Şekaik, ı81 tde ( 1414) bursa'ya döndü ve Çelebi sultan mehmed devrinde 818 (1415) yı...

3
sivil mimarisine uygun bir konak cep- hesi kar.akterine sahipt i. : Atai, Zeyl-i s. 3 1-312; Evliya Çelebi, Seyahatname, 232, 233 , 442 , 445; Ayvansa- rayi, Hadikatü ' /- cevami', ll, 82-84; a.mlf .. Mec- Tevarih (haz. Fahri Ç. Derin- Vahid Ça- buk). istanbul 985 , s. 374; Mehmed Raif, Mir- i sta nbul s. 334-337; iz zet Sebilleri, istanbul 1938 , s. 47; ibrahim Hilmi i stanbu l ri, istanbul 1945, ll , 140-142; Mustafa Cezar. Devrinde istanbul Th.h- rib at Yapan ve Tabii Afet ler", Türk San Tarihi ve istan- bul I, 350-351, 369; Behçet Ünsal. "is- tanbul'un iman ve Eski Ese r a.e., is- tanbul 1969 , ll , 51-53; Cahit XV-XVI. Medrese /eri, i stanbu l 1976, s. 212 -213; Oktay Aslanapa, Devri Mi- marisi, istanbul 1986, s. 224; Aptullah Kuran, Mimar Sinan, istanbul 1986, s. 1 3, 154, 288, 395; Th.hsin Öz , Cami/eri, Ankara 1987, ll , 24-25; Erünsal, Türk Kütüphaneleri Tarihi ll, s. 52; Yüksel Demircan Mima- risi Kaynak Olarak Evliya Çe lebi Seyahat- namesi, istanbul1989 , s. Çelik Gülersoy, istanbul ll: Tophane, Kaba- Milano, ts. , s. 12-1 3, 116; Mehmet N er- mi Haskan, i stanbu l Hamam/an, istanbul 995, s. 142- W. Müller-Wiener. istanbul'un Ta- rihse l (tr e. Ülker i stanbu l 1998, s. 413; Ahmet Vefa lu'ndaki Camil er", Günümüze Be- istanbul 2004, I, 34 -360; Cengiz Or- h on lu , Semtinin Th.rihi Bir TD, VII/lO l 1954). s. 65-70; M. Sa- ha "Molla Çe lebi Camii", V, 483-484; Arzu iyanlar, "Molla Çelebi a.e., V, 484. r L Iii ARZU MOLLA FENARi (ö. 834/143 1) alimi. _j 751 (Nisan 1350) Muhammed b. Fenari nisbesi kay- naklarda Bu nisbenin, Maveraünnehir bölgesinde ya da Bursa ile inegöl Fenar köyünden söyleyenler gibi fe- nercilik ilgili ileri sü- renler de Kahire'de ondan icazet alan Hacer ei-Askalanl'nin nerl diye belirtmesi, Zeynüd- din ei-Hafi'nin halifesi Ganim ei-Kud- sl'ye Arapça bir ken- disinden diye söz etmesi s. 27) da bu nis- beyle göstermektedir. bil- gi sebebiyle kaynaklar bu rivayetleri nakletmekle Uzun- ise bir gerekçe göstermeden Yeni- ile inegöl Fenar ka- Molla Fenarl, ilk sonra Alaeddin Ali Esved'in derslerine devam etti. geçen ilmi bir tar- yüzünden oradan ve Amas- ya'ya gitti. Amasya' da Cemaleddin Aksa- rayi'nin oldu ve 778 (1376) da kendisinden icazet Sey- yid ei-Cürcanl ile birlikte Ka- hire'de Ekmeleddin ei-Babertl ol- mak üzere alimlerden ilimleri tahsil etti ; Babertl'den de icazet sonra Bursa'ya döndü. Bayezid Medresesi müder- ve bunun 795'te 393 Bursa ile görevlendirildi. Bu vazi- fesini on kadar sürdürdü. Ankara Sa- Timur'un askerleri Bur- ele geçirince. daha önce Ba- yezid'in esir Karama- Alaeddin Bey'in iki ll. Mehmed Bey ve Ali Bey h ür riyetine ve Timur Karaman ülkesinin yö- netimine Molla Fenari de muhtemelen seyahati Konya ve Karaman'a Mehmed Bey'le Karaman'a gitti. Ora- da on fazla bir müddet ders verdi. 81 Tde ( 1414) Bursa'ya döndü ve Çelebi Sultan Mehmed devrinde 818 (1415) ikinci defa Bursa getiril- di. 822'de ( 1419) hac seyahatinden dönerken Kahire'ye ve ei-Melikü'I- Müeyyed ei-Mahmudl'nin bir süre orada Kahire'de bulundu- dönemin önde gelen alimleriyle ilmi müzakerelerde bulundu ve ders ver- di. 823 (1420) Molla Fenarl, Kudüs'e sonra Bursa'ya döndü ve eski görevine devam etti. ll. Murad 828'de ( 1425) müftülük vazifesine tayin edildi. Bu un- kimsenin ulemaya nis- bet! e önemli bir mevki bilin- mekle birlikte kaynaklarda Fenart'- nin ilk olarak payi- taht müftülük XVI. kurum hüviyetiyle ke- limenin "devletin bütün ilmiye resmi mercii" nülmemelidir. 833 ( 1430) ikinci hac yol- da Kahire'ye Molla Fenari buradaki alimlerle ilmi ler Döndükten bir süre sonra 1 Receb 834 (15 Ma rt 1431) tarihinde Bur- sa'da vefat etti. Hüseyin Hüsameddin. ba- MOLLA FENAR1 ve kitabelere dayana- rak Molla Fenari'nin 838'de ( 1434-35) öl- kaydeder ( TTEM, XV II / 19 1192 8 1. s. 15 5). Cenazesi kendi cami- nin haziresine defnedildi. ara- Mehmed Fenarl, din Rumi. Kut- büddinzade i zn iki. Kafiyeci, Emir Sultan, Molla Yegan ve Hacer ei-Askalanl gibi alimler Molla Fenarl, Devleti'nde ta- sawufa ilgi duyan ilmiye önde gelenlerindendir. Tasawuf kültürü- ne olan ilgisi eserlerinde ça görülür. Tasawufi killenmesinde Muhyiddin nin tesiri ve nisbet edilen Ekberiyye mektebinin Anadolu'da temsil eden alimler yer Sadreddin Konevi'nin daha sonra bu eseri Fenari hem hem de nü'I-Arabl'nin akut- Fenart'nin baba- Sadreddin Ko nevi' den Mitta]J. u' 1- dair bir rivayet nakle- diyorsa da ( s. 24 bu tarihen mümkün görünmemektedir. Kon evi'nin ölüm tarihi (673/ 12 74) göz önüne sa Fenari 100 gerekir. Bu sebeple bizzat Konevi'den talebesinden veya tale- besinin talebesinden Kaynaklarda Ebheriyye (E vhad i yye- Safeviyye 1 ErdebTiiyye) ve Rifaiyye tarikat- hilafet ve Zeyniyye tarika- da intisap kaydedilmektedir. taraftan Fahreddin er-Razi ekolü- ne olup Razi'nin Sl- sistemin önemli rol Gerek devlet gerekse ve maddi durumu iyi ol- sade ·bir hayat nakledilen Molla Fenari geçimini lamak için ipekçilikle Fenari'nin vefat 10.000 ciltlik bir k ütüphane dair bir rivayet kaydeder. Molla Fenarl, Kudüs'te bir medrese ile.Bursa'da üç mescid ve bir medrese 833 ( 1430) tarihli vakfiyesiyle bunlara birçok emlakini tahsis (Bilge, s. 232- 24 Mehmed Fenari de (ö. 839/ 14351 ? 1) alim olup eser- ler telif Yusuf Bali ise . 840/1436- 371 müderrislik ve görevlerinde Devleti'nde ilmiye imtiyazlar ilk defa ll. Mu- 245

