yenİ türk edebİyati araŞtirmalari

Click here to load reader

Post on 06-Oct-2021

0 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

Microsoft Word - 10-Cafer en.docxMakalenin Geli Tarihi: 11.09.2018 Makalenin Kabul Tarihi: 05.12.2018
SAF R LE ZOFRENK SÖYLEMN MÜTEREKLER ÜZERNE BR NCELEME
Cafer EN1
ORCID: 0000-0003-1208-4654
Son yllarda yaplan çalmalarla saf iirle izofrenik söylem arasnda müterekler neredeyse yadsnamayacak bir hâle geldi. Bunun nedeni ise saf iiri kaleme alan air de izofren gibi varla yönelirken onu uzakta tutar, varl mikroskobik düzeyde parça parça ayrarak gözlemlerde bulunur. Böylelikle varlk hakknda önceden oluturulmu anlamn standart nedenlerini ve ematik kabullerin parçalanr. Böylelikle varln sabitlenen deer ve anlamndan soyunmu yaln varoluuyla karlar. Artk air veya izofren nazarnda varln göstereni, allagelen dier nesnelerle ilikisi, yaamdaki ilevsel yolu bütünüyle deimi olur. te böylesine bir varlk algs veya duyumu saf iir ve izofrenik söylemde dilbilimsel sapma ve çarptmalar eklinde görülür. Hatta dil içerisinde bu yadrgatma ve yabanclatrma o kadar ileri gider ki neredeyse gösterilensiz gösterenlerle kaleme alnan iirler ve söylemlere tesadüf edilir. Bu nedenle saf iir ile izofrenik söylemin imgeleri arasnda bir benzerlik meydana gelir. Bu imgelerden birkaç duraanlk, donukluk, aydnlk, snrszlk, sonsuzluk, kopmuluk, canszlktr. Bütün bu mütereklere ramen saf iir ve izofrenik söylemin birbirinden ayrl noktalar ise saf iirde air, düüncelerine çekidüzen verir. Bu nedenle saf iirdeki dilbilimsel sapma ve çarptmalar düzenlenmitir. izofren ise düünceleri tarafndan yönetildiinden söyleminde böyle bir düzen mevcut deildir. izofrenin düünceleri inatç ve srarcyken saf iiri kaleme alann düünceleri kendi tarafndan ayarlanr. Bu noktada saf iir ve sizofrenik söylem denetim ve belirli bir amaca yönelik olmasyla birbirinden ayrlr.
Anahtar Kelimeler; Saf iir, izofren, Söylem, Ahmet Hamdi Tanpnar, Paul Valery.
1 Prof. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyat Bölümü. eposta: [email protected]
Cafer EN
140
AN INVESTIGATION ON THE COMMONS OF SCHIZOPRENIC DISCOURSE WITH PURE POEM
ABSTRACT
In the last few years, the commons between pure poem and schizophrenic discourse became almost undeniable. The reason for this is that the poet who wrote the pure poem keeps away when he/she turns to being like a schizophrenic, observes the existence of the piece by microscopic level. Thus, the standard causes of the pre-formed meaning about the entity and the schematic assumptions are broken. In this way, it has encountered that lean existence which is simple from the fixed value and meaning of the being. The poet's or schizophrenic view of the being, the relationship with other ordinary objects, the functional path in life, has changed completely. Such a perception or sense of existence is seen in the form of linguistic deviations and distortions in pure poem and schizophrenic discourse. Even in this language, this distraction and alienation goes so far that there are poems and rhetoric written by those who are not shown. Therefore, there is a similarity between the images of pure poem and schizophrenic discourse. A few of these images are stasis, opacity, lightness, infinity, eternity, severity, and lack. A few of these images are stasis, opacity, lightness, infinity, eternity, severity, and lack. In spite of all these commons, pure poem and schizophrenic discourse are differentiated from each other. Therefore, linguistic deviations and distortions in the pure poem are arranged. Since schizophrenia is ruled by his/her thoughts, there is no such system in his/her discourse. If the thoughts of schizophrenia are persistent, the thoughts of the pure poet are arranged by themselves. At this point, pure poem and schizophrenic discourse are separated by control and a specific purpose.
Keywords: Pure Poem, Schizophrenia, Discourse, Ahmet Hamdi Tanpnar, Paul Valery.
