mustafa gÜler*1 başbakanlık osmanlı arşivi, ali emiri ii, murad .nu:9 2 konu ile alakalı...

of 16/16

Post on 09-Mar-2020

2 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

  • 405

    TARİK-İ SULTANÎ (İSTANBUL-MEKKE HAC YOLU)

    GÜZERGÂHINDA KOCAELİ MENZİLLERİMustafa GÜLER*

    Osmanlı Devleti ve Hac Yolunun Önemi

    Osmanlı Devleti ve idarecilerinin kuruluştan itibaren dinî mekânların korunması ve inşası hususunda son derece hassas davrandıkları bilinen bir hakikattir. Osman Gazi’nin Şeyh Edebali Tekkesine olan yakınlığı ve yardımlarından başka, fethettiği Ermeni Derbendini Kum-ral Abdal zaviyesi için vakfetmesi ile başlayan bu anlayış, Orhan Gazi döneminden itibaren kurumsallaşarak ve artarak devam etmiştir. Bu çerçevede Bilecik, Bursa başta olmak üzere İznik, Kocaeli ve çevresi Orhan Bey ve onun zamanında inşa edilen kalıcı dinî, sivil mimari eserleri ile kamu hizmeti için tesis edilen yapılarla doludur.

    Osmanlı Devletinin temelinde var olan kalıcılık ve Müslümanların meselelerini sahiplenme anlayışı, sınırları içindeki Müslümanlar kadar sınırları dışında yaşayan Müslümanları ve haliyle kutsal mekânları da içine alıyordu. Bu minvalde gerek Osmanlı devlet yönetimi, gerekse hayır sahibi tebaasından bir kısmı devletin sınırları dışında kalan ve Müslümanların kutsal saydıkları mekânlara da vakıflar yapmışlar, hatta bu mekânların korunup kollanması için siyasi girişim-lerde bulunmuşlardır.

    Yıldırım Bayezid döneminden itibaren Mekke ve Medine’ye gönderilen hediyelerin genel adı olan Surre, Çelebi Sultan Mehmed döneminde kurumsallaşmış, II. Bayezid döneminde daha bu topraklar Osmanlı hâkimiyetine geçmeden zirve noktasına ulaşmıştır. Keza Kudüs’teki kutsal mekânlar için de Osmanlı hanedan mensuplarının vakıflar kurdukları bilinmektedir1.

    Bu hassasiyet ve sahiplenmeye belki de en çarpıcı örnek Fatih Sultan Mehmed’in Hac yol-culuğundan dönen Osmanlı Hacılarının yollarda hususiyle su sıkıntısı dolayısıyla yaşadıkları mağduriyeti bizzat Sultana iletmeleri üzerine Memluk Devleti ile girdiği siyasi mücadeledir2.

    1516 yılında önce Suriye, ardından Kudüs ve çevresi, nihayet takip eden yılın ilk günlerinde Mısır’ın, Osmanlı hâkimiyetine girmesi sonrası Hicaz Emiri Osmanlı hâkimiyetini tanımış, böy-lelikle Kudüs’ten sonra Hicaz’da bulunan ve Müslümanların en mukaddes olarak kabul ettik-leri topraklar da Osmanlı hâkimiyetini tanımıştı. Bu tanıma Osmanlı devletinin elde ettiği si-yasi nüfuz kadar, Müslümanlar nazarında kutsal şehirlerin hamisi ve hadimi olmaları neticesini hâsıl etmişti.

    Anılan gelişme sonrasında yukarıda bahsettiğimiz gibi zaten kuruluşundan itibaren dindaş-larının tüm meseleleri ile ilgilenen devlete daha bariz ancak daha mühim aynı zamanda da

    * Prof. Dr. Afyon Kocatepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, e-mail: [email protected] Başbakanlık Osmanlı arşivi, Ali Emiri II, Murad .nu:92 Konu ile alakalı detaylı bilgi için bkz, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Cilt II, s.141; Mustafa Güler, Osmanlı

    Devletini Haremeyn Vakıfları, İstanbul 2011, s. 42; Muhammed Harb, I. Selim’in Suriye ve Mısır Seferi, İstanbul 1986, s.26.

  • Mustafa GÜLER

    406

    külfetli bir yük getiriyordu. O da sadece kutsal şehirlerin bakımı ve imarı değil, halkının rahat

    ve huzuru ile bu şehirlere ulaşacaklara hem yolda, hem de kutsal mekânlarda sağlanacak gü-

    venlik ve sahiplenme idi.

    Bu çalışmanın temel konusu olan İstanbul-Mekke arasındaki yol güvenliği, Osmanlı Devle-

    ti’nin kutsal şehirleri ilhak etmesinden sonra belki üzerinde en fazla durduğu hususlardan

    biri olmuştur. XVI. yüzyılın ilk yarısında doğudan-batıya, kuzeyden-güneye geniş topraklar

    üzerinde hüküm süren Devlet, toprakları üzerindeki ana yolların ve ara yolların işler, güvenli,

    temiz ve gelip geçenlerin rahatça konaklayabildikleri yerler olması için gerekli tüm tedbirle-

    ri almıştır. Bu husus, Devletin güvenlikçi siyaseti öncelediği hakikati ile değerlendirildiğinde

    meselenin gerçek boyutu daha belirgin bir şekilde karşımıza çıkacaktır.

    Hususiyle İstanbul’un fethedilmesi sonrasında Osmanlı Devleti, İstanbul merkez alınarak

    oluşturulan bir ucu İran üzerinden Çin ve Orta Asya’ya, bir ucu yine İran üzerinden Hind’e,

    bir ucu Bağdat üzerinden Basra Körfezi’ne, bir ucu Şam üzerinden Hicaz’a ve Yemen’e, hatta

    Mısır’a uzanan Asya Yolları ve Afrika yollarını kontrol ediyordu. Keza, bir ucu Kırım’a ve Rusya

    içlerine, bir kısmı Belgrad üzerinden Orta Avrupa’ya ve bir kısmı Selanik üzerinden Adriyatik’e

    uzanan ana yollar da Osmanlı idare ve sorumluluğu altındaydı. Bu yollardan her bakımdan

    öne çıkan ve Devletin bakımı, huzuru, güvenliği ve işlerliği ile en fazla önem verdiği yol, hiç

    şüphesiz İstanbul’dan başlayarak Kocaeli, Eskişehir, Konya ve Adana üzerinden önce Şam’a,

    ardından; Kudüs yolu ile Mısır’a, bugünkü Amman şehri üzerinden Hicaz ve Yemen’e uzanan

    eski çağlarda kuzey-güney kervan yolu olarak bilinen İstanbul- Yemen yolu idi.