Upload: others

Post on 09-Jul-2020

10 views

Category:

Documents


0 download

TRANSCRIPT

Page 1: Şekaik, ı81 Tde ( 1414) Bursa'ya döndü ve Çelebi Sultan Mehmed devrinde 818 (1415) yı lında ikinci defa Bursa kadılığına getiril di. 822'de ( 1419) çıktığı hac seyahatinden

nın sivil mimarisine uygun bir konak cep­hesi kar.akterine sahipti.

BİBLİYOGRAFYA :

Atai, Zeyl-i Şekaik, s. 3 ı 1-312; Evliya Çelebi, Seyahatname, ı , 232, 233, 442, 445; Ayvansa­rayi, Hadikatü ' /-cevami', ll, 82-84; a.mlf .. Mec­mCıa-i Tevarih (haz. Fahri Ç. Derin- Vahid Ça­buk). istanbul ı 985, s. 374; Mehmed Raif, Mir­'a.t-ı İstanbul, istanbul 13ı4, s. 334-337; izzet Kumbaracılar. İstanbul Sebilleri, istanbul 1938, s. 47; ibrahim Hilmi Tanışık. istanbul Çeşme/e­ri, istanbul 1945, ll , 140-142; Mustafa Cezar. "Osmanlı Dev rinde istanbul Yapılarında Th.h­ribat Yapan Yangınlar ve Tabii Afetler", Türk San 'atı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri, istan­bul ı963 , I, 350-351, 369; Behçet Ünsal. "is­tanbul'un iman ve Eski Eser Kaybı" , a.e., is­tanbul 1969, ll , 51-53; Cahit Baltacı, XV-XVI. Asırlarda Osmanlı Medrese/eri, istanbul 1976, s. 212-213; Oktay Aslanapa, Osmanlı Devri Mi­marisi, istanbul 1986, s. 224; Aptullah Kuran, Mimar Sinan, istanbul 1986, s. 1 ı 3 , 154, 288, 395; Th.hsin Öz, İstanbul Cami/eri, Ankara 1987, ll , 24-25; Erünsal, Türk Kütüphaneleri Tarihi ll, s. 52; Yüksel Yoldaş Demircan lı, İstanbul Mima­risi İçin Kaynak Olarak Evliya Çelebi Seyahat­namesi, istanbul1989 , s. ı35-ı36, 39ı; Çelik Gülersoy, istanbul ll: Tophane, Fındık/ı, Kaba­taş, Milano, ts. , s. ı 12-1 ı 3, 116; Mehmet N er­mi Haskan, istanbu l Hamam/an, istanbul ı 995, s. 142- ı44; W. Müller-Wiener. istanbul'un Ta­rihse l Topografyası (tre. Ülker Sayın). istanbul 1998, s . 413; Ahmet Vefa Çobanoğlu, "Beyoğ­lu'ndaki Camiler", Geçmişten Günümüze Be­yoğlu, istanbul 2004, I, 34 ı -360; Cengiz Or­h on lu , "Fındıklı Semtinin Th.rihi Hakkında Bir Araştırma", TD, VII/lO l 1954). s. 65-70; M. Sa­ha Tanınan, "Molla Çelebi Camii", DBİst.A, V, 483-484; Arzu iyanlar, "Molla Çelebi Hamamı", a.e., V, 484.

r

L

Iii ARZU İVANLAR

MOLLA FENARi (ö. 834/1431)