Giri: Benim Üzerimde Dil Konuur
Saf iir ve izofrenik söylemin en göze çarpan yönü, söyleminin kendi biçiminin dile getiriinden baka anlam yokmuçasna sürekli kendiliine, kendi içine yönelip durmas, kendine gönderme yapmasdr. Böylesine bir iir ve söylemde adeta görünürde dile getirilmi bir nesne, anlam yoktur. Bu nedenle bu söylemin konusu kendi biçimini dile getirmek ve sürekli kendi üstüne dönmektir. Bu durum pek tabii ki dilin geleneksel anlama biçimlerinin reddi anlamna gelirken ayn zamanda kendilie ait olan dili de hazrlam olur. Aslnda bu dilin bir sistem olarak kendine ait içkin özerkliinin yeniden farkna varlmasyla ilgilidir. Bu noktada artk dil “ifade arac olmay brakm hem iç hem de d dünyann esiz nüanslarn ve özelliklerini en derin gerçeklerini kavrayamayacak snrlayc bir güç ve canll yok eden ya da bayalatran bir araç gibi duyulmaya balamtr” (Sass, 2013:250). Böylesine bir dil neredeyse uzlamsall parçalayarak kamusal kategorileri altüst edip adeta kiiye özgü bir hale gelmitir. Bu noktada artk dil ile gerçek diye adlandrlan uzlamsal varolan arasnda uyumazlk had safhaya çkarm içerik olarak anlam belirsizlii gittikçe artmtr. Böylesine bir dil kii için iletiimden
Saf iir ile izofrenik Söylemin Müterekleri Üzerine Bir nceleme
141
ziyade bir ifade biçimi olarak monoloun ürünü görünümündedir. Bu dilin anlam ise çoktan nedensel ve mantksal balantlardan kopmu gibidir. Burada adeta dilin balantlarndan çok kendisinin varoluu söz konusudur, çünkü dil içindeki gösteren anlam kayna olmaktan çkm bir nesne konumuna yükselmitir. Artk dile tutturulan anlam önceki dönemlerde olduu gibi uzlamsal niyetsellikte belirlenmi deildir. Böylesine bir dil anlamn önüne çkarak önceden belirlenen anlamlara en uygun uzlamsal gösterenlerin kullanld bir yapy tek edip Mallarmé’nin ifade ettii gibi “iirin itici gücü; düünce, coku, ya da yazarn niyetleri”ne bal olmayan ve dilin kendi içinde kaynaklarndan türeyen nesneyi deil de nesnenin dourduu etkiyi betimleyecek sonsuz anlam belirsizlii içinde anlamllk içeren bir iir” arar (Sass, 2013: 267). Böyle bir çaba sonucu ortaya çkacak saf iirde, izofrenik söylemde olduu gibi dil göstergeleri her türlü göndergenin üstünde ve önünde yer alarak kendi bana varolur ve özerk bir halde i görmeye balar.
Bu noktada özellikle Stephane Mallarmé’nin katksz sesi, müzii, grafik görünümü, nesnenin seslendirilmesini, akustik çarmlar öne çkaran iirindeki dile ait görüleriyle “izofrenin dil özerklemesi arasndaki koutluk apaçk; izofrenler sözcüklerin grafik görünümüne ya da seslerine sra d bir dikkat yöneltirler (sanki çamur, hamur sesini andrryor); onlar da sözcük oyunlarna merakl (“demise”/ “dim eyes” (okunuu dimayz; anlam vefat) “dim eyes” (okunuu dimayz; anlam karanlk gözleri). Ayn zamanda anlam belirsizlii konusunda alabildiine bilinçlidirler; dildeki olas anlamlarn çokluu onlar akna çevirir allak bullak eder (okuduum her parçack ayn anda on ayr yönde düündürüyor beni); sözcüklere sorumluluk yükleyip, sözcüklerin söyleniini sözcükler içindeki izlerin gütmesini brakrlar” (Sass, 2013:270). Bu noktada hem saf iirde hem de izofrenik söylemdeki dil göstergelerinde, gösterenin söyleyeninden yazarndan ve okuyucudan hem belirsizlii hem de bamszl söz konusudur. Dolaysyla da burada dil göstergelerinde gösteren ile gösterilen arasndaki keyfilii örnekleriyle ortaya koyan saf iir ve izofrenik söylemdir. Çünkü gerek saf iirde gerekse izofrenik söylemde gösterenin/sözcüün nesnesinin/gösterileninin içkin bir nitelii bata reddedilmitir. Burada dil göstergeleri adeta her türlü anlamdan soyunmu kendiliinde varlk kabul edilerek temsili olduklar nesneye ilimedikleri ileri sürülmütür. Hâlbuki normal bir konumada veya yazl metinde ise dil göstergesinde gösteren bir balam içine yerletirilerek bu balamda bulunma, varolma yerine yerlemi niyet ve anlamlar temsil eden gösteren olarak kullanlmtr. Oysa gerek saf iir gerekse sizofrenik söylemdeki dil burada olduu gibi tamamyla bilincin denetiminde deildir. Burada adeta air veya izofrenin üzerinden Jacques Lacan’n ifade ettii gibi dil konumaktadr. Dilin bu ekilde öne çkyla da airle birlikte d gerçek ve öteki de geri plana itilmitir.
