jorge luis borges - foruq.com

of 161/161

Post on 15-Oct-2021

0 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

JORGE LUIS BORGES
Jason Wilson University College of London'da Latin Amerika Ede­ biyat profesörüdür. Octavio Paz ve dier Latin Amerikal air ve romanclar üzerine kitaplarnn yan sra, Traveller's Companion to South and Central America (1933) ve Buenos A ires: A Cultural and Literary Companion (1999) kitaplarnn yazardr.
Tonguç Çulhaöz 1979'da Adana'da dodu. 2003'te stanbul Üni­ versitesi Fransz Dili ve Edebiyat bölümünden mezun oldu. Bir süre müzisyenlik yapt. 2000 ylndan sonra çevirmenlie balad. Richard Dawkins, Charlie Higson, Jason Wallace, Joe Craig gibi yazarlardan çeviriler yapt.
JASON WILSON
Yap Kredi Yaynlar - 3381 Edebiyat - 987
Joge Luis Borges / Jason Wilson üzgün ad: Jorge Luis Borges
Çeviren: Tonguç Çulhaöz
Kapak tasarm!_: Nahide Dikel
Baha Merkezi A Blok Haramidere - Avclar/ stanbul
Bu kitap ilk kez Reaktion Books, Critial Lives serisinden, 2006 ylnda Londra'da baslmtr
Çeviriye temel alnan bask: Reaktion Books, 2006 1. bask: stanbul, Temmuz 2011
ISBN 978-975-08-2049-6
©Yap Kredi Kültür Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A. 2008 Sertifika No: 12334
© Andrew Gibson, 2006
Bütün yayn haklar sakldr. Kaynak gösterilerek tantm için yaplacak ksa alntlar dnda
yayncnn yazl izni olmakszn hiçbir yolla çoaltlamaz.
Yap Kredi Kültür Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A. Yap Kredi Kültür Merkezi
stiklal Caddesi No. 161 Beyolu 34433 stanbul Telefon: (O 212) 252 47 00 (pbx) Faks: (O 212) 293 07 23
http:// www.ykykultur.com.tr . e-posta: [email protected] Internet sat adresi: http:// alisveris.yapikredi.com.tr
. . .
1930'lar, Kriz ve Kaza • 83
1940'lar, Sava, Peronizm ve Yazma Sanat• 106
Körlükten Cenevre'ye • 133
Önsöz
Londra, Bostan ve Buenos Aires'teki, o kendine has konferansla­ rnda anlatt kadaryla tanrdm Borges'i. Bir edebiyat eletirme­ ni olarak, onun hakknda pek çok makale yazdm. The Tim es 1' daki vefat ilan için, ismimi belirtmeden ksa bir biyografisini hazrla­ dm. Benim için Borges'i okumak bile bal bana bir macerayd. Babasnn, 1940'larda Buenos Aires'e diplomat olarak tayin edil­ mesinden sonra, henüz bir çocukken Borges'i kefetmesiyle ha­ yat deien Meksikal romanc Carlos Fuentes, onunla tanma­ y asla istememiti.2 Borges'in bütün biyografilerindeki ortak so­ run, onun dardan görünen yaantsnn can skc ve sradan ol­ masdr; o, hareketi ve maceray sevmezdi. Bir Rimbaud ya da bir Hemingway deildi. O, okurlarndan çok daha fazla bir itahla, ne bulursa okurdu. Bu yüzden, Borges gibi bir okurun aklnn bi­ yografisini çkarmak, hiç kukusuz, onun kendi yazlarnn tak­ litlerini üretmekten öteye gitmezdi. Ho, Jorge Luis Borges'in ya­ zlm çok sayda biyografisi de mevcuttu. Benim amacmsa, pi­ mi aa su katmak deil, bir biyografinin, kendini geri planda tu­ tan bu adamn çalmalarn ne kadar aydnlatabileceini anla­ makt. Borges'in yaamna ve aklna ulamann en kestirme yol­ larndan biri, onun edebiyatç dostlarndan geçmekteydi. Bu se­ beple, Victoria Ocampo'nun, Jorge Luis Borges'in sahip olduu yetenei hak etmedii yönündeki temelsiz iddiasndan balama­ y uygun gördüm. Ocampo'ya göre, Borges'in artc zekas, bil­ gelii ve davranlar arasnda bir kopukluk vard. 3 Ocampo'nun
1 "Jorge Luis Borges", The Times (10 Haziran 1986). 2 Carlos Fuentes, "The Accidents of Time", editör, Norman Thomas di Giovanni,
The Borges Tradition (Londra, 1995), s. 53. 3 La Naci6n (21 Eylül 2003), s. 2.
7
1931'de kurduu Sur adl kozmopolit edebiyat dergisinin ilk sa­ ysnda, Borges'e ait bir deneme yazsna yer verilmiti. Borges, Ocampo'nun yerel yldzyd. 1933'te, Ocampo'nun aklarndan biri olan Fransz yazar Pierre Drieu La Rochelle, Borges'le sadece sohbet etmenin bile, Buenos Aires'e yapt o uzun yolculua de­ ecek kadar önemli olduunu ve Borges'in, kendisini ünlü ede­ cek öykülerini henüz yazmadn belirtmiti.
Borges'teki tuhafla ve anlalmazla skça deineceim. Yakn zamanda, Arjantinli bir eletirmen, yabanclarn Borges'i bir çeit E. T. ya da taplas bir yaratk olarak görmelerinden ya­ knmt ki bunda gerçeklik pay yok da deildi.4 Borges'in Ste­ venson hayranlna ramen, 1957' de kör olmasndan sonra, ilk önce bir dergide yaymlanarak onun en sevilen anlatlarndan biri haline gelen, "Borges ve Ben'de", iyiyle kötünün çatt Dr. ]ekyll ve Mr. Hyde'daki bakarakterden epeyce farkl olarak, ben­ lii ikiye bölünmü bir Borges görmekteyiz. Bence, onun hiçbir zaman sabit bir benlii olmad ve öykülerinde kendi benliklerini sürekli alayc bir üslupla dramatize etti. 1976'da, Alicia Jurado'yla birlikte Budizm üzerine bir kitap yazd. Schopenhauer'in sadk bir okuruydu, mütevazyd, aka yapmaya baylr, Budist rahip­ ler gibi utangaç bir edayla kkrdard.
Okurun psikolojisi tuhaftr; baka birsi hakknda bir ey okurken, baka bir benlie mi bürünürüz? iyi okur Borges, oku­ mann perde arkasndaki bu dolayl deneyimi öyle formüllüyor: Shakespeare'den bir dize okurken Shakespeare'e, Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sn okurken, Raskolnikov'a dönüürüz. Okurlar, ya­ zar tarafndan ele geçirilir ya da baka bir deyile, bildik benlikle­ rinden soyutlanrlar. 1940'ta yazlan ve Ficciones (1944) [Hayaller ve Hikayeler] kitabnn açl "öyküsü" olan "Tlön, Uqbar, Orbis Ter­ tius" adl fantastik öykünün bir dipnotunda, Tlön'ün mükemmel dünyasndaki kiliselerden birinde, cinsel birlemenin o ba döndü­ rücü noktasnda, bütün insanlarn bir olduunun telkin edildiini okursunuz. Borges'in kurmacalarnda, tuhaf biçimde hiç rastlan­ mayan bu cinsel edim, bizi toplumsal maskelerimizden, kiilik­ lerimizden arndrarak, yeniden Adem ve Havva'ya dönütürür.
4 Rodrigo Fresan, Pigina, 12 (18 Ocak 2005), www.pagina12web.corn.ar/suplemen­ tos/radar.
8
Bu nedenle, Shakespeare'den bir dize okuyan tüm insanlar Wil­ liam Shakespeare'in ta kendisidir ve Shakespeare hiç kimsedir.5 Shakespeare edebiyat okumuluun ta kendisidir. 1933'te Borges, "Hiç kimsenin esasen belli bir kii olmadn, zamann belirli bir noktasnda, herkesin bir bakasna dönüebileceini" koyutlam­ tr ([Koyutlamak: postulate], tpk "çürütmek" [refute] gibi, onun en sevdii felsefi fiillerden biriydi). 1941'de Yurtta Kane filmini eleti­ ren bir yazsnda, "Hiç kimse gerçekte kim olduunu bilmez, kim­ se belli bir kii deildir'16 diye ifade ederek, bu kkrtc anlay­ n tekrar vurgulamtr (Borges 1940'larda bir film eletirmeniy­ di). Kat benlik anlaymza ters gelen bu tuhaf açklama, okuma iini, ne kadar ksa ya da uzun sürerse sürsün, bandan sonuna kadar yapan bir yabancy veya farkl benlii, kurmaca bir ekilde benimseyerek, sahte benliklerden kurtulmaktan, yani okumak­ tan kaynaklanr. Okumada ve cinsel birlemede, hepimiz eriye­ rek, daha derindeki, isimsiz benliimize kavuuruz. Borges aka m yapyordu? Acaba, bu Platoncu sürece sahiden inanyor muy­ du? Srf bu iki soru bile, Borges'in yaptlarn, biyografi yazarnn merceiyle incelemenin ne denli güç bir i olduunu göstermek­ tedir. O muzip biriydi, dolaysyla siz, muhtemelen, onun okuma­ nn ve cinsel birlemenin, kendi benliini unutmaya dayal benzer edimler olduu provokasyonunu çürütmeye yönelirdiniz.
Benliin çabucak -bir cümle içinde- kendisinin zddna veya benzerine dönümesi, psikolojiyle deil, okurun öyküde­ ki bir karaktere dönümesiyle ilgilidir. "Tanrbilimciler" öykü­ sü, Tanrnn, teolojik atmalara daha kaytsz kalamayarak, Au­ relianus'u, onun düman Pannonyal Yohannes ile kartrd­ cennette sona erer. Orada unu okursunuz: "O zaman Aure­ lianus, Cennette, Ulu Tanr'nn gözünde, kendisi ve Pannonya­ l Yohannes'in (Ortodoks ve sapknn, nefret eden ve nefret edi­ lenin, suçlayann ve kurbann) ayn insan olduklarn anlad de­ mek daha doru olur."7 Görünüteki farklar mzn altnda, hepi-
5 Jorge Luis Borges, Obras completas (Buenos Aires, 1974), s. 808. ["Tlön, Uqbar, Or­ bis Tertius", çev. Fatih Özgüven, Ficciones - Hayaller ve Hikayeler, letiim Yaynla­ r, 2010, s. 24].
6 Borges en Sur, 1931-1999 (Buenos Aires, 1999), s. 200. 7 Jorge Luis Borges, Collected Fictions, çev. Andrew Hurley (Londra, 1998), s. 207. [Jorge
Luis Borges, "Tanrbilimciler", Alef, çev. Peral Bayaz, letiim Yaynlar, 2005, s. 43].
9
miz temel insan tipiyiz, tek bir insanz ve de hiç kimseyiz. Bor­ ges airden çok düünür sayd Paul Valery'nin, edebiyatn ta­ mamnn, çok isimli tek bir kii, yani insan ruhu tarafndan ya­ zld görüünü skça alntlamtr. Tahminimce, Borges için edebiyat, kim olduklar meçhul okurlarla metinler arasndaki ilikiden baka bir ey deildi. Yazarlar da, okurlar da, kendi­ lerini, dilde var olan temel Platonculukla ba baa brakacak öz­ günlüe ve bireysellie direnen sözcüklerin içinde kaybolurlar. Bu dil, esizliimizin, Borges'in edebi egoya kar ileri sürdüü bahsin konusu olduunu yok sayar.
