bu tepki onaylayc olmayan ana-
babalar tarafndan utandrlma ya da eletirilme duygusunun domasna
neden olmaktadr. Birey utandrlmadan bakalarndan onay görmeyecei
riskinin olduunu düündüü durumlardan ve ortamlardan kaçnr. Suçluluk
duygular: Sosyal fobik olan birey bilinç d olarak dierleriyle olan
ilikilerinde kardan tam ve mükemmel bir ilgi için saldrgan bir talepkarlk
sergiler. Bu talebe tüm rakipleri korkutarak kaçrmak ya da yok etme arzusu
elik eder. Suçluluk duygular sklkla, rakiplerin yerini alabilmek için
kapasitesindeki yetersizlikten kaynaklanan utançla birbirine karm
durumdadr. Ayrlma anksiyetesi: Sosyal fobik pek çok birey, bamsz olma
ve yeni insanlarla kaynamann ana-baba ya da yaknlarnn sevgisini yitirme
anlamna gelmesinden korkar. Anne-bebek çalmalarnda anne hiç bir
harekette bulunmamasna ramen çocukta, annenin onu terk edecei korkusu
ile anksiyete tepkileri yaadklar görülmektedir(Türkçapar, 1999).
Sosyal kayg, sosyal fobi ve utangaçln temel nedeni olarak
deerlendirilme korkusu gösterilse de psikoanalitik yaklama göre; birey
aslnda dikkat çekmeyi ve çevresinden de onaylayc tepkiler almay ister.
Kardan tam ve mükemmel bir ilgi bekler, Ama bu tepkiler kabul görmeyen
ana-baba tutumlar ile karlarsa birey toplumda kendini gösterme riski
almaktan korkabilir. Yine ayrlma aksiyetesi ve gerçek benlik ile ideal benlik
Utangaç Olan ve Olmayan Örencilerin Alglar 251
arasndaki farkn bireyde kayg yaratt ve bu kaygnn utangaç olmaya
neden olduunun da alt çizilmektedir.
Psikososyal Geliim Kuram
göre benliin birinci ilevi bir kimlik duygusu oluturmak ve bunu
korumaktr. Psikososyal geliim kuramna göre 1-3 ya aras özerklik
dönemi, bamszlk isteinin belirgin olduu dönemdir. Bu dönemde çocuk
birbirine kar duygu ve eilimler arasnda bir denge kurmaya çalr.
Özsaygsn yitirmeden, kendi kendini denetleyebilme duygusundan iyi niyet
ve onur duygusunu oluturur. Çocuun kendini denetleme becerisinin eksik
bulunup, dardan ar denetleme istei çocukta kuku ve utanç duygularn
yerletirecektir. Bu dönemde çevre ve ana-babann youn basks ve
engellemeleri ile çocuk kendini sürekli suçlu hisseder, bu sonuç bireyde
utanç duygusunun yerlemesine neden olacaktr (Eki, 1990).
Çocuklarn çou bu dönemi bir özerklik duygusuyla tamamlar. Özerk
insanlar, engeller ve zorluklarla dolu bir dünyada kendi yolunu
bulabileceklerine emin bireylerdir. Bu dönemde Erikson ar korumac ana-
babala yönelik önemli uyarlarda bulunmaktadr. Eriksona göre eer ana-
babalar çocuklarn ar bir biçimde korursa, geliimlerini engelleyebilirler.
Çevrelerindeki nesneleri ve olaylar kefetme ve etkileme izni verilmeyen
çocuklar, utanç ve üphe duygular gelitirirler ve kendilerinden emin
olmayan, baka insanlara balml yaayan insanlar olurlar (Burger, 2006).
Özerklie kar utanma ve üphecilik dönemini, girikenlie kar
suçluluk duygusunun yaand erken çocukluk döneminde çocuk sorunlar
ile baa çkabilmek için daha bamsz davranmaya balar. Sonuçta bireyin
kiilik geliimi farkl dönemlerden geçerek olumaktadr. Bu dönemlerin
belirli evrelerinde yaanan aksaklklar, bireyin sonraki aamasnda sorunlar
yaamasna neden olabilmektedir. Buna göre, engelleyici ana-baba tutumlar,
çocua yaamnn ilk yllarnda kazanlmas gereken beceriler yetirince
öretilmemise kaçnan, utangaç bireyler olma olaslklar yüksektir.
Özellikle özerklie kar utanma ve üphecilik dönemi ile girikenlie kar
suçluluk dönemi dediimiz dönemleri kapsayan ikinci yln sonu ile alt
yan sonu bu açdan büyük önem tamaktadr. Girikenlie kar suçluluk
karmasnn yaand üç ile alt yan kapsayan bu evrenin bireyin
utangaçlnn gelimesinde büyük öneme sahip olduu vurgulanmaktadr.