te böylesine bir dil ile kaleme alnan saf iirin veya izofrenik söylemin çözümünde önemli olan bir kelimenin/gösterenin/ses imgesinin ulalmak istenilen anlam deil, çarmdr. Çünkü kelimelerin/gösterenlerin/ses imgelerinin çarmlarna deil de anlama dayal olarak yorumlanma çabas, bilinçle düzene koyma faaliyeti olacandan hem söyleneni ksrlatrr hem
Cafer EN
de bu eseri kiinin gerçeinden uzaklatrr. Kelimenin/gösterenin/ses imgesinin çarm, bilincin kontrolünde olmadndan çarmla ortaya çkanlar, özellikle de hem metni kaleme alan hem de metin üzerinde yorum yapann gerçeini ifade eden bilinçdna aittir. Hâlbuki bu durumun zdd olarak edebi eserlerin geleneksel yorumunda ve anlamlandr(l)ma faaliyetinde hep gösterenlerin/kelimelerin/ses imgelerinin çarm ihmal edilir. Bu noktada edebi eseri, yorumlayan ve anlamlandranlar kendi fenomenal dünyasn esere yanstarak bu dünyay okuyucu ve dinleyiciye aktarr. Bunu yaparken de bir hiçlik olan anlam oluturmak için metnin kelimelere/gösterenlere/ses imgelerine dayal mikro yaplarn göz ard eder. Örnein böylesine çözümlemelerde “göremiyorum” göstereni üzerine “çünkü acdan kaçnmak için görme ve konuma yetileri def edilmiti” gibi bir yoruma pek sk rastlanmaz (Bion, 2017:81). Edebi eser üzerine çözümleme yapanlar metnin yap talar kelimelere/gösterenlere/ses imgelerine dayal bir çözümlemeyi ihmal ettii gibi dil üzerine çalanlar da edebiyat eserinin bu mikro yap talar olan gösterenleri/kelimeleri/ses imgelerini metinden soyutlayp, ayr ayr ele alarak bu gösterenlere/kelimelere ait anlamn özsel/tözsel olduunu düünürler. Böylelikle dilin diferansiyel yapsn gözden kaçrrlar. Hâlbuki bir gösterenin/ses imgesinin herhangi bir özsel/tözsel gösterileni/anlam olmadnn kabulü üzerinde neredeyse bir yüzyl geçmitir.