    Bu yolun Osmanlı döneminde önemi, bilinen ticari hareketliliği ve gerektiğinde askeri sevki-

    yatın ana güzergâhı olmasından başka Devlet merkezinden kutsal şehirler olan Mekke, Me-

    dine ve Kudüs’e uzanan ana yol olması nedeniyle Tariku’s Sultani (Sultan Yolu) olarak tavsif

    edilmesidir. Anadolu, Afrika, Asya ve Hicaz’a ulaşım dikkate alındığında Üsküdar’dan başlayan

    bu yolun İstanbul sınırlarından sonraki ilk durağı Kocaeli ili sınırlarında bulunan Gebze, Dil

    Ovası, Hersek, Derbend ve İznik menzilleri idi.

    Kocaeli menzillerinin önemi, menzillerin teşkilatı ve tedarik sistemi ile alakalı daha önce yapı-

    lan sempozyumlarda ve değişik dergilerde makaleler yayınlanmıştır3. Bu bakımdan menzil teş-

    kilatının önemi, Kocaeli menzillerindeki ulaşım durumu ve idaresi gibi hususların birçoğu bu

    tebliğlerde yer almıştır. Keza menzillerin kitabeleri ile kalıntıları da yine önceki sempozyum-

    larda sunulmuştur4. Bu bakımdan biz bu çalışma da farklı olarak Gebze’den başlayıp İznik’e ve

    nadir de olsa Taraklıya uzanan Hac yolu güzergâhı olarak Kocaeli menzillerinin ehemmiyeti

    ve bu maksatla yapılan düzenlemeleri esas alarak metnimizi oluşturacağız.

    3 Yusuf Oğuzoğlu, “Koca-eli Sancağı’nı Dış Dünyaya Bağlayan Yol Ağı, Uluslar arası Gazi Akçakoca ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli 2015, 277-284;Emine Dingeç, “18.Yüzyılda Menzil Sistemi içinde Kocaeli’nin Yeri ,” Uluslar arası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli 2016 395-402; Zübeyde Güneş Yağcı,” Osmanlı Menzil Teşkilatı İçerisinde İzmit Menzili ve Önemi, “Uluslar arası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli 2016, s. 381-395; Onur Kamiloğlu, KazıklıHacıhamza bin İvaz Kervansarayı ve Kocaeli Kervan Yolları”, Uluslar arası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli 2015, s. 1877-1904.

    4 Mehmet Tütüncü, “ İstanbul-Kudüs_Mekke Hac Yolunun İzmit GüzergahıÜzerine”, Uluslararası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli 2015, s. 990-1000.

  • 407

    Tarik-İ Sultanî (İstanbul-Mekke Hac Yolu) Güzergâhında Kocaeli Menzilleri

    Hemen belirtelim ki, Hac Yolunun hususiyle Şam-Mekke arasında kalan kısmının güvenliği ile

    alakalı yapılmış değişik çalışmalardan5 ve hususiyle kendi yapmış olduğumuz araştırmalardan6

    hareketle ilk gözlemimiz; yolun Kocaeli coğrafyasını da içine alan İstanbul’dan Haleb’e kadar

    olan bölümünde güvenlik başta olmak üzere, su tedariki, yiyecek bulundurulması, tabii şart-

    lardan kaynaklanan zorlukların fazlaca yaşanmamış olmasıdır. Ancak hem belgeler, hem de

    hac seyahatnameleri incelendiğinde Üsküdar’dan başlayan yolun özellikle Gebze’den sonra

    olan bölümünde tabii şartlardan kaynaklı bir kısım sıkıntıların yaşandığı açıkça görülmektedir.

    Konunun daha da müşahhaslaşması açısından XVIII. asrın sonlarında Hacca giden Muhammed

    Emin Efendi’nin Seyahatnamesinden hareketle Gebze’den başlayarak İznik’e kadar olan men-

    zilleri şöyle tavsif edebiliriz:

    Kocaeli Menzilleri

    Hac kafilesi ve Surre alayının 12 Receb günü İstanbul’dan hareket edeceği kabul edilmişse

    de, bu tarih İstanbul yakasında padişahın da katıldığı törenin icra edildiği gündür. Tüm ha-

    zırlıklıların bitirilip Üsküdar’a geçilmesi ve buradan Mekke’ye doğru yolculuğun başlaması en

    erken 10 gün sonra yani 22 Recep günüdür. Üsküdar’dan itibaren konaklama yerleri ve bu

    yerlere kaç saatlik yürüme sonucu ulaşılacağı belliydi. Hemen belirtmek gerekiyor ki, kervanın

    başında Surre devesi yer aldığından, ilerleme esnasında özellikle yerleşim yerleri geçilirken

    halkın bu deveyi ve kervanı görmek istedikleri vakiydi. Yani kervan ilerlerken Devlet’in kutsal

    şehirleri sahiplenmesinin en bariz göstergelerinden olan Surre alayını görmesi için genelde

    yerleşim yerleri aşırı sıcak olmadığı takdirde gündüz geçilirdi. Bu hususlara dayanarak oluştu-

    rulan güzergâha ve yürüyüş planına göre Üsküdar’dan Kartal’a yol için tayin edilen yürüme

    zaman 4 saat idi. Kartaldan sonraki ana menzil ise Pendik sahilinden Gebze’dir, Kartal Gebze

    arası 6 saatte geçilirdi.

