modern sؤ°yasal dأœإ‍أœncenؤ°n doؤ‍uإ‍u: ... modern sؤ°yasal...

Download MODERN Sؤ°YASAL Dأœإ‍أœNCENؤ°N DOؤ‍Uإ‍U: ... MODERN Sؤ°YASAL Dأœإ‍أœNCENؤ°N DOؤ‍Uإ‍U: MONARإ‍ؤ°LER Dأ–NEMؤ°

Post on 26-Jan-2020

0 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

  • MODERN SİYASAL DÜŞÜNCENİN DOĞUŞU:

    MONARŞİLER DÖNEMİ

    1. GENEL ÖZELLİKLERİ

    16. yüzyılın başından itibaren Rönesans’ın etkisiyle toplumların ekonomik, sosyal, politik ve

    kültürel değer ölçüleri değişikliğe uğradı

    Kent uygarlığının gelişmesiyle birlikte yarı açık ekonomi düzeninden kentler dışına taşan ve

    çeşitli pazarlara ulaşan bir açık ekonomi düzenine geçildi. Bunu gerçekleştiren zümre, bu

    pazarlarla sürekli ilişkiye girerek mal alışverişini yapan tüccarlardı.

    16. yüzyılda ekonomi alanında feodal ilişkiler, tümden ve hızlı biçimde çözülmeye başladı.

    Ticaret ve zanaatların tarım dışı zenginlik kaynakları yani sermaye, ulusal ekonomilerde

    ağırlığını giderek daha fazla ölçülerde duyuruyordu. Büyük sermayeyi elinde tutan burjuvazi,

    nitelik değiştiriyor; girişimci, üretici bir sınıf oluyordu.

    El sanatları ve ticarete dayalı yeni zenginliğin hızla artması ve bir sermaye birikiminin

    oluşması burjuvayı güçlü kılan ve girişimciliğini artıran önemli nedendir.

    Krallık yönetimleri ticaret burjuvazisini korunması gereken bir kaynak olarak

    değerlendiriyordu. Ticaret burjuvası için önemli olan, ticarete zarar veren çatışmaların ortadan

    kalkması düzenli ve güçlü iktidarların kurulmasıdır.

    Dönemin krallıkları, gerek ulusal kaynakları işletme, gerekse ticareti içte ve dışta koruma

    yönünden önlemler almaya yöneldiler.

    Ekonomiye egemen bu yeni sınıf(burjuvazi), kazancını her bakımından garantiye almanın

    yolunu, tüm yetkilerin kralın elinde(askeri, adli, ruhani) toplanmasıyla sağlanabileceğine

    inanıyordu. Kilise de bu değişimden payını aldı, yönetimde ki ağırlığını kaybetti, kralın

    denetimine girdi.

    Krallığın, ticaret burjuvazisiyle kolay uyuşmasının bir nedeni de krallık ile soylular

    arasındaki, kökleri çok eskilere dayanan doğal bir düşmanlığın varlığıydı. Soylularla krallar,

    tüm bir orta çağ tarihi boyunca birbirlerinin güçlerini sınırlamaya çalışmıştır. Bu iki güç

    arasındaki çatışmanın bir örneği Magna Carta’dır.

    Yeni sınıfın “ihtiyacı” olan özgürlük belirli yasal düzenlemelerle sağlanacaktır. “Özgürlük”

    burjuvazinin yasal statüsü olacaktır.

    Yeni dönemin hukuku, eski alışkanlıklara göre değil, fakat yeni ihtiyaçlar için oluşturulmuş

    bir hukuktur. Yazılı ve bu nedenle takdir haklarını en aza indiren, nesnel, bireylere veya

    olaylara göre değil; fakat soyut, önceden belirlenmiş, kesinlik ve genellik karakterine sahip

    “modern” bir hukuk. Yeni toplum ve yeni devlet için gerekli olan “daha çabuk ve

    becerikli…” “daha hızlı ve rastlantılara dah az bağımlı” bir hukuk düzenlemedir.