1960'ta yaymlanan El hacedor* kitabndaki, "Borges ve Ben" anlatsnda geçen iki farkl "Borges" fikrine gelelim. John Up­ dike'dan George Steiner'a, Octavio Paz'dan Michel Foucault'ya kadar, dünyann önde gelen birçok entelektüelini büyüleyen ve ünü bütün dünyaya yaylan Borges, onun çalmalarnn ürü­ nü olan Borges'tir. Bu, ete kemie bürünmü, evcimen, "ger­ çek" Borges hakknda hiçbir ey bilmeyen okurlarn zihinle­ rinde yarattklar Borges'tir. B:. tannm yazar, 1961'de, Samuel Beckett'le beraber Formentor Odülü'nü kazand, fakat ne utanç vericidir ki, Nobel Ödülü'ne ala layk görülmedi (tpk Nabo­ kov ve Joyce gibi). Borges günümüzde, edebiyat tarihi kitapla­ rnda ve ansiklopedilerde kabul görmü bir yazardr. Kübal ya­ zar Guillermo Cabrera Infante onu, "G6ngora'dan bu yana gel­ mi geçmi en iyi yazar" diye nitelemitir. Mehur Borges kibirli­ dir ve dier Borges' e hakimdir. Antlamtr. Alçakgönüllü Bor­ ges ise içindeki bu dier adam hep inkar eder. Bir keresinde cad­ dede yürürken bu adama Borges olup olmad sorusu yöneltil­ diinde, o "Bazen" diye yantlamtr. Her iki benlik de, abart­ ma ve aldatma tutkusunu paylam, ikisi de Buenos Aires ban­ liyöleri hakknda yazmann evrelerinden geçip, zaman ve son­ suzlukla ilgili oyunlar gelitirmitir. Ancak asl mesele, ilikile­ rinin dümanca olmasyd. Alçakgönüllü Borges ününden kaçar­ d. Buenos Aires'in caddelerinde gezinmek, haritalar incelemek ya da kahve içmek gibi, yaamn basit tatlarndan haz alrd (nef­ sine dükün deildi ve kanaatkard.) Kör bastonunun yardmyla yürürken, sürekli durdurulan ve yalnzca Borges olmaktan ötü-
* Yaratan, çev. Aye Nihal Akbulut - Peral Bayaz Charum, letiim Yaynlar, 2011 .
10
rü kutlanan, mektup pullar, turist broürlerindeki resimleri bir yana, çok sevilen bir milli simge haline gelen, öteki Borges'ti. Ça­ tan benlikleri konu alan "Borges ve Ben" anlatsnn sonunda, okur, ondaki yaratcln kaynayla ilgili üpheye düer, "Han­ gimiz bu sayfay yazd bilmiyorum." Her ikisi de Borges'ti. O, zaman ilerledikçe, geçmiteki benliklerine yabanclard; kendi biyografisini, kendi kendine yeten ve birbirinden bamsz bir dizi monad olarak kabul ederdi. 1941'de, bir yazsnda, zaman içindeki çoklu benlik anlayn açklarken, "Rudyard Kipling de tpk herkes gibi birçok kiiydi" diyerek, bu kiileri listeledi. 8 Borges'ler saylmayacak kadar çoktu; o kendisi olmay sevmez­ di. Edebi akl hocalarndan Emerson'a yazd bir iirin son di­ zesi öyledir: "Bütün ktada adm bilinir; / Ben yaamadm. Ba­ ka biri olmak istiyorum."9 aka yapm olabilir miydi? Biyografi, okur Borges'in deneyimlerini de özümsemelidir. Borges, Poe'yu okurken, yalnzca ondan okuduumuz satrlardaki bir "Poe" ile deil, ama ayn zamanda metnin kendisinden daha büyük bir kiinin imgesi, cümlelerin "yazar" Poe ile balantya geçtiimi­ zi varsaymtr. Biyografilerdeki Poe ile, onu okurken zihnimiz­ de yaratp, çok iyi tanmaya ve tehis etmeye baladmz Poe ayn kii deildir. Borges için de ayn durum söz konusudur.
Ksa öykü ve iir derlemesi El hacedor (1960), Borgs'in 1929'dan sonra yazd yeni iirlerini içeren ilk kitabyd (ileri­ de deineceim üzere, Borges 1922-1943 Poemas 'na, yeni bir ki­ tab zar zor oluturabilecek miktarda iir eklemesine karn, 31 yllk bir yazar tkanmas yaamt.) Körlüü iyice ilerleyen Bor­ ges kitabn epilogunda, 61 yllk yaamn öyle özetledi: "Çok fazla okumu olsam da, bamdan çok az ey geçti."10 Yllar son­ ra, bu sözü öyle düzeltti: "Ben bol bol okurken, pek çok ey olup bitti."11 Sonuçta, yaadklarnn en iyisi, Schopenhauer oku­ mak ve ngiltere'nin sözlü müziini örenmekti.12 Bu 61 yan­ daki adamn sezgileri, onu tekbencilii konu alan bir mesel yaz-
8 Borges en Sur, s. 244. 9 Obras completas, s. 911 .
10 Collected Fictions, s. 327. ["Emerson", ng. çev. Mark Strand, s . 189, Selected Poems 1923-1967].
11 Pierre Boncenne, "Jorge Luis Borges s'explique", Magazine Lire (Eylül 1980), s. 34. 12 Obras completas, s. 854.
1 1
maya sevk edecekti; bir adam dünyay resmetmeye koyulur; yl­ larca boluklarn içini krallklar, dalar, koylar, atlar ve insan­ larn görüntüsüyle doldurduktan sonra, ölmeden hemen önce, bu "ebatkar dizeler labirentinin" kendi yüzü olduunu kefe­ der. ite insan Borges'e dair bir ipucu. Zamanla deimekte olan benliini tanyabilirsin, ancak, nesnel dünyay tanyamazsn. Tanmaya baladn zannettiin dünya, senin, kendi içinde­ ki muammann bir yansmasdr. Borges zihni, dardaki nes­ nel dünyay hiçe sayan düüncelerle doluydu. Örnein o, ertesi gün unutulmak üzere yazlm olduklarn ileri sürerek, asla ga­ zete okumazd. Aynaya bakmaktan, üremeden, kendi bedenin­ den tiksinir, her zaman labirentleri, maskeleri ve aynalar dü­ lerdi. "Borges ve Ben'de" aça vurduu içsel savan özünde, bu kendinden tiksinme huyu yatar. Yllar sonra, 1972'de, öteki Borges'in kendi hafzasn, sevgisizliini, ata kültünü ve cesare­ tini empoze ettii "Gözcü" ("El centinela") iirinde, bu içsel ça­ tmay ele ald. Borges admlarnda, sesinde, kendisini dierinin enfermero'su (hemiresi) gibi hissetmekteydi. leride deinecei­ miz üzere, Borges'in iirinin gelecekte tekrar yazaca kilit dize­ si öyleydi: Minuciosamente lo odio ("En küçük eyinden bile nef­ ret ediyorum onun.")13 Yaamnn her annda öteki benliinden tiksinmekteydi . ntihar etse bile, öteki benlii var olmaya devam edecekti: "ntihar kaps açk, a_na ilahiyatçlar öteki kralln uzak gölgesinde var olacam öne sürüyorlar, kendimi bekler­ ken." O halde, Borges okur olarak, kendi yazdklarn okuyordu. Onun kimi, nasl okuduunu örenirken, bölünmü adam hak­ knda da bir eyler öreniriz. Eer Borges haklysa, hiç kuku­ suz ki bir biyografi, biyografinin yazar hakknda da olmaldr.
1974'te, en iyi versiyonu hala lspanyolcas olan, iki ciltlik Ob­ ras completas'n epilogunda yaamn bir kez daha özetledi. Bu epi­ log harika bir insan imgesi sunmaktadr. ili'de, 2074'te (gelecek­ te, 100 yl sonra) yaymlanan, hayali Enciclopedia Sudamericana'da bulunduu iddia edilen bu not, tipik bir Borgesvari metin ve ta­ rih aldatmacas olduu gibi, onun ansiklopedi ve harita inceleme­ ye olan aknn bir baka kantdr. Bu otobiyografik öeler içeren
13 A.g.e., s. 1115. ["Gözcü", Altn ve Gölge, çev. Selahattin Özpalabyklar, Sel Yaync­ lk, 1992, s. 30].
1 2
epilog sayesinde, onun hakknda pek çok ey öreniriz: Borges 1899'da domutur, psikoloji öretmeni bir babas ve Norah is­ minde bir kz kardei vardr. Edebiyata, felsefeye ve ahlak bilimi­ ne ilgi duymaktadr. Cervantes'in, Don Quijote'yi yazm olama­ yacana inanr. Voltaire, Stevenson, Conrad ve Eça de Queiroz gibi yazarlarn romanlar hariç pek roman okumamtr. Poe'nun uzun iir diye bir ey olmad görüünü alntlamaktan ve ksa öykülerden holanr. Harvard'da ders vermi, onur dereceleri al­ m, ancak, akademisyenliin araç gereçleri olan bibliyografiler­ den nefret etmitir. 1960 ylnda muhafazakar olmutur. öhreti sayesinde, saysz önemli aratrmaya imza atmtr. Kahraman­ lara gpta eder. Birkaç milonga için söz yazm, önemsiz bir ye­ rel airin biyografisini hazrlamtr. Ayrca, bir efsaneden yok­ sun olan Buenos Aires ehri için, yeni bir ehir efsanesi yaratma­ y denmitir. Akl hocalar Paul Groussac ve Alfonso Reyes saye­ sinde, Ispanyolcay, barok zrhndan arndrarak, basitletirmitir. Carlyle'n, evrensel tarihin, bütün insanlarn yazdklar ve oku­ duklar, anlamaya çaltklar, içinde kendilerinin de bulunduu sonsuz bir kutsal kitap olduu savndan hareketle, kiiliin varl­ na inanmamaktadr.14 Dante'nin lahi Komedya'snn, Dante'den baka daha birçok kii tarafndan, yani espiritu humano [insan ruhu] tarafndan yazldn srarla savunmaktadr.15
Borges'in yazd bu ksa biyografi, benim The Times için yazdm ksa biyografiyle büyük ölçüde örtümektedir. Borges kendi yaamyla ilgili hangi gerçekleri gizlemitir? Bir; kz kar­ deiyle evlenerek, sk aile balar içine aniden szan, spanyol eletirmen ve avangard air Guillermo de Torre'yi es geçmitir. ki; yarm kalm ak vurgunlarndan oluan ak hayatna de­ inmemitir. Silvina Ocampo'nun dediine göre, onun kalbi, her zaman bir kabukla kaplyd ve darya kapalyd. Üç; 99 yanda ölünceye kadar olunu hiç yanndan ayrmayan, onun Kafka ve Virginia Woolf çevirilerini yapmasna yardm eden Katolik an­ nesi Leonor Acevedo'dan hiç bahsetmemitir. Bunlar dikkat çe-
14 A.g.e., s. 1143-5. ["Quijote'nin Tikel Büyüleri", çev. Peral Beyaz Charum, Öteki So­ ruturmalar, letiim Yaynlar, 2005, s. 65-66].
15 Jorge Luis Borges, Nueve ensayos dantescos, giri, Marcus Ricardo Barnatan (Mad­ rid, 1982), s. 150.
13
kici eksikliklerdir. Daha da garibi, "düler" diye vaftiz ettii ve onu dünyaca ünlü eden, denemelerden ve ksa öykülerden gelme kitap incelemelerini yok saymtr. 1940'larda yaymlanan Ficcio­ nes [Hayaller ve Hikayeler] ya da El Aleph [Alef1 (toplamda 33 öykü) için tek bir atfta dahi bulunmamtr. Tek yapt, birkaç roman okumak, iirler, hatta tuhaf bir biyografi yazmak ve duygusuz­ latrlm spanyol diline yeniden ekil vermektir. Bir keresin­ de, labirentlerinden bktn söylemitir.16 1974 ylnda, alayc bir üslupla yazd ksa biyografisinde, Borges, onu "Borges" yapan özelliklerden usanm görünmektedir.