    Gebze

    Gebze7de ana konak mahalli Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve çevresi olup, burası aynı za-

    manda Üsküdar’dan sonraki ana konak mahalli idi. Hem Camii, hem de içinde hamam ve ima-

    retin bulunduğu külliye hacıların konaklaması için uygun olduğundan aynı zamanda burada

    günlük alışverişler yapılırdı. Muhammed Emin Efendi’nin geçtiği Hac yolculuğu esnasında bu-

    rada dikkati çeken en mühim ayrıntı Camide bulunan ve büyük rağbet gören Yakut yazısı ile

    kaleme alınmış Kur’an-ı Kerim olmuştur8.

    Hacılar Gebze’de bir gün konaklar ve 23 Recep günü buradan hareket ederlerdi.

    5 İbrahimFağurEşŞera. “MevkıfuKabaili’l-BedeviyyeMinKafileti’l-Hacci’ş-Şami fi Karneyni’s-Sabi aşar ve Samin aşar Miladiyeyn”, DirasatuMecelletüİlmiyyeMuhakkeme, Amman, Haziran 2002, Sayı 29, s.319, İbrahimFağurEşŞera, “MevkıfuKabailü’l-BedeviyyeminKafileti’l-Hacci’ş-Şami ve Hatti’l-Hadidi’l-Hıcazi Fi Karni’tTasi Aşar ve Bidayeti’l-Karni’l-Işrin”, MecelletüFasıletümahkeme’t-TasadduranDarati’l-Melik Abdülaziz, s.4, Riyad 1426 s. 1-55.

    6 Mustafa Güler, “XVIII. asırda Hac Yolunun Güvenliği Meselesinde Cerde Başbuğluğu”, Osmanlı İdaresinde Arap Coğrafyası Sempozyumu, İstanbul 2016, s. 465-498; Mustafa Güler, “XVIII.Asırda Hac Yolunun Güvenliği Kapsamında Ürdün’deki Menziller ve Kaleler”Yeni Türkiye, 4/82, Ankara 2016, 704-711.

    7 Menzil ile alakalı detaylı bilgi için bkz: Yaşar Baş, “XVIII-XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Gebze Menzilhanesi” Turkish Studies,8/5, Ankara 2013, s.1001-126

    8 Muhammed Emin Efendi,Menazili Haccı Şerif, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi hazine Evrakı (TSMK, H), 446, vr: 2b

  • Mustafa GÜLER

    408

    Dilovası

    Gebze ile arasında 2, 5 saatlik yürüme mesafesi bulunan bu konak, genelde sahile doğru inile-rek geçilmekte idi9. Burada konak anlamında bir çeşme ve küçük bir han vardı. Bu kısım yolun ikiye ayrıldığı noktada deniz yolu tercih edilecekse Hersek’e geçmek için bir durak gibi değer-lendirilmiştir. Eğer karayolundan İzmit’e doğru gidilecekse genelde burada konaklanmaz, en fazla su ihtiyacı giderilip devam edilirdi.

    Hersek

    Muhammed Emin Efendi’nin yazdıklarından açık olarak Dil İskelesinden Hersek’e kayık veya başka bir deniz aracı ile geçtikleri anlaşılmasa da, yarım saat içinde geçilmesinden küçük bir deniz aracının kullanıldığı anlaşılmaktadır10.Aslında bu husus Hac yolculuğunun belki de en dikkate değer hususudur. Çünkü büyük gemilerin kullanılmasından önce yolun kısalığı dik-kate alınarak deniz üzerinden geçilmesi, yolculuk ve Surre için önemlidir. Muhammed Emin Efendi’den yaklaşık 50 yıl sonra Dil İskelesinde Hersek’e geçen Muhammed Edib bu hususu açıkça yazmaktadır. Muhammed Edib Efendi buradan kayık ve mavnalarla geçildiğini ancak sı-kıntı yaşanmaması için acele edilmemesini belirtmektedir11. Bu durumda kanaatimizce; Surre devesi ve diğer hediyeleri taşıyan hayvanların mavnalarla, özellikle yaya hacıların ise kayıklarla karşıya geçmekte olduğunu söyleyebiliriz.

    Muhammed Emin Efendi’nin yazdıklarından Hersek köyünün o dönemde Hac ve kervan yolculuğu için iyi hazırlandığını, çarşısında daha çok yolculara hizmet veren bir fırınının bulunduğunu, bir bakkal dükkânının ve üç adet hanın var olduğunu beyan etmesi aynı za-manda buranın küçük çaplı bir ticaret merkezi olarak da hizmet verdiğinin ifadesidir. Temizsu çeşmesi ve suyunun tatlı olması Muhammed Emin Efendi’nin dikkati çeken önemli ayrıntı-lardandır.

    Hersek Menzilinin başka bir önemi Gebze’den sonra bir başka Osmanlı vezirinin en yakın ana menzile camii ve külliye inşa ettirmesidir12.

    Yukarıda kısaca temas ettiğimiz üzere Kocaeli menzillerinden geçecek olan Hac kervanı için en büyük risk, tabiat şartları idi. Halep ve hususiyle Şam’dan sonra Medine’ye kadar uzanan coğrafyadaki susuzluk ve urban tehlikesi olarak karşımıza çıkan bu tehlikenin Kocaeli bölge-sindeki tezahürü Dil İskelesi’nden karşıya geçerken yaşanacak tehlikeler ile Hersek burnun-daki alüvyonlu arazi ve devamındaki mahallerde sık yaşanan su yükselmelerinin hâsıl ettiği risklerdir13.

    Örneğin 17 Cemaziyelahir 1211/18 Aralık 1796 tarihinde Gebze menzilcisi tarafından Sada-rete gönderilen istidaya ve buna yazılan cevapta, anılan yılda Kış aylarına rastgelen Hac yolcu-

    9 Muhammed Emin Efendi, vr. 3a.10 Muhammed Emin Efendi, vr.2b.11 İzzet Sat Cemal, Çetin, agm, s.223.12 Semavi Eyice, “HersekzadeAhmed Paşa Camii ve Türbesi” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), 17,

    İstanbul 1998, 238-239; Heat W. LOWRY, Hersekzade Ahmet Paşa , Uluslar arası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli 2016, 21-22.