Osmanlı alimi. _j

751 yılının Saferayında (Nisan 1350) doğdu. Asıl adı Şemseddin Muhammed b. Hamza'dır. Fenari nisbesi hakkında kay­naklarda farklı görüşler bulunmaktadır. Bu nisbenin, Maveraünnehir bölgesinde ya da Bursa civarında Yenişehir ile inegöl yakınlarındaki Fenar köyünden geldiğini söyleyenler bulunduğu gibi babasının fe­nercilik mesleğiyle ilgili olduğunu ileri sü­renler de vardır. Kahire'de ondan icazet alan İbn Hacer ei-Askalanl'nin İbnü'I-Fe­nerl diye tanındığını belirtmesi, Zeynüd­din ei-Hafi'nin halifesi İbn Ganim ei-Kud­sl'ye gönderdiği Arapça bir şiirinde ken­disinden İbnü'I-Fenarl diye söz etmesi (Taşköprizade, s. 27) babasının da bu nis­beyle anıldığını göstermektedir. Açık bil­gi bulunmaması sebebiyle kaynaklar bu rivayetleri nakletmekle yetinmiş. Uzun-

çarşılı ise bir gerekçe göstermeden Yeni­şehir ile inegöl taraflarındaki Fenar ka­sabasından olduğunu kaydetmiştir.

Molla Fenarl, ilk öğrenimini babasının yanında tamamladıktan sonra İznik'te Alaeddin Ali Esved 'in derslerine devam etti. Hocasıyla arasında geçen ilmi bir tar­tışma yüzünden oradan ayrıldı ve Amas­ya'ya gitti. Amasya'da Cemaleddin Aksa­rayi'nin öğrencisi oldu ve 778 ( 1376) yılın­da kendisinden icazet aldı. Ardından Sey­yid Şerif ei-Cürcanl ile birlikte gittiği Ka­hire'de başta Ekmeleddin ei-Babertl ol­mak üzere çeşitli alimlerden şer'l ilimleri tahsil etti; Babertl'den de icazet aldıktan sonra Bursa'ya döndü. Yıldırım Bayezid tarafından Manastır Medresesi müder­risliği ve bunun yanı sıra 795'te (ı 393 ı

Bursa kadılığı ile görevlendirildi. Bu vazi­fesini on yıl kadar sürdürdü. Ankara Sa­vaşı'nın ardından Timur'un askerleri Bur­sa'yı ele geçirince. daha önce Yıldırım Ba­yezid'in esir alıp hapsettirdiği Karama­noğlu Alaeddin Bey'in iki oğlu ll. Mehmed Bey ve Ali Bey hürriyetine kavuşmuş ve Timur tarafından Karaman lı ülkesinin yö­netimine getirilmişti. Molla Fenari de muhtemelen Mısır seyahati dönüşünde Konya ve Karaman'a uğradığında tanış­tığı Mehmed Bey'le Karaman'a gitti. Ora­da on yıldan fazla bir müddet ders verdi. 81 Tde ( 1414) Bursa'ya döndü ve Çelebi Sultan Mehmed devrinde 818 (1415) yı­lında ikinci defa Bursa kadılığına getiril­di. 822'de ( 1419) çıktığı hac seyahatinden dönerken Kahire'ye uğradı ve ei-Melikü'I­Müeyyed Şeyh ei-Mahmudl'nin isteğiyle bir süre orada kaldı. Kahire'de bulundu­ğu sırada dönemin önde gelen alimleriyle ilmi müzakerelerde bulundu ve ders ver­di. 823 (1420) yılında Mısır'dan ayrılan Molla Fenarl, Kudüs'e uğradıktan sonra Bursa'ya döndü ve eski görevine devam etti. ll. Murad tarafından 828'de ( 1425) müftülük vazifesine tayin edildi. Bu un­vanı taşıyan kimsenin diğer ulemaya nis­bet! e önemli bir mevki işgal ettiği bilin­mekle birlikte bazı kaynaklarda Fenart'­nin ilk şeyhülislam olarak anılması. payi­taht müftülük makamının XVI. yüzyılın ortalarında ulaştığı kurum hüviyetiyle ke­limenin kazandığı "devletin bütün ilmiye sınıfının resmi mercii" anlamında düşü­nülmemelidir.

833 ( 1430) yılında yaptığı ikinci hac yol­culuğunda da Kahire'ye uğrayan Molla Fenari buradaki alimlerle ilmi görüşme­ler yaptı. Döndükten kısa bir süre sonra 1 Receb 834 (15 Mart 1431) tarihinde Bur­sa'da vefat etti. Hüseyin Hüsameddin. ba-

MOLLA FENAR1

zı vakıf kayıtlarına ve kitabelere dayana­rak Molla Fenari'nin 838'de ( 1434-35) öl­düğünü kaydeder ( TTEM, XVII/ 19 11928 1. s. 155). Cenazesi kendi yaptırdığı cami­nin haziresine defnedildi. Öğrencileri ara­sında oğlu Mehmed Şah Fenarl, Şehabed­din İbn Arabşah, Kadızade Rumi. Kut­büddinzade i zn iki. Kafiyeci, Emir Sultan, Molla Yegan ve İbn Hacer ei-Askalanl gibi alimler bulunmaktadır.