Hiç kukusuz dil göstergelerinde gösterenin sabit özsel/tözsel anlam/gösterileni olmay ve anlamn/gösterilenin bir uzlamdan ibaret olduuna dair dilin diferansiyel yapsn gösteren aslnda izofren söylem ve saf iirin ta kendisisdir. te bu noktada edebiyatta “saf iir” gibi bir adlandrmann yaplabilmesi veya yazlan bir edebi metnin bu adlandrmann içine yerletirilmesi için yaznn ileriki bölümlerinde detaylaryla ortaya konulaca üzere ünlü Rus dilbilimci Roman Jakobson’un, Friedrich Hölderlin çözümlemesi gibi metin üzerinde mikro düzeyde çalmak gerekir. Böylesine bir mikro inceleme ayn zamanda yazarn/airin psiik durumu ile poetik tavr arasnda yakn bir iliki olduunu da gösterir. Çünkü Jakobson’un dikkat çektii gibi Hölderlin psikoza yakalandktan sonra iirinin sözdizimsel yapsn deitirerek “saf iir”e bir adm daha yaklar. Bu noktada geleneksel edebi ve psikyatrik varsaymlara bal uzmanlar Hölderlin’in yaptlarna “herhangi bir plan gözetmeden geliigüzel ylm bir takm garip sözcükler” hükümleriyle yaklam, “dilbilimsel ifade bozukluu ve “çaresiz bayalk” gösteren katatonik budalalk biçiminin” belirtileri, “bo sözcüklerle” dolu soyut kavramlar kavramak ya da ifade etmek konusunda tam beceriksizlii öretemeyen bo sözcükler eklinde deerlendirmilerdir” (Sass 2013: 246). Bu noktada Eugen Bleuer Hölderlin’in iirlerindeki ifadeleri “belli bir biçimsel teknik beceri içeren düünce boluu ve belirsizlii” örnei sayarken “baz eletirmenlerse ayn iirler için anlam dolu demi, büyük airin en güzel yapt olarak” nitelendirip “çaresizlik gibi görülen eyler(in). hesapl bir takm düüncelere iaret” ettiklerini ve Hölderlin’in “dilindeki akta görülen sürçmelerin aslnda sistemin bilinçli bir denetimi sonucu” olduunu göstermeye çalmlardr (Sass, 2013:247). Özetle Hölderlin’in ömrünün son dönemi olan izofrenik evresinde kaleme ald iirleri, bir ksm eletirmenler tarafndan anlamsz, bo sözcükler yn olarak kabul ederken bir ksm tarafndan ise derin sanat anlay
Saf iir ile izofrenik Söylemin Müterekleri Üzerine Bir nceleme
143
Ne zaman ki uzaklarda silinir gider insanlarn ölümlü yaam
Olgunlaan üzümlerin mavisi uzaklarda göz krpmaya baladnda
Yazn bo tarlalar da oradadr
Orman karanlk imgesiyle belirir
Doa mevsimlerin imgesini tamamlar
Göklerin doruunda mükemmellik gibi bir ey var
Çiçekler aaçlar süslerken insanlar üzerinde parldar. (Sass, 2013:247)
Jakobson, Hölderlin’in bu dizelerinde ve son dönem yaptlarnda “etkileyici bir arkitektonik” tutarlk, “karmak ve amaçl bir plan” “sk kurallar ile inanlmaz yaratc nüanslar ve çeitlemeler arasnda bir gerginlik” bulur (Sass, 2013:247). Hiç kukusuz gösterenlerin sürekli akt ve gösterilenlerin çeitlilii ve deikenliinin görüldüü saf iire ait bu dizeler, yaamnn son yllarnda izofreniye yakalanan Hölderlin’in söylemidir ayn zamanda.
Gösterileni Olmayan Gösterenler Alanna/iirine Doru
Hölderlin’in kaleme aldklarnn saf iir mi yoksa izofrenik bir söylemin çeitlemeleri olup olmadnn tartlmas aslnda saf iir ile izofrenik söylemin dil göstergelerinin gösteren gösterilen arasndaki ilikilere bakldnda mütereklerinden dolay anlamsz bir hâle gelir. Çünkü en nihayetiyle gündelik dilde gösteren/ses imgesi gösterileni/kavram temsil eder. Böylelikle Varlk ile temsilin arasnda bir boluk bir yark meydana gelir. iirde ise bu temsile dayal boluun bir adm ötesine atlr. iir dili yadrgatc, dönütürücü ve yabanclatrc olduu için bu dilde, temsil ile varln arasndaki boluk/yark gösterenden gösterene yol aldkça geniler ve bu yarlma/boluk büyür. Oluan bu boluklarn/yarklarn yeri baka gösterenlerle doldurulmaya çalldnda ise zincirleme halinde sonsuza kadar devam eder. Böylelikle kii, varla ulamak, ona dokunmak ve onu ele geçirmek yerine sadece gösterenlerin ortaya çkt bir alan ele geçirmi, bu alanla idare etmi olur. Çünkü gösterenlerin içi boaltld için artk hiçbir gösteren gösterdii varl tam anlamyla temsil edememekte gerçeklik düzlemindeki varolan/kavram/gösterileni kaybeden gösterenin dinmek ve tükenmek bilmez bir ilerleyii ortaya çkmaktadr. Bu noktada gösterilen sürekli olarak kendi yerine kabul ettii gösterenin arkasndan gitmekte, ama her aamada eninde sonunda gösterileni hep elinden kaçrmaktadr. Böylelikle hem gerçeklik ilkeleri hem de ana gösterenler ykma mahkûm edilirken gösterilen ise bir ekilde durmakszn sahili olmayan bir deniz içinde sahile ulamak