Bilisel-Davranç Yaklam
Bilisel terapiyi ilk savunanlardan biri olan Ellise göre, insanlar yanl
akl yürütme ve aklc olmayan inançlarndan dolay depresif, kaygl,
Emine DURMU 252
skntl olurlar ve benzeri sorunlar yaarlar. Ellise (1994) göre kii diledii
deiiklii gerçekletirmek gücüne sahiptir. Yine birey kendi
rahatszlklarn oluturma ve deitirme gücüne de sahiptir ve birey bunu
bilir. Buna göre birey sorunlarn temelinde daha çok irrasyonel inançlarnn
olduunu, irrasyonel inançlarn, rasyonel inançlarla deitirilebilir
oluduunu ve bireyin uygun yöntemlerle bunu gerçekletirebileceini de
bilmelidir.
Bilisel terapi bir kiinin inançlarn deitirmeye dayanr. Eer bir kii
sevimsiz ya da istenmeyen biri olduuna inanyorsa; bu düünce onun dier
insanlarla olan iletiimlerindeki tutumlarn etkileyecektir. Bilisel terapi bu
bireyleri yanl alglar ile yüzyüze getirerek, yanl inançlarna yeniden
biçim verir ve böylece kayglarnn azalmasna frsat verir (Duck,1986).
Bilisel Terapi danana çarpk ve yetersiz bilileri deerlendirme ilemi
araclyla nasl yeniden yaplanmaya gideceini öretir. birlii yapan
terapist ve danan bu süreçte danana kendisinde var olan olumsuz
düüncelerle, gerçekleri ayrt etmeyi öretir. Dananlar, bilisel kodlamann
hem kendisi hem de çevresini alglamakta ne kadar önemli olduunu
örenirler. Dananlara, kendi düüncelerini, varsaymlarn ve özellikle
olumsuz otomatik düüncelerini tanma ve kefetme becerisi
öretirler.Bilisel yaklam utangaç bireylerin çounlukla kendileri ve
çevrelerinden gelen geribildirimlerle ilgili çarpk ve yetersiz bililerinin
olduunu savunmaktadr.
Utangaçlkla ilgili yaplan aratrma sonuçlar (Simith ve Betz, 2002;
Jackson ve dierleri, 2002; Walsh, 2002; Heiser ve dierleri 2003; Yüksel,
2003; Netro ve Mullet, 2004) utangaç bireylerin, dier bireylerden daha
fazla yalnzlk yaadklarn ve daha düük özsayg düzeyine sahip
olduklarn göstermektedir. Yalnzlk ve düük özsayg yaayan utangaç
kiilerin yeni arkadalk ilikileri kurmalar güçlemekte ve bu sonuç
utangaçlarn yaad toplumsal sorunlar daha youn yaamalarna neden
olmaktadr. Kendi içlerinde youn olarak sknt yaayan utangaç bireyler,
yaadklar bu skntl tavrlarna bakalar tarafndan sayg duyulduunda
ise bunu yanl anlama eiliminde olurlar. Utangaçlk yaayan bireyler, bir
yandan bakalar yannda fark edilen ve önemsenen insanlar olmay arzu
ederken, öte yandan da toplumda fark edilmemenin getirdii skntlar ile ba
etmek zorunda kalmaya bal olan çift yönlü korkularla ba etmeye
çalrlar (Cardduci ve Zimbardo,1995).
Utangaç Olan ve Olmayan Örencilerin Alglar 253
özsayg ile utangaçlk arasnda anlaml, ancak negatif yönde bir iliki olduu
yönündedir (Cheek ve Buss, 1981; Lawrence ve Bennett, 1992; Yüksel,
2003). Ergenlerle yaplan aratrma bulgular göstermektedir ki düük
özsayg düzeyine sahip olan bireylerde utangaçlk düzeyi yüksek, yüksek
özsayg düzeyine sahip olan bireylerde ise utangaçlk düzeyi düüktür. Buna
karn yetikinlerle yaplan aratrmalarda düük özsayg ile utangaçlk
düzeyleri arasnda yüksek düzeyde ilikiler bulunmamtr (Cheek ve
Buss,1981, Lawrence ve Bennett,1992). Cheek ve Buss(1981) utangaçlk ile
sosyalleebilme arasndaki ilikiyi inceledikleri ilk çalmalarnda düük
özsayg ile yüksek düzeyde utangaçlk arasnda olumlu bir iliki olduunu
ortaya koymulardr.
düzeyleri açsndan da utangaç bireylerin, utangaç olmayanlara göre daha
düük özsayg düzeyine sahip olduklarn bulmulardr. Gökçe (2002) lise
örencilerinin utangaçlk düzeylerini baz deikenlere göre yordad
çalmasnda utangaçln en önemli yordaycsnn özsayg olduunu
bulmutur. Yüksel (2003) tarafndan yaplan aratrmada örencilerin
utangaçlk düzeylerinin en önemli yordaycsnn özsayg olduu ortaya
çkmtr.
yükseldikçe, özsayg düzeyi de dümektedir. Bunun tersi olarak özsayg
düzeyi arttkça utangaçlk düzeyi de dümektedir. Sonuç olarak, yüksek
özsayg düzeyine sahip kiilerin daha az utangaç olduklar söylenebilir.