    13 Konu ile alakalı detaylı bilgi için bkz: Orman ve Su işleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Hersek Lagünü Yönetim Planı, Ankara 2013, 1-78.

  • 409

    Tarik-İ Sultanî (İstanbul-Mekke Hac Yolu) Güzergâhında Kocaeli Menzilleri

    luğu için yağışların fazla olması hasebiyle Hersek civarında sular yükselmiş, gelen seller köprü ve kaldırımları harap etmişti. Bu durumda ilk yapılması gereken iş acilen köprü ve kaldırımların tamir edilmesi idi14. Bu maksatla sadece resmi görevliler değil civarda bulunan köylerden de yardım alınarak tamiratın yapılması istenmiştir. Mevcut halin giderilememesi veya daha da suların yükselmesi halinde ise kervanın Hersek’e değil Karamürsel’e geçirilmesi teklif edil-miştir. Karamürsel Kazası civarında köprü ve kaldırımların tamiratının mutad olarak yapıldığı vurgulanarak alternatif olarak bu yol teklif edilmiştir15. İstidanın yazıldığı tarihin Aralık ayına denk geldiği dikkate alınırsa bir ay sonra gerçekleşecek Hac yolculuğu esnasında suların daha da yükseleceği ve yolculuğu nerede ise imkânsız hale getireceği aşikârdır.

    İzmit

    Dil İskelesinden İznik’e inen en kestirme yol Hersek üzerinden deniz geçilerek kat edilen yoldur. Ancak yukarıda geçtiği üzere özellikle yağmurların çok yağdığı dönemde suların yükselmesi sonucu arazinin batak halini alması hatta öncelikle tüm yolcuların tabiatıyla da Hacıların rahat geçmesi için inşa edilen hafif yüksek taş kaldırımları bile sular aşabilmekteydi. Hac yolculuğunun böyle zamanlara denk geldiği yıllarda Kervan’ın İzmit üzerinden gitmesi istenmiştir. Nitekim 1209/1794 yılında sel suları ve sürüklediği çamurun yolu kapattığı haberi gelmiş ve tedbir olarak Surre, deve ve kafilenin Gebze’den İzmit üzerine yönlendirilmesi ve İzmit üzerinden İznik’e oradan Geyve ve Lefke’ye (Osmaneli) ilerlemesi istenmiştir16.

    Bu tür değişiklikler İzmit menzilinin kapasitesinin çok üzerinde yolcuyu ağırlayacak olması anlamına geliyordu. Böyle olduğunda Menzil eminleri acil tedbirler almaya yönelmiş ve hızlıca yolların bakıma muhtaç olan kısımlarını işler hale getirmeye çalışmışlardır. Bu değişiklikler yapıldığı zamanlarda hem merkez hem de Kocaeli sancağı yerel yöneticileri acil işlerin yerine getirilmesi aynı zamanda konak yerlerinde yeteri kadar erzakın bulunması ve zaruret için bi-nek hayvanlarını hazır etmeleri hususunda uyarılmışlardır17.

    Böyle bir gelişmenin olduğu hallerde Recep ayının 20 ila 30’u arasında İzmit şehrinde ola-ğanüstü bir yolcu hareketliliğinin yaşandığı muhakkaktır. Mesela XVIII. asrın sonu itibarıyla İstanbul’dan yola çıkan Hacıların sayısının 5-10 bin civarında olduğu tahminini esas alırsak, bu denli bir yolcu hareketliliği yol emniyetinden öte, ana güzergâh olarak kullanılmaması nede-niyle, bu tür şehir merkezlerinde hazırlıksız yakalanmaya neden olabilirdi. Bu nedenle merkezî idare ve menzil görevlileri Hac kervanı geçişi ve dönüşü ile alakalı hususları sık takip ederler ve olabilecek aksaklıkları önceden tedbir alarak en aza indirmeye çalışırlardı.

    Derbend

    Hersek’ten 6 saat yürünerek varılan bu menzil İznik’e doğru uzanan yoldadır. Muhammed Emin Efendi’nin geçtiği dönemde hac yolculuğu dönüşünün Kış aylarına denk gelmesi nedeniyle (Şubat) yol boyunca suların iki tarafı sardığını ifade etmiştir. Bu hususun halen Hersek burnunun olduğu mahalde müşahede etmek mümkündür. Muhammed Emin Efendi, yol üzerinde çok büyük bir çınarın olduğunu hatta buçınarın içinde bir atın gizli olduğunu

    14 Başbakanlık Osmanlı Arşivi Cevdet Tasnifi Nafia Belgeleri (C. NF), 12/595.15 C. NF, 12/595.16 C.NF 9/436.17 Başbakanlık Osmanlı Arşivi Hatt-i Hümayun Tasnifi (HAT), 57806

  • Mustafa GÜLER

    410

    yazmıştır. Bir diğer menzile varıncaya kadar bu tür yerlerde inşa edilen kaldırıma dikkat çe-ken yazar her iki tarafın da sularla kaplı olması nedeniyle kaldırımdan yürünmesi gerektiğini hususiyle vurgulamıştır.

    1175/1763 yılında Derbend’de daha çok Rumların yaşadığını müşahede eden Emin Efendibu-rada bir hanın bulunduğunu ve halkın hacılara malzeme sattığını beyan etmiştir18.

    İznik

    Kafile İznik’e doğru varınca ilk olarak göl kenarındaki Boyalıca Köyü’ne uğramış ve bura-da kısa bir mola vermiştir. O dönemde burada bir Cuma Camisi olduğunu vurgulayan yazar burada 70-80 ev saymış ya da bu sayıyı tahmin etmiştir.

    İznik’e varıldığında ise ana konak yeri eski kale arazisidir. Muhtemelen burada Hacıların yiyecek tedariki için gölden tutulan balıkları satan esnaf tezgâh kurmaktadır. Hersek’ten sonraki günlük dinlenme yeri olan İznik o dönemde canlı bir ticaret merkezi olarak yazarın dikkatini çekmiştir19.