Onun esrarengiz tuhaflna, karakterindeki defoya geri dö­ nelim. Onun ilk 30 yln anlatmaya balamadan önce, Arjan­ tin'deki taralln ve Avrupa'dan okyanus mesafesindeki uzak­ ln, aklc bir savunmas ve evirmesi olan "Arjantinli Yazar ve Gelenek" balkl deneme yazsndan alnt yapacam. Borges öyle demi; "Biz Arjantinliler, neyi ne zaman okuyacamz ko­ nusunda özgürüzdür; biz, tek parçal bir gelenein kurbanla­ r deiliz." Bu ifade, Per6n'un faist iktidar srasnda milliyet­ çilie kar yaplm bir saldryd. Borges bu deneme yazsn, 1950'de, "Colegio Libre de Estudios Superiores"te bir konuma halinde sundu; kendi isteiyle· daktiloya çekilen konumasn, 1932' de hazrlad Discusi6n (Denemeler ve Eletiriler) adl der­ lemenin yeni basksna eski bir tarih atarak ekledi. Yazlarn sü­ rekli olarak gözden geçirerek sadeletirdi (ve kronolojiyle, olgu­ lar küçümsedi). lk denemelerinin yeniden baslmasn yasak­ lad için, dul ei Maria Kodama ancak o öldükten sonra bun­ lar yaymlayabilecekti: Inquisiciones (1925), El tamano de mi espe­ ranza ("Umudumun ekli") (1926), El idioma de los argentinos ("Ar­ jantinlilerin Dili") (1928). Ancak, bu etkili konuma:n geçmi­ i ve içerii bir kenara, Borges, Arjantin kültürünü, ispanya ve Avrupa'yla olan ilikisini göz önüne alarak, "sadakatsiz" diye nitelendirmiti.17 Sadakatsiz sözcüü, Borges'i özetlemektedir; o, faal durumda, haylaz bir saptrmacdr; ona haddini bildiremez­ siniz, akacdr, düzenbazdr, bir ba belasdr. Borges eski bir
16 Cesar Fernandez Moreno, "Weary of Labyrinths: An Interview with Jorge Luis Borges", Encounter (Nisan 1969), s. 3-14.
17 Obras completas, s. 273
14
Fransz röportajcya, metinlerindeki cümlelerin arasna birtakm akalar (blagues) serpitirdiini söylemitir.18 Onun kimseye kar sadakat ba yoktur. Onun düünce tarznda sadakatsizlik, ile­ yen bir avangard ahenksizliktir: Ben hiç kimseyim, bir kiiliim yoktur, biz yüzeysel kiiliklerimizin altnda hiç kimseleriz . . . ve­ saire. Bunlar ondaki "zeka parltlardr" (boutades); aslnda k, temiz kyafetleriyle bizatihi bir orta snf beyefendisi olan ve her gün süt içen Borges de, avangardn epater le bourgeois ("orta snf oke et") yöntemini kulland. Onun bu mizahi yönü, röportajla­ rnda, ani cümle bitilerinde, öngörülemez sfatlarnda, rastgele listelerinde, çelikilerinde, muzip yorumlarnda ve özellikle de sahte bilgeliinde ortaya çkmaktadr . . . Bu onun edebi benlii­ nin bir yüzüdür. Borges'le yakla be yl boyunca çalan Nor­ man Thomas di Giovanni onun "Ozel yaamnda bile geçici he­ vesler, kaprisler ve dülerinin peinden gittiini" vurgulamtr.19
1922'de, sava malubu Avrupa'da, on dört çok önemli yl geçirmi olan 23 yandaki Borges, Buenos Aires'e döndükten sonra yazd­ "La naderia de la personalidad" [Kiiliin Hiçlii] balkl ilk denemesinde, mutlulua ancak egonun üstünlüünü küçümseye­ rek ulalacan belirtti. Muzip bir üslupla, ego diye bir eyin ol­ madn ortaya att. Yaamn her an, eksiksiz ve yeterlidir. Yaa­ dnz her an, siz gelecee ilerlerken bütün geçmii siler. Geriye kalann tamam, olaylara ve koullara dayaldr. Biz "hiç kimse­ leriz". 1942'de, kusursuz bir hafzaya sahip Uruguayl bir çiftçiyi konu alan, "Funes el memorioso" ("Bellek Funes") adnda müthi bir öykü yazd. Bir yar okuryazar olan Ireneo Funes, attan düe­ rek sakat kalm ve kazadan sonra hiç bir eyi unutamaz hale gel­ mitir. Funes'in geçmii tüm ayrntsyla hatrlayabilmesi, imdiki zaman yaamay durdurup, gelecek anlarn ylmasn engelle­ mesine baldr. Borges'in egoya kar saldrs, T. S. Eliot'n, airin, egomaniden kurtulmak üzere kiiliinden kaçn kefetmesinde yank bulmutur. Borges nefret ettii eyleri, edebi bir yolla snf­ landrrd; bunlar, çada toplumlarmzn hala tapt "romantik
18 Georges Charbonnier, Entretiens avec forge Luis Borges (Paris, 1967), s. 20. 19 Norman Thomas di Giovanni, The Lesson of Master: On Borges and his Work (Lond­
ra, 2003), s. 47.
Borges Budist miydi? Onun Budizm'e olan büyük merak, bize kendisi hakknda bir ipucu verebilir mi? Bence o, aklna es­ tiince Budist'ti, ancak, Obras completas'n ikinci cildinin 1979 ta­ rihli basksnn epilogunda listeledii "heveslerinden" (aficio­ nes) biri olan Budizm'in felsefesini ve doktrinini örenmiti. Bor­ ges, Budizm'i, Cenevre'deyken, 1914'te, ömrü boyunca hayra­ n olarak kalaca Schopenhauer sayesinde kefetmitir. 1980'de Budizm'in, Hume ve Macedonio Fernandez'den kefettikleri­ ni salamlatrdn belirtmitir. Ornein, fan tas tik edebiyatn dallar olduklar ve gerçek bir deer tamadklar gerekçesiyle, tanrbilim ve felsefeyle alay etmitir. Sistematik felsefe hakkn­ da yazlan eyleri okumay sevmi ve Budizm'in bir yere varma­ yacak düünmeleri reddetme anlayna benzeyen entelektüellik kart bir görü gelitirmitir. Onun bu kukucu tutumu, kendi­ si de bir yazar olan Bertrand Russell' anmsatmaktadr. Issz bir adaya düse yanna Russell' almak isteyecei konusunda aka yapmaktan çekinmeyen Borges, Fernando Sorrentino'ya, man­ tksal saçmalklara bayldn .ifade etmitir. 20
1976'da, Borges körken, eski bir arkada ve bir biyografi ya­ zar olan Alicia Jurado'nun katlmyla, Que es el budismo'yu (Bu­ dizm Nedir?) yazd. Alicia Jurado bir yazsnda, bu çalmann te­ melde Borges'e ait olduunu ve onun Colegio Libre de Estudios'ta verdii derslerin notlarndan faydalandklarn açklamtr. Ko­ nuyu çok dallandrp budaklandrmadan, Borges'in Budizm'le ilikisinin ne olduuna bakalm. Balangç olarak diyebiliriz ki Borges, Budizm'in bir sava balatmayan, tolerans telkin eden, ruhban snf olmayan (sadece dervilik içeren) ve benlii yükle­ rinden kurtarmaya yarayan, tanr tanmazlna inanrd. 21 Orta yolu izlemek, onun kendi yaam tarzna yaknd; o, ehvetli ar­ zulardan kaçnmak, dünyevilikten ar ekilde uzaklamamak, suçluluk duygusu barndrmamak, pimanlk duymamak, ba-
20 Fernando Sorrentino, Siete conversaciones con /orge Luis Borges [1972] (Buenos Ai­ res, 2001), s. 152.
21 Jorge Luis Borges, Obras completas en colaboraci6n (Buenos Aires, 1979), s. 719.
16
lamamak gibi aklsal konularn hepsinde, Budizm'in mutlak idealizmini uygulad. Arlktan kaçnmak, onun günlük yaam biçimiydi. Ayrca, geçmiin tamam zihinde kalanlardan ibaret olduu için, Budizm de tarihi reddetmektedir. O, bütün insan­ larn Homeros olduunu düünürdü. Jung'un arketip hipotezine paralel bir mantkta düünerek, kronolojiyi ve gerçekleri anlam­ sz bulmas dile dümütür. O, tarihlerle ve isimlerle ilgilenme­ di; bütün düünürler, Platon ve Aristoteles'i tekrarlar, bütün ya­ zarlar da Homeros ya da Shakespeare'i.22 1942'de, "Descreo en la historia" ("Tarihe nanmyorum") diye yazd.23 Bengalli air Ta­ gore ve bütün dier Doulular kastederek, "Onlar sonsuzlk­ la ilgilendiler ama zaman es geçtiler" yorumunda bulundu. in­ sani istekleri küçümsemek için, çou zaman perspektifleri tari­ hi sralamasndan alp, öykülerindeki sonsuzlua tad. Bu ani anlatmsal oyun, onun his dünyasnn bir parasyd: "Historia del rey y de la cautiva" ("Savaç ile Tutsan Oyküsü") adl öy­ küsünde, "Droctulft'u bir sub specie aeternitatis diye düünelim biz" derken, dier bütün bireyler gibi benzersiz ve anlalmaz bir bireyden deil, "o ve onu izleyenlerin oluturduu, unutuun ve bellein bir sonucu olan gelenekten" bahsetmiti. 24 Bu sonsuz bak açs sayesinde, herkeste farksz olan bu öze döneriz.
Budizm'in de, Borges'in de eit ölçüde reddettikleri bir dier ey, nesnel gerçekliktir. Borges edebi bir düzeyde, gerçeklikle alay etti, çünkü dilin gerçee hakim olabileceine inanmyordu. Dün­ yann kitaplar sayesinde bir anlam ifade edecei absürdlüünü konu alan "Babil Kitapl" adl öyküsünde (1941), anlatc oku­ ra yönelir ve sorar: "Beni okuyanlar, Sizler, dilimi anladnzdan emin misiniz?"25 Budizm, onun bilgece kahkahalarnn yannda, gösterii ve bibliyografileri aalamasn anlamamza da yar­ dm eder. Sadece kitap okumakla ve düünmekle bir Budist olun­ maz. Bu, ahlak gerçek hayatta uygulama meselesidir. Borges, en-
22 Obras completas, s. 580. 23 Borges en Sur, s. 248. 24 Borges, bir peri öyküsünden ziyade, Avrupal kadnlar ("cautivas") kaçran yer­
lilere atfen "Historia del rey y de la cautiva" baln kullanmtr. ["Savaç ile Tutsan Öyküsü", çev. Tomris Uyar, Alef, letiim Yaynlar, 2005, s. 46].
25 Collected Fictions, s. 118. ["Babil Kitapl", çev. Tomris Uyar, Ficciones - Hayaller ve Hikayeler, letiim Yaynlar, 2005, s. 75].
17
telektüel tarihi bir gösteri ve saçmalklar tarihi olarak görürdü. Minotauros'un anlatt "La casa de Asteri6n" ("Asterion'un Evi") adl fantastik öyküde, "Filozof gibi, ben de yaz sanat araclyla hiçbir eyin aktarlamayacana inanyorum"26 ifadesi, bize onun hakknda yeni bir fikir vermektedir. Burada konuan, Borges'in kendisi olmayabilir, ancak, sözcüklerin snrlaryla ilgili görüü onun bütün çalmalarna ilemitir. Budizm, dilin Nirvana'ya, yani görünülerin ötesindeki yoklua ulaamayaca uyarsn­ da bulunur. Gerçek, sözcüklerde gizli deildir; onun en önemli öykülerinden biri olan kurmaca "Alef", Budistçe bir akadr. Öy­ küde, Borges'in bodrumdayken gördüü sonsuz sayda ve eza­ manl eylem, onun listeleriyle, yani birbirini izleyen sözcükler va­ stasyla tekrar yaratlamaz. Yalnzca zamann dndaki bir mis­ tik, tek bir dev saniye içinde her eyi görür, fakat daha sonra bun­ lar aktaramaz (Borges sonsuz bir acma ve sonsuz bir hayran­ lk duyar). Onun bu enfes Budizm çalmasndaki en ikna edi­ ci yön, egonun, benliin, onun öz dogmasnn reddedilmesidir. Benlik yoktur, yalnzca içteki ahitler, izleyiciler, daima atan, çe­ kien iki Borges, "Borges ve Ben" vardr. 27 Bu öyküyle ilgili bir yorumunda, bandan geçenlern, aslnda hiç geçmemi olduu­ nu hissettii anlardan bahsetmitir. Bu ani gerçekdlk hissinin balangç noktasn, Hint felsefe okullarndan birinde bulmu­ tur. Borges zihinsel huzurun, mqtluluun, dinginliin ve duygu­ lardan, cinsel arzulardan, öhretten, kendindeki koyu kitap dü­ künlüünden arnmann peinden kotu. Benlii reddetmek ve içindeki yoklua dalmak, onun için bir tür rahatlamayd.28 Ho bir kalenderlik de bunun sonucuydu. Borges'in Budizm anlay­ na göre, hepimiz bir dizi anlk ve münferit önceki benlik tarafn­ dan, ba döndürücü bir ekilde üretilen birer yanlsamayzdr.29 Kendisinin aslnda bir hayalden, bir bakasnn düünden baka bir ey olmadn "büyük bir dinginlikle, eziklikle, dehetle" an­ lamasyla biten "Döngüsel Ykntlar" adl öyküsü, bu konuyu ele
26 A.g.e., s. 220. ["Asterion'un Evi", çev. Fatih Özgüven, Alef, letiim Yaynlar, 6 . Bask, 2005, s . 62] .
27 Obras completas en colaboraci6n, s. 728, 752. 28 A.g.e., s. 774. 29 A.g.e., s. 747.
18
almaktadr. 30 Hepimiz, gerçek bir kimlikten yoksun, aç hayaletle­ riz. Borges, Budizm'i uygulama olarak benimsememi ve sadece okur sfatyla, Budizm üzerine yazlm metinleri okumaya odak­ lanmtr; yapt okumann tamamnn, özel bir tür odaklanma ol­ duunu ifade etmitir.