Utangaçl etkileyen ve utangaçlkla ortaya çkan sonuçlardan biri de
yalnzlktr. Bu konuda yaplan aratrma sonuçlar, yalnzlk ile utangaçlk
arasnda pozitif bir iliki olduu yönündedir. Bireylerin utangaçlk düzeyleri
arttkça, yalnzlk düzeyleri de artmaktadr (Jackson, Nagasaka ve
Gunderson 2002; Crozier,2001). Utangaç bireyler, utangaç olmayanlara göre
çok daha fazla yalnzdr. Dier insanlarla kurulan iletiimi büyük oranda
olumsuz etkileyen utangaçlk, iletiim sorunlar yaayan utangaç bireylerin
sonuçta yalnz kalmalarna yol açmaktadr (Cheek ve Buss, 1981).
Yüksel (2003) örencilerin utangaçlk düzeylerinin önemli
yordayclarndan birinin yalnzlk olduunu ortaya koymutur. Gökçe
(2002) lise örencilerinin utangaçlk düzeylerini baz deikenlere göre
yordad çalmasnda utangaçln en önemli yordaycsnn özsaygdan
sonra yalnzlk olduunu ortaya koymutur. Jackson ve dierleri (2002)
üniversite örencilerinin utangaçlk ve yalnzlk düzeyleri arasndaki ilikiyi
inceledikleri aratrmalarn 255 üniversite örencisi üzerinde yapmlardr.
Emine DURMU 254
yalnzlk arasnda önemli bir iliki vardr. Bu iliki bireylerin kendini
sunmas ve sosyal destek alglarn önemli ölçüde etkilemektedir, çünkü
yalnzlk ve utangaçlk birbirine benzeyen özelliklerdir.
Aratrma sonuçlar yalnzln, utangaçln bir sonucu olduunu
göstermektedir. Utangaçlar yalnz kaldklarndan dolay utangaç deil,
utangaç olduklar için yalnzdrlar. Bakalar tarafndan iletiime girmeye
gönülsüz olarak alglanan utangaçlar zaman zaman yalnz
kalabilmektedirler. Buna karn aslnda utangaçlar çevreleri tarafndan
sevilen bireylerdir.
klie; bu ergenler kendilerini kiisel ilikilerden geri çekerler ve bilgisayar
oyunlar gibi tek bana yaplan uralarla megul olurlar. Son yllarda,
internet utangaç insanlarn uzak bir mesafeyle etkilemeleri, yüzyüze
görüme gereksinimi olmakszn dierleriyle iletiim kurabilmeleri için
frsatlar sunmutur. Roberts, Smith ve Pollockun (1999) çalmasndan
ortaya çkan sonuca göre utangaç insanlar, on-line etkileim kurduklar
zaman daha az utangaçtrlar.
ki; utangaçlkta yaanan rahatszlklar büyük oranda azalmaktadr.
Utangaçlar sanal iletiimlerde, red edilme ve eletirilme olaslklar olmad
için daha rahat davranrlar. Bir katlmcnn belirttii gibi, “açkças,
bilgisayar üzerinde birinin gülünç duruma dümek ve dalga geçilmek
tehlikesi yok ve bakalar sizi göremez, dolaysyla gerçek bir reddedilme
tehlikesi yok.” (Leary ve Dobbins, 1983).
Henderson ve Zimbardo (2005) gençlerde teknoloji kullanm ve
utangaçl belirlemeye çaltklar aratrmalarnda, utangaç bireylerin,
utangaç olmayanlardan daha çok teknolojiyi kullandklarn bulmulardr. Bu
çalmada, aratrmaclar, bilgisayar, cep telefonu ve televizyon gibi
teknolojik araçlarn kullanmnn utangaçlarda daha yüksek oranda olduunu
bulmulardr. Aratrma cinsiyet deikeni açsndan farkllk göstermitir.
Buna göre kzlar erkeklerden daha youn bir biçimde internet
kullanmaktadrlar. Aratrmada “gençlerin yalnz…

View more