    Yol değişikliği

    Ana Hac kervanı ve surre hediyelerini taşıyan develerin Kocaeli bölgesindeki ilerleyişi genelde yukarıda saydığımız menzillerden Bilecik’e uzanırdı. Ne var ki 1214/1799 senesinde bu gü-zergâh değişmiş ve Hac kervanı ile Surre Kocaeli’nden Sapanca’ya oradan Taraklı’ya oradan Geyve’ye ve Ankara’ya yönelmiştir. İstisna sayılabilecek bu uygulamaya göre tespit edilen güzergâh şöyledir:

    İznikmid, Sapanca, Geyve, Taraklı, Topralı, Köstebek, Sarılar, Beypazarı, Ayaş, Ankara, Kara-keçili, Kazancılı, Keskin, Sarıoğlan, Kayseri, Mabeynde bir Köy, Gürün, Sarıcalar, Urban Ovası, Haylan Değirmeni, Antep20

    Bu durumda 1214/1799 yılında Hac kervanı, Dil İskelesinden İzmit’e ulaşmış, oradan Sa-panca yoluyla Geyve’denAnkara’ya yönelmiştir. Ana yol olarak tabir edilen Eskişehir Konya yolundan vuku bulan bu değişikliğin nedeni tetkike muhtaçtır. Ancak yolun farklılaştığı veya farklılaşmadığı zamanda yazılan hükümlerde aynı hassasiyeti görmek mümkündür.

    Anılan yılın Cemaziyelevvel ayında Surre Emini olarak Edirne Bostancıbaşısı Tahir Ağa tayin edilmiştir.21 12 Receb günü İstanbul yakasında Surre ihraç merasimi yapılmış, Sultan bu mak-satla Kubbe altında bulunmuş ve törenin akabinde saraya dönmüştür22 İlave olarak Mısır işgal altında olduğundan Kabe Kisvesi de İstanbul’da dokunmuştur, 23

    18 Muhammed Emin Efendi, vr. 4b.19 Muhammed Emin Efendi, vr. 4b.20 Başbakanlı Osmanlı Arşivi Cevdet Tasnifi Evkaf Belgeleri (C.EV), 29631/1.21 Hüseyin Sarıkaya , Ahmed Vâsıf Efendi ve Mehâsinü’l-Âsâr ve Hakâ’iku’l-Ahbâr’ı 1209-1219/1794-1805 (İnceleme ve

    Metin), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul 2013, s.396.22 Sırkatibi Ahmed Efendi, Ruzname, (haz. Sema Arıkan), Ankara 1993, s. 318.23 Sarıkaya, agt.s.401-402.

  • 411

    Tarik-İ Sultanî (İstanbul-Mekke Hac Yolu) Güzergâhında Kocaeli Menzilleri

    Meselenin detayına ve izahına geçecek olursak, tüm hazırlıklar bittikten sonra 12 Receb günü İstanbul’dan Üsküdar’a geçen kervan24, buradan yola çıkmak için beklerken ve yol güzergâhı-nın değiştiği ve Dil İskelesinden sonra İzmit üzerinden Sapanca’ya oradan, Geyve ve Ankara istikametine yönlendirilmişlerdir. Mutadın değişmesi ile alakalı yazışmalara bakıldığında her sene bilinen güzergâhtaki Kocaeli, İznik, Eskişehir, Akşehir, istikametindeki yerel yönetici-ler uyarılmış, kervanın geçişi için bilinen önlemler kendilerine hatırlatılmıştır. Hatta Karaman valisine yazılan hükümde de aynı hususlar tekrar edilmiştir25.Aynı hatırlatmalar Kocaali muta-sarrıfı ve Şam valisine de yazılmış olup bu hükümlerde yol güzergâhının değişeceğine dair bir husus bulunmamaktadır26. Kapıcıbaşı ve Sivas Mütesellimine Evail-i Receb 1214/Aralık 1799 tarihinde yazılan hüküm ise konumuzu vuzuha kavuşturan bilgiler ihtiva etmektedir27.

    İlginç bir şekilde yol güzergâhının değişiklik sebebine dair bir açıklama yapılmazken sadece “hasbe’l iktiza” denilmiştir. Ancak belgenin devamında yeni güzergâhtaki yolların şiddetli kış nedeniyle kapalı olduğu ve gerektiğinde kimi geçilmesi zor kısımların değişebileceği, kimi kı-sımlarda ise ek tedbirlerin alınabileceği vurgulanmıştır. Bunları aşmak için de yerel yöneticile-rin ilave kürek ve amele bulundurmaları ve yollardaki kar buzunu açmaları istemiştir. Hükmün içeriğinden Sultan başta olmak üzere diğer devlet yöneticilerinin Anadolu içlerindeki şiddetli kış nedeniyle Surre’nin ve Hac kervanının gidememesi veya zarar görmesinden önceki yıllara göre daha fazla endişe duydukları görülmektedir. Aynı hüküm, Ankara, Kırşehir, Maraş ve Elbistan ile oradan Antep ve Haleb’e uzanan tüm yerel yöneticilere hatırlatılmıştır28.

    Yukarıda izah ettiğimiz üzere her ne kadar açık olarak yol değişikliğinin sebebi belgelerde yazılmasa da, Ankara üzerinden gidecek kervanın şiddetli kış nedeniyle sıkıntı yaşaması ih-timalinin yüksek olması nedeniyle “hasbe’l-iktiza”nın açıklaması olarak Dil-İskelesi, Hersek ve İznik, hatta Bilecik yolunda da çetin kış olduğu sonucuna varabiliriz. Hatta burada çoğu yerde su yükselmeleri nedeniyle yolların kapandığını rahatlıkla söyleyebilir.