Yaamnn son on ylnda, onun en samimi dostu olan Maria Kotlama, bir röportajnda onun Budizm ile ilgili okuduklarn­ dan, Oryantal bir bak açs türettiini söylemitir.31 Ta 1980'lere kadar, en büyük yanlglarmzdan birinin "ego" olduunu sa­ vunmutur. Borges'in ilk ngilizce biyografisini yazan Emir Rodriguez Monegal, onun la naderia de la personalidad teorisinin, (kiiliin hiçlii) onun bütün yaptlarna sirayet ettiini fark et­ miti. Borges, 1923'te kendi bana bast, Fervor de Buenos Aires [Buenos Aires Hummas] isimli ilk iir kitabnn kapann içi­ ne, okur ve yazar arasndaki benzerlikler hakknda bir not dü­ tü; "Bizim hiçliklerimiz, birbirinden biraz farkldr; sizin bu al­ trmalarn okuyucusu olmanz, benimse yazcs olmam, tama­ men bir tesadüftür ve önemsizdir."32 Belirtmek istediim o ki, bu bir teori deil, onun mizacn bir paasdr. Eserlerinde her za­ man egoyla alay etmitir. Ornein, "Olümsüz" öyküsünde öy­ le bir ifade var: "Hiç kimse, rastgele biri deildir, bir tek ölüm­ süzse, insanlarn tümüdür. Cornelius Agrippa gibi ben de tanr­ ym, kahramanm, feylesofum, eytanm ve dünyaym ben, var olmadm söylemenin bezdirici bir yolu bu."33 1945'te, en bü­ yük edebi ihtirasnn, dünyadaki bütün okurlar tarafndan ba tac edilecek, ancak gerçek Borges'le hiç ilgisi olmayan bir kitap, bir sayfa, bir paragraf yazmak olduunu ifade etti. 34
Borges, W. H. Hudson'n ve Cunninghame Graham'in biyog­ rafilerini kaleme alan natüralist yazar Alicia Jurado (d. 1922), El
30 Collected Fictions, s. 100. ["Döngüsel Ykntlar", çev. Tomris Uyar, Ficciones - Ha­ yaller ve Hikayeler, letiim Yaynlar, 6. Bask, 2005, s. 51].
31 Cristina Castello, "Entrevista con Maria Kotlama", Cuadernos Hispanoamericanos, 651-2 (Eylül/Ekim 2004), s. 219-30.
32 Emir Rodriguez Monegal, "Borges: el lector como escritor", Convergencias/diver­ gencias/incidencias (Barcelona, 1973), s. 290-4.
33 Collected Fictions, s. 191. ["Ölümsüz", çev. Tomris Uyar, Alef letiim Yaynlar, 6. Bask, 2005, s. 21].
34 Jorge Luis Borges, Oeuvres completes, 1, editör Jean Pierre Bernes (Paris, 1993), s. 1248.
19
mundo de la palabra [Sözcüklerin Dünyas] (1990) balnda top­ lad anlarnn ikinci cildinde, Borges'le kadim dostluunu ir­ deler. Jurado, Ecuador ve Avenida Santa Fe caddelerinin kesii­ minde, bir zamanlar Bioy Casares ve Silvina Ocampo'nun yaa­ d apartmanda, Borges'in yemek yedii ve her akam yaz yaz­ d Buenos Aires'in barrio norte 'sinde ikamet eden, güzel yüzlü, inatç bir kadndr. Anlarnda bahsettiine göre, Borges'in, Ficci­ ones eserinden çok etkilenmi ve onunla Estela Canto sayesinde tantklarnda, yazlarndakinden çok daha farkl bir Borges'le karlamann aknln yaamt. Süslemelerden arnm, tu­ haf sfatlar ve fiillerle dolu, o güçlü yazlarn sahibi bu adam, ger­ çekte, sradan, yumuak yüz ifadesiyle, titreyen sa eliyle, çekin­ gen, kekeleyen, gözleri görmeyen birisidir; Jurado bunu, Spar­ tallara özgü bir cesaretle yazmtr. Borges 55 yandayken, o 32'sindeydi. Haftada bir iki kez görütükleri, fiziksel çekimden yoksun dostluklar, Borges ölene kadar sürdü. Hizmetçi Fanny, Jurado'nun, Borges'i ezbere bilen pek az kiiden birisi, bir "can yolda" (entranable amiga) olduunu söylemitir. 35 Borges günle­ rini, annesinin evinde, küçük bir kitaplk ve demir bir karyolann bulunduu minik bir odada gçirdi. Kitaplnda kendi yazd tek bir kitap bile yoktu. O, gerç€kten de, bu dünyann dnda ya­ ad; radyo ve gazeteleri küçümsedi; Arjantin'in tutkusu futbol­ cular hakknda bir fikir sahibi lmad ve onlarn baarlarndan övünç duymad. 1980'de, spanya Kraliçesi, ona Cervantes ödü­ lünü kazandn bildiren bir telgraf çektiinde, Borges, Alicia Jurado'ya, "bu Sofia da kim?" diye sormutu. Hepsi bir yana, Ali­ cia Jurado, Borges'le sk sk yürüyüe çkar ve bu yürüyüler s­ rasnda, onun absürd mizahnn ve çlgn Lewis Carroll mant­ nn aça çkmasn salard. Jurado, yanndayken en çok gülüp elendii kiinin Borges olduunu söylerdi.36 Borges'in Budizm konulu seminerlerinde sakncal sözler edebileceinden endiele­ nen Per6n'un, kendisini bilgilendirmekle görevlendirdii casus­ lar, diyor Jurado, bir keresinde ar sklarak uyuyakalmlard.
35 Epifania Uveda de Robledo ve Alejandro Vaccaro, El seiior Borges (Buenos Aires, 2004), s. 142.
36 A.g.e., s. 144.
Buenos Aires'ten Palermo'ya
Borges, Buenos Aires'te, 24 Austos 1899'da, anneannesinin Tu­ cuman 840 Soka'ndaki evinde bir k günü dodu. Buenos Aires'te klar, bazen nem yüzünden çok daha sert geçerdi (ho, o zamana kadar yalnzca iki kez kar yamt.) Avrupa'ya ba­ kan ve on dokuzuncu yüzyln sonuna kadar, kucak açt mil­ yonlarca göçmenin etkisiyle ülkesinin kimliini deitiren bu li­ man ehrinde doan Borges, özbeöz porteiio'dur. O halde, onun doduu günden itibaren bir Avrupa özlemini miras ald­ n söyleyebiliriz. O, kendisini sürgündeki bir Avrupal gibi his­ setmekteydi. Onun okuma kültürü, arlkl olarak ngilizcenin, Avrupa'nn etkisindeydi. Avrupa edebiyatna dair ne bulursa sa­ brszca okurdu ki bu onun için doutan kazanlm bir hakt.
Borges'in doduu Tucuman Soka'ndaki ev yklarak, ye­ rine baka bir ev ina edilmitir. Buenos Aires, kaderinde ykm olan bir ehirdir. Zira son modaya uygun binalar yapmak ad­ na ehrin geçmii moloz ynlarna çevrilmitir. Onun doduu evin bulunduu mahalle tipik sömürge mimarisindeydi. Bunlar zaguan diye tabir edilen, yüksek tavanl bir antresi olan, yüksek ön cepheli, tek katl evlerdi. Bu evlerin (ilkinin zemini ta döe­ li) iç avlularnda, aljibe denilen ve içine suyu sinek larvalarndan arndrmak üzere birkaç sukaplumbaas braklan bir su de:p_o­ suyla birlikte bir kuyusu ve bir de arap deposu bulunurdu. On kapda, o tarihte zil henüz icat edilmedii için, bir kap tokma­ vard. Borges iki yandayken ailesiyle birlikte kendi evlerine tanm olmasna ramen, geleneksel sömürge mimarisini yan­ stan evlerinde yaadklarn birçok iirine konu etmitir. Bugün
2 1
bu evin yerinde, duvarnda mavi bir levha asl bir Borges vak­ f bulunmaktadr.
Kendisiyle ayn ismi tayan babas Jorge'den kaltm yoluy­ la ald miyopluk ve sonradan kademe kademe ilerleyen körlük, Borges'in yakasn ölene kadar brakmayacakt. Görme gücünü kurtarma pahasna sekiz ameliyat geçiren Borges, resmi kayt­ lara göre, atalarnn bu kaltmsal hastalndan strap çeken al­ tnc nesildir. Miyoplarn kendine has bir ruh hali olmal. Miyop hastalar, harfler, resimler gibi yakn mesafedeki objeleri görür­ ler, ancak gerisi bulanktr. Miyopluk, çekingenlie de yol açar. Borges miyop olduu için görsel tasvirlere pek rabet etmezdi. Halefi, eletirmen Ricardo Piglia, onun miyopluunun, benze­ ri görülmemi ar yakndan okuma yöntemini douran bir çe­ it büyüteç olduu fikrini ortaya atmt. 1938'de, Borges zayf­ lam görme gücü yüzünden ölümle burun buruna geldii bir kaza geçirdi ki, kitabn devamnda bundan ayrntl olarak bah­ sedeceiz. Ne var ki, bu kazadan sonra kendisini dünyaca ünlü edecek kurmacalarn oluturmaya balayacakt (daha önce air ve eletirmendi). Birdenbire ortaya çkan kör olma korkusu içi­ ni kemirirken, o, belleinin on.un dünyaya açlan penceresi ola­ can biliyordu. Tarihte pek az yazar bellekle onun kadar zeki­ ce oynayabilmitir. "Anmsayabilmek" diyor bir yazsnda, "kut­ sal bir eylemdir."1 Bir okur için .körlük, olaanüstü bir beladr. O kör alfabesini örenmedi; saysz iiri ve yazy ezberledi, dost­ lar okudu, o dinledi ki bundan büyük keyif ald. 1955'ten son­ ra, çalmalarn dikte ederek yazdrd. Kör olmadan önceki Bor­ ges ile kör olduktan sonraki Borges, birbirlerinden farkl yazar­ lardr, çünkü kör Borges, az önce yazdrdklarn göremediin­ den, onlar bakasndan duymak zorunda kalrd. Borges, körlük ve kendi yaad körlüün Homeros, Milton ve Joyce'la olan ili­ kisi üzerine etkili yazlar yazmtr. Körlük, onun tuhaf ak ha­ yatn bile etkilemitir. Borges, Amerikan air ve çevirmen Wil­ lis Barnstone'a, "Körlere karanlk yasaktr. Ben ldayan bir sisin ortasnda yayorum"2 demitir. Miyoplukla balayp, körlükle sonlanan bu sancl süreç onun kaderiydi.
1 Jorge Luis Borges, Collected Fictions, çeviri Andrew Hurley, (Londra, 1998), s . 131. 2 Willis Barnstone, Borges at Eighty: Conversations (Bloornington, iN, 1982), s. 34.