Cafer EN
ümidiyle gösterenin arkasndan koarken, saf iir ve izofren söyleminde olduu gibi mevcudiyetini de daha bir belirsiz hale getirir. te bu noktada dil göstergesinde, gösterilen ve gösteren ilikisindeki bu tür bir hareketlilikte gösterilen, kendisinin yerini ald fakat kendisiyle özdeleemeyen gösterene bir türlü diren(e)mez. Artk saf iir ve izofreni söyleminde anlam üretme yönünden en dourgan güç olarak gösterenler, söylemin düzeninde varln kabul ettirmi, anlam var etmenin önüne geçmitir. Bu nedenle Varolan, kavram ve gösterilenlerin içinde sürekli hareket halinde hayli belirsiz bir bölgede ikamet eden gösterenler gerçek, sabit olarak kabul edileni sürekli ypratr duruma gelmitir. Bu noktada saf iir ve izofreni söylemde artk gösterenler zihni anlam bakmndan imgeyi ve varolan o kadar geniletmitir ki onu, kendisinden ve gerçeklikten kopararak adeta bolukta tüketme noktasna getirmitir. Böylelikle “dil gerçeklikten koparldnda, gösterenler gösterilenlerden kopar; sonuç(ta) bilinçlilik ile maddi yaam" arasnda radikal bir yarlma meydana çkar (Eagleton, 2011:16).
te bu noktada gerek saf iirde gerekse izofrenik söylemde balama giren gösterenler herhangi bir deneyimi ortaya koymak ve gerçeklie gönderme yapmaktan yoksun duruma geldiinden gösterilen ve gösteren arasndaki allagelenin dnda neredeyse balantszdr. Bu noktada duyarllk tamamen dil/gösteren üzerine younlamtr. Özellikle iirdeki dile çok duyarl olan ve saf iiri önemseyen “Mallarme gibi sembolist airler, sözcüklerin gösteren etkilerini neredeyse bütünüyle temizlemeyi amaçlar, onlar göndergelerinden ayrarak göstergenin serbestçe gezmesini salarlar” (Eagleton, 2011a:83). Bu noktada Mallarme’nin ortaya koyduu saf iir örneinde dilin estetik ile uzlamc yönü arasndaki oran estetik olan lehinedir. Dikkati ise kendi maddi varlna ve içyapsna yöneliktir. Gösterenlerin farkl ve özel bir diziliine sahip olan saf iir ve izofrenik söylemde gösterilenin anlam naiflii ve içsel deerlilii uzlamcln tam aksi yönde sadece kiinin benliine yöneliktir. Bu noktada sözcüklerin tini olan anlam “sözcüklerin maddi biçimleri içinde hakiki vücuda” gelmez (Eagleton, 2011:16). Bu nedenle anlamdan veya gerçeklik ilkesinden kopan gösterenler, artk her türlü kstlayc, içerii boaltlm, anlamsz, ölü harfler durumuna gelirken ayn zamanda katld bir balam içerisinde birbirleriyle rastgele birlemede son derece özgür davranrlar. Bu balamda gösteren “ne denli megul olursa olsun, o kadar çok göndergesel ilev görür; ama ayn nedenle gözümüzü gösterdii eyden kaydrarak kendisine de çevirir” (Eagleton, 2012:49). Öte yandan, dünya ile ban geveten veya koparan gösterenler, varlklara da etkin bir mesafe koyarlar. Bu mesafe ayn zamanda bir yabanclamay da ortaya çkarr. Burada kavrama/varolana yabanclam bir dilin ayn zamanda zeminsizliinden ve tözsüzlüünden dolay dünyay kendi iradesine göre eip bükebilme gücü ortaya çkar. Bu güç öyle bir güçtür ki “kendi içinde bir amaç haline gelmek üzere belirli bir balamdan mahrum kalm, feti olarak gösterge, ironik bir biçimde, maddi olarak en güçlü olan göstergedir; gerçek durumlar hem kendisi hem de bu durumlar bir kez daha karmakark hale gelinceye kadar deitirir” (Eagleton, 2011:17). Böylelikle hem saf iir hem de izofrenik söylemde kavram veya varlk alannn dnda kalan gösterenler/iitim imgeleri söylemin uzlalan anlamlarndan ayrlarak hem kendi bana buyruk ileyileriyle bu
Saf iir ile izofrenik Söylemin Müterekleri Üzerine Bir nceleme
145
anlamlardan özgür kalr hem de dardan bunlara hükmetmek gücü elde ederler. Böylelikle gerçeklik ilkesinden kopan saf iir dili ve izofrenik söylem kendi içinde bir amaç haline gelip varlk alanyla ban iyice kopararak adeta kendileri için var olur izlenimi brakrlar.