    Kocaeli Coğrafyasında Hac Kervanı ve Surre Devesi

    Gebze’den başlayıp İznik’e uzanan beş konaklık İzmit Hac menzillerinin geçilme süresi iki veya üç gün idi. Rutin olarak en kısa ve tabiatıyla güvenli yol tercih edildiğinden daha çok Dil İskelesinden Hersek’e deniz yolu tercih edilmiştir. Üsküdar’dan kalkan kervan Şam’a varıncaya kadar Surre emini riyasetinde ilerlerdi. Çoğunluğu oldukça hareketli olan Menzillerde genel-de Su ve Yiyecek bulması çok fazla sıkıntı oluşturmadığından, Hac kervanının diğer önceliği olan Güvenlik için de gerek Menzil eminleri gerekse Sancak idarecileri sorumlu kılınmışlardır.

    Hac kervanı ve Surre mutad güvenlik anlayışı yanı sıra Devlet tarafından bizzat Sultan’ın Mekke-Medine, Kudüs-Şam ve Şam ile Medine arasındaki kabilelere dağıtacağı hediyeleri ta-şıdığından aynı zamanda Devletin İslam Âlemindekiyüksek itibarınınde en bariz ifadesi idi. Bir diğer taraftan Surrenin Anadolu coğrafyasında taarruza uğraması, tehlikenin daha da arttığı Şam sonrası kesimde Surrelerini alamayan Urban’ın fütursuzca kafileye saldırması anlamına geliyordu. Bu bakımdan Devlet ve görevlendirilen yerel yöneticiler her yıl dikkatli bir şekilde uyarılmışlar ve titizlikle vazifeleri kendilerine yeniden hatırlatılmıştır.

    24 A.DVN.MHM, 209,s.27725 A.DVN.MHM, 209,s.276-126 A.DVN.MHM, 209,s.276-27727 A.DVN.MHM, 209,s.277-228 A.DVN.MHM, 209,s.277-2-3

  • Mustafa GÜLER

    412

    Hac Kervanı ve Surrenin Yolculuğunda Kocaeli Menzil Eminleri ile Yerel İdarecilerin Görevleri

    Menziller

    Osmanlı Menzil sisteminde tatbik edilen bilinen usullerin yanı sıra Sultan gerek İstanbul’dan Mekke’ye uzanan yolda gerekse Mekke’den İstanbul’a geri dönüşlerdeki ahvali dönemin şart-larına göre titizlikle ve sıklıkla takip ederdi. Bu bakımdan hem gidiş esnasında hem de dönüşte menzil eminlerinin mühim görevleri vardı. Bunlardan biri özellikle dönüş yolunda Hacıların Şam’a sağ salim ulaştıklarına dair ilk haberleri çok hızlı bir şekilde İstanbul’a ulaştırma görevi edinen Şam valisinin ulağının olabilecek en hızlı şekilde İstanbul’a ulaştırılması idi. Bu bakım-dan İznik’ten itibaren Menzil eminleri bu kişilerin İstanbul’a ulaşmalarını sağlayacak sağlıklı atları her an hazır etmeliydiler.

    Yerel İdareciler

    Hac kervanı ile Surrenin gidip dönmesinde Menzil eminlerinden daha çok Yerel yöneticiler sorumlu tutulmuştur. Onlara bu konuda yüklenen temel vazife kendi yöneticisi oldukları yerleşim yerinin sınırında kafileyi karşılayıp, sonraki yerleşim yerini sınırlarına kadar emniyet içinde götürmekti.

    Örneğin 1263 senesinde Kervan İstanbul’dan ayrılmadan tam iki ay evvel yani 11 Cemazi-yelevvel günü (27 Nisan 1847) İstanbul’un hemen komşusu olan Kocaeli Sancağı muhassılı ve kadılarından başlayarak sırası ile Bilecik, Eskişehir, Akşehir, Konya Adana, Halep, Hama ve Şam naibleri, muhassılları ve yerel yöneticilerine emirname yazılarak kervanın İstanbul’dan bi’l-itibar geçtiği yerlerdeki güvenlik ve erzak-su tedarikinin yapılması ve kendisinden sonraki menzil sınırına kadar muhafazasından mesul olduğu belirtilmiştir29.

    Tabiatıyla önceden kendilerine böyle bir bildirimde bulunulması varsa eksiklikleri gidermeleri yoksa da gelecek kafileyi karşılamada gecikip beklenmeyen bir hadiseye mahal vermemeleri idi.

    Keza aynı uyarı 1214/1799 senesinde yani yolun değiştirildiği yılda da tekrarlanmış hatta bu sırada yapılan uyarı daha net bir şekilde ifade edilmiştir. Kocaali Valisi Hüseyin Paşa ile Geb-ze’den Kocaeli, Kocaeli’nden Ankara ve sonraki mahallerdeki yerel idarecilere yazılan hüküm genel kuralların yanısıra, bu seneye mahsus olarak Kocaeli mutasarrıfından bizzat Kethüdası ile mükemmel, mürettep ve müstevfi adamların bu iş için vazifelendirmesi istenmiştir30. Vazife-lendirilen kişilerin hem gündüz hem de gecelerde dikkatli vazife yapmaları ve aynı titizliği Kocaali sancağında vazife yapan ayan, voyvoda ve zabitanın da göstermesi gerektiğinden bahisle Kocaeli mutasarrıfından istenenler onlar için de tekrarlanmıştır31.

    Dönüş Zamanı

    Hac Kervanı ve Surre Osmanlı merkezî yönetimi tarafından sadece gidiş zamanlarında değil, dönüş yolculuğunda da titizlikle takip edilir ve olabilecek sıkıntılar, kervan mahalle gelme-den izale etmeye çalışılırdı. Nitekim 18 Rebiulevvel 1232/5 Şubat 1817 tarihinde Surre Emini

    29 Başbakanlık Osmanlı Arşivi Sadaret Mektubu Kalemi belgeleri(A.MKT).93/14-1.30 C.EV, 29631-5.31 C.EV, 29631-6.

  • 413

    Tarik-İ Sultanî (İstanbul-Mekke Hac Yolu) Güzergâhında Kocaeli Menzilleri

    Seyyid Mehmed Said Efendi tarafından Sultana ulaştırılan arzına göre anılan tarihten evvel hacılar Hersek’ten Dil iskelesine geçmişler ve oradan Gebze’ye ulaşmışlardır. 19 Rebiulahir 1232 günü ise Gebze’den bir günlük yol geçilerek Üsküdar’a ulaşılacaktır32. Bu bilgi notuna Sultan’ın yazdığı Hattı meseleyi özetleyen son derece kısa ama veciz bir ifadedir. Sultan