22
O, doutan yazard. "Benden beklenen, bir yazar olmamd" der anlarnda.3 Yazar olacandan kukusu yoktu; bu, onun ka­ deriydi. Yazar babas, 1920'de El caudillo [Lider] adl tek romann zor bela yaymlam, bozguna uram bir edebiyatçyd. 1925'te, olunun edebiyat gazetesi Proa için, Omer Hayyam'n Rubaiyat eserini çevirmiti. Ancak, Borges'i en etkili biçimde eletirecek kii, biricik olu için, D. H. Lawrence, Herbert Read, Faulkner ve Kafka çevirilerini yapan annesiydi. Borges'in soyaacnda özel­ likle Lafinur'lar gibi geçmiin saygn yazarlar . bulunuyordu. Ressam olmaya karar veren kz kardei Norah, lspanya'nn en itibarl edebiyat eletirmenlerinden ve ayn zamanda avangard air olan (bir ultraista) Guillermo de Torre ile evlenmiti. Guiller­ mo Juan Borges isimli kuzeninin, avangard camiada sözü geçer­ di. Okuma, kitaplar, aile kitapl, edebiyat arkadalklar, yaz ve kitap konulu sohbetler, onun yaamn tayin etti. Onun bir ya­ zar olmaktan baka ans yoktu (kütüphanede çalt, üniversite­ lerde öretmenlik yapt ki, sonradan ortaya çkan bu meslekler, varolusal kesinlik bakmndan, onun doutan bir yazar olma­ syla ilgiliydi).
Sahip olduklar San Nicolas'taki arazi dahil, bütün malvar­ ln kaybeden bir aileden gelen annesi Leonor Acevedo Suarez (1876-1975), Borges'e, serveti ve lüks yaam küçümsemeyi, tasar­ ruflu olmay miras brakt. Hidalgos pobres (Yoksul Asiller) na­ myla bilinen bu insanlar, yoksulluu kültür ve nezaketle örten, klksz d görünülerine ramen, soylular gibi davranmaya ça­ lan kiilerdi. O, bedenini ve onun duyusal ilevlerini, akl dün­ yasn altüst ettikleri gerekçesiyle reddeden ve tercihini daima basit alkanlklardan yana kullanan bir beyefendiydi.
Ailenin ilk evlad Borges, annesine de babasna da yaknd ve pek çok psikanalitik spekülasyonun kayna da bu hayrl ev­ lat sendromuydu. Annesi 1975 ylnda 99 yandayken ölene ka­ dar, onunla ayn evde yaad. Okumalarnn çounu yapt dar karyolasnda uyumay severdi. Annesi öldüünde o artk 76 ya­ na gelmi kör bir adamd. Evlenene kadar baba ocanda ya­ amak, Buenos Aires'teki Katolik aileler nezdinde süregelen bir
3 Jorge Luis Borges, The Aleph and Other Stories, 1933-1969, Norman Thomas di Giovanni, (yazarn itirakiyle) editör ve çevirmen (New York, 1970), s. 211 .
23
adetti. Dolaysyla, onun okumas, yazmas, kafelerde ve sokak­ larda geçen, yazarlara, airlere özgü bir hayat sürmesi, bir flaneur olmas için artlar müsaitti.
Borges'in akam yemeklerini evde yemesinde srar eden, onun her yazdn okuyup, sk sk sansürlemeyi kendine görev bilen annesi Leonor, dehet verici ve erkeklik öldürücü bir anne olarak görülebilir. Borges, Narman Thomas di Giovanni'yle bir­ likte ngilizcede kaleme ald anlarnda, müdahaleci, züppe, Katolik ve bir keresinde Peron tarafndan ev hapsi cezasna çarp­ trlan annesi için kibar sözler sarf etmitir (kz kardei Norah, cezaevinde bir ay geçirmitir). O, ailesinin yakn geçmite özgür­ lüüne kavuan Arjantin'in belkemiini oluturduuna inanrd ki bu fikri ona annesinden kalan bir mirast. Bir iirinde, atalarn Saksonlardan, Araplardan ve Barbarlardan ileri gelen askerler ve toprak sahipleri olarak tarif etmitir.4 Borges'in atalarna tapn­ mas siyasi bir anlam tard, çünkü, tpk 1905'te, Montevideo'da sürgünde ölen anne tarafndan dedesi Isidoro Acevedo gibi, ata­ larnn hepsi unitarios namyla, tiran Rosas'a kar savamlard.5 Borges, atalarna duyduu minnet duygusunun etkisiyle, kendi­ ni, ehirli, eksik, korkak birisi. gibi yanstt birkaç kasvetli ii­ rinde, savataki basit kahramanlklar anlatmtr. Bahsettii ata­ larndan biri, 1824'teki Junin (Peru) Sava'nda, dümanla çarp­ tktan sonra, kurtarc Siman Bolivar tarafndan methedilen, an­ nesinin büyükbabas Albay Isidoro Suarez'dir. Bir dier atas da, bilindii kadaryla, 1874'teki La Yerde Sava'nda, onurlu bir inti­ harla, dümann onu öldürmesine izin veren, aslnda kurunlara hedef olan, baba tarafndan dedesi Francisco Borges'tir. 6 Vatanse­ ver ailelere hayranlk duymak, onun annesinden gelen bir özel­ likti. "Alef" adl muhteem öyküsünü adad, cazibeli kadn Es­ tela Canto, Borges'le tuhaf ilikisini de masaya yatrd, aman­ sz bir biyografi kaleme almtr. Canto'yu bu kadar küstahça davranmaya iten, ona bedenini sunmasna ramen, Borges'in onu reddetmesiydi. likilerinde barda taran son damla, an­ nesi Leonor'un, kendilerine misafirlie gelen Estela'y evin için-
4 Jorge Luis Borges, Obras completas (Buenos Aires, 1974), s. 51. 5 A.g.e., s. 86-7. 6 A.g.e., s. 828-9.
24
de adm adm takip etmesiydi (Leonor'un amac, olunu o ka­ dndan korumakt). Estela Canto, Leonor'u, Borges'inkine ben­ zer sarkk yüzü ve kömür karas gözleriyle ufak tefek bir kadn diye tarif etmitir. Canto, Borges'in, annesinin efkatinden yok­ sun kald takdirde, yazarlkta çuvallayacan iddia etmitir. Oysa Borges, annesinin urunda büyük emek harcad himaye etme güdüsünü asla sorgulamam, bu durumun ilikisini ykt­ n fark edememiti. Annesinin zalimliini, o krlmaz basks­ n hep görmezden gelmiti.7 Annesine, alk olunmayan biçim­ de, "mama" yerine daima "madre" diye hitap ederdi. Annesi de ona "Georgie" lakabn takmt. Alicia Jurado, biyografi yazar­ larnn Leonor'a iftira ettiklerini düünüyordu; Jurado'ya göre bu kadncaz, kör kocasna ve ilerleyen yllarda kör olan olu­ na kar kusursuz bir sadakat duymaktayd. Leonor anlarn, Alicia Jurado'ya dikte ederek yazdrd, ancak Jurado, daha son­ ra bunlar kark bularak, basmaya deer görmedi. Borges, an­ nesinin, aile portreleri ve maun rengi yatann bulunduu ter­ tipli odasn, o öldükten sonra olduu gibi brakt. Yine her gün evine dönecek, annesinin odasnn kapsnn önünde durup, o gün neler yaptn bu bo odann duvarlarna anlatacakt. Emir Rodriguez Monegal, Borges'in annesi tarafndan davet edildii bir öle yemei hakknda, günümüzde çok mehur bir anekdot aktarr; o zamanlarda, Monegal 25 yanda, evli bir edebiyat ele­ tirmenidir. Borges ise 47 yandadr ve bekar olduu için hala baba ocanda yaamaktadr. Monegal'e et ve arap sunulduktan sonra, hizmetçi kadn, Borges isimli "çocuun" da (el niiio) arap içebilmesi için annesinden izin alr.8 Epifania Uveda de Roble­ do isimli hizmetçi kadna göre, bu anne "Oldukça otoriterdir".9
Borges, karsnn savlaryla çatan müfik bir adam ve filo­ zof ruhlu bir anarist olarak tarif ettii babas Jorge Guillermo'ya kar (1874-1938) samimi hisler beslemitir. Guillermo, Arjantin'e ilk ngilizce gazetenin editörlüünü yapmak üzere gelen bir
7 Estela Canto, Borges a contraluz (Madrid, 1989), s. 1 7. 8 Emir Rodriguez Monegal, /orge Luis Borges: A Literary Biography (New York, 1978),
s. 468. 9 Epifania Uveda de Robledo and Alejandro Vaccaro, El seiior Borges (Buenos Aires,
2004), s. 57.
25
adamn Staffordshire'da düyaya gelmi kz, yani annesi Fanny Haslam'dan ötürü, bir yar Ingiliz'di. Borges, babas ve babaan­ nesiden, evlerinde konuulan ilginç Edwardvari bir ngilizceyi miras almt. Borges'in babas 1914'te, göz ameliyat olmak için ailesini de kendisiyle birlikte Avrupa'ya sürükleyerek, tüm ai­ lenin Birinci Dünya Sava'nn sonuna kadar yurtdnda bek­ lemek zorunda kalmasna sebep olan, uysal, tembel bir avukat ve bir akademisyendi. Guillermo kör olunca da çalmay brak­ mak zorunda kalmt. Yaamnn son yllarnda geçirdii ba­ ka bir göz ameliyat sayesinde görme yeteneine tekrar kavutu. Borges, "Buenos Aires" iirinde, babasnn iyilemesi karsn­ da duyduu sevinci öyle ifade eder: "Quintana Soka'nn kal­ drmlarnn üstünde alayan, kadim dostu yldzlara kavuan, kör babamd."10 Bu, Borges'in asla eriemeyecei bir mucizeydi. O, babasndan, metafizie, psikolojiye (Berkeley, Hume, William James) ve Dou edebiyatna (Lane, Burton) tutkuyla bal olma­ y miras ald. Babadan ola geçen bir dier miras da, Ispanyol­ larda hiç rastlanmayan bir alkanlk, yani sözlüe ve ansiklo­ pediye bavurma merakyd. Bir Arjantinli için babann vejetar­ yen olmas tuhaf bir durumdur. Borges'teki gizli alaycl ve ile­ ri düzeydeki kukuculuunun büyük bir bölümü, onun kendi­ sinden daha saf, daha idealist ve daha samimi babasyla arasn­ daki bir diyalog olarak görülebilir. Onun idealistlerle ve idealist­ likle alay etmekten zevk almas, bu tükenmek bilmez baba-oul tartmalarndan kaynaklanr. Borges'in, Zeno'nun paradoksuna sürekli atfta bulunmas da babasyla yapt satranç maçlarn­ dan ileri gelmektedir.11 Borges'in bir akl hocas olarak gördüü, babasnn yakn arkada, okumay ve tartmay yazmaya tercih eden bir kafe Sokrates'i olan Macedonio Fernandez'in dostluu, babadan oula geçen bir baka mirastr. Borges, Macedonio'yla sohbet etmek için, cumartesi günleri, akam olunca soluu ünce mahallesindeki La Perla isimli bir kafede alrd. Anlarnda bah­ setmedii bir dier husus, mutsuz bir evlilik yapan kadn dükü­ nü babasnn, olunu, ilk cinsel deneyimini yaatmak üzere gö­ türdüü Cenevre'deki bir genelevde ona kendi metresini sunma-