Bu çeit ifadelerde gösteren/iitsel imge, kendini yerleik söylemden, bu söylemi kendi yasalarna göre yeniden örgütlemek, yabanclatrmak, bu söylemden kopmak için ayrmtr. Bu noktada gösteren var(olan)l ve kavram tamamen ipotek altna alm, varlk ve kavramn kendisi bo sözcüklerle örülmütür. Bunlar ören gösterenler/iitsel imgeler ise dier gösterenlere tutturulmu ve hatta adeta ilitirilmitir. Böylesine oluturulan söylem ve ifadelerde artk alt oyulan gösterenler, gerçekliin/varln/kavramn yerine geçmitir. Burada söylemi ve ifadeyi belirleyen kavram ve varolann aktarm deil, gösteren/iitsel imgelerle oluturulan yaplardr. Böylelikle ortaya çkan söylem ve ifade, gerçeklik ve varolandan koparak onun derin biçiminin ta kendisi haline gelir. Gösteren ve gösterilenin bu çeitten konumlanmas, onlarn sadece varolana ve gerçeklie bir müdahalesi deil, gerçeklik ve varolan üzerindeki tahakkümüdür ayn zamanda. Çünkü izofrenik söylem ve saf iire ait ifadelerde gösterenler, gerçek ve varolan karsnda hem kendini ifade edi hem bir varolma çabas içine girmitir. Bu durumun en bariz örnei olan saf iir ve izofrenik söylemde balama giren bir gösteren/iitim imgesi, sunulu gündelik anlamndan/ kavramndan/ gösterileninden ne kadar kopar, kendi içindeki anlamna adapte olursa iletiimsel olandan estetie doru yönelir. Fakat onun bu yönelimi, sunulu, belirlenmi anlamn altndaki boluu/yar gittikçe büyütür. Bu nedenle de böylesine bir saf iir ve izofrenik söylem dil yönüyle “çounlukla dikkati kendine çeken, kendine odaklanm veya (göstergebilimsel jargondaki deyimiyle) gösterenin gösterilen üzerindeki dil olarak karakterize edilir” (Eagleton, 2011-a: 67).
Bu noktada hiçbir gösterilene tutturulamadndan gerçeklik alanndan özerk olarak geliip kendi için bir varlk haline getirilen gösteren, anlam artk hiçlik haline dönümütür. Bu noktada kavramdan/varolandan soyutlanan, gösteren/iitim imgesi yalnzca kendi içinlikte kalmaz, özlerini/tözlerini de boaltarak ayrt edici niteliklerinden soyunur. Bu noktada kavramdan/varolandan/gösterilen(in)den kopan gösteren içkin olarak kabul edilen anlam dla kayar. Bu da bizi gerçeklik düzleminden kopmu gösterenlerle kurulan saf iirin ve izofrenik söylemin, gerçeklie ait herhangi bir mutlak zemininin yokluu gerçeine götürür. Burada artk gösteren/iitim imgesi varolandan/kavramdan/anlamdan soyutlanarak bir anlamda ifade ve söylemin kontrol merkezi haline gelmitir. Bu merkez ne yazk ki tözsel/özsel olarak mevcut olmayan, bolukla/hiçlikle dolu, sonsuza dek ele geçirilmezdir. Böylesine anlamdan/gösterilenden uzak özsel/tözsel haliyle namevcut bir merkez hem her yerde hem de hiçbir yerdedir artk. Bu merkezi ele geçiren bir anlamdan/kavramdan yoksun gösteren, salamlam ve sabitlenmi anlamlar parçalayan, dönütürücü bir güce sahiptir. Belirlenmi gösterileni/varolan ya da istikrarl anlam, alt etme eiliminde olan bu gösterenler, artk kendini üretir bir hale gelmek, hiçbir yerde gerçeklie haritalanmayan bir gösteren zincirine dönümek üzere tüm maddi balamlardan kopmutur.