Molla Fenarl, Osmanlı Devleti'nde ta­sawufa ilgi duyan ilmiye mensuplarının önde gelenlerindendir. Tasawuf kültürü­ne olan yakın ilgisi bazı eserlerinde açık­ça görülür. Tasawufi düşüncelerinin şe­killenmesinde Muhyiddin İbnü'I-Arabl'­nin tesiri vardır ve İbnü'I-Arabl'ye nisbet edilen Ekberiyye mektebinin görüşlerini Anadolu'da temsil eden alimler arasında yer almaktadır. Babasından Sadreddin Konevi'nin Mifta]fu'l-gayb'ını okumuş.

daha sonra bu eseri ş_erhetmiştir. Fenari ayrıca hem Mifta]fu'l-gayb'ı hem de İb­nü'I-Arabl'nin Fuşuşü'l-]fikem'ini akut­muştur. Taşköprizacte, Fenart'nin baba­sının Sadreddin Ko nevi' den Mitta]J. u' 1-gayb ' ı okuduğuna dair bir rivayet nakle­diyorsa da ( eş-Şe~a'i~. s. 24 ı bu tarihen mümkün görünmemektedir. Konevi'nin ölüm tarihi (673/ 1274) göz önüne alınır­sa Fenari doğduğunda babasının 100 yaş­larında olması gerekir. Bu sebeple bizzat Konevi'den değil talebesinden veya tale­besinin talebesinden okumuş olmalıdır. Kaynaklarda ayrıca Ebheriyye (Evhadiyye­Safeviyye 1 ErdebTiiyye) ve Rifaiyye tarikat­larından hilafet aldığı ve Zeyniyye tarika­tına da intisap ettiği kaydedilmektedir. Diğer taraftan Fahreddin er-Razi ekolü­ne bağlı olup Razi'nin geliştirdiği İbn Sl­nacı sistemin Osmanlı geleneğine taşın­masında önemli rol oynamıştır.

Gerek devlet erkanının gerekse halkın saygı gösterdiği ve maddi durumu iyi ol­masına rağmen sade ·bir hayat yaşadığı nakledilen Molla Fenari geçimini sağ­lamak için ipekçilikle meşgul olmuştur. Taşköprizade, Fenari'nin vefat ettiğinde 10.000 ciltlik bir kütüphane bıraktığına dair bir rivayet kaydeder. Molla Fenarl, Kudüs'te bir medrese ile.Bursa'da üç mescid ve bir medrese yaptırmış, 833 ( 1430) tarihli vakfiyesiyle bunlara birçok emlakini tahsis etmiştir (Bilge, s. 232-

24 ı ı. Oğullarından Mehmed Şah Fenari de (ö. 839/ 14351 ?1) alim olup çeşitli eser­ler telif etmiş. Yusuf Bali ise (ö . 840/1436-371 müderrislik ve kadılık görevlerinde bulunmuştur. Osmanlı Devleti'nde ilmiye sınıfına tanınan imtiyazlar ilk defa ll. Mu-

245

Page 2: Şekaik, ı81 Tde ( 1414) Bursa'ya döndü ve Çelebi Sultan Mehmed devrinde 818 (1415) yı lında ikinci defa Bursa kadılığına getiril di. 822'de ( 1419) çıktığı hac seyahatinden

MOLLA FENARI

rad tarafından Molla Feniki ailesine ve­rilmiş . daha sonra bütün ilmiye ailelerine teşmil edilmiştir.

Eserleri. 1. )'\ynü 'l-a'yan (Tefsiru Sü­reti 'l-Fa til:ıa). İşarl tefsir türünün örnek­lerinden olup Karamanoğlu Mehmed Bey' e ithaf edilmiştir. Eserde tefsir usu­lüne dair geniş bir mukaddime yer almak­tadır. Çeşitli kütüphanelerde yazma nüs­haları bulunan kitabın müellif hattı oldu­ğu tahmin edilen nüshası Süleymaniye Kütüphanesi 'nde kayıtlıdır (Mahmud Pa­şa . nr. 9 ı . İstanbul'da basılan (1 325) eser üzerinde Zülfikar Durmuş . Şemsüddin

M uhammed b . Hamza el-Fenari 'nin Hayatı ve Aynü 'l-A 'y an Adlı Eserinin Tahlili adıyla yüksek lisans çalışması yapmıştır ( 1992, Erciyes Üniversitesi Sos­ya l Bilimler En stitüsü) . 2. Ta'li~ö.t 'ala eva'ili'l-Keşşat. Zemahşerl'nin el-Keş­şaf adlı t efsirinin Fatiha suresiyle Baka­ra suresinin bir bölümüne yazılmış ta'­likattır (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Pa­şa, nr. l 83 ı . 3. Fiışulü'J-bediiyi c * . UsQI-i fıkha dair bu eser müellifin en meş­hur çalışmalarından biri olup iki cilt ha­linde basılmıştır (i stanbul l 289ı . 4. Şer­

J:ıu 'l-Fera'izi's-Siraciyye. Hanefi faki­hi Secavendl'ye ait eserin en güzel şerh­lerinden biridir (Sül eymaniye Ktp ., Fa­tih. nr. 2524 ; Giresun Yazma l a rı , nr. 117; Yazma Bağ ı ş l a r. nr. 318; Ul. leli, nr. 1310/ l , 1311/ l ı . S. ŞerJ:ıu Tel}Jişi'l-Cami'i'l-ke­

bir fi 'l -füru'. Hanefi fakihi Hılatl'nin . Mu­hammed b. Hasan eş-Şeybanl'nin el-Ca­mi'u'l-kebir'inin muhtasarı olan Tel]].i­şü'l-Cami'i 'l-kebir adlı eserinin bir bö­lümünün şerhidir (S ül eymaniye Ktp., La­lel i, nr. 962, 963/2; Yenicami, nr. 482/2) . 6. ŞerJ:ıu Fı~hi 'l-Keydani (Süleyma niye Ktp., Darülmesnevl , nr. 5 12/22ı 7. Mişbd­