10 Obras completas, s. 1009. 11 The Aleph, s. 277.
26
syd (toy Borges çekingenlii yüzünden testi geçememiti). Tah­ min edilecei gibi, Borges'in çalmalarna apaçk yansyan cin­ sellie kar nefretin olumasndaki en önemli sebeplerden biri, babasnn yol açt bu olumsuz deneyimdi. Annesi, onun, yük­ sek sesle iir okurken babasna çok benzediini düünürdü. Fa­ kat babasnn El caudillo [Lider] romann kara listenin bana ko­ yarak okumas hiçbir zaman bitmeyecek kadar uzun romanlarla alay eden, hatta hiçbir uzun roman sonuna kadar okumamak­ la böbürlenen Borges'in balca miras, airden ziyade yazar ol­ makt. Nosotros dergisinde soneleri çkan babas, air ve ayn za­ manda bir çevirmendi. Hacia la nasa [Hiçlie Doru] diye bir pi­ yesi imha etmiti. Baba, oluna, çok okumay, çok yazmay, çok imha etmeyi ve bask için acele etmemeyi nasihat etmiti; çün­ kü, kendi de öyle yapmt. Baba katili olma eilimi, bir hiçe veya babasnn hayaletine dönüme korkusu ve bunlar gibi daha bir­ çok psikanalitik spekülasyonun, Borges'in yaptlarna ve yaa­ mna önemli etkileri olmutur. Bence, Borges'in babas, oluna edebi cesaret verme konusunda en az Edmund Gosse'nin veya V. S. Naipaul'un babas kadar baarlyd_. O halde, yazar olmak, atalara ve Ingiliz yazarlarna kar hayranlk duymak, kafelerde miskin miskin oturup, kurmaca­ lar üretmek, ona anne ve babasndan geçen özelliklerdi. Anne­ si bamsz Arjantin'i yaratan yerel kahramanlar zihninde son­ suza kaar yaatmay, babasysa, anavatana yabancl, kitapla­ r, evde Ingilizce konuulmasn, hayalci, bohem bir yaam tarz­ n ona miras brakt. Burada, Borges'in farkl bir ikiye bölünmü­ lüüyle karlarz; anesiyle babasnn arasndaki uçurum, onu muallakta brakmtr. ilk kez 1953'te, La Naci6n gazetesinde ya­ ymlanan, onun en sevilen ksa öykülerinden "Güney"in balan­ gcnda, __
açkça biyografik öeler içeren bir öz tanmlama mev­ cuttur. Oykünün bakahraman Juan Dahlmann, 1871'de, Buenos Aires'e ayak basan Protestan rahibi Johannes Dahlmann'n toru­ nudur. Juan Dahlmann ismine ramen, kendisini "Bütünüyle Ar­ jantinli" (hondamente argentino) saymaktadr. Anlatc, büyük baba Johannes'ten torun Juan'a deiimin izlerini takip ederek, bu Ar­ jantinlilik duygusunu çözümler. Juan'n anne tarafndan büyük babas Francisco Flores, mehur Catriel kabilesinden bir yerlinin
27
mzrann ucunda can vermitir. Birinin ülkesi için ölmesi onun vatanseverliinin kantdr ki bu, öykünün gizli temasdr. Dahl­ man, her ne kadar "Kökenindeki uyumazl" kabullenmi olsa da, bir savata romantik bir ölümle ölen atasn, yani annesinin tarafn seçmitir. Bu destans geçmiten tüm artakalan, "Eski bir klç, ifadesiz yüzlü, sakall Flores'in bir daguerreotype'ini içe­ ren deri bir çerçeve, belli müziklerin afra tafras ve zarafeti" ve gaucho'nun, * neredeyse milli bir destana dönüen, 1872 seneli, protest iiri Martin Fierro 'nun aina dörtlükleridir.** Borges, bun­ larn "Yürekten, fakat hiçbir zaman gösteriçi olmayan bir milli­ yetçilii beslediini" (criollismo alga voluntario)12 ifade etmise de, Dahlman ülkenin güneyindeki Flores ailesine ait araziye, orada­ ki mis kokulu okaliptüs aaçlarna, ovann ortasnda, kzl boyas solmu, pembeye bürünmü. büyük evlerine olan balln hiç­ bir zaman yitirmeyecekti. Oykünün ilk paragrafnda, Borges'in ikili ballklar ve kendi tercihiyle, annesinin Arjantin kahra­ manlarn (ngilizce tahsil görmü) Germen babasna yeledii açkça görülmektedir. Bahsedeceimiz üzere, göçün, büyükba hayvan bolluunun, ülkeyi sonsuza dek deitirmesinden ön­ ceki melez yapnn ve sömürge Arjantin'e ait, kendi "melez kül­ türlülüünü" (criollismo) uzunca bir süre abartmtr. 1974'te Bor­ ges, tamamlanm eserlerinin hepsini, özellikle de avlular, esirler, Peru'daki süvari basks, Rosas'n düüü ve yeni yeni özgürle­ mi Arjantin' deki bütün tarihsel olaylara dair görülerini, anne­ sine ithaf etmitir.13 Borges'in "Güney" öyküsü, onun bu kahra­ manlk düzeyine ulaamamasn konu alr. Borges bir tür erkek­ lik sorunu yaamt. Otobiyografisinde, bir kitap kurdu ve bir korkak olmaktan öteye gidememekten utandn ifade etmitir.
1901'de, Borges iki yandayken, ailesiyle birlikte, Buenos Aires'in kysna, bulank Maldonado akntsnn geçtii ve bir
* gaucho: 1) spanyol ya da Portekizliyle indio (Güney Amerika yerlisi) karm me­ lez, genellikle pampada sr yetitiricilii yaparak geçimini salayan kii. 2) Kaba, iyi terbiye görmemi adam. 3) yi ata binen, kavgac kimse.
** "Güney", çev. Fatih Özgüven, Ficciones - Hayaller ve Hikayeler, letiim Yaynlar, 2005, s. 155-163.
12 Andrew Hurley'in çevirisinden: "Bir parça kastl, ama asla iddial olmayan 'Ar­ gentinization' [Arjantinlileme]", Collected Fictions, s. 174.
13 Obras completas, s. 9.
28
göçmen bölgesi olan Palermo mahallesine tand. Serrano Soka­ 2135'teki evde bir süre yaadktan sonra, yine ayn sokak üze­ rinde, bu sefer 2147'de yeni bir ev ina ettirdiler ki, evlerin her ikisi de yakn geçmite yklmtr. Bu evin bulunduu sokaa, günümüzde onun onuruna Jorge Luis Borges ismi verilmitir; buras, restoranlar, alçak evler ve lo sokaklarla dolu modern bir muhittir. Borges'in evi, haval barrio norte 'ye epey uzak mesafe­ de, baya ve sade bir muhit olan Palermo'da nadiren rastlanan iki katl evlerdendi. Bu ev, isiz, kör bir babann himayesindeki Borges ailesi için hiç de fena saylmazd. Daha sonra bahsedece­ im gibi, o evde yaamann, yakn mesafedeki hayvanat bahçe­ si ve botanik bahçeleri gibi, olumlu taraflar da vard. Borges'in kiisel anlar, bu evde yaarken olumaya balad. Ancak ne il­ ginçtir ki, Borges çocukluk ve bebeklik dönemine ait konulara, anlarnda neredeyse hiç deinmemitir. Borges'in yazlarnda, içgüdü özgürlüüne yönelik Wordsworthvari övgüler yoktur. Estela Canto, Borges'in geveze biri olmasna ramen, bebeklik döneminden hiç bahsetmediini belirtmitir.14 Borges bir iirin­ de de bahsettii, içinde uzun bir palmiye aac, bir kara üzüm asmas, kuyudan su çekmeye yarayan krmz bir yel deirme­ ninin bulunduu, mzrak eklinde parmaklklarla çevrelenmi bahçesine kapanmt.15 Bu evde doan, kendisinden daha küçük yataki, erkeksi kz kardei Norah'yla oyunlar oynam, babas­ nn kitaplndan seçtii kitaplar tekrar tekrar okumutur. Mi­ yop, utangaç, kekeme, çelimsiz Borges, canilerin, kadn tüccar­ larnn sokaklarnda cirit att bu tehlikeli mahallede, adeta bir hapis hayat yaamtr. On bir yana gelene kadar, Bayan Tink isimli ngiliz bir mürebbiye tarafndan, evde eitilmitir. 1970'te, Borges, Palermo'daki yaantsnn tamamnn bir kitaplktan iba­ ret olduunu ifade etmitir: "Bana hayatmn en önemli olaynn ne olduunu sorsalard, babamn kitapl olduunu söylerdim. Bazen o kitapln dibinden ömrüm boyunca ayrlmamm gibi geliyor."16 Kitaplklar onun ömrü boyunca snd, huzur bul­ duu mabetleriydi. Borges'in çocukluuna dair anlar, pek çok
14 Canto, Borges a contraluz, s. 49. 15 Obras completas, s. 84-5. 16 The Aleph, s. 209.
29
sayda Ingilizce kitaptan ve ansiklopedilerdeki illüstrasyonlar­ dan kaynaklanmaktayd. Borges'in genç akl, Grimm Kardeler, Lewis Carroll, Stevenson, Burton ve Wells tarafndan istila edil­ miti. Borges annesinin yasaklar sayesinde, tavan arasnda gizli­ ce okuduu, firardaki bir gaucho'yu konu edinen, manzum öykü Martin Fierro gibi yasak olan okumann heyecann kefetmiti. Burton'n çevirdii, Binbir Gece Masallar'nn sansürsüz halini de okumutu. 1906' da, yedi yandayken, Cervantes gibi klasikle­ mi yazarlarn spanyolcadaki eserlerini taklit ederek La visera fatal [Ölümcül Mifer] adl öyküyü yazmt. Cervantes'in eser- lerini ilk önce ngilizcelerinden okuduu iddia edilse de, Bor­ ges bunu reddetmiti. Ho, "Don Quijote'nin Yazar Pierre Me­ nard" adl ksa öyküde, mizahi bir üslupla belirtecei gibi, Don Quijote'nin, Garnier'ninkinden baka bir versiyonunu okumak, Cervantes'ten baka bir yazar okumak anlamna geliyordu. 1908'de, Borges, Oscar Wilde'n "Mutlu Prens" eserini çevirip bir Buenos Aires gazetesinde yaymlattnda, aile dostlar bunu ba­ basnn yaptn zannettiler. Böylelikle Borges'in ilk yaymlan­ m eseri, bir çeviri kitap oldu (o, çeviriyi, edebi yaantsnn kilit noktas olarak görürdü). On ir yandan itibaren, evlerine yakn mesafedeki ve adn Londra' daki, Thames Irma'ndan almayan Thames Caddesi'nde bulunan bir okula gitmeye balad. Anne­ sinin zoruyla giydii "Eton" yaka ve kravat yüzünden okuldaki çocuklarn zulmüne urad.
Borges kendisini, çalkantl bir alt snf yaantya ömür boyu dükün kalacak birisine dönütüren Palermo'ya çok ey borçluydu. ehrin içindeki bir ada olarak gördüü evinden so­ kaklarn fsltsna kulak kabartp, hayal gücüyle bu ufak par­ çalar bir araya getirirdi. Çocukluunda, yerel yazar Eduardo Gutierrez'in polisiye romanlarn okurdu. 1930'da, evlerine ya­ kn mesafedeki Honduras 3874'te oturan, ara sra urayp, baba­ syla sohbet eden (Arjantinli) air Evaristo Carriego için ilginç bir biyografi yazd. Carriego'nun evi, bugün bir müze ve iir merkezidir. Borges, Tierra del Fuego 'daki çetelerden ve tangodan çok etkilenmiti ki, buras, günümüzde travestilerin bölgesidir. Ancak Borges'in cokusu mahallenin tamamna yönelikti; say­ gn bir kimlie sahip olduu için, göçmen ehrindeki gerçek
30
hayat gizlice izlerdi. Evaristo Carriego için yazd avangard biyografinin ilk bölümünde, Palermo'nun geçmii üzerinde du­ rulmutur. kinci bölüm, 1883'te doup, 1912'de tüberkülozdan genç yata yaamn yitiren ve ömrü boyunca yaymlanan tek kitab Misas herejes [Sapknlk Ayinleri] (1908) olan air Carriego hakkndadr. Borges tekrarlamalar, sonsuzluu aramak en iyi­ sidir diyerek, kendi Budist yöntemiyle, kronolojiyi çarçabuk al­ tüst ederek, unu ifade eder: Sal6 una descripci6n intemparal, mara­ sa can amor, puede devalvernasla ("Ancak ve ancak, akla hareket­ sizlemi sonsuz bir tanm onu bize geri getirebilir").17 Borges, kendisininkine tuhaf bir biçimde çok benzeyen Carriego'nun okuma yöntemini genel çizgileriyle belirtirken, onun da Martin Fierra'yu gizli gizli okuduunu ve Gutierrez'in guapas (cani) konulu öykülerini sevdiini vurgular. Carriego da Cervantes'i tekrar tekrar okumutur. Carriego'nun, uzun saçl, esmer, gös­ terili bir by olan Nicolas Paredes gibi, bölgenin patronuy­ muçasna ortalkta küstahça gezinen canilerle aras iyiydi ki, Borges bu tür kiilere gpta ederdi. Paredes isimli bu adam­ la da bir kez karlamt. 1970'te, Sur dergisinde yaymlanan "Variaci6n" [Deiim] adl iirinde, Cabrera Soka'ndaki ha­ rap bir odada yaayan ve evinden hiç kimsenin eli bo ayrla­ mayacan söyleyerek Borges'e bir portakal veren bu "eski sui­ kastçya" teekkür eder.18 Carriego bir keresinde Borges'e bçak düellosu yapan arkadalarndan bahsettikten sonra, bir iirini ona adar: A uste, campafiera Barges, La saluda enteramente ("Bu se­ nin için, Borges dostum, sana selam olsun"). Böylece, Borges ef­ sanevi tehlikeli bölgeye ilk admn atm olur. 19 Carriego her pazar, gitaryla birlikte Borges'in evine gelirdi, Borges'in kural­ c annesi de ondan nefret ederdi. Bu, Borges'in frtnal yaamla ilk temas deildi. 1934'te, Uruguay'n, Brezilya snrndaki Ri­ vera isimli bölgede bulunan bir barda, Borges ve kuzeni yazar Enrique Amorim bir cinayete tanklk etmilerdi . Borges'in id­ dia ettiine göre, olay, kuzeniyle felsefe tartrlarken meydana geldiinden, o hiçbir ey görmemiti.
