afet yönetİmİnde sİvİl toplum kuruluŞlarinin yerİ · pdf file daha kapsamlı bir...

Click here to load reader

Post on 20-May-2020

0 views

Category:

Documents

0 download

Embed Size (px)

TRANSCRIPT

  • 3. Türkiye Deprem Mühendisliği ve Sismoloji Konferansı 14-16 Ekim 2015 – DEÜ – İZMİR

    AFET YÖNETİMİNDE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ YERİ

    Fahriye Yavaşoğlu 1

    1 Araştırma Görevlisi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Gazi Üniversitesi, Ankara

    Email: fahriyeyavasoglu@gmail.com

    ÖZET:

    Türkiye'de yaşanan yakın tarihli afetler bazı yapısal değişiklikler ve yasal düzenlemeler gerçekleştirilerek kriz yönetimi ağırlıklı afet yönetimi anlayışından risk yönetimi ağırlıklı afet yönetimi yaklaşımına geçilmesine neden olmuştur. Kriz yönetimi yaklaşımına kıyasla daha kapsamlı ve paylaşımcı bir yapı öngören risk yönetimi afet yaklaşımı, afet öncesi aşamada mevcut tehlikelerin kavranması, bu tehlikelerden doğacak zararların azaltılması ve afete duyarlı toplumun inşası konularında sorumluluğu yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları paylaşarak farklı birimlerle ortaklaşa hareket etmeyi amaç edinmektedir. Bu noktada, STK'ların afet yönetimine aktif katılımı esas teşkil etmektedir. Türkiye’de mevcut haliyle afet yönetim sisteminde paydaşların etkinliği- katılımı ve sorumlulukların paylaşılması açısından eksiklikler/aksaklıklar bulunmaktadır. Bu bildirinin amacı, afet yönetim sistemi içerisinde gönüllülük esasınca hizmet veren STK’lara düşen görev ve sorumlulukları gerçekleştirmek için gerekli yetki ve kaynak durumunu değerlendirmek, afet yönetimindeki etkinlik durumlarını ortaya koymak, STK ve diğer paydaşları da içeren afet yönetim sisteminin yeniden yapılanma ihtiyacını karşılayacak strateji ve politikalar geliştirmektir. Bu bildiride, afet yönetimi çerçevesinde STK’ların etkinlikleri ve STK’lara düşen rol özetlenerek, sürdürülebilir risk yönetimi politikaları geliştirilecektir.

    ANAHTAR KELİMELER: Afet Yönetimi, Risk Yönetimi, Doğal Afetler, Afete Duyarlı Toplum, Sivil Toplum Kuruluşları (STK)

    1. GİRİŞ

    Jeolojik-jeomorfolojik, klimatik-meteorolojik, hidrografik, biyolojik, sosyal ve teknolojik kökenli tehlike türlerine bağlı olmak üzere meydana gelen afetler; insan can ve mal kaybına neden olarak normal yaşamı ve insan aktivitelerini kesintiye uğratan veya durduran, fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan olaylardır. İnsanların, meydana gelen bu gibi olaylardan haberdar olmaları, bunların nedenlerini tanımaları ve bu olayların tekrarı durumunda en az oranda etkilenmelerine veya hiç etkilenmemelerine imkân sağlayan çalışmaların tümüne “afet yönetimi” denilmektedir. Daha kapsamlı bir ifadeyle afet yönetimi “afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afet sonucunu doğuran olaylara zamanında, hızlı ve etkili olarak müdahale edilmesi ve afetten etkilenen topluluklar için daha güvenli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturulabilmesi için, toplumca yapılması gereken top yekûn bir mücadele sürecini ifade etmektedir” (Ergünay ve vd., 2008).