J:ıu'l-üns beyne 'l-ma'~ul ve'l-meşhud

ii şerJ:ıi Miftdf:ıi'l-gayb. Sadreddin Ko­nevl'ye ait eserin şerhi olup Muhammed Hacevi tarafından neşredilmiştir (Tahran 1374 hş. ı . Bu neşirde Mirza Haşim el-Üş­kuri. Ayetullah Humeyni, Seyyid Muham­med el-Kummi. Aga Muhammed Rıza Kumişei, Hasanzade Arnili gibi şahısların ta'likatına da yer verilmiştir. Ayrıca eseri Hacevi Farsça'ya tercüme etmiştir (Tah­ran 1374 hş.ı . Ayetullah Humeyni'nin ta'li­katı ayrıca Davud-i Kayseri'nin Fuşuşü'l­J:ıikem şerhine yaptığı ta'likatla birlikte yayımlanmıştır (Ta'Likat 'ala şerf:ıi Fuşü­

şi ' L-f:ıikem ve Mişbaf:ıi'L-üns, Kum 1365 h ş. ı . 8. Şerf:ıu di bdceti'l(mukaddime­ti'L)-Me§nevi ( istanbu I 1288) 9. Sufiy­yenin Libas ve Etv ar ve Meslekine Dair İtirazata Reddiye (Sül eymani ye Ktp., Yazma Bağ ı ş lar, nr. 71 ı . 10. Taf:ı~i-

246

' "~\.t {\(,\... ~;}-~_..;: ~ f(O f~ ....... ~,... (\ (

~_ı L.: ;i, ~t!llhJ~(_rj},ı;ı~I (~~!J . .J~I r ~~ / ~ / ı I/A'1( 6-V ,__,.... ~ ~('

~l.b(;>;'~ ~~· ~ t.:,•..,fit:;,t.;v:__.j-'-' ;; _.6i_j.Lt!),-( JJ0.ı--ı I.J"''r'l!fi GL•r"'' ~~ ~.;;1c. ,.:.:i:ı' ı-<w 'r""'ıl!if~ .... Jı.> ..... { ",;-J,-... ~v...;::z~_;.ı.._;ı;:_, ..:<-~.Jij l

i'f.~~l.Jp!tf.!/.i.Al~\&'.J'-' ·:--:-' J "'.:.. ' " ''f ,~ y ·VJ·I)i.>..vb__.},;~;-v ·12 r.....l-'br'~

-~ ;t;.;._ı.J..b~~-~~ .;;~-~J)Jri)[,L)I.- _,_J LI> M.)~ğ.d);-~J~ıdJ/;/u;\, ~VIi;, ,_§yuı:;...- ).Jık.J".Jı..Jf.J.• 1.'!l0-~>-...ıJI:t,.ı..~)!io!.l-'_i'.P.J1..$

;.._, ... IJ • • J---(/0- ;.~)-'.>;<f~l.rJ tJIIiiiVfi..»'V" )l;ih.i.~uJ.-_, ;ii-~ _.JWI~IV:.(A ~..J!J.?J_,.c.Jı.,ıt ":~:;;~,

·;.-../cı;,;; ....,.ı.;..J;&u..ii'..Sv-"'lıJilfi'~ · -t,;:~~~~.)P~·ı.JJIJ.f;l~ l.._.i.»>) .çç ~_,.!Jı,a'-:'ıJı' <Jo-'tf'...I .. A.f-"'""-4-J

~ ---'"X 1;./...:-~1..;/.J.) ı;.;. (>'1&...,-.ı> .];y.Ji.t--"':"~-'..1>1 ~::.,_;·~~ ~~. '{~~-'.dı: _r,._, J;>_,_,wflz:.&ı.,.:ôJ .ı,.>_,-' w,_.. _;g~l.ıiü.~ )L...t:!JoluJ)Y..:..J

~ ..)W-1 •' • . • \_;;- , . ,OJI.ıit)ı!!,t_, rJ.--::t#.-1>)-'

u~~c!<>!J.»J ı..;.ı;,v~ı.ı•.ı.)w oı.' / ~ ·~1 (ltJ.-bf" _!,;.<>'_o !.-..6.ı1JI

Molla Fenari' nin 'Aynü 'l-a' yan

ad l ı eserinin ilk iki sayfas ı

(Süleymaniye Ktp ..

'f.__,~ı;..~ı-.ıı> t:...> ...}!}!!)l!.ıı....ı.::;:..v :)JVtft~lit . Jı~~!ı)'d.,

~_..ı-.b_,&..l-',_:ı.L._,,, ... .Q.~.ı .J.r_,.;,ı;;_,.., _...ı..~~ .... ,..ı._,.--J-fJ-)-'&'1""'-' ~~..oi~-~...).1,..&..!.,4o~i.._; l..iz.W ;

i--15-~'~~ıo~t. k.).»~VdY.bv W.!J.-._;1( ~~~...;'lV/-' J--"'.!rtJ,I~ 0.-ı..-f"./•l-P/ ... ,..w•lw..-I'.J .ı..,)t-~J" .;;:.;..) :'-"' ıJôt_;~ '<:/~'<fJ!;f:!~..ı

Mahmud Paşa , nr. 9)

~u J:ıaM'i~i'l-eşya' ve de~ö.'i~i'l- 'ulUm ve'l-ara' (Risale fi't-taşavvuf, el-Mukad­dimatü ' 1- 'aşere) . Muhyiddin İbnü'I -Ara­bi'nin el-Fütılf:ıdtü 'l-Mekkiyye'sinde yer alan ve "künna hurufen aliyat" şeklinde başlayan beytin şerhi olup Muhammed Hacevi tarafından yapılan Farsça tercü­mesiyle birlikte neşredilmiştir ( Tercem e ve Metn-i Şerf:ı-i Ruba'i-i Şeyi]-i Ekber Muf:ıyiddin 'Arabi, Tahran 13 75 h ş. ) . 11. Ta'li~a 'ala lştılaf:ıdti'ş-şutiyye. Kaş~­nl'nin eserine bir ta'liktir (Süleym an iye Ktp., Ayaso fya, nr. 4802/2ı. 12. el-Feva'i­dü '1-Fenariyye. Eslrüddin el-Ebheri'nin i saguci (er-Risaletü'l-Eşfriyye) adlı man­tık kitabına yazılan şerhleri n en meşhur­larından olan eser Osmanlı medreselerin­de son zamanlara kadar okutulmuştur (istanbul 1253, 1263, 1266, l 269ı . Bu şerh üzerine yapılan haşiyeler arasında Kul (Kavil) Ahmed diye tanınan Ahmed b. Mu­hammed b. Hıdır'ın Kul Ahmed'i ve Bur­haneddin b. Kemaleddin Bulgari'nin el­Feva'idü '1-Burhaniyye'si önemlidir. Molla Fenari'ye ait şerh in mukaddimesi Mehmed Emin Şirvanl tarafından tahşi­