17 Obras completas, s. 155. 18 Borges en Sur, 1931-1980 (Buenos Aires, 1999), s. 73. 19 Obras completas, s. 117.
31
Borges'in hem bir okul altrma kitabna hem de Kurtarc­ ya [sa Mesih'e] alçakgönüllülükle gönderme yapan üçüncü iir derlemesi Cuaderno San Martin'in (1929) açl iirine, alayc bir ekilde, Fundacion mitica de Buenos Aires [Buenos Aires'in Efsane­ vi Kuruluu] diye balk atlmtr (daha dorusu yeniden ba­ lk atlmtr). Borges ehrin 1516'da Kzlderililer tarafndan öl­ dürülen kurucusu Juan Diaz de Solis'in, önemli tarihçilerin id­ dia ettiine göre karaya ilk adm att, güneydeki çamurlu Ri­ achuelo Nehri'nin bulunduu La Boca'dan alp, kendi mahallesi­ ne tamtr. Borges'e göre, Buenos Aires, Borges'e göre, Guate­ mala, (Borges ailesinin yaad) Serrano, Paraguay ve Gurruc­ haga sokaklar arasnda domutur ve kurulabilecei en güzel yer orasdr. te Borges'in gerçeklii: Pembe boyal dükkanlar, kendine has destesi ve sembolleriyle bir tür iskambil oyunu olan truco'yu oynayan adamlar, sert görünümlü compadrito'lar. Sokak­ larda çalan müzik kutularn, tangoyu, (Borges ve çou Arjan­ tinli tarafndan gringos diye adlandrlan) talyanlarn sohbetle­ rini iitebilirsiniz ki, bu kiilerin hepsi 1930' daki bir askeri dar­ beyle görevden alnan, radikal siyasi partinin önderi Hip6lito Yrigoyen'in destekçileridir.20--Carriego'nun biyografisi de, bu iir de, Cenevre'de, vatanndan uzakta, Palermo'ya özlem duyduu­ nu fark eden bir Borges tarafndan yazlmtr. Borges yazar ar­ kada Ernesto Sabato'ya, bütün öykülerini ondokuzuncu yüzy­ ln sonunun Palermo'sunda ekillendirdiini söylemitir.21
Borges'in Palermo'da yaad yllarda "Genellikle ev için­ de geçen" günleri, ubat aylarnda, Uruguay'daki yaz tatille­ riyle kesintiye urard. Borges ailesi, bu tatiller srasnda, ya Leonor'un varlkl kuzenleri Haedo ailesinin Montevideo'daki villasnda, ya da Fray Bentos'a yakn mesafedeki San Francis­ co konanda (estancia) kalrd. Borges'in kuzeni Esther Haedo, komünist roman yazar Enrique Amorim'le evlenip Salto'da ya­ amaya karar verince, Borges de onlarla birlikte kalmaya karar vererek kr yaamn örendi, ata binme tekniklerinde ve bçak düellosunda ustalat. Eserlerinde, Uruguay'da gezdii yerle­ re yönelik pek çok gönderme vardr (mesela, kusursuz bir haf-
20 A.g.e., s. 83. 21 Jorge Luis Borges ve Ernesto Sabato, Dialogos (Buenos Aires, 1976), s. 161 .
32
zas olan çiftçi Funes burada domutur). Borges, Uruguay'daki günlerini yüzerek geçirdi. Yüzmek onu elendiren tek spor da­ lyd, suyun kaldrma gücü, onu hantal bedeninden kurtarrd; bu onun için, katksz bir mutluluktu. Borges "Bütün insanla­ rn Ganj Nehri'nde yüzdüklerini" ifade ettii dört elemente hi­ tap eden bir iir yazd; Cenevre ya da Salto'daki bir nehirde yüz­ meye kutsiyet atfettii bu iir, suya hitap ederek sonlanr: "Yüzü­ cünü, arkadan hatrla Borges./ Son anmda dudaklarm bo brakma."22 Borges ailesi birkaç yaz tilini, Buenos Aires'in gü­ ney kysndaki Adrogue'de geçirdi. ünce bir ev kiraladlar, fa­ kat daha sonra, Hotel Las Delicias adnda bir otele yerlemeye ka­ rar verdiler ki, iki bina da sonradan yklmtr. Borges bir iirin­ de, bu otelin bahçesinden, çardaklarndan, yasemin çiçeklerin­ den, Avustralya'dan ithal edilip, Arjantin'in her yerine serpiti­ rilen okaliptüs aaçlarnn, tedavi edici kokusu eliinde Verlai­ ne okumalarndan bahseder. Otel binasn da unutmamtr; gri renkte ta zemin, aynalar, büyük bir yüzüü sran bir aslan ka­ fas, krmz ve yeil caml, süslü pencereler. Bu otel, Borges'in 1942'de yazd "Ölüm ve Pusula" adl polisiye öyküde yeniden ortaya çkt. Borges yine ayn dönemde, arkada Adolfo Bioy Casares'in de katlmyla polisiye öyküler yazmaya balayarak, gençliinde, Palermo'dan sourduu atmosferin içinde mücade­ le eden, polis memuru don Isidro Parodi'yi yaratmtr.
Borges, Palermo'daki hayvanat bahçesinde karlat Ben­ gal kaplann ömrü boyunca unutmad. Ana girii Serrano Soka'nn giriindeki Plaza Italia'da bulunan ve içindeki Hint tapnaklar, gölleri ve sahte Vesta Tapna'yla egzotik bir yer olan bu hayvanat bahçesi 1888'de faaliyete girmiti. Borges kafe­ se hapsolmu canavar akn gözlerle seyreder, eve dönmemek için annesine yalvarrd. Cüsseli olunun sinir krizi geçirme­ sinden korkan uf ak tefek annesi onu güç bela ikna ederdi. Ona ceza vermek için, hayvanat bahçesinde isyan çkaran oluna ki­ tap okumay yasaklard. Bu sahici kaplan, Borges'in zihin ve nes­ nel gerçeklik arasndaki karlkl oyunu kavrayn ekillendi­ ren en belirgin faktörlerden biri haline geldi. 1934'te, Frncisco Bustos takma adyla yazd, 1960'ta tekrar yaymlanan Ingiliz-
22 Obras completas, s. 870.
33
ce öykü, "Rüya Kaplanlar"nda öyle diyor Borges: "O kaplana tapyordum."23 Bu çizgili postlu Asya kaplan, Parana yüzer ada­ larnda yaayan jaguarlara, pumalara hiç benzemeyen, asil bir hayvand. Borges'in be duyusunu birden harekete geçiren ger­ çek kaplanla, Kipling'in Ormann Kitab 'nda anlatt veya ansik­ lopedilerin resimlerindeki kaplanlar, yani sayfadakiyle kafes­ teki birbirinden çok farklyd. Borges bir zamanlar daha gerçek olan eylerin, belirsizletirilmi resimlerine mahkum edilmek­ ten ac duydu. Bu "rüya kaplanlar'ndan", ortaya gerçek bir kap­ lan çkarmay asla baaramad; hepsi, eninde sonunda ya bir kö­ pee ya da bir kua dönütü. Borges'in geç döneminde yazd "Pars" iirinde, güçlü parmaklklarn ardndaki parsn, kör bo­ azn doyuracak geyikleriyle dalardan ve çayrlardan bihaber olduunu okursunuz.* Bütün insanlar da kendi içlerindeki ka­ feslere hapsedilmitir.24 Paris'teki hayvanat bahçesinde yaayan Rilke'nin panterinin de, tpk bu kaplanda olduu gibi, binler­ ce parmakln arkasna konulmak suretiyle kudreti felce ura­ tlmtr. Yaam her ne olursa olsun, sivri oklarn onun kalbi­ ne doru frlatacaktr. Canl kaplan, air Ruhen Dario'nun sözle­ riyle, bizim hayvani kiiliimizin bir aynasdr, kedigil bir Don Juan, bir "maço"dur.25
1960 El hacedor derlemesine, Borges "r kaplan düünüyo­ rum" ifadesiyle balayan, "El otro tigre" ("Oteki Kaplan") balk­ l bir iir koymu. isimlerin, geçmiin ya da gelecein olmad, sadece "anlk bir kesinlikteki" (un instante cierto) bir dünyada ya­ ayan zihinsel bir kaplandan bahsetti.26 Ancak, içindeki kaplan, sembolik bir gölge, bir edebi mecazken, hiddetli Sumatral, ak, ölüm ve aylaklk adetlerini sürdürüyordu. Bir kaplan yaratmak­ taki acizlii airi usandrd, çünkü bu, iiri aan bir konuydu. Üs­ telik, Borges kördü. "El oro de los tigres" ("Kaplanlarn Altn")** iiri, Palermo'daki hayvanat bahçesinde yaayan Bengal kapla-
23 Obras completas, s. 870. * Sonsuz Gül, çev. Aye Nihal Akbulut-Cevat Çapan, letiim Yaynlar, 2006, s. 20.
24 Obras conpletas, s. 1112. 25 Ruben Dario'nun Azu/'daki "Estio" iiri, 1888. 26 Obras completas, s. 824-5. * * "Kaplanlarn Altn", Altn ve Gölge, çev. Selahattin Özpalabyklar, Sel Yaync­
lk, 1992, s. 47.
34
nna ve William Blake'in "Kaplan Kaplan, gecenin ormannda / Il l yanan parlak yalaza"* dizelerine atfta bulunur. Merak içindeki air, kaplann deerli altn kürkünü elleriyle okamaya can atar. Canavarn hareketli bedeni, gözleri görmeyen Borges'e, bir zamanlar kalbi küt küt atan ve kör bir adamn, yalnzca elle­ riyle dokunabileceklerini anmsatmaktadr.