    “Manzurum olmuştur. Elhamdülillah selametle vasıl oldular Hak Teâlâ beher sene selametle azimet avdetlerini tesyir eyleye”

    Hac Kervanı ve Menzillerin Tamir –Bakım Zamanları

    İstanbul yakınında bulunan Kocaeli menzilleri başta olmak üzere gerek Anadolu’da gerek-se hususiyle Hac kervanını geçtiği menzillerdeki tamir ve bakımların genelde hac kervanının dönüş zamanına rast getirildiği görülmektedir. Kanaatimizce bunun temel nedeni gidişte ve dönüşte Surre görevlileri ile Hac müjdecilerinin yol ahvalinin ve menzillerinin eksiklerini rapor etmeleri olmalıdır. Örneğin 1267/1851 yılında Hac Kervanının döndüğü Rebiulahir ayından sonra çıkarılan emir ile Gebze’den Kocaeli sancağı sınırına kadar olan köprülerin tamir ile alakalı keşfin yapılması ve bu amaçla ebniye hulefasından Hacı Tahir Efendi’nin maaşsız ancak 200 kuruş harcırah ile görevlendirilmesi istenmiştir(12 Cemaziyelahir 1267/20 Nisan 1851)33.

    Aynı şekilde bu defa 1 Cemaziyelahir 1267/8 Nisan 1851 tarihinde yine Hac kervanını dönü-şünden hemen sonra bu defa İzmit menzilinde ulak ve önemli yolcular için beslenen atların ahırı ile hanlardan birinin harap olduğu bilgisi ulaşmış, bu bilgi üzerine İzmit Mimarı halife-lerinden Mehmed Raşid ve Ali keşifiçin vazifelendirilmişlerdir. Yapılan keşif sonucunda 420 ziraʻ üzerinde kurulu bir ticaret hanının yıkıldığı, at ahırının ise sundurmalarının harap olduğu görülmüş ve yapılacak tamirat ile alakalı olarak detaylı bir keşif yapılmıştır. Buna göre yapıla-cak işler ve maliyeti şöyle çıkarılmıştır34:

    Harcama yeri Fiatı Parça Kuruş

    Meşe direği 6 zira 15 20 300

    Meşe Çifte 14 zira 25 100 2500

    Yeni Dünya8 zira 12 150 1800

    Meşe Kiriş 12 zira 8 100 700

    Kızaklık 1, 8 700 840

    Sarut Tahtası 2 600 1200

    Ali Bey Tahtası 1, 5 2000 2250

    Ağaç Kapılığı 5 50 250

    Kiremit 40 13000 540

    Taş arabası ve nakliye ücreti 3 350 1050

    Kayalık Çivisi 3 400 1200

    Mimari sandal 6 50 300

    32 HAT, 35892.33 Başbakanlık Osmanlı Arşivi Meclis-i Vâlâ belgeleri (İ. MVL), 26/6628.34 C.NF.17/846-3.

  • Mustafa GÜLER

    414

    Efrenç çivisi 6 50 300

    Hammal Ücreti 1 1800 1800

    Usta ve duvarcı yevmiyesi 6 500 3000

    Rençber yevmiyesi 3 200 600

    Toplam 18510

    Listede gözümüze çarpan en mühim husus yeni yapının da eskiden olduğu gibi ağaç malzemeden ağırlıklı olarak meşe kullanılarak inşa edilmesidir. Her ne kadar yıpranma süresi taş malzemeye göre daha kısa ve yangınlara dayanıksız olsa da bu tür malzemelerin XIX. asır-da da tercih ediliyor olmasının en temel nedeni tedarik ve taşıma kolaylığından olmalıdır. Bu durumun aynı zamanda fiyatlara da olumlu yansıdığı muhakkaktır. Ağaç malzemede ağırlık olarak meşenin kullanılması kanaatimizce İzmit ve çevresinde meşe yetiştiriciliğinin yaygın olması ya da dağlarda daha çok meşe yetişmesi hasebiyle bu ağacın kereste olarak kesiminin yapılmasıdır. Aslında daha çok ısınmada kullanılan meşenin bu bölgede inşaatta kullanılması büyük ağaçların var ve kesilebilir olduğunun ifadesidir.

    Listede zikredilmese de üç adet taş arabasının olması bize inşaatın bir kısmında taş kulla-nıldığını göstermektedir. Buda yapıların en azından temellerini taştan yapıldığının ifadesidir. Taş için para tahsis edilmemesi ise araba ile taşınacak yakın bir mesafeden getirilebilecek olduğunun göstergesidir.

    Sonuç

    İzmit ve çevresinde kurulu menzillerin hac kervanı ile alakasını incelediğimiz bu çalışma sonu-cunda vardığımız sonuçlar şunlardır:

    1-Devlet, Hac kervanını geçeceği zamanların öncesi ve sonrasında menzillerin her bakımdan hazır ve güvenli olması için İstanbul’a en yakın bölge olan Kocaeli bölgesi menzillerindeki denetimlerini ve takibini hiç gevşetmemiştir.

    2-Hac yolculuğu mevsimlerin kış aylarına geldiği dönemlerde aşırı yağışlardan etkilenen Her-sek-İznik arasındaki yolun sel gelmesi neticesi tahrip olması sonucu, kervan ya İzmit’e yönel-miş ya da Karamürsel’e deniz yolundan geçilmiştir.

    3-1214/1799 yılında ana hac yolu değiştirilerek İzmit menzilinden sonra kervan Sapanca üze-rinden Taraklı, Geyve ve Ankara’ya yönlendirilmiştir.

    4-Kervan’ın Hersek yerine İzmit’e uğradığı yıllarda şehirde bir iki günlük ciddi bir insan hare-ketliliği yaşanmıştır.