ye edilerek Cihetü'l-vaf:ıde adıyla basıl­mıştır (i stanbul l 307 ı . 13. )'\vişatü'l-ef­kdr fi']].tibdri üli'l-ebşar. Kelam. feraiz, fıkıh ve actab olmak üzere dört bölümden meydana gelmektedir (istanbul l 304 ı . 14. Ifaşiye 'ale'çl-l)av ' . Mutarrizl'nin nahiv ilmine dair el-MişbdJ:ı adlı eserine Taeed­din el-İsferayini'nin yaptığı şerh üzerine yazılmış bir haşiyedir (Süleymaniye Ktp ., Şe h id Ali Paş a. nr. 251 0/2) . Bazı araştır­macılar bu nüshanın Fenari'ye aidiyetinin ihtiyatla karşılanması gerektiği görüşün­dedir (mese la bk. Gü lle, Şemseddin Mu­hammed b. Hamza, s. 77-78) . 15. el-'İş­run ~ıt'a fi'l- 'işrine 'ilmen. Müellifin oğ­

lu Mehmed Şah tarafından ŞerJ:ıu Man­?U.meti 'l-elgö.z li'l-farih adıyla şerhe­dilmiştir. 16. Esaşü 'ş-şarf ii 'ilmi't-taş-

rif. Mehmed Şah bu esere de Te'sisü 'l­~ava'id J:ıarfen bi-J:ıarf ii şerJ:ıi ma~ö.şı­dı Esasi 'ş-şarf adıyla bir şerh yazmıştır.

Molla Fenari'nin kaynaklarda adı geçen diğer eserlerinden bazıları da şunlardır: ŞerJ:ıu Mu]].taşari'l-Meva~ıf, Ta'li~ö.t

'ald ŞerJ:ıi 'l-Meva~ıf, Bal;§ fi'n -nasi]]. ve'l-m ensu]]. min tefsiri 'l-FatiJ:ıa, Ifa­şiye 'ala Ifırzi'l-emani, Ifaşiye 'ald Şer­J:ıi'ş - Şemsiyye, Risale ii adabi 'l- baf:ı§,

Risale ii mahiyyeti 'ş-şeyatin ve'l-cin, Risale ii mena~ıbi'ş-Şey]]. )'\JQ'iddin en-Na~şibendi, Şerf:ıu'l-Feva'idi'l-Gı­ya§iyye, Risale ii ricali'l-gay b, Risale ii beyani vaf:ıdeti'I-vücud, Mürşidü 'l­

muşalli.

Bazı kaynaklarda (mesela bk. Keşfü'?­

?Unün, ı , 184 ı ve kütüphane kayıtlarında (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Pa şa , nr. 2781; Hüsrev Paşa. nr. 482; Fatih. nr. 3677ı Molla Fenari'ye nisbet edilen Ünmuze­cü '1-'ulUm adlı eserin müellifin oğlu Meh­med Şah'a, Ifaşiye 'ala ŞerJ:ıi'l-MittaJ:ı li 's-Seyyid (Ta'lika 'ala Şerf:ıayi's-Seyyid ve 's-Sa'd) isimli çalışmanın da (Millet Ktp., Feyzullah Efendi , nr. 1804; Süleyma· niye Ktp., Laleli , nr. 2845 , 2850/ l; Carul­lah Efendi, nr. 1790/ l ı Ali Fenari veya Ali b. Fenari'ye ait olduğu tesbit edilmiştir (Gül le. Şemseddin Muhammed b. Ham­za, s. 75 - 76 ı .

BİBLİYOGRAFYA :

ibn Hacer. inbtı'ü'l-gumr, VIII , 243-245; Taş­köprizade, eş-Şe~a'i~. s. 22-29; Keşfü'?-?unun,

ı. 184,647, 648, 867, 882; ll , 1299, 1655, 1894; Beliğ , Güldeste, s. 239-242; Devhatü'l-meşa­yih, s. 3 -5; Leknevi, el-Feva'idü '1-b.ehiyye, s.· 166- 167; Sicill-i Osmani, lll , 159; Osmanlı Mü­ellifleri, ı, 390-392; ilmiyye Salnamesi 1 haz. Seyid Ali Ka hraman v . d ğ r. ) . İstanbul 1998, s. 283-287 ; Brockelmann. GAL, ll , 303-304 ; Suppl. , ll , 328 -329 ; Abdülhak Adnan Adıvar. Osmanlı Türklerinde ilim, istanbul ı 943, s. 3-4 ; Hediy y etü '1-' ari{fn , ll, 188-189; Ziya Şakir,

Page 3: Şekaik, ı81 Tde ( 1414) Bursa'ya döndü ve Çelebi Sultan Mehmed devrinde 818 (1415) yı lında ikinci defa Bursa kadılığına getiril di. 822'de ( 1419) çıktığı hac seyahatinden