Borges 1950'de, 1930'da yazd Carriego biyografisine, bir önsöz ekledi ki, bu onun kronolojiye kar saygszlnn bir di­ er deliliydi. Porteno'larn mahallelerine verdikleri imgeyi, Car­ riego'nun yaratm olduunu, dolaysyla, portefio'larn gerçek­ lik algsn deitirenin, Carriego'nun yazdklar olduunu öne sürdü. Borges de Carriego'nun "Güney Amerika'nn orta hal­ li muhitinde" yaad (mediocre arrabal sudamericano). Bu unutul­ mu, yerli air dostu sayesinde, hayati önemdeki bir gerçekle tant.27 Carriego, Dumas'nn eserlerini okurdu ve gerçek yaa­ mn, yabanc ülke Fransa'da yaanabileceine ikna olmutu. Bor­ ges 1904'te, evrenin merkezinin herhangi bir zaman ve mekanda, hatta, Palermo'da bile yaanabileceini öne sürdü. Bu, öznel ola­ rak bilebileceiniz tek evrenin, evrenin merkezi olmasyla açk­ lanabilir. Borges, Palermo arrabal'n kefederek (varo), Efesli Herakleitos'a yönelik öyle bir göndermede bulundu: "Gir, çün­ kü tanrlar burada da var." Kendi çöplüünde yaamak gibi­ si yoktur. Borges'in alçakgönüllü, yok saylm Palermo'su, ani­ den tanrlarna, efsanelerine, kutsal merkezine kavutu. Borges "Sonsuzluu" da ilk kez burada deneyimledi. 1926'da yazd "Dos esquinas" ("Kesien Sokaklar") adl, sonradan bir ksmn çkard eserinde, Borges, gerçeküstücü bir ura (caminar al azar) dedii, arka sokaklardaki amaçsz yürüyülerinden birini yap­ mak üzere yola koyulur. Gerçekte olmasa da, sözcüklerde sahip olduu bir yer olan Maldonado akntsna varr (yine Palermo'ya ait bir simge); alçak yapl gösterisiz evleri, pembe duvarlar, in­ cir aaçlar ve Amerika ktasna has çamuruyla bilinen Buenos Aires'in yanl tarafnda, tuhaf, mutlak bir mutluluk yaadn ifade eder. Geçen yirmi yln ardndan hiçbir ey deimemitir:
* William Blake, Masumiyet ve Tecrübe arklar, çev. Selahattin Özpalabyklar, Türkiye Bankas Kültür Yaynlar, 2008, s . 45.
27 A.g.e., s. 158.
35
Bir ku akr, bir çekirge eelenir, sessizlik ba döndürücüdür. Borges zamann dnda, keyif çatmak ya da uyumak gibi, u ki­ iler üstü durumlardan birinde, bir yanlglar silsilesi içindey­ ken, "Me senti muerto" ("Öldüümü hissettim") der. Bu önem­ li deneyim, onun çalmalarnn ve varlnn temelini olutur­ maktadr.
Brutus tarafndan hançerlenen Julius Sezar'n, "Tu tambien, hijo mfo!" ("Sen de mi olum!") diye haykrd sahnenin, Bu­ enos Aires'in taralarnda, "Pero, ehe!" ("Sen ha!" ki, buradaki "ehe" [sen] ile Arjantin kastedilmitir. Borges bu ksmn yüksek sesle söylenmesi gerektiini yazmtr) diyen bir gaucho tarafn­ dan tekrarland "La Trama" [Entrika] adl ksa düzyazda, Bor­ ges insann içinde bulunduu merkezle ilgili ykc görüünü ye­ niden biçimlendirdi. Gaucho ölünce, dolaysyla Shakespeare'in ve Quevedo'nun Sezar sahnesi ("Et tu, Brute" ["Sen de mi Bru­ tus"]) canlandrlm olur.28 te Borges'e özgü bir saptama: Qu­ evedo, Shakespeare'le edeerdir, ancak hiç kimse bunu bilmez; Borges "Quevedo" (1948) adl denemesinde bu cehaletin sebep­ lerini açklamaya çalarak, Quevedo'nun 1631'de, Plutarkhos'un Marco Bruto'su için yapt yorumu analiz etti. Temel olarak iha­ net, Arjantin'de de, dünyann her yerinde olduu kadar gerçek­ tir. imdi bulunduunuz yerden baka bir merkez yoktur. Bor­ ges, ngiliz babaannesi Fanny ·Haslam'n, Kzlderililerce kaçrl­ dktan sonra onlarla yaamar,a alan Yorkshire'l bir kadnla ta­ nt "Savaç ile Tutsan Oyküsü"nde ihaneti ele ald. Bu ka­ dn, yeni kesilmi bir hayvan görünce, kan çukurunda biriken s­ cak kan doyasya içermi. Yorkshire'l kadn, tpk Romallarn tarafna geçip Ravenna'y savunan Drocfulft gibi, ngiliz mira­ sn tamamen reddetmitir. Komutan kocasnn yannda, bir s­ nr karakolunda yaamay tercih eden Borges'in babaannesi ile bu ngiliz kadn, ayn izli dürtüyü temsil etmektedirler. Bu iki kadn, Arjantin'de de, Italya'da da -Borges yine sonsuzlua sç­ rar- Tanr'nn gözünde parann tek bir yüzü gibi ayndrlar.*
Palermo mahallesi, Borges'in körken dikte ettirdii El infor­ me de Brodie'de (Brodie Raporu) yer alan "Juan Murana" adl öy-
28 A.g.e., s . 793. * "Savaçyla Tutsan Öyküsü", çev. Tomris Uyar, Alef, letiim Yaynlar, 2005, s. 48.
36
küde yeniden ortaya çkt. Borges bu öyküde, Borges olarak, Palermo'daki köklerine, bahçeye, kitapla ve Carriego biyogra­ fisine deindi. Borges, Mor6n'a giden bir trende, Thames Cadde­ si günlerinden kalma eski bir okul arkada olan Trapani'yle kar­ lar. Trapani kuralc Borges'e, Buenos Aires'in yeralt dünya­ snn argo dilini, yani lunfardo'yu öretir. Trapani, Borges'in ca­ nilerle ilgili eyleri tekrarlayp duran Carriego biyografisini de okumutur. "Decime, Borges, vos, que podes saber de malevos?" ("Söyle bana Borges, sen caniler hakknda ne bilirsin ki?") Bor­ ges kendisini, her eyi belgelere dayandrdn söyleyerek sa­ vunur. Uzunca bir sessizliin ardndan, eski okul arkada ona öyle karlk verir: "Ben Juan Murana'nn yeeniyim." Murana gerçekten yaam bir halk kahramandr. Trapani, Borges'e dul kalm yengesiyle ilgili bir öykü anlatr; kadn, kendisini evin­ den tahliye etmek isteyen arazi sahibini öldürmek için, bir gün sessizce Russell pasajndaki evinden çkarak, bir kamayla ada­ mn cann alr. Esrarengiz bir biçimde, ona, eski kocas Juan'n, bir gringo'nun çatlarn balarna ykmasna izin vermeyecei­ ni söyler ki, kocas on yl önce ölmütür. Kadn, kocasnn ye­ rine, onun kamasn, yani erkein ve cesaretinin simgesini kul­ lanmtr. Gringo'yu öldüren bu yal dul kadn deil, kamadr. Trapani'nin yengesinin kocas, yani onun "kaplan" artk sade­ ce kamann yaatt bir andr ve ksa zaman içinde unutulup gidecektir.29 Hafzalardan kolayca silinip giden Murana isim­ li haydut, yalnzca saygnlk kavram içine hapsolmu genç bir Borges için önemliydi. Borges yetmi bir yana geldiinde bile, Palermo'yu bir suç ehri olarak aksettirecekti. Acaba Borges ger­ çekten eski arkadana rastlam myd? Yoksa Trapani sadece onun edebi hilelerinden biri miydi?
29 A.g.e., s. 1044-7.
Cenevre ve spanya
1914 ylnda Borges ailesi, yaklamakta olan büyük savatan bi­ haber, Palermo'daki evlerini kiraya verip, maaile, baba Borges'in gözlerini ameliyat ettirmek üzere Alman meneli bir gemiyle Avrupa'ya yelken açt. Avrupa' da hayat ucuzdu. 1914'ün Nisan ay­ nn sonuna doru Cenevre'ye varan Borges ailesi, savan bittii 6 Haziran 1918 tarihine kadar Malagnou Soka 17 numarada ika­ met etti; sava biter bitmez Lugano'ya, oradan da Mallorca'ya ta­ ndlar. Borges'in sava bitene kadar tarafsz ülke sviçre'de hap­ solmu olarak geçirdii bu d?rt yl, onu entelektüel bamszl­ için son derece önemliydi. Ingilizce ve Ispanyolca bilen Borges, Isviçre'deyken Franszca, Almanca ve Latince de örenerek be dile hakim bir okur oldu ve Schopenhauer'i ve de Verlaine'in "si­ hirli müziini" orijinal dillerinden okudu. Borges yeni hayatnda çok mutluydu, Fransz sisteminde eitim veren Calvin Koleji'nde okudu fakat sviçre bakaloryasn tamamlamad.1 Ateli, imgelem zengini ve evrensel bir kardelik inanc olarak özetledii davu­ rumcu iiri ve avangard sanat da burada yaarken kefetti. An­ cak, hemen yan banda Zürih'te filizlenen Tzara'nn Dada ak­ mn, halka kar göstermecilik olduu gerekçesiyle aalad. Ce­ nevreli bir Yahudi olan okul arkada Maurice Abramowicz'e yaz­ d mektuplarda görüldüü gibi, Borges'in entelektüel geliimi­ nin hz kazanmasyla birlikte kendine güveni de bir hayli artmt.
Borges 1969'da Cesar Fernandez Moreno'ya, Cenevre'de ya­ arken kendini evindeymi gibi hissettiini, o dönemde, kendi-
1 Jorge Luis Borges, Atlas, editör ve çevirmen, Maria Kotlama ve Anthony Kerri­ gan (New York, 1986), s. 46.
38
nin genç, Cenevre'ninse küçük bir kent olmas sebebiyle, oray Buenos Aires'in aksine, avcunun içi gibi bildiini söylemiti; nite­ kim, daha sonraki yllarda kimseye kulak asmayarak Cenevre'de ölmeyi tercih edecekti. Borges'in okumalar ve edebiyat arkada­ lklar yaamn tayin etmeye balamt. Walt Whitman'n Al­ mancaya çevrilmi bir eserini okuduktan sonra, hemen Çimen Yapraklar kitabn satn ald ve Whitman'la Cenevre'de "tan­ m" olmakla böbürlendi. Borges bir "Whitman delisine" dönü­ tü ki bu aslnda, Swinburne'ün Borges tarafndan onaylanm la­ kabyd. Whitman birdenbire onun "Yegane" airi oldu. 1?19'un Aralk aynda, 21 yandayken, Grecia adnda avangard bir Ispan­ yol dergide çkan ve yaymlanm ilk iiri olan "Deniz Kaside­ si" iirini öyle tarif etti: "Walt Whitman olabilmek için elimden geleni yaptm."2 Borges'in gelecekteki enitesi Guillermo de Tor­ re, ilk tantklarnda, onun "Whitman sarhou" olduunu söy­ lemiti. Paris avangard tarznn egemen olduu bir Avrupa'da Whitman'n Amerikal olmas, Amerikan Devrimi'nin Fransz Devrimi'ni öncelediini öne süren Brges'in, ondan büyülenme­ sinin en önemli sebebiydi. Borges "Oteki Whitman" balkl bir deneme yazsnda, Whitman'n, zihinsel kurgularn "Duyu or­ ganlarndan gelen duyumlarn" aksine, geçersiz olduklar yö­ nündeki anlayn övdü. Whitman'n Borges'e verdii mesaj uy­ du: "çindeki her eyin Tanr vergisi olduu, ne kadar zavall ol­ duumuzu belirleyemediimiz ve birçok ihtimali barndran bu dünya, tarifi zor ve beklenmediktir."3 Borges, Cenevre'deyken entelektüellik kart bir dirimselciydi.
Whitman hakknda yazd baka bir denemede, mutlu­ lua ve Whitman'n iirlerindeki "mutlu aylak" (vagabundo fe­ liz) Whitman'la, onlar yazan "zavall, yeteneksiz edebiyat ya­ zar" (pobre literato) Whitman arasnda bölünen biyografik te­ mele deindi.4 Buenos Aires'e döndüünde, "aylaklk" hakkn­ daki görüünü gelitirecekti. Whitman bütün insanlarn kiili­ ine bürünmek istedi ve gelecekteki okurlaryla, bir arkadala, mutluluun kendisiyle sohbet etmenin yollarn arad. Borges,
2 Jorge Luis Borges, Textos recobrados 1919-1929 (Buenos Aires, 1997), s. 220. 3 Jorge Luis Borges, Obras completas (Buenos Aires, 1974), s. 208. 4 A.g.e., s. 250.
39
Whitman'n dehasn, onun üçlü bir kahraman yarattndan yola çkarak tarif eder: Biyografilerdeki Whitman; iirinde, ken­ di yaratt Whitman; ve okurlarnn kendi kafalarnda yarattk­ lar "Whitman". Bu üç Whitman'n bir aray