  • 2. NİCCOLO MACHİVELLİ

    Orta çağ ile bağlantıyı kesen, onun ahlak ve din anlayışının yerine politikayı temel etkisine

    alan yepyeni bir sistem getiren Machiavelli olmuştur. Bu yeni sistemin temeli zora, güce

    dayanıyordu. Gerekçesi ve geçerliliği ise İtalyan Birliğinin sağlanmasına bağlıydı.

    Machiavelli’nin yaşadığı devirde İtalya beş büyük devlet arasında bölüşülmüştü. Napoli

    Krallığı, Milano Dükalığı, Venedik Aristokratik Cumhuriyeti ve Floransa Cumhuriyeti ile

    Papalık Cumhuriyeti.

    Machiavelli, Floransa Cumhuriyetinde memurluk görevi yaptı, elçi olarak Fransa ve

    Almanya’ya gitti. Fransa’da güçlü monarşinin yapısını inceledi ve koşullarını belirleyerek

    bunu kralın sağlam yönetimine dayandığını saptadı.

    İki önemli eser yazdı: 1513’te “Prens” ve 1519’da “Konuşmalar”. Prens, monarşileri;

    Konuşmalar, Roma Cumhuriyetinin gelişmesini iler.

    Makyavelizmin temeli “ Amaç aracı haklı kılar” dır. Yeter ki amaca varılsın ve o iş başarılsın.

    Machiavelli, başarıya varmada hiçbir koşul tanımıyor.

    A. “Prens” Ve Mutlak Monarşinin Temel Kurumları

    1. Ahlak Anlayışı

    Amaç, İtalyan birliğinin bir kral tarafından sağlanması olunca Machiavelli de gerçekten ne din

    ne de ahlak kurallarına uyuyor.

    Yöneticinin ahlak dışı araçları belli bir sonuca varmak için kullanmasını onaylıyor ama

    yurttaşın ahlaki bozukluğunun iyi bir hükümeti olanaksız kılacağından da asla şüphe etmiyor.

    Toplumsal dayanışma, halktan beklenen ahlak anlayışının en açık ilkesi olacaktır. Bu anlamda

    toplum, ahlakın amacı değil aynı zamanda kaynağıdır da. Ahlak; bu sosyal ortamda doğar ve

    gelişilir.

    Devlete kişinin mutlak bağlılığı sosyal yaşamın ona yüklediği zorunlu bir ödevidir.

    Prens her zaman halkına karşı iyi olmalı mıdır? Asıl olan Prensin kendisinde bütün iyilikleri

    toplaması… İyiliksever, cömert, yürekli, sadık, cesur, kararlı ve gururlu olmasıdır.

    Prense severek mi yoksa korkularak mı bağlanmalı sorusunun cevabı bu durumda korkunun

    sevgiye üstün tutulması şeklinde sonuca bağlanmalıdır. Machiavelli esas olan prensin devleti

    korumasıdır diyor. Başarırsa, bu yolda kullanacağı bütün araçlar şerefli sayılacak ve

    övülecektir, kötülükler ise unutulacaktır. Bu yüzden yöneten ahlaksız değil, “ahlak dışı” bir

    nitelik taşımaktadır.

  • Machiavelli’nin ahlakı, politikadan bağımsız değil onun içinde saklıdır. Gücünü ondan alır.

    Bu sayededir ki sosyal düzey ve politik bilinç ile gelişir ve oluşur. Bir önceki çağın; Hristiyan

    ahlakı gibi değildir.

    2. Din

    Ahlak gibi din Machiavelli ’de sosyal olgudur. Amaç hep bozuk, düzensiz bir ülkenin

    toparlanması, kendine gelmesi olunca, din de birleştirici etken olarak fonksiyonunu yerine

    getirmek zorunda.

    Dini dayanışma unsuru olarak kullanıyor hem de kiliseye hücum ediyor. Aslında Machiavelli

    dini sanki kiliseye karşı korumak istemiştir.