Molla Fenari: Osmanlı imparatorluğunun ilk Türk Şeyhülislamı, istanbul 1951 ; Uzunçarşılı , ilmiye Teşkilatı, s. 228-229; Abdülkadir Altun­su, Osmanlı Şeyhülislamları, Ankara 1972, s. 1-3; Edib Yılmaz. Molla Fenari, Hayatı, Şahsi­yeti, Eserleri ve Eserlerinin istanbul Kütüpha­neterindeki Yazma Nüshalarının Tavsi/i (mezu­niyet tezi, 1975). iü Ed. Fak. Arap -Fars Filolojisi; a.mlf.- Ayhan Yıldırım. " İlk Osmanlı Şeyhülis­lamı Molla Fenari", Diyanet ilmi Dergi, XXXI/3 1 ı 995). s . 71-81; Mustafa Bilge, ilk Osmanlı Medrese/eri, istanbul 1984, s . 30-32, 232-241 ; Sıtkı Gülle. Şemseddin Muhammed b. Hamza Fenari'nin Hayatı ve Eserleri (yüksek lisans te­zi, 1990). iü Sosyal Bilimler Enstitüsü ; a.mlf., " İlk Osmanlı Şeyhülislam ' ı Şemseddin Muham­med b . Hamza Fenari (75 ı -834/1350-1 43 ı ı ve Onun Aynu'l-A'yan Tefslri" , iü ilahiyat Fakül­tesi Dergisi, sy. 1, istanbul 1999, s . 237-246; Hakkı Aydın, islam Hukuku ve Molla Fenari, istanbul 1991; Recep Şeh idoğlu, Molla Fenari ve Tefsir Metodu (doktora tezi, 1992). AÜ Sos­yal Bilimler Enstitüsü; Mustafa Aşkar. Molla Fe­ntiri ve Vahdet-i Vücüd Anlayışı, Ankara 1993; a.mlf .. "Osmanlı Devletinde Alim-Mutasavvıf Prototipi Olarak ilk Şeyhülislam Molla Fenari ve Tasavvuf Anlayışı", AÜiFD, XXXVII 1 ı 997). s. 385-401; Recep Cici, Osmanlı Dönemi islam Hukuku Çalışmaları: Kuruluştan Fatih Devri­nin Sonuna Kadar; Bursa 2001 , s . 109-121 ; Reşat öngören. "Osmanlı Devleti 'nin İlk Şey­hülislamı Molla Fenari'nin Tasavvufı Yönü" , Türkler (nşr. Hasan Celal Güzel v. dğr.). Ankara 2002, Xl, 114-119; Hüseyin Hüsameddin, "Mol­la Fenarl", TTEM, XVI/]8(95) 1 1926), s. 368-383; XVII/19(96) (1928). s. 148-158; Müjgan Cunbur. "İlk Türk-Osmanlı Şeyhülislamı Molla Fenarl", TY, 11 / 283 1 ı 960). s. 17 -18; Hakkı Şina­si Çoruh, "Türk Anadolu'da ilim Tarihinin ilk Büyük Siması ilk Osmanlı Şeyh-ül-islamı Mol­la Fenari". TK, X/120 119721. s. 1265-1276; J. R. Walsh, "Fenari-zade", EJ2 (İng.), ll , 879.

lt.l İBRAHiM HAKKI A YDIN

DüşüncesL Molla Fenari'nin düşüncesi genel olarak mantık. tefsir usulü, fıkıh usulü ve metafizikle ilgili eserlerinde ifa­desini bulmuştur. İslam düşünürlerinin yeni senteziere yöneldiği hareketli bir dö­nemde yaşayan Fenarl. Moğol istilası ve Haçlılar sonrası İslam dünyasının yeniden taparlanmaya çalıştığı ilmi ve fikri orta­mın güçlü bir temsilcisidir. Muhakkikler (muhakkikün) olarak bilinen alimierin ye­tiştiği bu ortamda fikirleri teşekkül eden Fenari dini ve lisanl ilimleri, Fahreddin er­Razl'nin metafiziğini ve Muhyiddin İbnü'I­Arabl'nin tasawuf metafiziğini bir büyük sentezde uyumlu hale getirmeyi dene­miştir. Onun ilmi kişiliği, Anadolu'da filiz­lenıneye başlayan ve giderek Osmanlı ilim zihniyetinin temelini oluşturacak olan medrese-tekke bütünlüğünü kendinde temsil etmiş ve mutasawıf- alim tipinin Davud-i Kayseri'den hemen sonraki ör­neklerinden birini ortaya koymuş olması bakımından da önem arzetmektedir. M ol-

la Fenari'nin ilmi projesinde mantık. din ilimleri metodolojisi ve tasawuf metafizi­ği birbiriyle çelişıneden ilişki içine sokul­muştur. Usul ilmi mantıkla bütünleştiği gibi tasawuf da şer'l ilimler le tam bir uz­laşma halindedir. Ayrıca bu ilim anlayışın­da vahdet-i vücGd metafiziğinin de man­tıkyöntemlerine dayalı bir ifadeye bürün­dürülmesi amaçlanmıştır. Dolayısıyla onun düşüncesinde klasik islam düşüncesinin beyan (dini bilgi). burhan (akli kan ı t) ve ir­fan (tasavvuf metafiziği) şeklinde isimlen­dirilen araştırma alanları birbirini bütün­leyen bakış açılarını ifade etmektedir.