    Afet yönetimi, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla, afet öncesi, sırası ve sonrasında alınması gereken önlemler ve yapılması gereken çalışmaların planlanması, koordine edilmesi, bu çalışmaların planlanması ve yapılması aşamalarında toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği gerektiren çok yönlü, çok disiplinli ve çok aktörlü bir yönetim sürecidir. Bu süreç içerisinde, afet yönetim döngüsü (Şekil 1) olarak da tanımlanan; müdahale, iyileştirme ve yeniden inşa, zarar azaltma, hazırlık aşamalarına ayrılmaktadır ve bu aşamalar süreklilik gerektirmektedir. Afet yönetim döngüsünün her bir aşamasının başarısı bir sonraki aşamanın başarısını etkilemektedir. Afet yönetim döngüsünün bu yapısı bütünleşik ve entegre bir yönetim anlayışı gerektirir.

  • 3. Türkiye Deprem Mühendisliği ve Sismoloji Konferansı 14-16 Ekim 2015 – DEÜ – İZMİR

    Şekil 1: Afet Yönetim Döngüsü (Kadıoğlu, 2011)

    Afet yönetimi, afet öncesi, afet sırasında ve afetin meydana gelmesinden sonraki aşamalarda farklı yaklaşım ve müdahale yöntemlerini kapsamaktadır. Afet öncesi aşamada, afetin yıkıcı etkilerini azaltmak için gereken teknik, idari ve yasal tüm önlemleri almak, yapısal ve yapısal olmayan önleyici tedbirler almak, toplumda afet bilincinin geliştirilmesi ve zarar azaltma kültürünü geliştirmek amaçlı eğitim programları oluşturmak gibi faaliyetlerin oluşturulması, projelendirilmesi ve gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Afet sırasında ise, arama-kurtarma ve ilkyardım çalışmalarını başlatmak ve organize etmek, ulaşım ve iletişim olanaklarını tekrar sağlamak, boşaltma ve tahliye işlemlerinin gerçekleştirilmesi, geçici iskân alanlarının oluşturulması ve yerleştirme işlemlerinin yapılması faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Afet sonrası aşamada gerçekleştirilen müdahaleler ise, afetten etkilenen canlıların yaşamsal gereksinimlerini en kısa zamanda karşılamak ve fiziki, ekonomik ve sosyal hayatın normal hale getirilmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen faaliyetlerin bütününü kapsamaktadır.

    Modern afet yönetimi kavramı afet öncesi aşamada korumaya yönelik çalışmaları kapsayan “Risk Yönetimi” ve afet sonrası düzeltme ve yeniden inşaya yönelik çalışmaları kapsayan “Kriz Yönetimi” olmak üzere ikili bir yapı içermektedir. Risk genel olarak; “bir tehlikenin bölgenin sakinleri, özellikleri, etkinlikleri, özgün tesisleri, tabi ve kültürel kaynakları üzerine olan tahmini kötü etkisi” olarak tanımlanabilir (Kadıoğlu, 2008:4). Risk yönetimi ise, belirlenen risklerin bir afete dönüşmeden belirli bir plan çerçevesinde alınan önlemlerle önlenmeye çalışılması ve/veya etkilerinin mümkün oranda azaltılmasını sağlayacak; kayıp ve zarar azaltma, hazırlık, tahmin ve erken uyarı faaliyetlerin tümü olarak ifade edilebilir. Müdahale, iyileştirme ve yeniden inşa faaliyetlerini kapsayan Kriz yönetimi ise; “afet olayının meydana gelmesinden hemen sonra başlayarak, etkilenen toplulukların tüm ihtiyaçlarını zamanında, hızlı ve etkili olarak karşılamayı amaçlayan yönetim sürecini ifade eder. Sürekli

    Afet Öncesi Aşama RİSK YÖNETİMİ

    Hazırlık

    Risk Azaltma Koruma Tahmin ve Erken Uyarı

    KALKINMA AFET

    Yeniden İnşa Düzeltme Acil Yardım

    İyileştirme

    KRİZ YÖNETİMİ

    Afet Sonrası Aşama

  • 3. Türkiye Deprem Mühendisliği ve Sismoloji Konferansı 14-16 Ekim 2015 – DEÜ – İZMİR

    olmayıp, acil durum olarak değerlendirilen bir olayın meydana gelmesi ile başlayıp, acil durumu gerektiren nedenler ortadan kalktığında sona eren bir yönetim şeklidir” (Ergünay ve vd., 2008).