    5-Anadolunun birçok yerinde olduğu gibi tabii şartlar haricinde İzmitcoğrafyasında insan kay-naklı güvenlik problemleri yaşanmamıştır.

  • 415

    Tarik-İ Sultanî (İstanbul-Mekke Hac Yolu) Güzergâhında Kocaeli Menzilleri

    KAYNAKÇA

    1-Arşiv Belgeleri Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Divan-i Hümayun Mühimme Defterleri(A.DVN.MHM), 209, 275-

    278

    Başbakanlık Osmanlı Arşivi Cevdet Tasnifi Nafia Belgeleri (C. NF), 12/595, C.NF 9/436, 17/846-3

    Başbakanlık Osmanlı Arşivi Hatt-i Hümayun Tasnifi (HAT), 57806

    Başbakanlı Osmanlı Arşivi Cevdet Tasnifi Evkaf Belgeleri (C.EV), 29631/1-6, 35892

    Başbakanlık Osmanlı Arşivi Sadaret Mektubu Kalemi Belgeleri (A.MKT). 93/14-1

    Başbakanlık Osmanlı Arşivi Meclis-i VâlâBelgeleri (İ. MVL), 26/6628

    Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Ali Emiri II, Murad. nu: 9

    2- Yazma eserler Muhammed Emin Efendi, Menazili Haccı Şerif, TSMK, H, 446, vr: 2b

    3- T elif Eserler Baş, Yaşar “XVIII-XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Gebze Menzilhanesi” Turkish Studies, 8/5, Ankara

    2013, s.1001-126

    Dingeç, Emine, “18.Yüzyılda Menzil Sistemi içinde Kocaeli’nin Yeri , “ Uluslar arası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli 2016, s. 395-402.

    Eş Şera. İbrahim Fağur “Mevkıfu Kabaili’l-Bedeviyye Min Kafileti’l-Hacci’ş-Şami fi Karney-ni’s-Sabi Aşar ve Samin Aşar Miladiyeyn”, Dirasatu Mecelletü İlmiyye Muhakkeme, Am-man, Haziran 2002, Sayı 29, s.319 ??

    Eş Şera. İbrahim Fağur “Mevkıfu Kabailü’l-Bedeviyye min kafileti’l-Hacci’ş-Şami ve Hatti’l-Ha-didi’l-Hıcazi Fi Karni’t-Tasi Aşar ve Bidayeti’l-Karni’l-Işrin”, Mecelletü Fasıletü Mahke-me’t-Tasaddur an Darati’l-Melik Abdülaziz, s.4, Riyad 1426 s. 1-55.

    Eyice, Semavi “Hersekzade Ahmed Paşa Camii ve Türbesi” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansik-lopedisi (DİA), 17, İstanbul 1998, 238-239.

    Güler, Mustafa XVIII Asırda Hac Yolunun Güvenliği Kapsamında Ürdün deki Menziller ve Kaleler.” Yeni Türkiye, 4/82, Ankara 2016, 704-711.

    Güler, Mustafa, “ XVIII. asırda Hac Yolunun Güvenliği Meselesinde Cerde Başbuğluğu”, Os-manlı İdaresinde Arap Coğrafyası Sempozyumu, İstanbul 2016, s. 465-498.

    Güler, Mustafa, Osmanlı Devletini Haremeyn Vakıfları, İstanbul 2011.

    Güneş Yağcı, Zübeyde, “ Osmanlı Menzil Teşkilatı İçerisinde İzmit Menzili ve Önemi, “Uluslar arası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri , Kocaeli 2016, s. 381-395

    Harb, Muhammed, I. Selim’in Suriye ve Mısır Seferi, İstanbul 1986.

    Kamiloğlu, Onur, Kazıklı HacıHamzabin İvaz Kervansarayı ve Kocaeli Kervan Yolları, Uluslara-rası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaali 2015, s. 1877-1904

    Lowry Heat W., Hersekzade Ahmet Paşa , Uluslar arası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sem-pozyumu Bildirileri, Kocaeli 2016, 21-22

  • Mustafa GÜLER

    416

    Oğuzoğlu, Yusuf “Koca-eli Sancağı’nı Dış Dünyaya Bağlayan Yol Ağı, Uluslar arası Gazi Akça-koca ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Kocaeli 2015, 277-284

    Orman ve Su işleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar genel Müdürlüğü, Hersek Lagünü Yönetim Planı, Ankara 2013, 1-78.

    Sarıkaya, Hüseyin, Ahmed Vâsıf Efendi ve Mehâsinü’l-Âsâr ve Hakâ’iku’l-Ahbâr’ı 1209-1219/1794-1805 (İnceleme ve Metin, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul, 2013.

    SırkatibiAhmed Efendi, Ruzname, (haz. Sema Arıkan), Ankara 1993.

    Tütüncü, Mehmet “ İstanbul-Kudüs_Mekke Hac Yolunun İzmit Güzergahı Üzerine” Uluslara-rası Karamürsel Alp ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu Bildirileri , s. 990-1000.

    Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi , Cilt II, Ankara 1983

    EKLER

    Ek 1-Muhammed Emin, Menazil-i Haccı Şerif, Vr. 3b-4a

    Ek 2 Kocaeli Menzilleri

  • 417

    Tarik-İ Sultanî (İstanbul-Mekke Hac Yolu) Güzergâhında Kocaeli Menzilleri

    Ek 3-1214/1799 tarihinde Hac Yolunun Değiştirilmesine dair C.EV, 29631/5

  • Mustafa GÜLER

    418

    Ek 4-Kocaeli ve diğer sancaklardaki Hac Kervanının dönüşüne dair. HAT 35892

  • 419

    Tarik-İ Sultanî (İstanbul-Mekke Hac Yolu) Güzergâhında Kocaeli Menzilleri

    Ek 5 Hac Yolunun Kış Şartları nedeniyle kapanabileceği A:DVN.MHM, 209, 277

    Ek 6-Hac Yolu Güzergâhı ve Yol değişikliği sonrası menziller