Taşköprizade Ahmed Efendi. metafi­zik ( el-ilmü'l-ilahll sahasındaki teorik ve tasawufi bilgi edinme yollarından söz ederken bu ikisi arasında bir geçişlilik bulunduğunu ve nefsin arındırılmasına dayalı tasawuf yolunun Anadolu'daki en büyük temsilcisinin Fenari olduğunu be­lirtmektedir (Meusiı'atü muştala/:tati Mif­

taf:ıi 's-sa'ade, s. 251 ı. Bu tesbitle ima edil­mek istenen şey Fenari'nin İbnü'I-Arabl tarafından ortaya konan tasawufı görüş­leri benimsemesidir. Nitekim Fenarl. İb­nü'I-Arabl'nin bir dörtlüğüne yazdığı kü­çük bir şerhte vahdet-i vücüd ontolojisi­nin temel önermeterini açıkça göstermiş­tir. Bu önermelerin vurguladığı ana fik­re göre gerçek varlık birdir ve Allah ' tır.

O'ndan başka her şeyin mevcudiyeti, ger­çek varlığın ezelden beri ilminde bulunan ilk örnek ya da asli gerçekliklere (a 'ya n-ı sabite, hakaik) göre tesbit edilmesinden ibarettir. Bu varlığın taşıdığı isimler onun alemle olan ilişkisini tanımlar ve nes­nelerin hangi varlık düzeyinde gerçeklik kazanacağını belirler ( Terceme ve Metn-i

Şer/:ı-i Ruba'T, s. 42 vd.). Esasen Sadred­din Konevi'nin Mifta.J:ıu'l-gayb'ına Miş­

bd.J:ıu '1-üns adıyla yazdığı şerh Fen ari'­nin vahdet-i vücGd metafiziğiyle irtibatı­nın mükemmel bir göstergesidir. Ayrıca Sadreddin Konevl. eserinde tasawuf me­tafiziğini felsefi terminoloji bakımından da anlamlı olacak şekilde konusu. ilkeleri ve problemleri bakımından yeniden inşa etmek istediği için Fenari'nin şerhiyle bu özgün girişime yeni açılımlar kazandırdı­ğı söylenebilir. Fenari tarafından. "insan gücünün sınırları içinde hak olan Allah'ı yaratıklarla ilişkisi ve alemin O'ndan ne­şet etmesi bakımından bilmek" şeklinde tanımlanan metafiziğin konusu varlık ve­ya antolajik anlamıyla Hak. dolayısıyla da Hakk'ın varlığı olarak belirlenmekte, ilke­leri ilahi isimler. problemleri ise bu isim­lerin varlık mertebelerinde nasıl tecelli ettiği. kısacası Hak ile alem arasındaki

MOLLA FENARI

ilişkinin nasıl gerçekleştiği şeklinde ortaya kanmaktadır (Mişbaf:ıu '1-üns, s. 44 vd.; krş. Sadreddin Kon evi, Tasauuuf Metafizi­ği, s. 9) . Bu antolajik yaklaşımla paralel­lik gösteren bilgi anlayışına göre tasav­vuf metafiziğinin ilke ve problemleri hak­kında gerçeği öğrenme ahlaki arınma yo­luyla, bu yol da benzer bir hali daha önce yaşamış arifin delaletiyle olabilir. Eğitim yoluyla aktarılan bilginin arif tarafından akla uygun yöntemlerle verilmesi müm­kün olduğu gibi bilgileri alan kimse de bunların kesinliğine hükmetmek için mantıki yollara her durumda ihtiyaç duy­mayabilir. Bu bağlamda Fenari'nin vurgu­ladığı ana fikir. metafizik ilkelerin ancak ilahi sırtara vakıf olan ariflerce bilinebildi­ği ve dolayısıyla metafizik meseleler hak­kında onların söz sahibi olduğu şeklinde­dir. Ayrıca ariflerin tasawuf doktrinlerini akla uygun biçimde aktarması. bu bilgi­lerin esasen teorik yöntemin ölçütü sayı­lan mantığa indirgenebileceği anlamına gelmediği gibi belirli ölçütlerden mah­rum bulunduğu yahut hiçbir ölçüte vu­rulamayacağı anlamına da gelmemekte­dir. Aksine. her bilgi ve varlık düzeyi için yeni ve izafi manalar kazanan çeşitli öl­çütler söz konusudur (Mişbaf:ıu '1-üns, s. 48-49; krş. Sadreddin Konevi, Tasauuuf Metafiziği, s. I 0- ı ı ı . Konevinin anılan ese­rinde ( Tasauuuf Meta{iziği, s. 7- I 2). vah­det-i vücüd ile teorik (felsefi yahut kelamT) metafizik arasında gözlemtenecek ter­minolojik ortaklıkların tasawufla ulaşılan yüksek hakikatiere teorik çabayla ulaşıl­dığı anlamına gelmediğ i. ortak bir termi­nolojinin kullanılmasının sadece tasawuf doktrinini akla uygun bir ifadeye bürün­dürme amacına yönelik olduğu vurgulan­maktadır. Fenari'nin de aynı entelektüel tavra sahip çıktığı. Konevi'nin yolunu izle­yerek teorik ve tasawufı yollar arasında bir köprü oluşturmak istediği anlaşılmak­tadır. Nitekim şerhinin tam adındaki "bey­ne'l-ma'kül ve'l-meşhüd" ibaresi "mifta­hu'l-üns" tabiriyle anlam bütünlüğü için­dedir ve müellifin akla dayalı bilgiyle keş­fe dayalı bilgiyi aynı metinde yakıniaştır­ma amacını açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Fenarl. yine Konevi'nin ana fi­kirlerini takip ederek metafizik alanında teorik yöntemi önemli sayınakla birlikte insanın hata yapabileceğini ifade etmiş .

kesin bilgi için izlenmesi gereken yönte­min tasawufı müşahede olduğunu savun­muştur (Mişbaf:ıu'l-üns, s. 33-36). Keşfe dayalı yöntem nihai olarak alemde mev­cut nesnelere değil doğrudan doğruya Allah'ın varlığına yöneliktir. Çünkü eşya-

247