Cafer EN
146
Böylelikle kendi arl veya özgürlüü içinde kendini tüketme tehlikesiyle kar karya kalan gösterenler saf iirde ve izofrenik söylemde, gerçeklii, varolan, kavram yutarak bünyesine katar. Bu nedenle saf iir ve izofrenik söylemde, gösterenin allagelmi anlam çivileri, gösterilenleri sökülerek daha fazlas olabilme ve daha fazlasn yapabilmenin önü açlr. te bu durum en çok ve açk biçimde genellikle gösterenleri allagelen balam ilikileri dnda hem seferber edip hem de onlar birletirip ve younlatrarak indirgenemez bir güç ve anlam özgüllüü haline getiren saf iir ve izofren söyleminde ortaya çkar.
Hiç kukusuz dilin biçimsel ilkeleri tarafndan çizilen saf iir ve izofrenik söylemde dil/gösterenler kendi ilkelerini de sorgulamaya tabi tutar. Bu nedenle izofrenik söylem ve saf iirdeki dil, kendini üreten biçimsel yaplardan özgül bir yap haline gelir. Her ifade, gönderme yapt durumu aar; çünkü gösteren kendi yapsn korumak için, onun fiili olarak söyledii eyi ihlal etmek zorunda kalr. Burada gösteren, imledii varln veya kavramn içinin boalm olduunu aça vurmak için, üzerini örterken geriye boluktan baka bir ey brakmaz; çünkü gerek saf iire gerekse izofrenik söyleme hâkim olan “gösteren aslnda kuru gürültüdür, bir boluktur, dünyann güdüsüz devalüasyonudur. Gösterileni ne kadar az tanmlanabiliyorsa, durum kendi belirsizliinden beslenerek o kadar çok akut hale gelir; ve durum ne kadar çok akutsa, zemini de o kadar az tanmlanabilir” (Eagleton, 2011:53). Aslnda gerçekliin/ anlamn/gösterilenin tannmaz duruma gelii saf iir kaleme alan air ksmna uygun bir izofren durumu hazrlar. Çünkü gösterenin dizginlerini serbest brakmak, bir varln veya durumun ancak bir dierinden ayrabilecei ve tanmlanabilecei snr durumunu ortadan kaldrmak demektir. Böylesi durumlarda özellikle de iirde ne gösterenin ne de yorumun önüne geçilebilir. Hâlbuki “gerçeklik algmz korumak için varlklarn o ho karlkllna ihtiyacmz vardr ki bu, gösterenlerdir; bu karlkll ele geçirmek için soyut, kapsayc bir yapya ihtiyaç duyulur ve bu yapnn soyutluu, durumlar, onlarn belirlenmi niteliklerinden soymak, onlar keyfi bir biçimde birbirinin yerine geçebilir hale getirmek ve böylece politik düzenin altn oymaya yardmc olan bir karlkll tevik etmek eilimindedir” (Eagleton, 2011:71). Bu nedenledir ki gösteren her zaman anlam bakmndan etkindir, istendiinde kovulacak bir yap deildir. Hatta burada varolan veya kavramsal bir varlk olarak gösterilenin gösteren tarafndan itibarszlatrld, gösterenin gösterileni kendiyle ayn düzeye getirdii, kendi ile gösterilen arasndaki eitsizlii ayn düzeyde eitledii ve bütün varolan sradan bir biçimde birbirleriyle dei toku yapabilecei görülür. Burada gösterilenin kendisini, kademe kademe göstereniyle özdeleir ve bu nüfuz edici durum aslnda bir eksiklik balangcdr ve bu eksiklik aama aama onu istila eder. Gösteren ise sürekli kaydrlr, içi bo bir görkemlilii ima eder. eyin kendinden baka herhangi bir eyle tanmlanmasnn olanakszln sömürür. Bu noktada artk gösterilen verili olann üzerindeki kesinkes bo fazlalk konumundadr, baka herhangi biriyle radikal bir biçimde uyumsuz olan bir varlktr ve bu aslnda hem dei tokua dayal mübadelenin iflas, gösterenin, varolan ve kavram üzerindeki istilasdr. Bu noktada artk gösteren haline gelen gösterilen ve alt oyulan gösteren her ikisi de bir tür hiçbir ey konumundadr; çünkü gösteren
Saf iir ile izofrenik Söylemin Müterekleri…