    Afet yönetimi ve afetle mücadele idarenin görevidir. Ancak afetlerin toplum yaşamını etkilemesi nedeniyle afetle mücadele ve afet yönetiminde toplumun tüm kesiminin sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Afet yönetimin yerine getirilmesi, görev ve sorumlulukların paylaşılması ve denetlenmesi devletin görevidir. Afet yönetiminin başarısı, afetlerin önlenmesi için sorumluluk üstlenen kurum ve kuruluşların bu sorumluluğu sivil toplum inisiyatifleri ve gönüllülerle yani toplumun her kesimiyle paylaşarak sağlanabilir.

    1. YENİ AFET YÖNETİMİNİN YAPISI VE “TÜRKİYE AFET MÜDAHALE PLANI”

    Yaşanan büyük afetler, afet mevzuatı ve kurumsal yapının değişmesine neden olmuştur. Bu durum, afet sırasında ve sonrasında eksikliği duyulan yapıdan gereksinim duyulan yapıya geçmek için yaşanan doğal bir gelişimdir. 1999 yılında yaşanan 17 Ağustos İzmit körfezi ve 12 Kasım Düzce depremleri, Türkiye’de afet yönetim sisteminde önemli eksikliklerin olduğunu ortaya koymuştur. 1999 depreminde “toplam 18373 kişinin yaşamını yitirmesi, 48901 kişinin yaralanması ve 113000 konut ve iş yerinin yıkılması veya ağır hasar görmesi ve olaya müdahale ve acil yardım hizmetlerinin önemli ölçüde aksaması” (Ergünay, 2011), “merkezi yönetim, yerel yönetim ve sivil inisiyatifler arasında ortaya çıkan koordinasyonsuzluk ve işbirliği zafiyeti, yasal düzenlemelerdeki sıkıntılar, afet zararlarını minimize etme adına yapılan politika ve planlama eksiklikleri” (Kaya, 2013: 97) yeni kurumsal yapılanmalar ve yeni yasal düzenlemeler yapılması gereğini ortaya koymuştur. Nitekim bu iki büyük depremi takiben, 1999-2000 yıllarında depremlerin yol açtığı hasarların giderilmesi ile afet yönetimi kurumsal yapısı ve mevzuatının yeniden yapılandırılmasına yönelik bir dizi yasal düzenlemeler yapılmıştır.

    Marmara Depremi’nden sonra idarenin afetlere müdahalede gönüllülerin katılımıyla ilgili bazı düzenlemeler yaptığı görülmektedir. 27.12.1999 tarih ve 586 sayılı KHK ile 7126 Sivil Savunma Kanunu’nda gönüllü kişi ve kuruluşların Sivil Savunma Teşkilatının koordinasyonunda sivil savunma ile ilgili görevlere katılımlarının düzenlenmesine yönelik değişiklik yapılmış ve Belediye Kanunu’na mülki idare amirinin emriyle afet bölgelerinde arama, kurtarma ve yardım hizmetlerinde bulunmak görevleri eklenmiştir. Yerel idarelere afetler ve acil durumlarla ilgili olarak verilen görevler, 5302 Sayılı Özel İdare Kanunu ile 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nda daha ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Sivil Savunma Kanunu’nda yapılan değişikliğe ek olarak, İçişleri Bakanlığı tarafından “Sivil Savunma Hizmetlerine Gönüllü Katılımların Düzenlenmesiyle” ilgili yönerge çıkarılmış ve bu yönerge sonucunda STK’l