    Machiavelli İncil’e karşı çıkıyor. İnsanlara canlılık ve güç getireceği yerde dünya işlerinden

    elini çekip onları miskinliğe zorladığı için…

    Machiavelli devleti laikleştirmekle yetinmiyor, üstelik dini ona bağlı kılıyordu.

    Din siyasal iktidarın bir aracı ve sosyal kaynaşmanın bir unsuru oluyor. İtalya’da sorun bozuk

    bir toplumda devlet kurmak olunca mutlak monarşi dışında yönetim tanımıyor.

    Yönetim bicimi ne olursa olsun bir prensliğin temeli iki esasa dayanır. Mükemmel bir ordu ve

    mükemmel yasalar… Kiralık askerlerin barışta prensi soymak, savaşta da kaçmaktan başka

    marifetleri yoktur. Sağlam devletin temeli, her şeyden önce onu koruyacak gülü bir orduya

    bağlıdır.

    3. Adalet İlkesi ve Yasalar

    Prensin iki temel ilkesinden biri: yasalara uyma, onun için aynı zamanda bir ahlak borcu.

    Machiavelli, adaletin iki yönünü daha belirtiyor; yasa koyucuya üstün değer veren ve yasanın

    kişi özgürlüğünü sağlamaktaki ana hedefini açığa çıkaran yanı ile toplumdaki çeşitli sosyal

    güçleri ülkenin geleceği için aynı amaca yöneltip ekonomik ya da toplumsal dengeyi sağlayan

    yanı.

    Machiavelli ’ye göre halkın ulusal karakterini, prensin koyduğu yasalar ve yönetimi belirler.

    Ahlak ve yurttaşlık erdemleri yasadan doğar. Bu yüzden bir toplum bozuldu mu, onun

    yeniden kuran, yasayı da korur ve yürütür.

    Machiavelli’ ye göre bir prens koyduğu yasaya herkesten önce ve titizlikle kendisi uymalıdır.

    Uymadı mı böyle bir kişi giderek kamu yararı için tehlikeli olur. Monarşi içinde bile

    yerleşmiş bir hükümetin ilk koşulu, yasalarla yönetilmesidir.

    B. “Konuşmalar” Ve Karma Yönetimin Erdemi Üzerine

    İtalya’da iç savaş bitip toplum düzene kavuşunca Machiavelli de öngördüğü yönetim

    biçiminin artık gerçekleşebileceğini söylüyor. Aynı kentte krallık, aristokrasi ve halk

    yönetimin bulunduğu yönetim şeklidir.

  • Machiavelli ‘ye göre, aynı anayasada kralı, soyluları ve halkın gücünü birleştirirseniz, her biri

    yekdiğerini denetleyeceğinden Polybios’un yönetim biçimi olan Karma yönetime varılmış

    olur.

    Machiavelli için yasaların ve anayasanın iyiliğinden bahsedebilmek, onların sosyal

    hakkaniyetin savunmasını, uygulanmasını, toplumsal güçlerin dengesini üstlenmiş olmalarına

    bağlıdır. Sosyal dengenin ve hakkaniyetin olmadığı ortamda devlet, ne kendi sağlam düzenini

    sürdürebilir ne de yükselebilir. Yasaların ve anayasanın öngördüğü ölçüde devlete saygı

    duyulur. Ne normal, ne yasal hiçbir düzene baş eğmeyen halktan, gelecek için ümit

    beklenemez. Bunun en açık örneği İtalyan prenslikleridir.

    3. JEAN BODİN

    Machiavelli ‘i kıyasıya eleştiren, ama aslında onun devamı sayılan Jean Bodin, 16. Yüzyılın

    Fransa’da yetiştirdiği bir başka düşünürüdür. “ Devletin Altı Kitabı” adlı eseriyle birkaç

    amacı birden hedef almıştır; kralın mutlak iktidarını güçlendirmek ve onu ülkedeki karma

    yönetim savunucuları

Recommended

View more >